TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 21/08/2024
KARAR TARİHİ: 05/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, davalının maliki olduğu ve müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan .....plaka sayılı aracın dava dışı .....sevk ve idaresindeki iken .....tarihinde karışmış olduğu trafik kazası sonucu müvekkili sigorta şirketi tarafından yabancı plakalı .....plaka sayılı araçta meydana zarar nedeniyle hak sahiplerine 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsü .....kaza esnasında alkollü olduğunun tespit edildiğini, ZMMS Genel Şartlarının B-4-c maddesi gereğince müvekkili sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişiye yaptığı ödemeyi davalı sigortalıya rücu hakkı bulunduğunu, yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile .....Hizmetler İnşaat Otomotiv ... Ltd. Şti. arasında şoförsüz araç kiralama sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme sonrası müvekkili şirketin haberi olmaksızın .....Ltd. Şti. ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğü arasında da araç kiralama sözleşmesi imzalandığını ve aracın .....sevk ve idaresine bırakıldığını, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, 2918 sayılı ktk.'nun 85.maddesi gereğince müvekkilinin işleten sıfatı bulunmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafça araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, kaza tespit tutanağına dayanılarak araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu kanısına varılmışsa da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin rapor alınması gerektiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, sigorta poliçesi ve hasar dosyası ile yapılan ödemeye dair belgeler celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, UYAP sistemi üzerinden Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı takip dosyası dosya arasına eklenmiş, davaya konu kazada kusur durumunun tespiti yönünden trafik bilirkişisinden, kaza nedeniyle yabancı plakalı .....araçta meydana gelen hasar bedelinin tespiti yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmıştır.
Dava, .....tarihinde davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi düzenlenen davalıya ait .....plaka sayılı araç ile .....yabancı plaka sayılı araç arasında meydana geldiği iddia edilen trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından .....plaka sayılı aracın kaza nedeniyle gördüğü iddia edilen hasara istinaden ödenen hasar bedelinin davalı sigortalı araç sürücüsünün kaza esnasında alkollü olduğundan bahisle davalı sigortalı aleyhine rücuen tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
.....tarihinde dava dışı .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı aracın park halinde bulunan .....yabancı plaka sayılı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza tarihinde .....plaka sayılı aracın kayıt malikinin davalı şirket olduğu, kazadan 23 dakika sonra düzenlenen alkol raporuna göre araç sürücüsü .....ki alkol oranının 2.11 promil olduğu, ....plaka sayılı aracın kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde .....tarihleri arasında davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede sigortalı olarak davalının yer aldığı, poliçede araç başına maddi tazminat üst limitinin 100.000,00 TL olarak gösterildiği, kaza sonrası düzenlenen .....tarihli eksper raporuna göre .....plaka sayılı aracın hasar onarım bedelinin 124.652,99 TL yedek parça bedelinde 6.518,81 TL iskonto uygulanmak suretiyle yedek parça bedeli 118.134,18 TL ve işçilik bedeli 49.700,00 TL olmak üzere toplamda 167.834,18 TL olarak belirlendiği, davacı sigorta şirketi tarafından hasar onarım bedeline ilişkin olarak .....tarihinde dava dışı üçüncü kişiye 120.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan .....ödemenin 1.600,00 TL işlemiş faizi ile birlikte toplamda 121.600,00 TL'nın davalı sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının gönderilen ödeme emrine karşı süresinde borca itiraz dilekçesi sunduğu, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı, elde ki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, sürücünün kaza esnasında alkollü olup olmadığı ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, davaya konu kaza nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı üçüncü kişiye yapılan hasar onarım bedelinin yerinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacı sigorta şirketinin hasar gören araç için ödediği hasar bedeli ve değer kaybını davalı sigortalıdan rücuen tahsilini talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarına ilişkindir.
2918 Sayılı KTK.’nun 91. maddesinde, işletenlerin bu kanunun 85/1 maddesine göre sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. KTK.’nun 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.
Davalı şirket tarafından sigortalı aracın uzun süreli kira sözleşmesi kapsamında üçüncü kişiye kiraya verilmiş olması nedeniyle işleten sıfatının kalktığına yönelik iddia onun kiracısıyla arasındaki iç ilişkiye ait bir sorundur ve sigortacının trafik sigortasına dayalı olarak tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda başvurabileceği kimse, aracın gerçek işleteni kim olursa olsun, sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigorta ettiren olduğundan davalı şirket sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. (Benzer yönde, Yargıtay 17. HD.'nin 10.03.2014 tarih ve 2014/4135 E.-2014/3309 K.sayılı ilamı, Ankara BAM 26. HD.'nin tarih ve E.- K. Sayılı ilamı)
Sigortalı .....plaka sayılı aracın dava dışı .....sevk ve idaresindeki iken park halinde bulunan .....yabancı plaka sayılı araca çarptığı, kazadan 23 dakika sonra düzenlenen alkol raporuna göre sigortalı araç sürücüsü .....2.11 promil oranında alkollü olduğu ve kazanın meydana gelmesinde .....%100 kusurlu olduğu, kazaya etki eden başka bir unsurun bulunmadığı dosya kapsamından ve kusura ilişkin alınan bilirkişi raporundan sabittir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun .....tarih ve 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değiştirilmeden önceki 48/1 maddesi “Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklinde iken, anılan Kanunla değişik m.48/1 ise “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklindedir. Öte yandan maddede “Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu Maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” gibi “Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” gibi başkaca yenilikler de vardır. Görüleceği üzere 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile yapılan değişiklikle 48. maddenin 1. fıkrasındaki güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş ifadesi metinden çıkarılmış, ayrıca alkollü araç kullanımına ilişkin daha önce yönetmelikle düzenlenen promil sınırları da kanunda düzenlenmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.c maddesinde tazminatı gerektiren olay aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmişse, zarar görenlerin zararları sigorta limiti dâhilinde sigortacı tarafından karşılanır. Daha sonra, sigortacı tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda rücu edebilir şeklinde düzenlemiştir.
Aracı sürenin, alkolün etkisi altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla, sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecek idiyse, bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Zarar veren kaza, alkolün etkisi sonucunda meydana gelmiş olmalıdır.O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay önceki uygulamalarında, alkol oranının kazanın sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmiş iken (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 07.04.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02.03.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları), Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .....tarihli ve .....E......K. Sayılı ilamında, sürücünün %100 kusurlu ve 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu trafik kazasında Karayolları Trafik Kanunu 48. maddesi gereğince 1,00 promilin üzerindeki alkol düzeyinin herkesi etkileyecek nitelikte olması nedeniyle kazanın münhasıran alkollü olunması nedeniyle gerçekleştiğinin kabul edilmiştir. Anılan bu karar karşısında, somut olayda sürücünün kaza esnasında 2,11 promil alkollü olması ve kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olması nedeniyle mahkememizce kazanın münhasıran alkolun etkisi altına ger çekleşip gerçekleşmediğinin tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiş ve somut olayda sigortacının sigortalıya rücusuna ilişkin koşulların oluştuğu kabul edilmiştir.
Davacı sigortacı ödediği değil ödemesi gereken bedeli rücu hakkı bulunmaktadır. Somut olayda, davalı sigorta şirketine hitaben düzenlenen eksper raporunda dava dışı üçüncü kişiye ait aracın hasar onarım bedeli 167.834,18 TL olarak tespit edilmiştir. Mahkememizce, davacı sigorta şirketince yapılan hasar tespitin ve bu kapsamda yapılan ödemenin yerinde olup olmadığın tespiti amacıyla makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda; eksper raporunda belirtilen parça ve işçilik giderlerine ait kalemlerinin dava konusu aracın onarımı için gerekli parça ve işçilik kalemleri ile birebir uyumlu olduğu, dava konusu aracın onarımının özel serviste yapıldığı ve onarım için kullanılacak parçaların çoğunluğunun orijinal, bir kısmının eşdeğer yedek parçalar olduğu, kaza tarihi itibarıyla aracın onarımı için gerekli maliyetin KDV dahil yedek parça bedeli 143.000,00 TL ve işçilik bedeli 60.600,00 TL olmak üzere toplamda 203.600,00 TL olduğu mütalaa edilmiştir. Düzenlenen rapor mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan sigorta poliçesinde, poliçenin düzenlendiği tarih itibarıyle araç başı maddi tazminat üst limiti 100.000,00 TL olarak öngörülmüştür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24/1.maddesinde, bu yönetmelik ile belirlenen teminat tutarlarının yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir. Davaya konu kaza .....tarihinde gerçekleşmiştir. İnternet üzerinden yapılan sorgulamada, araç başı maddi tazminat klozu yönünden .....tarihinden itibaren uygulanacak asgari sigorta teminatının 120.000,00 TL olarak uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi tarafından da, dava dışı üçüncü kişiye ödeme yaptığından, dosyaya sunulan eksper raporu ile makine mühendisinden alınan bilirkişi raporu göz önünde bulundurulduğundan yapılan ödemenin tamamını davalı sigortalıya rücu edebileceğinin kabulü gerekir.
Rücu hakkı, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faiz talep edebilir. Davalı sigorta şirketi tarafından icra takibinde asıl alacak 120.000,00 TL'nın yanında ayrıca 1.600,00 TL işlemiş faiz talep edilmiştir. Davacı sigortacı tarafından ödeme .....tarihinde yapılmış, icra takibi ise .....tarihinde başlatılmış, takip talebinde ticari faiz talep edilmiştir. Davacı sigorta şirketi yönünden davalı ile arasındaki sözleşme ilişkisi 6102 sayılı ticari iş niteliğinde olduğundan davacının ticari faiz talep edebileceği kabul edilmiştir. Takipte talep edilen faizin yerinde olup olmadığına ilişkin ödeme tarihinden takip tarihine kadar resen işlemiş faiz hesabı yapılmış ve bu kapsamda ödenen 120.000,00 TL asıl alacak için 8.583,29 TL faiz hesaplanmıştır. Bu halde davacı sigortacı tarafından takipte talep edilen faiz miktarı da yerinde olup, açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekmiş, davacının icra inkar tazminatı talebi bulunmadığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜNE; davalının Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 120.000,00 TL asıl alacak ve 1.600,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 121.600,00 TL üzerinden DEVAMINA,
2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi işletilmesine,
3-Davacının talebi bulunmadığından icra inkar tazminatı hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.306,49 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 1.468,63 TL peşin harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 6.837,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ve 1.468,63 TL peşin harcın toplamı olan 1.896,23 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından 98,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 5.200,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 5.298,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
KatipHakim