TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ: 17/07/2025
KARAR TARİHİ: 03/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .....tarihinde Diyarbakır ili, Fabrika Mahallesi, Elazığ Bulvarı adresinde, .....plakalı otobüsün içinde yolcu olarak bulunan müvekkil otobüs şoförünün ihmalinden ve kusurundan dolayı yaralanmış ve bedensel hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının zorunlu emekli olduğunu, davalı sürcücünün olayda asli kusurlu olduğunu belirterek; geçici iş göremezlik kaybı, sürekli iş göremezlik kaybı, bakıcı gideri, tedavi gideri talebinde bulunarak davasının kabul edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA :
Davalı .....vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline yönelik bir arabuluculuk süreci yürütülmediğini, şayet arabulucluk süreci yürütülmemiş ise öncelikle dava şartı eksikliğinden davanın reddini, müvekkil kaza tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde şoför olarak çalışmaktaydı ancak dava sonda işine son verildiğini, bu sebeple işsiz olduğunu, müvekkil belediye şehir içi otobüs şoförü olarak söz konusu kazaya karışmış olup bu kazaya ilişkin araç içi ve kapı önünü gösteren kamera kayıtlarının mutlaka dosyaya celbi gerektiğini, bu kayıtlar ile soruşturma dosyası olan Diyarbakır .....Asliye Ceza Mahkemesi .....Esas sayılı ceza dava dosyasının dosyaya celbi ile kusur tespitinin yapılmasını talep ettiği, şehir içi araçlarda şoför mahallinin yanında bulunun ön kapı araca binmek ve arka kapı ise inmek için kullanılmaktadır. Söz konusu kaza sırasında davacı arka kapıdan binmeye çalışarak kazaya sebebiyet verdiğini, her ne kadar müvekkilin aracı kontrol ederek hareket etmesi gerekiyorsa da aynı şekilde yolcunun da kurallara uygun olarak araca binmesi ve inmesi gerekir. Dava dilekçesinde de belirttiği üzere davacı araçtan inilmesi gereken kapıdan inip tekrar binmiş olduğunu, oysaki söz konusu kapıdan binmenin yasak olduğunu, Davacının da belediye personeli olduğu dikkate alındığında bu hususa vakıf olması beklenir. Bu sebeple davacının müteferrik kusurunun dikkate alınmasını talep ederiz. Kusura ilişkin olarak adli tıp kurumundan kusur raporunun alınmasını talep ederiz. davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik durumu tıbbi bir konu olup tüm tedavi evrakları alındıktan sonra adli tıp kurumuna gönderilerek maluliyet raporunun aldırılmasını talep ettiği, davacının raporlu olduğu dönemde maaşının eksik ödenmesi çalıştığı kurum ile alakalı olup iş bu davada talep edilmesine imkan olmadığını, davacının emekli olduktan sonra hali hazırda çalışan bir işçinin maaşı üzerinden tazminat talep etmesine imkan olmadığını, emekli maaşı üzerinden şayet maluliyeti tespit edilirse hesaplanması gerektiğini, manevi Tazminat taleplerinin zenginleşme aracının olmaması gerektiğini, ancak bunun için kusur durumu, maluliyet ve tarafların sosyo ekonomik durumların dikkate alınması gerektiğini, izah edilen hususlar ve dosya kapsamında yapılacak yargılamadan sonra; Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin reddini, yargılama giderleri ile harçların davacılar üzerine bırakılmasını talep ettiği,
Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usuden reddini, zira davacı taraf dava dilekçesinde olayın meydan gelmesinde otobüs şoförünün kusurunun bulunduğunu, dolayısıyla hizmet kusurundan kaynaklanan davanın görev yönünden reddinini, davacının dava dilekçesinde diğer davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğuna dair bir beyanda bulunmadığını ve bu hususa ilişkin bir belge sunmadığının görüldüğünü, bu sebeple zorunlu mesuliyet sigortası çerçevesinde sigorta şirketinden tazminat talep edilmesi ve dava dilekçesi ekinde davacının sigorta şirketin başvuruda bulunduğuna ilişkin bir belge sunmadığının görüldüğü, dolayısıyla eldeki davada dava şartının yerine getirilmediği, diğer yandan davanın trafik kazasından kaynaklı olarak doğan maddi ve manevi zararlara ilişkin tazminat talepli bir dava olması, davanın ticari davalardan olmayıp her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, davanın görevsizlik nedeniyle görev yönünden usulden reddine karar verilmesini talep zorunluluğu hasıl olduğunu, dava dilekçesi eki ile sunulan belgelerin uyap üzerinden incelenmesinde; .....tarihli Adli Trafik Bilirkişi .....tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda diğer davalı sürücü .....asli kusurlu olarak görülmüş olduğunu, Müvekkil idareleri açısından bir kusur tespit edilmediğini, davacının talep ettiği geçici iş göremezlik ve 6111 sayılı kanun kapsamı dışında kalan SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararı yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğini, somut olayda, trafik sigorta poliçesi teminatı içinde değerlendirilmesi gereken geçici iş göremezlik tazminatı ve SGK tarafından karşılanmayan fatura edilmeyen tedavi giderleri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği kabul edilerek inceleme yapılması gerektiğini, göz önünde bulundurulacak sebeplerden ötürü, davanın görevsizlik nedeniyle, husumet yönüyle müvekkil idare yönünden reddini, aksi halde yukarıda ileri sürülen itirazları dikkate alınarak açılan davanın reddini yargılama harç ve giderleriyle vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .....Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava şartı yerine getirilmemiş olup, müvekkili olan şirkete başvuruda bulunmamış olduğunu, dolayısıyla, sözü edilen düzenlemelere göre; zarar gören kişilerin sigorta kuruluşuna eksik belge ile başvurmaları halinde, sigorta kuruluşu aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme hakları bulunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının adli tıp kurumu marifetiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, huzurdaki dava konusu somut olayda davacının maluliyet oranını gösterir dosyada mübrez adli kurul raporu bulunmadığını veya taraflarına tebliğ edilmediğini, davacının kaza tarihinde gelir getirici bir işte çalıştığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığını, bu kapsamda davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığını, davacının güncel sgk hizmet dökümünün dosyaya sunulmasına ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafından bakıcı tutulduğu belgeler ile ispatlanamadığını, dolayısıyla itirazlarımız baki kalmak kaydıyla her halükarda bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacı tarafından tedavi gideri altında talep edilen masraflara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı ve yapılan giderlere ilişkin belge sunulmadığından tedavi gideri taleplerinin reddini, davacının kaza nedeniyle vücudunda yaralandığı bölgeler dikkate alındığında emniyet kemeri takmadığı ve bu nedenle zararın artmasına sebep olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olduğunu, dolayısıyla davacının müterafik kusuru bulunduğundan belirlenecek tazminat tutarından BK.52. maddesi gereği indirim yapılmasını, açıklanan sebeplerle; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, itirazlarımız saklı kaydıyla tarafımıza tebliğ edilen davacının maluliyeti gösterir adli rapor bulunmadığından, maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini, davacının SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesi, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının bu yöndeki taleplerinin reddini, geçici iş göremezlik, bakıcı, tedavi ve ulaşım giderine ilişkin taleplerin teminat dışı olması nedeniyle reddini, Sorumluluğa esas kusur oranlarının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini, davacının müterafik kusuru dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak müvekkil şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı olması gerekir.
Somut olayda; davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olup, davacı ticari veya mesleki olmayan amaçla şehir içi yolcu otobüsünde seyahat eden tüketici, taşıma sözleşmesinin karşı tarafı olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin aracın maliki olması nedeniyle satıcı/sağlayıcı konumunda olduğu ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı ile sözleşme ilişkisi bulunmayan davalı sigorta şirketine yönelik açılan davanın ticari dava niteliği bulunmakta ve bu davalı yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ve buna göre her ne kadar ön inceleme celsesi icra edilmiş ise de ; göreve ilişkin olarak her aşamada hüküm kurulabileceği gibi taşıyıcı ve sürücü olan davalılara karşı açılan dava ile bağlantı olması, usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.
Buna göre aynı nitelikteki Bursa BAM 5 HD 10/10/2025 tarih ve 2022/1454 Esas ve 2025/1386 Karar Sayılı kararı ile şehir içi yolcu otobüsünde gerçekleşen kaza nedeniyle sigortacı ile araç malikine karşı açılan davada "... davacı ile sözleşme ilişkisi bulunmayan davalı sigorta şirketine yönelik açılan davanın ticari dava niteliği bulunmakta ve bu davalı yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de; taşıyıcı ve sürücü olan davalılara karşı açılan dava ile bağlantı olması, usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Bu hali ile eldeki davada tüketici mahkemesinin görevli olması sebebiyle mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi varsa görevsizlik yoksa tüketici mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması gerekirken görev kuralı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmek suretiyle uyuşmazlıktaki görev meselesi detaylıca tartışıldığı anlaşılmıştır.
Yine Diyarbakır BAM 2. HD nin Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi ile Diyarbakır 3.Tüketici Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığına ilişkin olarak; 12/05/2025 tarih ve 2025/440 Esas ve 2025/753 Karar sayılı merci tayinine ilişkin kararında; "...Başka bir anlatımla, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda, bunlar hakkında birlikte açılan davalar, birbirlerinden bağımsız olduğundan, görevli mahkeme her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmeli ise de; ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya birkaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların özel mahkemede görülmesi gerekir (Yargıtay HGK'nın 05/05/2004 tarihli ve 2004/9-261 E., 2004/254 K. sayılı kararı). Somut olayda; davacı ile davalılardan ....... Ltd. Şti. arasındaki dava, yolcu taşıma ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Zira davacı tüketici konumunda olup, davalı turizm şirketi ile aralarında akdedilen yolcu taşıma sözleşmesi bir tüketici işlemidir. Bu nedenle, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 3(1)-k-l, 4(3), 73(1), 83(2) ve geçici 1. maddeleri uyarınca dava konusu işlem bir tüketici işlemi olup, uyuşmazlığı çözmeye tüketici mahkemeleri görevlidir. Davacı ile diğer davalılar arasında akdî ilişki bulunmayıp bu davalıların sorumluluğu ise haksız fiil hükümlerine tabi olup adı geçen davalılar yönünden ise 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmü uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu gerekçelerle, eldeki uyuşmazlıkta davalı .....Ltd. Şti. yönünden tüketici mahkemesi, diğer davalılar yönünden asliye hukuk mahkemesi görevli ise de, yukarıda anılan ilke ve esaslar uyarınca tüketici mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri aynı düzeyde mahkemeler olup aralarında yargılama usulü yönünden esaslı farklılıklar bulunmadığından uyuşmazlığın bir bütün hâlinde özel mahkeme olan tüketici mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden; görevli mahkemenin Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır... Denildiği görülmüştür.
O halde davacının şehiriçi yolcu otobüsünde yolculuk ettiği esnada kazanın meydana gelmiş olması nedeniyle açılan davada tüketici uyuşmazlığı bulunduğu tespit edilmiş olup Mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin DİYARBAKIR TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti, ara buluculuk ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
KatipHakim