T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/795
KARAR NO : 2026/780
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2025
DAVANIN KONUSU : Merci Tayini
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
Diyarbakır . Asliye Hukuk Mahkemesi ve Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilen dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, araç satışı hükümleri uyarınca aracın kullanılamaması sebebiyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Diyarbakır . Asliye Hukuk Mahkemesince; "Davalının şirket olduğu, davacının da ... tarihinden itibaren işletme hesabına göre vergi mükellefiyetinin bulunduğu ve aracın ticari amaçla kullanıldığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince; "Davacının ticari şirket kaydı ve ortaklığının bulunmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, işletme esasına göre defter tuttuğu ve faaliyetinin esnaflık sınırını aşmadığı, bu nedenle tacir sayılamayacağı ve uyuşmazlığın her iki tarafının ticari işletmesinden kaynaklanmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir (HMK md. 22/2).
6102 sayılı TTK md. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK md. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK md. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK md. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK md. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Somut olayda ise; dava, araç satımı hükümleri uyarınca aracının kullanılamaması sebebiyle oluşan zararın istemine ilişkindir. Esnaf Odasından gelen müzekkere cevabından davacının otobüs işleteni mesleği adı altında oda kaydının bulunduğu, Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabından davacının işletme hesabına göre vergilendirildiği, davacının kazancının esnaflık sınırını aştığı anlaşılmıştır. Dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması ve davanın taraflarının tacir olması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan sebeplerle,
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21. ve 22. maddeleri gereğince Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
2-Dosyanın merci tayini isteminde bulunan mahkemeye gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 22/2 ve 362/1-c maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.