TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İstirdat (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/04/2025
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin .....tarihinden itibaren .....nolu ticarethane aboneliği bulunduğunu, bu tarihten itibaren müvekkilinin her ay faturalarını düzenli ödediğini ve aksatmadığını, davalı şirket tarafından müvekkiline ait ticari abonelikte kaçak elektrik kullanıldığından bahisle .....tarihinde 418.817,95 TL elektrik cezası kesildiğini, müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu ancak davalı şirket tarafından itiraz süreci tamamlanmadan Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından davalı şirkete yapılan itirazın kabul edileceği düşüncesiyle icra dosyasına itirazda bulunmadığını, ancak davalı tarafından itirazın reddedilerek müvekkilinin tüm mal varlığına haciz koyduğunu, müvekkili tarafından haciz sonrası satış aşamasına geçileceği ve elektrik kesintisi yapılacağını öğrenmesi üzerine takibe konu borcun tamamını davalı şirkete .....tarihinde 535.682,22 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ceza miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin borçlu olmadığı halde icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı bedelden şimdilik 1.000,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini istemiştir.
Dosyaya sunulan deliller incelenmiş, davacı hakkında esnaf tacir araştırması yapılmıştır.
Dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı başlatılan icra takibine istinaden ödenen bedelin kısmi istirdadı istemine ilişkindir.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacı adına düzenlenmiş abonelik tarifesinin "ticarethane" olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre, ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda, davacı gerçek kişi olup, davaya konu kaçak elektrik tutanağının .....tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacının esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun tespiti amacıyla gerekli müzekkereler yazılmış olup, gelen cevabı yazılardan; davacı ticaret sicilde tacir kaydının bulunmadığı, .....-.....tarihleri arasında "Bitkisel Üretimi Destekleyici Mahsulün Hasat ve Harmanlanması, Biçilmesi, Balyalanması, Biçerdöver İşletilmesi Vb." faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde işletme esasına göre defter tuttuğu, 2021 yılına ilişkin alış-satış tutarlarına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki uyuşmazlığın doğduğu 2024 yılı itibarıyla da vergi kaydının bulunmadığı, faaliyetinin 213 sayılı Vergi usul Kanunun 177. maddesinde düzenlenen parasal sınırların üzerinde olduğuna ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda davacı tacir olmadığı gibi uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemeleri görevli değildir. Ticari dava olmayan ve malvarlığına ilişkin açılan davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hukum kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
KatipHakim