T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1113
KARAR NO : 2026/580
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ :22/04/2026
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davacının bazı markaların gıda ve hijyen maddelerini pazarlayan distiribötür şirketlerinden olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketten ... tarihli ... TL tutarındaki fatura içeriğindeki malları satın aldığını, söz konusu malların ... tarihinde davalıya teslim edildiğini, fatura konusu 45 günlük vadede ... tarihinde ödenmesi gerekirken herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak ...TL asıl alacak ve ...TL işlemiş faiz toplamı ... TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının ... tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, aynı şekilde davalı borçlunun itiraz ettiği faiz oranın da doğru olduğunu iddia ederek davalının icra takibine itirazının iptali ile alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkil firmanın dava konusu fatura ilişkin ödemeyi keşidecisi müvekkili firma olan davacı firma emrine yazılan ... keşide tarihli ... Bankası ... Şubesinin ... çek nolu ... TL bedelli çeki ile ödemiş olduğunu, bu itibarla müvekkili firmanın davacı tarafa ödenmemiş her hangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili firma hakkında icra takip işlemi yapması davacı tarafın kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafın Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile müvekkili firma tarafından verilen çeke ilişkin çek iptal davası ikame ettiğini, ikame etdilen çek iptal davasının müvekkili firmanın fatura bedelini ... keşide tarihli çek ile ödediğini ortaya koyduğunu, davacı firmanın banka kayıtları ve ticari defter ve belgeleri incelendiğinde davalı Firmanın davacı tarafa tüm borçlarını ödediği ve takip tarihi itibariyle her hangi bir borcunun olmadığının anlaşılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; fatura alacağının ödendiğinin ispatının davalıya ait olduğu, davalı tarafça her ne kadar ... tarihli ... TL bedelli ... seri numaralı çek ile borcun ödendiği belirtilmiş ise de çeki davacı yana teslim ettiğine dair bir belge sunmadığı gibi çekte davacı şirket temsilcisi tarafından atıldığı iddia edilen imzanın bilirkişi raporu ile şirket temsilcisine ait olmadığının tespit edildiği, davalının ödeme savunmasını ispat edemediği, bu nedenle icra takibine konu edilen fatura alacağı yönünden takibin devamına karar verildiği, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği, taraflar arasında kararlaştırılmış kesin vadenin de bulunmadığı, işlemiş faiz talebi yönünden, takibin devamına karar verilmediği, takip tarihinden itibari ile de borç ödeninceye kadar avans faiz oranı doğrultusunda davalıdan istenebileceği gerekçesiyle davanın kabulu ile, Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin ...TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, davacı tarafça ...-TL asıl alacağa takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar avans faiz oranındaki temerrüt faizinin davalı taraftan istenebileceğine, takibe konu asıl alacak ...TL üzerinden % 20'si oranında ...TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; müvekkili firmanın dava konusu faturaya ilişkin ödemeyi keşidecisi müvekkili firma olan davacı firma emrine yazılan ... keşide tarihli ... Bankası ... Şubesinin ... çek nolu ... TL bedelli çeki ile ödemiş olduğunu, bu itibarla müvekkili firmanın davacı tarafa ödenmemiş her hangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirket yetkilileri müvekkil firma tarafından davacı firma emrine düzenlenmiş çeki sahte ciro ile 3. Şahıslar üzerinden tahsil ederek müvekkili firmayı zarara uğrattığını, davacı firmanın söz konusu çekin istirdadını talep ederek çeki elde etme imkanı varken çekin 3. şahıslar tarafından sahte ciro ile tahsil edilmesini sağladığını, davacı tarafın söz konusu çekin kendilerine ulaşmadığını iddia ettiğini ancak davacı tarafın Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile müvekkili firma tarafından verilen çeke ilişkin çek iptal davası ikame ettiğini, bu davanın söz konusu çekin davacı tarafa ulaştığını açıkça ortaya koyduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 67. maddesi gereğince faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK'nın 67/1. maddesine göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine "... tarihli, ... no.lu ... TL tutarında fatura. ... TL " açıklaması ile ... TL alacak için ... tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından yasal 7 günlük sürede ... tarihinde takibe itiraz edildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK'nın 66. maddesi uyarınca kendiliğinden durduğu, takibin durma kararının ve davalının itirazlarının alacaklıya tebliğ edildiğini gösterir bir belge bulunmadığı, dolayısıyla davanın yasal 1 yıllık sürede, ... tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (6100 sayılı HMK m. 191). Davada ispat külfeti fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerinde olup, davacının faturalara konu hizmeti verdiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 22/02/2016, E. 2015/13357, K. 2016/2695 tarih ve sayılı ilâmı).
Dava konusu olayda; ispat külfeti takip dayanağı fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerinde olup, davalı vekilince akdi ilişki ve borç inkar edilmemiş ancak borcun ödendiği iddia edilmiştir. Bu nedenle ispat yükü bileşik ikrarda bulunulan davalı tarafa geçmiştir. Davalı, takip konusu faturaya dayalı borcunu, keşidecisinin müvekkili firma olduğu, davacı firma emrine yazılan ... keşide tarihli ... Bankası ... Şubesinin ... çek nolu ... TL bedelli çeki ile ödemiş olduğunu, çek bedelinin tahsil edildiğini ileri sürmüştür. Davacı taraf ise bahse konu çekin kendilerine teslim edilmediğini, çekte yer alan cirodaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmiştir. Davacı tarafı her ne kadar çekin kendilerine teslim edilmediğini iddia etmişse de söz konusu çeke ilişkin olarak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile çek iptali davası ikame ettiği ve daha sonra bu davadan feragat ettiği, bu haliyle çekin davacıya teslim edildiğinin sabit olduğu, çekteki cironun ve imzanın davacı şirkete ait olmadığı tespit edilmişse de bu durumun çek bedelini ödeyen davalı keşideciye karşı ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine karar vermesi gerekirken kabulüne karar vermesi isabetli görülmemiştir.
Öte yandan; 2004 sayılı İİK’nın 67/2. maddesi “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen, kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan, vadeden önce ince icra takibine girişen veya kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı kendisine bildirilen bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın icra takibi başlatması durumlarında alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında kötüniyetli sayılmalıdır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s. 258). Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve "kötü niyet tazminatı" olarak adlandırılan tazminat, sadece ve ancak, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Somut olayda; takip konusu fatura bedelinin davalı tarafından çek ile davacıya ödendiği, çek bedelinin davalıdan tahsil edildiği, davacının fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine takip başlattığı, bu durumda davacı gerçekte alacaklı olmadığı bir hukuki ilişkiye dayandığı halde davalı aleyhine takip yapması nedeniyle kötü niyetli olduğu değerlendirildiğinden, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca yukarıda anılan gerekçelerle kaldırılmasına, toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-2 hükmü uyarınca yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davalı vekilinin istinafına atfen KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
1-) Davanın REDDİNE,
2-) Davacı takip başlatmakta kötü niyetli görüldüğünden, asıl alacak miktarı olan ... TL'nin %20'si oranında ... TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
3-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın, peşin olarak yatırılan 1.769,18 TL harçtan mahsub edilerek ile fazladan alınan 1.037,18 TL'nin davacıya tarafa İADESİNE,
4-) İlk derece yargılaması esnasında yapılan yargılama giderlerinin davacı eden üzerinde BIRAKILMASINA,
5-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği belirlenen 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-) 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan arabulucuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA,
7-) Taraflarca yatırılan gider avansından artan miktarın, 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince talep halinde davacıya İADESİNE,
II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, karar ve ilam harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından davalıya İADESİNE,
III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından istinaf başvurusu aşamasında yapılan 155,70 TL posta gideri ve 492,00 TL istinaf başvuru harcından ibaret olan toplam 647,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
III-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
IV-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 HMK'nın m. 362(1)-a hükmü uyarınca miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.