Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın 24/05/2016 tarihinde teslim olduğu, bu tarihten sonra eyleminin tespit edilememesi karşısında, 24/05/2016 ve öncesinin, suç tarihi olduğu gözetilmeden, gerekçeli karar başlığına 28/12/2017 şeklinde yazılması mahallinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası olarak görülmüştür.
1- Sanık müdafiinin Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik istinaf taleplerinin yapılan incelemesinde;
CMK'nun 273/1 maddesindeki; İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263. madde hükmü saklıdır. Şeklindeki düzenleme gereğince, sanık müdafiinin 24/12/2019 tarihinde yüzüne karşı verilen hükmü yasal 7 günlük süre bittikten sonra kararı 12/02/2020 tarihinde istinaf ettiği anlaşılmakla;
CMK'nun 279/1-b maddesi gereğince sanık müdafiinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE,
2- O Yer C. Savcısının Kamu Malına Zarar Verme suçundan verilen beraat kararına yönelik istinaf talebinin yapılan incelemesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine toplanan delillere, mahkemenin kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre O yer C. Savcısının istinaf talebi yerinde görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
3- Sanık hakkında Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçundan kurulan hükme ilişkin verilen ceza miktarı nedeniyle re'sen yapılan istinaf incelemesinde;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/2496 Esas 2019/1648 karar sayılı kararı ile yine aynı dairenin benzer kararlarında belirtildiği üzere; PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında;
Dosya kapsamı ve mahkemenin kabulüne göre somut olayda; sanığın Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere katıldığı ve 24.05.2016 tarihinde güvenlik güçlerine teslim olduğu, hakkında ifade ve teşhiste bulunan başka dosya sanıklarının müdafiili beyanlarında; "sanığın Bahoz Kod ismini kullandığını, sokağa çıkma yasağında Nusaybin'de özellikle Fırat Mahallesinde hendek ve barikatlarda silahlı olarak faaliyet gösterdiği, birden fazla tanıkların müdafii huzurunda alınan beyanlarında (kendileri hakkında yürütülen soruşturmalarda) sanığın çatışmaya girdiğinin ve hatta şarapnel parçasıyla yaralandığını dile getirdikleri (sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanında da şarapnel parçası ile yaralandığını beyan ettiği), ayrıca sanığın sol el avuç içi, sol el üst ve sağ el üst svaplarında atış artıklarında bulunan antimon elementine (sb) rastladığı gözetilerek, dosya kapsamındaki delillerden sokağa çıkma yasağı ilan edilen mahalde kolluk kuvvetleri ile silahlı çatışmaya girdiği anlaşılan sanığın, örgütsel faaliyet gösterdiği Fırat Mahallesinde çok sayıda kamu görevlisinin (polis-asker) yaralandığı ve şehit olduğu ancak hangi mağdura karşı bu eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenemediği dolayısıyla mağdur sayısının belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmamış,
Ancak;
Sanık hakkında TCK'nin 53. maddesinin uygulanması sırasında, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmemesi kanuna aykırı ise de; CMK'nin 280/1-c maddesi uyarınca bu aykırılığın düzeltilmesi olanaklı bulunduğundan, sanık hakkında TCK'nin 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, "24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluğuna ilişkin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas,2015/85 karar sayılı kararı gözetilerek TCK'nin 53/1-2-3 maddesinin uygulanması" cümlesinin eklenmesi suretiyle CMK'nin 280/1-a-c maddeleri gereğince hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de başka suçtan tutuklu sanık ve istinaf başvurusu reddedilen sanık müdafii ile barikat ve hendek olaylarında zarar gören Nusaybin Belediye Başkanlığına ve Maliye Hazinesine tebliğine,
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş tarihinden, sanık, sanık müdafii ile Nusaybin Belediye Başkanlığı ve Maliye Hazinesi yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hakime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle,
SONUÇ: İstinaf başvurusunun süre yönünden reddine ilişkin karara karşı 7 gün içerisinde CMK'nın 111/2, 267 ve devamı maddeleri uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi nezdinde İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere,
Kamu Malına zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararı yönünden 5271 Sayılı CMK'nun 286/2-g maddesi uyarınca KESİN,
Sanık hakkında Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararına karşı ise 15 gün içerisinde CMK'nın 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 02.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)