T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 25/06/2026
KARAR TARİHİ: 29/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .....tesisat numarası ile davalı enerji şirketine ticarethane statüsünde abone olduğunu, aslında hayvancılıkla iştigal eden müvekkilinin ahır işletmesinde elektrik enerjisi kullanmadığını, davalı şirket tarafından .....numaralı 91.657,19 TL bedelli, .....numaralı 114.543,50 TL bedelli ve .....numaralı 114.453,50 TL bedelli faturalar ile tebliğ edilmeyen diğer faturalar üzerinden kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla borç çıkarıldığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, davalının tespitinin gerçeğe aykırı olduğunu, mahkemece yapılacak keşif ile bu durumun doğrulanacağını, dava şartı olan arabuluculuk faaliyetinin .....numaralı dosya ile anlaşmazlıkla sonuçlandığını, müvekkilinin sunduğu fakirlik belgesi uyarınca yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olduğunu, bu nedenle adli yardım talebinde bulunduğunu, müvekkilinin .....numaralı 91.657,19 TL bedelli, .....numaralı 114.543,50 TL bedelli ve .....numaralı 114.453,50 TL bedelli faturalar nedeni ile davalı kuruma enerji tüketimi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi davalılara tebliğe çıkarılmamıştır.
DELİLLER, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit isteğine talebine ilişkindir.
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.
Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Taraflar arasında kurulduğu iddia edilen abonelik sözleşmesinin TTK' nın 4/1 maddesinde düzenlenmemesi ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olması nedeni ile davanın mutlak ticari dava olmadığına kanaat edinilmiştir.
Kanun gereği mutlak ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari dava, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
Davanın mutlak bir ticari dava olmaması halinde nispi ticari dava olarak değerlendirilmesi için davanın iki tarafının da tacir olması gerekmektedir.
Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.
Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Uyaptan yapılan sorgu sonucuna göre davacının tacir olmadığı, gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına haiz potansiyel mükellefi olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda davanın her iki tarafının tacir olmadığı, dolayısı ile eldeki davanın nısbi ticari dava da olmadığı görülmüştür.
TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nısbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlığın çözümü mahkememizin görevine girmemektedir.
Uyuşmazlığın ticari dava olmaması, davanın abonelik sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olması ve eser sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'ndan düzenlenmiş olması nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkeme olan Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Mahkememiz görevli olmadığından, davacının adli yardım talebi de değerlendirilememiştir.
HMK'nun 114/1- c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115. maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu nedenle dosya üzerinden inceleme yapılmış, davaya bakmaya Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması ve mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince, davanın USULDEN REDDİNE, görevli Mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmesi için Diyarbakır Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK'nın 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, ara buluculuk ücreti, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
KatipHakim