TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Rücuen Tazminat İsteminden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/08/2024
KARAR TARİHİ: 25/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu olay, .....tarihinde, sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plakalıaraç ile .....üzerinden vilayet istikametine seyir halindeyken No:.....önlerine geldiği esnada otomobilin sol arka köşe kısımlarına ; aynı istikamette sol şerite seyir eden ve sağ şeride doğru manevra yapan sürücüsü tespit edilemeyen .....plaka sayılı kamyonun çarpıp kaza yerinden ayrılması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği kaza tutanağından anlaşıldığını, kazanın oluşumunda, .....plaka sayılı kamyonun davalı şirket araç maliki olduğundan % 100 hasardan sorumlu olduğu, .....plakalı aracın davacı müvekkili nezdinde kasko sigortalı olduğu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle kasko poliçesi gereğince ve alınan ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalısına .....tarihinde 15.069.-TL hasar bedeli müvekkil sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödendiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı davanın kabulüne, dava sonuna kadar davalı adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmazların kaydı üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....E. Sayılı icra takibine haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden tüm ferileri ile birlikte devamına, haksız itiraz nedeni ile davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi vekaleten talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf dava dilekçesinde, kazanın yaşanmasının ardından müvekkil şirketin maliki bulunduğu aracın sürücüsünün araç ile olay yerini terk ettiği iddiasında bulunduğunu, ancak davacı tarafın bu iddiası mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin maliki bulunduğu aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiğine dair herhangi bir olgu bulunmadığını, kaza gündüz vakti gerçekleştiğini, kazaya karışan müvekkili şirketin maliki olduğu araç büyük bir kamyon olduğunu, gündüz vakti trafiğin yoğun olduğu sırada sürücünün böylesine büyük bir araçla hızlıca olay yerini terk etme niyeti ile uzaklaşması olanaksız olduğunu, büyük tonajlı kamyon olan müvekkile ait kamyon, küçük bir sürtmeyi fark etmesi mümkün olmayıp trafikte yoluna devam ettiğini, burada kasıt olay yerini terk etmek olmadığını, kaza fotoğrafları incelendiğinde dahi küçücük bir sürtmeden dolayı kasıtlı olarak olay yerine terk etmesi mümkün olmadığını, somut olayda kazaya müvekkil şirketin maliki olduğu aracın sürücüsünün sebebiyet verip vermediğine, hangi tarafın ne kadar kusurlu olduğuna ilişkin somut bir delil bulunmamakla birlikte söz konusu kaza ile ilgili keşif veya bilirkişi incelemesi de henüz yapılmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerden dolayı, haksız ve mesnedsiz davanın reddine ; yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygı ile arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen aracın meydana gelen trafik kazasından dolayı zarara uğraması nedeniyle ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. TTK m. 1472(1) hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK, 05.02.2019, E. 2017/17-1088, K. 2019/65 tarih ve sayılı kararı).
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. (Yar. 17. HD., 09.06.2020 tarih, 2019/1635E.- 2020/3293 K.)
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesine; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde, "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen sigortalısına ait aracın trafik kazası nedeniyle zarar gördüğü iddia edilmiştir. Mahkememizce yapılan incelemede dava dışı sigortalı .....ait kasko sigortalı .....plaka sayılı otomobilin kullanım amacının hususi olduğu, vergi dairesi ve ticaret sicili ceavbi yazılarından anlaşıldığı üzere dava dışı sigortalının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
G.D:Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
HÜKÜM:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davalı ...... Tic. Ltd. Şti. Vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
KatipHakim