T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/04/2025
KARAR TARİHİ: 05/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ:
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde: müvekkili ile davalı arasında gıda tedarikine ilişkin iş ilişkisinin mevcut olduğunu, müvekkilinin gıda maddeleri ve hazır yemek tedarikçisi olduğunu ve davalı tarafa hazır yemek tedarikinde bulunduğunu, bu iş ilişkisinden dolayı davalıya ürün tedarik edildikçe fatura kesildiğini ancak davalı faturaların bir kısmını ödemediğini, davalı adına kesilen faturalar tahsil edilemeyince davalı aleyhinde Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itiraz ettiğini, itiraz edilen icra takibi, ödeme yapılmayan faturaların yer aldığı cari alacağa ilişkin olup ödenen ve ödenmeyen meblağların müvekkilinin ticari defter ve muhasebe kayıtlarında mevcut olduğunu, müvekkilinin alacağının varlığı ve ulaştığı meblağ müvekkilinin ve davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle de anlaşılacağını, borçlu/davalı davaya konu takibe itiraz etmesinden sonra .....tarihinde müvekkilinin hesabına ''yemek hizmet faturası bedeli'' açıklaması ile 317.000,00 - TL para gönderdiğini ve .....tarihinde de .....Bankası .....Şubesine ait .....keşide tarihli .....seri numaralı 1.000.000,00 TL bedelli çeki müvekkiline teslim ettiğini, her ne kadar bu miktarlar faturaların bedellerini karşılıyor olsa da borçlu/davalı bu hareketi ile kötü niyetli olarak haklı icra takibinden doğan vekalet ücreti, masraf, faiz ve harç alacaklarını ödememek amacında olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere 207.958,54 TL tutarında borçlu davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini, Diyarbakır İcra Dairesi .....Esas sayılı dosyaya ilişkin yapılan itirazın iptaline ve takibin borçlu tarafından ödenmeyen miktar açısından devamını, haksız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz eden davalı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .....Ve Ticaret Limited Şirketi vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde: Müvekkili aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayısı ile ilamsız takip yoluyla icra takibi yapıldığını, müvekkilli tarafından bu icranın varlığı bilinmeden, tebligat yapılmadan tüm ödemelerin yapıldığını, ilamsız takibe tebliğden sonra süresi içerisinde itiraz ettiklerini, herhangi bir tebliğ yapılmadan ve icranın varlığı da bilinmeden davacı asille bütün muhasebe kayıtları ve hesaplar yapıldıktan sonra ödeme yapıldığını, böyle bir durumda kesinleşmemiş icra dosyası için vekalet ücreti ve yan fer'ilerin istenmesi hukuka aykırı olduğunu, davacının, müvekkili şirketi nezdinde çalışmaya devam ettiğini, devam eden çalışmalar sebebiyle muhasebe işlemlerinin her ay ayrı ayrı yapıldığını, davacının, müvekkili şirket nezdinde böyle bir alacağı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce celp edilen kayıtlardan davacının bilanço usulüne göre detfer tutan tacir olduğu, işbu davanın TBK'da düzenlenen satım sözleşmesi nedeni ile nıspi ticari dava olduğu, Mahkememizin uyuşmazlığı çözmeye görevli olduğu anlaşılmıştır.
Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyası, UYAP sisteminden eklenmiş ve incelenmesinde, takip alacaklısının Makbule .....ve takip borçlusunun .....Hayvan Petrol Sanayi ve Ticaret Ltd Şti olduğu, fatura alacağı ile genel haciz yoluna özgü icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya .....tarihinde tebliğ edildiği, davalının .....tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, işbu davanın süresi içinde açıldığı görülmüştür.
Takip dayanağı .....tarihli 744.975,00 TL bedelli ve .....tarihli 668.943,00 TL bedelli iki ayrı fatura olup, davacının icra takibine geçerken, 744.975,00 TL bedelli fatura için 644.975,00 TL ve 668.943,00 TL bedelli fatura için 668.943,00 TL asıl alacak talep ettiği, takibe giren asıl alacak toplamının 1.313.918,00 TL olduğu, söz konusu faturalara toplam 85.785,84 TL faiz işletildiği ve takip çıkış tutarının 1.399.703,84 TL olduğu, davacının icra takibi çıkış tutarı üzerinden işbu davayı harçlandırdığı, takibe giren asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden itirazın iptalini istediği anlaşılmaktadır.
Bu aşamada fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2.maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir....." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Ancak davalının cevap dilekçesinin içeriğinden, davalının faturaları açıkça kabul ettiği, faturaya konu yemek teslimatında taraflar arasında çekişme olmadığı, ödeme savunmasında bulunduğu görülmüş, Mahkememizce, faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve belgelerinde inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Davalının, icra dosyasında borca itiraz tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce .....tarihinde banka kanalı ile davacıya 317.000,00 TL ödediği, ayrıca .....Bankası A.Ş. .....Şubesi'ne ait, keşidecisi davalı ve lehtarı davacı olan, .....seri numaralı, .....tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli çekin davacıya teslim edildiği, söz konusu çekin, dava tarihinden (.....) sonra .....tarihinde davacıya ödendiği taraflar arasında çekişmesiz olduğu gibi celp edilen banka kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise borca itiraz tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce davalı tarafça davacıya .....tarihinde ödenen 317.000,00 TL'nin, takibe giren asıl alacak borcundan mı düşeceği yoksa takibin ferilerinden mi düşeceği, yine dava tarihinden sonra ödenen 1.000.000,00 TL'lik çek ödemesi ile borcun son bulup bulmadığı hususlarına ilişkindir.
Taraflar arasında fatura bedelleri, fatura içeriğinin teslim edilip edilmediği ve ödenen meblağlar hususunda çekişme olmadığından, yine taraflar arasında başkaca ticari ilişki olduğu ve yapılan ödemelerin söz konusu ilişkiye istinaden ödendiği iddia edilmediğinden Mahkememizce ticari defter ve belgelerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmamıştır. Uyuşmazlık, borca itiraz tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce yapılan ödemeler noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki; itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi hâlinde alacaklı borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.Bu nedenledir ki; mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19/822 Esas 2018/1754 Karar, 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Davacı taraf söz konusu 317.000,00 TL'lik kısım için borcun son bulduğunu bilebilecek durumdadır. İzah edilen nedenle, borca itiraz tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce .....tarihinde ödenen 317.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
İşbu dava tarihi .....olup, davalı, dava tarihinden sonra davacıya .....tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli çek vermiş ve celp edilen banka kaydı ile çek bedelinin ödendiği anlaşılmıştır. Söz konusu 1.000.000,00 TL'lik ödeme, dava tarihinden sonra olduğu için Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre söz konusu ödemenin hükmün infazı sırasında dikkate alınması gerekir. O halde Mahkememizce itirazın iptaline karar verilecek alacak miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının icra takibine geçerken, 744.975,00 TL bedelli fatura için 644.975,00 TL ve 668.943,00 TL bedelli fatura için 668.943,00 TL asıl alacak talep ettiği, takibe giren asıl alacak toplamının 1.313.918,00 TL olduğu, (57.804,78 TL + 27.981,06 TL=) 85.785,84 TL işlemiş faiz talep ettiği ve takip çıkış tutarının 1.399.703,84 TL olduğu görülmüştür. Davacı, icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir delil sunmamıştır. Fatura tanzimi tek başına muhatabı temerrüde düşürmeye yeterli değildir.
6098 sayılı TBK’nun 117. maddesinin 1. bendine göre sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir. Ya da aynı maddenin II. bendi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya gönderilen temerrüt ihtarı olmadığı gibi taraflar arasında kesin vade de belirlenmemiştir.
Her ne kadar davacı vekili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi uyarınca faizin işlediğini ileri sürmüş ise de bu maddedeki ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları ile ilgili olarak yer alan düzenlemenin 2. ve 4. bentlerinin ise ticari işletmeler arasında mal tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanması mümkün olup, taraflar arasındaki sözleşmenin mal tedarik ilişkisi olmaması nedeniyle somut olayda bu madde hükmünün uygulanması mümkün görülmemiştir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2020/6719 Esas 2022/3585 Karar, Yargıtay (kapatılan) 19.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2017/3266 E. 2018/4228 K, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2020/386 E. 2020/477 K., 2020/337 E. 2020/542 K., 2020/525 E. 2020/537 K., Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2017/289 E. 2017/1425 K). Bu durumda yukarıda yer alan yasal düzenlemeler ve emsal kararlar gereğince davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmadığından davacının işlemiş faiz alacağına yönelik itirazı, mahkememizce haklı görülmemiştir.
Yapılan tüm açıklamalar ışığında, davacının, icra takibinde talep ettiği asıl alacak toplamı olan 1.313.918,00 TL'den, dava tarihinden önce ödenen 317.000,00 TL'lik düştükten sonra 996.918,00 TL için dava açmakta haklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf ise 996.918,00 TL'yi dava tarihinden önce ödediğini ispat edememiştir. İzah edilen nedenle 996.918,00 TL asıl alacak yönünden davalının borca vaki itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İİK'nun 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Yargıtay HGK.nun 2010/19-376-397 E-K sayılı kararında; "Genel bir kavram olarak 'likid (liqiude) alacak" “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır”. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez" denilmiştir. Davacının alacağının dayanağı olan fatura, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile likit kabul edildiğinden itirazın iptaline karar verilen 996.918,00 TL'nin takdiren % 20'si oranında davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. Davacı taraf, dava tarihinden önce ödenen 317.000,00 TL yönünden alacağının olmadığını bilebilecek konumda olup, söz konusu tutar yönünden takibe geçmekte haksızdır. İzah edilen 317.000,00 TL'nin takdiren % 20'si oranında (63.400,00 TL) kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısım için davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İzah edilen nedenlerle Mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1.a-Davanın 317.000,00 TL'lik kısmının hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine,
1.b-Davacının itirazın iptali isteğinin kısmen kabulü ile Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 996.918,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar yıllık avans faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine,
2-Dava tarihinden sonra .....tarihinde ödenen 1.000.000,00 TL'nin hükmün infazı sırasında dikkate alınmasına,
3-İtirazın iptaline karar verilen 996.918,00 TL'nin takdiren % 20'si oranında (199.383,60 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-317.000,00 TL'nin takdiren % 20'si oranında (63.400,00 TL) kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısım için davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5-Alınması gerekli 68.099,46 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 16.904,93 TL'nin mahsubu ile eksik 51.194,53 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL ara buluculuk ücretinin, davanın kabul ve red oranına göre 1.323,72 TL'sinin davacıdan ve 3.276,28 TL'sinin davalıdan ayrı ayrı alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 615.40 TL ve peşin harç 16.904,93 TL olmak üzere toplam 17.520,33 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 65,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranına göre 44,90 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafça yapılan yargılama harç ve gideri olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
10-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 151.037,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
11-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 69.245,73 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
12-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
KatipHakim