T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVA: Rücuen Tazminat (ZMSS'den Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/12/2024
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan rücuen tazminat (ZMSS'den kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket adına kayıtlı olan .....plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın .....tarihinde çift taraflı maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kazada sigorta araç sürücünün alkollü olduğunun tespit edildiğini ve kazada asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından meydana gelen kaza nedeniyle zarar gören şahıslara toplam 3.885.517,12 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün 0,49 promil alkollü olması nedeniyle rücu şartlarının oluştuğunu beyanla; müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen 3.885.517,12 TL'nin davalı sigortalı araç malikinden rücu edilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili adına kayıtlı araç sürücüsü .....alkollü olarak araç kullandığı ve 0.49.promil alkollü olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kazanın oluş saati, kazaya karışan yolcu otobüsünün seyir güzergahı nazara alındığında, mütevefa otobüs sürücüsünün alkol içmesinin mümkün olmadığını, müteveffa sürücü .....yaşında dini vecibelerini eksiksiz yerine getiren ve hayatının hiç bir döneminde alkol almayan, alkolün zararlı ve haram olduğuna inanan biri olduğunu, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi .....Esas sayılı dava dosyası ile alınan raporda da tespit edildiği üzere müvekkili adına kayıtlı araç sürücüsünün alkollü olmadan kazanın meydana geldiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME:
Dava, trafik kazası nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilafın; davacı tarafından ZMSS poliçesi düzenlenen davalı şirkete ait .....plakalı aracın karıştığı .....tarihli trafik kazası nedeniyle hak sahibi üçüncü kişilere ödenen tazminatlar nedeniyle ZMSS genel şartlarının B.4.maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi uyarınca rücuen tazminat isteminden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Davalının maliki olduğu ..... plakalı araç, davacı ..... Türk Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen ..... numaralı .....başlangıç – .....bitiş tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır.
.....günü saat .....sıralarında şüpheli sürücü .....idaresindeki .....plakalı çekici ve buna bağlı yarı römork ile Batman istikametinden Diyarbakır istikametine doğru devlet karayolu üzerinde seyir halindeyken 11km'de bulunan iş yeri girişinde şeridin solunda dönüş yapmak için sol sinyal ile birlikte beklediği sırada aracının arka-sağ kısımlarına, gerisinden gelen maktül sürücü .....idaresindeki .....plakalı otobüsün ön-sol kısımlarıyla çarpması sonucu ölümlü ve yaralanmalı olay meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde .....asli kusurlu olduğu dosya kapsamından ve Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .....Soruştuma sayılı dosyasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporundan sabittir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 24.05.2013 tarih ve 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değiştirilmeden önceki 48/1 maddesi “Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklinde iken, anılan Kanunla değişik m.48/1 ise “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklindedir. Öte yandan maddede “Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu Maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” gibi “Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” gibi başkaca yenilikler de vardır. Görüleceği üzere 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile yapılan değişiklikle 48. maddenin 1. fıkrasındaki güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş ifadesi metinden çıkarılmış, ayrıca alkollü araç kullanımına ilişkin daha önce yönetmelikle düzenlenen promil sınırları da kanunda düzenlenmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.c maddesinde tazminatı gerektiren olay aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmişse, zarar görenlerin zararları sigorta limiti dâhilinde sigortacı tarafından karşılanır. Daha sonra, sigortacı tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda rücu edebilir şeklinde düzenlemiştir.
Aynı trafik kazasına ilişkin olarak, aynı taraflar arasında görülen ve sigortalı tarafından kasko şirketine karşı açılan Mahkememizin .....Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu'nun .....tarihli Adli Tıp raporunda sonuç olarak; ".....yapılan otopsi esnasında alınan kanda 49mg/dl Etanol bulunduğu, göz içi sıvısının kandaki alkolün varlığı ve düzeyini değerlendirmek için dış etkenlerden korunaklı bir yerde olması nedeniyle kontaminasyondan uzak olması ve çok kısa sürede kan etanol konsantrasyonu ile denge haline gelmesi nedeniyle kan alkol konsantrasyonunu tespit etmek amacıyla vitröz humör (göz içi sıvısı) alkol konsantrasyonu çalışılmakta olduğu, bu vakada kanda alkol saptanmasına rağmen göz içi sıvısında saptanmadığı, alkol içildiğini gösterir Etil Glukuronid (EtG) ve Etil Sülfat (EtS) gibi etanol metabolitleri de çalışılmamış olduğundan kişinin ölüm öncesinde alkol kullanmadığının kabulü gerektiği" şeklinde rapor ibraz edildiği görülmüştür.
İlgili dosyada alınan ATK raporu cevap dilekçesi ve ekleri ile birlikte davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Aynı olaya ilişkin alınan ve teknik verilerek dayalı olarak düzenlenen raporlar güçlü delil niteliğindedir.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, kaza tespit tutanağı, ZMSS poliçesi, soruşturma dosyası, Mahkememizin .....Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu'nun .....tarihli Adli Tıp raporu hep birlikte değerlendirildiğinde: .....günü maktul sürücü .....idaresindeki .....plakalı otobüsün sürücü .....idaresindeki .....plakalı çekici ve buna bağlı yarı römorka arkadan çarpması sonucu ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, olay meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde .....tam kusurlu olduğu, soruşturma dosyasında kusura ilişkin alınan ATK raporunun olaya ve oluşa uygun olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde rücuen tazmini talep ettiği ödemelerin ZMSS poliçesi kapsamında olduğu; yukarıda açıklandığı üzere Mahkememizin .....Esas sayılı dosyasında alınan ve güçlü delil olarak kabul edilen Adli Tıp Kurumu'nun .....tarihli Adli Tıp raporunda davalıya ait aracı kullanan maktul sürücü için "kişinin ölüm öncesinde alkol kullanmadığının kabulü gerektiği" şeklinde rapor düzenlenmesi nedeniyle, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.c maddesi kapsamında rücu koşulları bulunmadığı anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Vekalet ücreti ile ilgili hüküm kurulurken, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesi gereğince, vekalet ücreti, tarifenin ikinci kısmı ikinci bölümüne göre hükmolunmuştur.
6325 sayılı Kanun 18/A-14. bendinin 2. yarı cümlesi ve Yönetmeliğin 26/2. maddesi hükmü uyarınca, arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre hak sahibi çıkan taraftan tahsilinin gerekmesi, ileride arabuluculuk ücretinin hak sahibi tarafından tahsil edileceğinin kesin olması, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan tüm nedenlerle, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın, peşin alınan 66.354,92.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 65.739,52.-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00.-TL vekâlet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
BaşkanÜyeÜyeKatip