T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
ASIL VE BİRLEŞEN DOSYADA
DAVACI :
VEKİLİ:
ASIL VE BİRLEŞEN DOSYADA
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: Asıl Dava: Menfi Tespit (Satış Sözleşmesi Kapsamında Düzenlenen Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) Birleşen Dava: İstirdat (Satış Sözleşmesi Kapsamında Düzenlenen Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/08/2024
KARAR TARİHİ: 04/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen kambiyo senetlerinden kaynaklanan) ve istirdat (satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davalarının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle: ....., maliki olduğu arsa üzerinde yapılacak villa projesi için .....Anonim Şirketi ile Diyarbakır .....Noterliği'nde .....tarihli ve .....yevmiye numaralı Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yaptığını, .....komşuluk ilişkileri hasebiyle tanıdığı ve güvenini kazandığı müvekkiline mezkur sözleşmeyi göstererek, .....tarafından inşa edilecek villalarda hak sahibi olduğunu, bu villalardan birini müvekkiline satabileceğini ifade ettiğini, müvekkilinin de .....güvendiğini ve kabul ettiğini, .....müvekkiline teslim edilecek olan villanın .....tarihinden itibaren 20 ay içinde bitirilip müvekkiline teslim edileceğini taahhüt ettiğini, 12.000.000,00 TL bedel karşılığında tarafların anlaştıklarını, buna dair aralarında adi yazılı bir sözleşmenin de düzenlediğini, tarafların anlaşmasıyla satış bedeline karşılık olarak müvekkilinin, ilk etapta .....'te bulunan evi ile .....marka .....marka .....model aracının mülkiyetini devrettiğini, mezkur sözleşmede müteahhitin işi yarıda bıraktığı takdirde .....müvekkiline 1 dönüm arsa vereceğinin taahhüt edildiğini, zaman içerisinde .....müvekkilinden kendisine sözleşmeye konu borcunu teminat altına almak üzere bir senet (bono) vermesini istediğini, bu senedi ticari yaşamındaki faaliyetlerinde maddi gücünün iyi olduğuna dair bir karine olarak kullanacağını, asla icraya koyma maksatlı almadığını, ailece görüştüklerini, dost olduklarını, asla yanlış yapmayacağını söyleyerek müvekkilinden aldığını, müvekkilinin de halen .....villa karşılığı borç ödemesi olduğundan nasılsa ödeyeceği tutardan mahsup edileceği düşüncesiyle .....düzenleme tarihli, .....vade tarihli, 3.500.000,00 TL bedelli bonoyu (senedi) .....verdiğini, söz konusu senette vade tarihi ve miktar kısımlarında kalemle oynama yapıldığını, söz konusu senetin, hem bu yüzden hem de teminat amaçlı verilmiş olduğundan"kambiyo senedi" vasfında olmadığını, ....., daha inşaata başlanmadığı halde durmaksızın müvekkilinden kendisine para göndermesini istediğini, müvekkilinin .....toplamda 9.050.000,00 TL ödediği halde ve aradan 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen villaların inşaatına başlanmadığını ve herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini, müvekkilinin villadan vazgeçerek .....kendisine devretmiş olduğu ev ile arabayı ve ödediği bedel ile senedi iade etmesini, zarar ziyanını da karşılamasını istediğini, .....ise müvekkilinin iade istemini başta kabul ettiğini ancak sonradan arsayla alakalı sorunları çözeceğini ve halledeceğini söyleyerek müvekkilini bir kez daha kandırdığını, iadeden cayarak ağabeyi .....ve kendi yakınlarının bulunduğu "cemaat" diye tabir edilen toplantılar organize ederek müvekkili üzerinde baskı kurarak senedi icra takibine konu etmekle tehdit ettiğini, şantaj yaptığını, davalı tarafça dava konusu senet dayanak gösterilerek .....tarihinde Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....esası ile icra takibi başlatıldığını beyan ederek, davacı müvekkilinin .....düzenleme tarihli, .....vade tarihli, 3.500.000,00 TI. bedelli kambiyo senedinin geri kalan 2.000.000,00 TL'si yönünden ve Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....E. sayılı dosyasındaki asıl alacak, faiz ve diğer tüm ferileri yönünden (hem takibe konu senet kambiyo senedi vasfında olmadığından hem de senede ilişkin borç ödenmiş olduğundan) borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle:Davalı ....., maliki olduğu arsa üzerinden yapılacak villa projesi için .....Elektrik Anonim Şirketi ile Diyarbakır .....Noterliği'nde .....tarihli ve .....yevmiye numaralı Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yaptığını, davalı ....., komşuluk ilişkileri hasebiyle tanıdığı ve güvenini kazandığı müvekkiline mezkur sözleşmeyi göstererek, .....inşa edilecek villalarda hak sahibi olduğunu, bu villalardan birini müvekkile satabileceğini ifade ettiğini, müvekkilinin de .....güvendiğini ve kabul ettiğini, ....., müvekkiline teslim edilecek olan villanın .....tarihinden itibaren 20 ay içinde bitirilip müvekkiline teslim edileceğini taahhüt ettiğini, 12.000.000,00.-TL bedel karşılığında tarafların anlaştıklarını, buna dair aralarında adi yazılı bir sözleşme düzenlediklerini, tarafların anlaşmasıyla satış bedeline karşılık olarak müvekkilinin, ilk etapta .....'te bulunan evi ile .....marka .....model aracının mülkiyetini devrettiğini, devredilen daire bedelinin 3.200.000,00.-TL, devredilen otomobilin ise 2.100.000,00.-TL'ye satıldığını, ayrıca 250.000,00.-TL'nin müvekkili tarafından davalıya elden ödendiğini, müvekkili tarafından davalıya ilk etapta 5.550.000,00.-TL ödendiğinin taraflarca sözleşmede yazılı olduğunu ve kabul edildiğini, mezkur sözleşmede müteahhitin işi yarıda bıraktığı takdirde .....müvekkiline 1 dönüm arsa vereceğinin taahhüt edildiğini, müvekkilinden 9.050.000,00.-TL alınıp inşaata 1.5 yıl sonra başlanıldığını, ancak halen herhangi bir ilerleme olmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00.-TL'nin esas ilişkiye dair dönülmüş (feshedilmiş olan) sözleşme tarihi baz alınarak öncelikle "Denkleştirici Adalet İlkesi”ne göre paranın ödeme tarihindeki alım koşullarına uyarlanarak; bu talep kabul görülmez ise de sözleşme tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ....., Diyarbakır İli Sur İlçesi .....Parsel sayılı taşınmazda arsa sahibi olduğunu, söz konusu parsel üzerinde diğer arsa sahipleri ile .....İnşaat Şirketi ile Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, Diyarbakır .....Noterliğinde yapılan bu sözleşmede .....tarih ve .....yevmiye numarası üzerinden bir kısım arsa sahipleri ile .....ile sözleşme imzalandığını, müvekkilinin de söz konusu arsa üzerinde hak sahibi olmasına rağmen çeşitli sebeplerle müteahit ile anlaşma aşamasına henüz gelmemesi nedeni ile sözleşme imzalamadığını, müvekkilinin söz konusu projede arsa sahibi olduğu sunulan sözleşmede sabit olmasına rağmen davacı tarafın iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin yüklenici ile eser sözleşmesi imzalamadığını, nitekim sunulan sözleşmelerde de müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin hiç bir şekilde davacıya vaatte bulunmadığını, bunun üzerine davacı tarafından alacakların belirlenmesi ve alacağa yönelik ödeme kalemi çıkarılması için müvekkili ile görüştüğünü ve davacının kendi el yazısı ile yazmış olduğu sözleşme imzalandığını, davacının bu işlemleri yaparken müşterek çocukları adına da hareket ederek işlem tesisi ettiğini, gelinen aşamada taraflar arasında bu anlaşma yapıldıktan sonra; davacı çocukları adına Diyarbakır .....Noterliğinin .....tarih ve .....sayılı vekalet ile .....Şirketi'ne ve .....vekalet vererek müteahit ile sözleşme imzalaması noktasında yetki verdiğini, müvekkilinin vaat etmiş olduğu villayı davacıya satma iradesini her suretle gösterdiğini, nitekim davacıdan alınan bu vekalet ile .....daha önce müvekkili .....tarafından davacının vekil olarak kendi çocuklarına aldığı ....., .....ve .....parsel üzerinde yeni arsa sahibi gibi sözleşme imzalayarak Diyarbakır .....Noterliğinde .....tarih ve .....yevmiye numarası üzerinden arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşme kapsamında villaların dağıtımının yapıldığını ve ....., .....ve .....ait olacak şekilde paylaştırıldığını, bu yönü ile davacı sözleşmeyi farklı tarafa çekmek sureti ile kendisine hayali villa satıldığını iddia etmekte ise de; çocukları adına almış olduğu arsadan hiç bahsetmediklerini, hayatın olağan akışı içerisinde kişinin kendi çocukları adına intikali yapılacak villa için sözleşme yapmasının mümkün olmadığını, davacının sözleşmedeki boşluktan faydalanmak sureti ile sözleşmenin arsa alımından bağımsız olduğunu iddia ederek, borçtan kurtulmayı bu suretle de arsayı bedelsiz alma gayesi taşıyarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini beyanla; davacı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME:
Asıl dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit, birleşen dosya istirdat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilafın; satış sözleşmesi nedeniyle davacı birleşen davacı tarafından, davalı birleşen davalıya verilen bono nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemlerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Mahkememizin .....tarih .....Esas, .....Karar sayılı kararı ile; "Davada ve birleşen davada, taraflar arasındaki asıl hukuki ilişki satış sözleşmesi olup, taraflar arasında TTK hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir ticari uyuşmazlık bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu..." gerekçesi ile; davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin, Mahkememizce verilen .....tarih, .....Esas, .....Karar sayılı kararı istinaf etmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .....tarih ve .....Esas .....Karar sayılı ilamıyla Mahkememizin kararının; "eldeki asıl ve birleşen davaya konu uyuşmazlığın bonodan kaynaklanması nedeniyle 6102 sayılı TTK'dan kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, davanın ticarî dava olmadığı yönündeki kabul ve gerekçesinde hukukî isabet bulunmadığı, bu suretle asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu..." gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamı sonrası dava Mahkememizin .....Esas sırasına kaydedilmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmıştır.
Mahkememizce Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyası celp edilerek işbu dosya arasına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının ve davalının işbu dosya davacısı ve davalısı olduğu, davanın, davacı ile davalı arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak davalıya yapmış olduğu kambiyo senedi dışındaki ödemelere ilişkin olarak; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00.-TL'nin sözleşme tarihi baz alınarak öncelikle "Denkleştirici Adalet İlkesi”ne göre paranın ödeme tarihindeki alım koşullarına uyarlanarak, bu talebin kabul görmemesi halinde ise sözleşme tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesi istemini içerdiği, dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
Diyarbakır İli, Sur İlçesi, .....1 parsel sayılı taşınmazda bulunan davalı .....davacının çocuklarına arsa devrine ilişkin resmi senetlerin gönderilmesi, yine ilgili parselde davacının çocukları adına kurulan kat irtifakına ilişkin tüm belgelerin gönderilmesi istenilmiştir.
Sur Tapu Müdürlüğü'nün .....tarih, .....yevmiye numaralı resmi senedi üzerinde yapılan incelemede; Diyarbakır İli, Sur İlçesi, .....parsel sayılı taşınmazın ...../.....hissesi ....., adına kayıtlı iken, .....bizzat, ...../ .....hissesinin ...../ .....hissesi üzerinde kalacak şekilde; ...../.....hissesini 135.666,67.-TL bedelle ....hissesini 135.666,67.-TL bedelle ....., .....hissesini 135.666,67.-TL bedelle .....sattığını, satış bedelini nakden ve tamamen aldığını, alıcı ....., ....., .....adına .....vekaleten, bu satışı aynı bedelle kabul ettiğini bildirdikleri; satış sözleşmesi taraflarının beyanları imzaları ile tasdik ettikleri, memurun işlemi tamamladığı görülmüştür.
Mahkememizce davacı birleşen davacı .....ve davalı birleşen davalı .....isticvabına karar verilmiştir.
Mahkememizin .....tarihli celsesinde davacı birleşen davacı .....; "Bana sormuş olduğunuz sözleşme benim ile davalı taraf arasında imzalanmıştır, sözleşme tarihini tam hatırlamamakla birlikte 2023 Şubat ayında imzalanmış olabileceğini düşünüyorum, çünkü daha sonra 45 günde bir 500.000,00.-TL kararlaştırılan ödemenin ilk taksiti 2023 Mart ayında yapılmıştı, sözleşmede geçen peşinat olarak sayılan ödemeler bir daire devri, bir araç devri ve 250.000,00.-TL peşin ödeme olarak yapılmıştır, belirtilen daire devrini ve araç devrini yaptım, ben bu sözleşmeyi ilgili arsada yapılacak villalardan B7 villasını satın almak için yaptım, ben davacıyı Şubat 2023 depreminden sonra taşındığım sitede komşu olarak tanıdım, ailece görüştük, benim planım oturduğum .....sitesinde yer alan B9 no'lu villayı almaktı, ancak bu gerçekleşmedi, kendisi bize gelerek sahibi bulundukları arsa üzerinde villa yapılacağını beyan ederek bana kat karşılığı inşaat sözleşmesi gösterdi, bu sözleşmeye göre arsada .....Sitesi yapılacaktı, bana bu sitede yapılacak inşaat sonucu kendisine isabet eden B7 villasını satmayı teklif etti, bunun üzerine yukarıda ayrıntılarını açıkladığım sözleşmeyi imzaladık, benim ödediğim toplam para 9.050.000,00.-TL'dir, bunun için de sözleşme kurulurken verilen daire ve araç da vardır, daha sonra inşaatın yapılmayacağı ortaya çıkınca inşaat müteahhidini aradık, ben noter olarak görev yapıyorum, noterliğime gelen bazı müteahhitlerden söz konusu inşaattan yarım bırakılan inşaat diye bahsedildiğini duydum, bunun üzerine inşaatın müteahhidi olan .....aradım, kendisi bana arsa maliklerinin arazilerinin içinde hazine arazisi bulunduğunu, arsa maliklerinin bu sorunu çözeceklerini beyan ettiklerini ancak o güne kadar çözmedikleri için inşaata başlayamadıklarını iletti, bunun üzerine ben davalı .....aradım, inşaat başlamıyorsa bu işten vazgeçtiğimi, villayı almak istemediğimi söyledim, tahminime göre .....bu villanın yapılamayacağını anlamıştı, her gün evime ve iş yerime gelip para istiyordu, bu esnada ticaret ile uğraştığını, kredibilite için alacağı olduğunu belgelendirmesi gerektiğini söyleyerek benden Mahkemede şu anda dava konusu olan 3.500.000,00.-TL tutarlı bonoyu aldı, bonoyu ben imzaladım, bonoya kadar yaptığım ödeme sözleşmenin başında kararlaştırılan ev, araba ve 250.000,00.-TL miktarındaki paradır, ben bonoyu verdikten sonra oturduğumuz sitede oturan .....ofisinde ben, davalı ve eşim bir araya geldik, bu işten vazgeçtiğimizi söyledik, davalı .....bunu kabul etti, ertesi gün beni ve eşimi Kayapınar'da bulunan bir emlak ofisine çağırdılar, eşimle gitti, çok kalabalık bir ortamdı, gergin bir durum vardı, bağırıp çağırıyorlardı, bizim bu villayı satın almaktan vazgeçemeyeceğimizi söylüyorlardı, o esnada çeşitli tehdit ifadeleri de vardı, senedi icraya koymaktan bahsediyorlardı, ertesi gün bir avukat beni aradı, bonoyu icraya koymak için kendisine verdiklerini, meslektaş olarak beni aradığını söyledi, ben inşaat hiç başlamadığı için villayı almaktan vazgeçtiğimi söyledim, daha sonra bonoyu 2.000.000,00.-TL üzerinden icraya koydular, ben aslında bononun tamamını ödemiştim, ancak onlar bir kısım ödemeleri bonoya mahsup etmediler, ben 3.500.000,00.-TL bedelli bono düzenlediğimde, daha fazla borcum vardı, ancak davalı 3.500.000,00.-TL'lik bononun işini göreceğini söylediği için bu rakam üzerinden bonoyu düzenledim, zaten bono güvene dayalı olarak düzenlenmiştir, icraya konulması hiç düşünülmemiştir, daha sonra davalının abisi olan .....bundan sonra bu işi kendisinin devraldığını söyleyerek bizi daha önce gittiğimiz emlak ofisine çağırdı, eşimle gittik, kendisi kalan borçtan 500.000,00.-TL indirim yaptığını ancak vazgeçme olamayacağını söyledi, 45 günde bir 500.000,00.-TL ödeme olacak şekilde yeni bir sözleşme sundular, ben bu sözleşmeyi imzalamadım, ancak yine de buna sadık kalarak belirtilen şekilde taksitleri ödemeye devam ettim, .....villalarının inşaat tabelası benim evimin yolunun üzerindedir, bir müddet sonra bu tabelaların kaldırıldığını gördüm, müteahhidi aradım, yaşanan sorunlar nedeniyle inşaatı yapmayacağını söyledi, şu anda inşaat başlamıştır, ancak inşaat 2024 Kasım ayında bitmesi gerekirken, 2024 Ağustos ayında başlamıştır, ayrıca inşaatı yapan .....şirketidir, .....şirketi değildir, ben daha önce projeyi gördüm, projeye göre .....villası bahçesi ile birlikte toplam 550 metrekare arsa üzerinde olacaktı, ben sözleşmeden sonra tapuda arsa alım işlemi yaptım, bu devir işlemi benim bilgim ve yönlendirmem ile çocuklarım adına 1/3'er hisse ile yapılmıştır, devraldığım tapunun miktarı 630 metrekaredir, villanın oturduğu alanın dışında kalan fazla miktar tahminime göre kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müteahhide kalacak kısımdır, ancak edimin villa olduğu sözleşmeden net bir şekilde anlaşılmaktadır, çünkü davalı müteahhidin işini yarım bırakması halinde bana bir dönüm arsa vereceğini taahhüt etmiştir, tapuda arsa devri esnasında ayrıca para ödemesi yapmadım, .....işi henüz bırakmadan ben .....ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptım, .....işi bırakınca kat karşılığı inşaat sözleşmesini feshettim, daha sonra .....inşaat burada inşaat yapmaya başladı, ben .....inşaat ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamadım, benim arsama neye göre inşaat yaptıklarını bilmiyorum, aynı zamanda çocuklarım da böyle bir sözleşme imzalamamıştır, müteahhit beni aradı çocuklarım adına kat irtifakı çıkacağını söyledi, davamız olduğunu söyledim, inşaat işlerinin aksamaması için bunun yapılması gerektiğini beyan etti, bunun üzerine çocuklarım kat irtifakı için tapuda imza verdiler dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin .....tarihli celsesinde davacı birleşen davacı .....; "Bana sormuş olduğunuz sözleşme davacı ile benim aramda imzalanmıştır, bu sözleşme 2023 yılı Aralık ayı başında imzalanmıştır, tam gününü hatırlamıyorum, tahminime göre sözleşme 1 Aralık 2023 ile 10 Aralık 2023 tarihleri arasında imzalanmıştır, sözleşmede kararlaştırılan kısımlar aynen geçerlidir, sözleşmede belirtildiği şekilde 3.200.000,00.-TL değer biçilen daire benim talebim ile kardeşime devredilmiştir, 2.100.000,00.-TL değer biçilen araç benim talebim ile başka birine satıldı, parası benim hesabıma geçti, 250.000,00.-TL nakit tarafıma ödenmiştir, davacı taraf ödemelerinde aksama yapmıştır, ben gerekirse vazgeçebileceklerini söyledim, davacı bana bunu çocuklarına yatırım olarak aldığını ve devam etmek istediğini söyledi, bunun üzerine 2023 yılı Eylül veya Ekim'de arsayı devrettim, sözleşmeyi yukarıda belirttiğim tarihte yaptığım şeklindeki beyanımda ısrarcıyım, ben hiç para almadan güvene dayalı olarak arsayı davacı tarafa Eylül-Ekim 2023 döneminde devrettim, ben 3.200.000,00.-TL'lik daireyi, 2.100.000,00.-TL'lik aracı ve 250.000,00.-TL'yi aldıktan sonra devri yaptım, tarihi öyle hatırlıyorum, yani ben kalan 6.450.000,00.-TL ödenmeden arsayı devrettiğimi ifade etmek istedim, daha sonra davacı taraf ödemelerinde aksamalar yaptı, tapuyu aldıktan sonra davacı 1.7500.000,00.-TL bana ödedi, 250.000,00.-TL benim bilgim dahilinde abim olan .....ödendi, ayrıca her biri 500.000,00.-TL olan 3 ödeme yaptı, bu üç ödeme yapılırken banka dekontuna bana verdiği 3.500.000,00.-TL'lik senedi belirterek ödeme yaptı, onun için 2.000.000,00.-TL üzerinden takip yapılmıştır, hatta davacı son yaptığı ödemede 2.500.000,00.-TL alacağım kaldığına dair not düşmüştür, şu anda benim 2.950.000,00.-TL alacağım kalmıştır, toplam tahsilatım 9.050.000,00.-TL'dir, ben davacıya daha önce müteahhitle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılan arsamı sattım, bu arsaya yapılacak villa bana düşecekti, ben arsayı sattıktan sonra onun olacak şekilde görüşme yaptık ve sözleşme yaptık, hatta inşaat yarım kaldıktan sonra davacı taraf arsanın maliki olduğu için yeni müteahhitle kat karşılığı inşaat sözleşmesini kendisi imzalamıştır, eski kat karşılığı inşaat sözleşmesinde benim de davacının da imzası yoktur, ben önceki müteahhitle küçük bir anlaşmazlık yaşadığım için sözleşmeye imza vermemiştim, davacının ödeme yapmaması nedeniyle mağdur oldum, davacı yeni sözleşme yaptıktan sonra inşaat %80 tamamlanmıştır, kat irtifakı kurulmuştur, davacı villasına kavuşmuştur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Taraflar arasında yapılan bila tarihli "Sözleşme" başlıklı belge ile, Diyarbakır İli Sur İlçesi Yukarıkılıçtaşı Mah.....Parsel sayılı taşınmazda yapılacak ve davalıya isabet edecek villanın satışı konusunda taraflar anlaşmışlardır. Bu sözleşme davacının beyanına göre, 2023 Şubat ayında; davalının beyanına göre, 2023 yılı Aralık ayı başında imzalanmıştır.
Diğer bir kısım arsa sahipleri ile .....arasında Diyarbakır .....Noterliği'nin düzenlediği .....tarih ve .....yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır.
Taraflar arasında adi sözleşme yapıldığı dönemde davalı kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamış değildir. Nitekim davacı, çocukları adına arsayı devraldıktan sonra .....kendisi arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmıştır.
Her ne kadar, davacı adi sözleşme ile villa satın aldığını iddia etmiş ise de, dosya kapsamına ve taraf beyanlarına göre aslında satış konusu edilen, "üzerinde villa projesi yapılacak birden fazla paydaşlı arsada pay sahibi olan davalının arsası"dır. Zira davalı, ilk yapılan Diyarbakır .....Noterliği'nin düzenlediği .....tarih ve .....yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı değildir. Sonradan kat karşılığı inşaat sözleşmesine dahil olan çocukları adına vekaleten hareket eden davacıdır. Hatta, kendi beyanına göre, .....Yapı İnşaat Şirketi ile yaptıkları sözleşme feshedilmiş, başka bir müteahhit firma ile yeni sözleşme imzalamışlardır.
Taraflar arasında düzenlenen bila tarihli "Sözleşme" başlıklı belgenin değerlendirilmesi gerekir. Sözleşme gayrimenkul devrini amaçlayan bir ön sözleşme olarak yapılmış, bedelin ne şekilde ödeneceği hususları belirtilmiştir. Nitelik olarak, adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesidir.
Davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlık bakımından dikkate alınması gereken TBK, kural olarak sözleşmelerde şekil serbestisini benimsemiştir. Bu husus TBK’nın 12. maddesinin birinci fıkrasında “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” şeklinde belirtilmiş, ancak kanunda aksine kural bulunması hâlinde şekle bağlılık kabul edilmiştir. Nitekim, 12. maddenin ikinci fıkrasında, kanunda bir biçim öngörülmüşse ve bu biçimin kapsam ve sonuçları için başkaca kural konulmamışsa, sözleşmenin bu biçime uyulmadıkça geçerli olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un “Önsözleşme” başlığını taşıyan 29. maddesinde ise; “Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir. Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, ön sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.” hükmü yer almaktadır. Görülmektedir ki, bir akdin sıhhati hangi şekle tâbi ise vaadinin bu şekle uyularak yapılması gerekir.
Taşınmaz mülkiyetini devir borcunu doğuran sözleşmelere ilişkin TMK’nın “Hukuki işlem” başlıklı 706. maddesi; “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir” şeklindedir.
TBK'nın 237. maddesinde de, “Şekil” başlığı altında; taşınmaz satımının geçerli olması için getirilen resmî senede bağlanması şartı, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri için de öngörülmüştür.
Tapuda kayıtlı taşınmazların resmî senede bağlanmayan satımları ile noterde düzenleme biçiminde yapılmamış olan taşınmaz satış vaadine ilişkin sözleşmeler geçersizdir.
Burada Kanun’un öngördüğü şeklin bir geçerlilik (sıhhat) şartı olarak düzenlendiğini, buna uyulmadan yapılan sözleşmelere “geçersizlik” müeyyidesinin bağlandığını, bunun hukuki mahiyet olarak emredici nitelikte olduğunu, bu nedenle de “geçersizlik” müeyyidesine bağlanan şekil eksikliğinin hâkim tarafından taraflar ileri sürmeseler dahi, yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması gerektiğini belirtmekte yarar vardır (Hukuk Genel Kurulunun 05.12.2001 tarihli ve 2001/13-1021 Esas, 2001/1101 Karar sayılı kararı).
Ancak geçersiz sözleşmeye dayanılarak tapuda devrin yapılmış olması halinde artık sözleşmenin bu kısmının geçersiz olduğunu söylemek 4721 sayılı yasanın 2.maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2012/16327 esas 2013/28297 karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2012/18932 esas 2012/26338 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; Davacı geçersiz sözleşme ile satışı vadedilen davalıya ait arsayı tapudan resmi senetle kendi isteği üzerine çocukları adına vekaleten devralmıştır. Kendi beyanına göre, ayrıca satış bedeli ödememiştir. Yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; geçersiz şekilde yapılmış adi sözleşmesi sonrası davacının isteği üzerine çocukları adına tapu devri yapılması ile ilgili adi sözleşme davacı ve davalı adına bağlayıcı hale gelmiştir. Tapu devri gerçekleştiği için bu aşamadan sonra davacının adi sözleşmeden dönmesi de mümkün değildir.
Adi sözleşmede ödeme koşulları belirlenmiş, davacı tarafça villa yapılacak arsa karşılığı olmak üzere araç ve daire devirleri yapılmış, bir kısım nakit ödemeler yapılmış, dava konusu bono da sözleşme kapsamında düzenlenerek davalıya verilmiştir.
Davacı, bononun icra takibine konu edilmeyeceği belirtilerek alındığını iddia etmiş ise de; senede karşı senetle ispat kuralı gereği bu iddiasını ispata yarar bir delil sunmamıştır.
Dava konusu 3.500.000,00.-TL tutarlı bono kapsamında, davacı tarafça, davalıya toplam 1,500,000,00-TL ödeme yapılmıştır. Geçerli hale gelen adi sözleşme gereği tapuyu devralan davacının kendine düşen ödeme edimlerini tamamlaması gerekir. Her iki tarafın kabulünde olduğu üzere bono kapsamında 2.000.000,00.-TL tutarlı ödeme yapılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyası, tapu kayıtları, resmi senetler, Diyarbakır .....Noterliği'nin .....tarih .....yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, noter ihtarı, davacı tarafından sunulan sözleşme ve ekleri ve müzekkere yanıtları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında bila tarihli "Sözleşme" başlıklı belge ile, Diyarbakır İli Sur İlçesi .....Parsel sayılı taşınmazda yapılacak ve davalıya isabet edecek villanın satışı konusunda anlaşma sağlandığı, dosya kapsamına göre sözleşmenin konusunu "üzerinde villa projesi yapılacak birden fazla paydaşlı arsada pay sahibi olan davalının arsası" satışının oluşturduğu, davalı tarafın, ilk yapılan Diyarbakır .....Noterliği'nin düzenlediği .....tarih ve .....yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığı, sonradan davacının çocukları adına vekaleten hareket ederek, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dahil olduğu, .....Şirketi ile yapılan ve davacının da dahil olduğu sözleşmenin daha sonra feshedildiği, davacının çocuklarının ve diğer arsa maliklerinin başka bir müteahhit firma ile yeni sözleşme imzaladıkları; taraflar arasında yapılan sözleşmenin niteliği itibariyle adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olduğu, kanunda aranan şekle uygun olarak yapılmadığı için geçersiz olduğu, ancak geçersiz olan bu sözleşmeye istinaden tapu devrinin yapılması nedeniyle adi sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, böyle bir iddianın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen objektif iyiniyet kuralına aykırı olduğu, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; geçersiz şekilde yapılmış adi sözleşmesi sonrası davacının isteği üzerine çocukları adına tapu devri yapılması ile ilgili adi sözleşmenin davacı ve davalı adına bağlayıcı hale geldiği, davacının tapu devri gerçekleştiği için bu aşamadan sonra adi sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığı, davacının adi sözleşmede belirtilen ödeme koşulları gereğince ödemelerini tamamlaması gerektiği, ödeme kapsamında davacı tarafından düzenlenerek davalıya verilen bono bedelinin de aynı şekilde ödenmesi gerektiği, davalı alacaklının ödenmeyen bono bedelinin tahsili için icra takibine girişmesinde haklı olduğu, davacının takip konusu 2.000.000,00.-TL'yi ödediğine dair herhangi bir iddiada bulunmadığı anlaşılmakla; asıl dosyada açılan menfi tespit talepli davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl dosyada ihtiyati tedbir kararı verildiğinden ve uygulandığından, İİK'nın 72/4 maddesi gereğince, takip ve dava tutarı olan 2.170.958,90.-TL'nin %20'si olan 434.191,78.-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Birleşen dosyada, davacı tarafça davaya konu bono için ödenen 1.500.000,00.-TL için belirsiz alacak olarak istirdat talep edilmiş ise de; yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının bononun bedelini davacıya ödemesi gerektiği değerlendirilmekle; birleşen davada açılan davanın da aynı gerekçelerle reddine karar vermek gerekmiştir.
6325 sayılı Kanun 18/A-14. bendinin 2. yarı cümlesi ve Yönetmeliğin 26/2. maddesi hükmü uyarınca, arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre hak sahibi çıkan taraftan tahsilinin gerekmesi, ileride arabuluculuk ücretinin hak sahibi tarafından tahsil edileceğinin kesin olması, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, asıl ve birleşen davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan tüm nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Asıl dosyada açılan davanın REDDİNE,
2-Asıl dosyada ihtiyati tedbir kararı verildiğinden ve uygulandığından, takip ve dava tutarı olan 2.170.958,90.-TL'nin %20'si olan 434.191,78.-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Birleşen Mahkememizin .....Esas sayılı dosyasında açılan davanın REDDİNE,
4-Asıl dava yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın, peşin alınan 37.074,56.-TL harçtan mahsubu ile artan 36.459,16.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Birleşen dava yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80.-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
6-6183 sayılı Kanun gereğince, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin asıl ve birleşen davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
7-Davacı ve birleşen davacı tarafından yapılan yargılama giderinin, davacı ve birleşen davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Yargılama sırasında asıl ve birleşen davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Asıl dava yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 321.934,25.-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-Birleşen dava yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 1.000,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
11-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının ayrı ayrı yatıranlara iadesine,
Dair, davacı birleşen davacı vekili .....ve e-duruşma ile katılan davacı vekili .....ile davalı birleşen davalı vekili .....yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
BaşkanÜyeÜyeKatip
MUHALEFET ŞERHİ
İşbu davada davacı, davalının, maliki olduğu arsa üzerinden yapılacak villa projesi için ..... İnşaat Elektrik Anonim Şirketi ile Diyarbakır .....Noterliği'nde .....tarihli ve .....yevmiye numaralı Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, davalının söz konusu sözleşmeyi davacıya göstererek, .....A.Ş. tarafından inşa edilecek villalarda hak sahibi olduğunu, bu villalardan birini davacıya satabileceğini söylediğini, bunun üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, davalı tarafından 1 dönüm arsanın verileceğinin taahhüt edildiğini, sözleşme kapsamında .....K: 7 No: 13'te bulunan evi ile .....marka .....marka .....model aracının mülkiyetini devrettiğini, bir kısım nakit ödeme yaptığını ve işbu davaya konu senedin davalıya verildiğini, davalı tarafça ediminin yerine getirilmediğini, senedin davalı tarafça icraya konulduğunu, yapılan ödemelerin davalının kabulünde olduğunu belirterek 3.500.000,00 TL'lik senedin 2.000.000,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Aynı davacı, sözleşme kapsamında nakit olarak ödediği tutarlar yönünden sözleşmeden döndüğünü belirterek senet harici ödenen tutarların iade edilmesi için Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .....Esas sayılı davasını açmıştır. Dava dilekçesinin incelenmesinde her ne kadar sözleşmeden haklı neden ile dönüldüğünün tespiti talep edilmemiş ise de Mahkemece talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilebilmesi için öncelikle sözleşmeden dönmenin haklı olup olmadığı, usulüne uygun olup olmadığının tartışılması ve buna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden tümü ile kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Dolayısıyla Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyada yapılacak tespitin kesinleşmesi ise işbu davada verilecek kararı etkileyeceğinden HMK'nun 165. maddesi uyarınca Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .....Esas sayılı davasının bekletici mesele yapılması gerekmektedir.
İzah edilen nedenle tahkikatın bitirilmesine dair ara karara ve esas hakkında verilen Sayın Çoğunluğun ara kararına muhalif kalıyorum.
Üye (M)
☪e-imzalıdır