TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 27/10/2023
KARAR TARİHİ : 14/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, .....tarihinde müvekkiline ait ve .....sevk ve idaresindeki .....plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi düzenlenen ve .....sevk ve idaresindeki .....plakalı araç arasında gerçekleşen trafik kazasında müvekkiline ait aracın hasar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkiline ait aracın servise götürüldüğünü ve servis tarafından 8.686,77 TL hasar onarım bedeli belirlendiğini, kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta aynı zamanda değer kaybı meydana geldiğini, zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine .....tarihinde yapılan yazılı başvurudan sonuç alınamadığını ileri sürerek fazlası saklı 500,00 TL değer kaybı ile müvekkilinin yaptığı tamir masrafları karşılığı 500,00 TL hasar bedelinin davalıdan tahsilini istemiş, .....tarihli ıslah dilekçesi ile değer kaybı yönünden talep sonucunu 28.236,35 TL'na yükselterek bu bedelin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın hasar onarımını kendi kasko şirketi tarafından karşılandığını ve davacının kasko sigortacısı tarafından müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine 9.675,28 TL hasar bedeline ilişkin rücu ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme ile birlikte müvekkilinin poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirdiğini ve bakiye sorumluluğunun kalmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur durumunun tespiti yönünden ATK'dan rapor alınması gerektiğini, hesaplamanın ZMMS genel şartlarına göre yapılması gerektiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacı vekili .....tarihli celsede, kaza sonrası müvekkiline ait aracın kendi kasko sigorta şirketi tarafından yetkili servise ödeme yapılmak suretiyle onarımının gerçekleştirildiğini, hasar onarımına ilişkin müvekkili tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, hasar onarım bedeli ve değer kaybının tespiti yönünden makine mühendisinden bilirkişi raporu alınmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklı kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketine yöneltilmiş hasar bedeli ile değer kaybı istemine ilişkindir.
.....tarihinde davacıya ait .....plaka sayılı araç ile .....plaka sayılı araç arasında davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, .....plaka sayılı aracın davaya konu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede araç başına maddi tazminat üst limitinin 43.000,00 TL olarak belirlendiği, kaza sonrası düzenlenen ekspertiz raporuna göre davacıya ait aracın hasar onarım bedelinin 8.686,77 TL olarak belirlendiği, hasar onarım bedelinin davacıya ait aracın kasko sigorta poliçesini düzenleyen dava dışı .....Sigorta A.Ş. Tarafından ödendiği, davacı tarafından davadan önce yapılan davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden her hangi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşama ile sonuçlandığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacıya ait araçta hasar ve değer kaybı meydana gelip gelmediği, buradan varılacak sonuca göre davacının hasar bedeli ve değer kaybı talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarları ile faizin türü ve faiz başlangıç tarihine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir.
Kaza sonrası araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi ile sürücü beyanlarından; davalı sigortalı araç sürücüsünün navigasyona bakarken sevk ve idaresindeki aracın ön kısımları ile aynı istikamette önün sıra seyir halinde bulunan davacıya ait aracın sol arka kısmına çarpması sonucu davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmakla, davaya konu kazada kusur durumunun tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiş ve kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafından açılan davada hasar bedeli ve değer kaybı talep edilmiştir.
Davacıya ait aracın kendi kasko sigortacısı nezdinde açılan hasar dosyası kapsamında yetkili serviste onarımının gerçekleştirilmiş olması ve davacı tarafından onarıma ilişkin yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı tarafından hasar bedeli istemine ilişkin açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir. Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir. (Ankara BAM 26. H.D.-26/05/2022 tarih,2020/120 E.-2022/1380 K.)
Anılan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak değer kaybının tespitine yönelik makine mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında 28.236,25 TL değer kaybı oluştuğu mütalaa edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması karşısında mahkememizce benimsenmiştir.
Davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılmadığı sabittir. Davalı sigorta şirketi, sigortalı araç sürücününün kusuru oranında tazminatla yükümlü olup, sigortalının %100 kusurlu olmasına göre tespit edilen değer kaybının tamamının ödenmesinden sorumludur. Davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar 28.236,25 TL kabul edilmiş ve bu miktar üzerinden davacının değer kaybı isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yazılı başvuru yaptığı dosya kapsamından sabit ise de, hangi tarihte başvuru yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmadığından davalı sigorta şirketinin dava açılmadan hangi tarihte temerrüde düştüğü ispatlanamamıştır. Bu halde, davalı sigortalı aracın kullanım amacının hususi olduğu da gözetilerek, kabul edilen değer kaybı alacağına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafından hasar bedeline ilişkin açılan davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından değer kaybına ilişkin açılan davanın KABULÜNE, 28.236,25 TL değer kaybının dava tarihi olan 27/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.928,81 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 269,85 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 474,00 TL ıslah harcının mahsubu sonucu bakiye kalan 1.184,96 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85 TL başvuru harcı ve 269,85 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 474,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.013,70 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından 184,25 TL tebligat ve posta masrafı ile 2.400,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 2.584,25 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.539,28 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 28.236,35 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 3.065,71 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye kalan 54,29 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere karar verildi
Katip Hakim