Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- )Suça sürüklenen çocuk hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme suçlarından verilen hükme yönelik istinaf talebinin yapılan incelemesinde;
Gerekçeli karar başlığında suç adının, “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” yerine “Silahlı terör örgütüne üye olma” olarak gösterilmesi yine SSÇ'nin gözaltında kaldığı sürenin CMK'nın 232/2-d maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi mahallinde tamamlanması mümkün maddi yazım noksanlığı olarak kabul edilmiş,
Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/11/2015 tarih ve 2015/292 D.İş sayılı itirazın reddine dair verilen karar üzerine kesinleştiği ve denetim süresinin 16/11/2015 başladığı, ihbara konu firar suçunun temadi eden suçlardan olması nedeni ile temadinin kesildiği 25/05/2016 tarihinin suç tarihi olduğu, yine dosya kapsamında HAGB kararlarının kesinleşme tarihi 09/09/2013 olarak belirtilmiş ise de; anılan kararın 16/11/2015 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme tarihine ilişkin hatanın mahal mahkemesince her zaman düzeltilebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğun 19/04/2011 ve 21/03/2011 tarihli Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde, direnme suçunun birden fazla kolluk görevlisine karşı hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev'iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş olmasına karşın, scç hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK'nın 43/2. maddesiyle artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf olmadığından; ssç'nin güvenlik güçlerine molotof kokteyli atmak suretiyle üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği anlaşılmakla, hakkında bu suçtan hüküm kurulurken TCK'nın 265/4. maddesi gereğince yapılan artırımda, artırım nedeninin “suçun silahla işlenmesi” yerine “varsayılan suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak işlenmesi” şeklinde belirtilmesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış,
CMK'nun 231/7 maddesindeki ''Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.'' şeklindeki yasal düzenleme karşısında, ssç hakkında verilen HAGB kararı sırasında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK'nun 50/1-a maddesi uyarınca Adli Para Cezası seçenek yaptırıma çevrildikten sonra CMK'nun 231. Maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, hükmün açıklanması sırasında TCK'nun 50/3 maddesinin ssç hakkında zorunlu olarak tartışılması gerektiği gözetilerek sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, yukarıda eleştirilen husular haricinde verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, suça sürüklenen çocuğun istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2- )Suça sürüklenen çocuk hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan verilen hükme yönelik istinaf talebinin yapılan incelemesinde;
SSÇ hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2011 tarih ve 2011/5653 esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesi'nin 09/07/2013 tarih, 2012/279 Esas, 2013/444 Karar sayılı ilamı ile SSÇ'nin 19/04/2011 tarihli eylemi nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan neticeten 4.000,00 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, kararın 16/11/2015 tarihinde kesinleştiği,
SSÇ'nin denetim süresi içerisinde 25/05/2016 tarihinde Marmaris 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/466 Esas sayılı dosyasına konu olduğu şekilde ikinci bir suç işlediği, bu suça konu kararın 18/12/2018 tarihinde kesinleştiği, karar gereği SSÇ hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ilişkin ihbarda bulunulduğu,
İhbar üzerine 28/11/2019 tarih ve 2019/867 Esas ve 2019/358 Sayılı kararı ile Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesi'nin 09/07/2013 tarih, 2012/279 Esas, 2013/444 Karar sayılı kararının açıklanmasına karar verildiği, SSÇ'nin neticeten 3713 Sayılı yasanın 7/2, TCK'nın 31/3, 62, 50/1-a, 52/2 maddesi uyarınca 4000 TL APC ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.03.2016 tarih 2015/3-599 Esas, 2016/99 Karar sayılı ilamında; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin davalarda dava zamanaşımı süresinin ne zaman duracağı ve ne zaman işlemeye başlayacağının tartışıldığı, Anılan kararda; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde denetim süresi sonunda, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar” hükmüne yer verildiği,
5237 Sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde, "beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yılın, 66/2. maddesinde fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup, onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında bu sürenin üçte ikisinin geçmesiyle kamu davasının düşeceği, aynı Kanunun 67/1. maddesinde Kanunda belirtilen hallerde ve süre boyunca zamanaşımı süresinin duracağı, 67/4. maddesinde ise, zamanaşımının kanunda gösterilen nedenlerele kesilmesi halinde, ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağı hüküm altına alınmış,
Bahse konu karar ve Kanun maddeleri ışığında somut olay incelendiğinde;
SSÇ'nin üzerine atılı suçun kanunda yazılı ceza miktarı itibariyle TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık asli zamanaşımı süresine tabi olduğu, SSÇ'nin suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle TCK'nın 66/2. maddesi gereği asli zamanaşımının 2/3 olarak uygulanması gerektiği, bu sürenin de 5 Yıl 4 Ay olduğu, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin de 7 Yıl 12 Ay olduğu,
SSÇ'nin ilk işlediği suç nedeniyle işleyen zaman aşımını kesen en son işlemin suça sürüklenen çocuğun mahkemece ifadesinin alındığı 29/05/2012 tarihi olduğu, yeniden işlemeye başlayan zaman aşımının HAGB kararının kesinleştiği 16/11/2015 tarihine kadar işlediği, suça sürüklenen çocuğun işlediği ikinci suçun suç tarihi olan 25/05/2016 tarihine kadar zaman aşımının işlemesinin durduğu, bu tarihten ( 25/05/2016'dan ) Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesi'nin karar tarihi olan 28/11/2019 tarihine kadar zaman aşımının işlemesinin devam ettiği, 29/05/2012- 16/11/2015 ve 25/05/2016-28/11/2019 tarihleri arasında geçen süreler itibariyle mahkemenin karar tarihinde asli zaman aşımı süresinin tamamlanmış olduğu gözetilmeden düşme kararı verilmesi yerine mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı olup suça sürüklenen çocuğun istinaf itirazı bu nedenle yerinde ise de;
Yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılığın 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından,
SSÇ S. Y. hakkında Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesi'nin 28/11/2019 tarih, 2019/867 Esas ve 2019/358 Karar sayılı hükmünün II-1 numaralı paragrafının tümü ile hükümden çıkarılarak yerine aynı yere kaim olmak üzere;
SONUÇ: ''- SSÇ S. Y. hakkında 19/04/2011 taihli Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan açılan kamu davasında atılı suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı uyarınca 5237 Sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/2. maddelerine göre tabi olduğu dava zamanaşımının 29/05/2012- 16/11/2015 ve 25/05/2016-28/11/2019 tarihleri arasında geçen süreler itibari ile hüküm tarihinde gerçekleştiği gözetilerek SSÇ hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle CMK'nın 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
-Bu suç yönünden yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,''
Şeklinde cümlelerin yazılması suretiyle istinaf isteminin DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan suça sürüklenen çocuğa tebliğine,
BAM Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan suça sürüklenen çocuk yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hakime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle,
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçlarından verilen Adli Para Cezasına Mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararları yönünden 5271 Sayılı CMK'nun 286/2-a maddesi uyarınca KESİN,
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme ve Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçlarına yönelik verilen İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi kararlarına karşı ise onbeş gün içerisinde CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 10.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)