T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/7
KARAR NO: 2024/56
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:18/01/2024
Taraflar arasında görülen davada ilk derece mahkemesince verilen yukarıda tarih ve numarası gösterilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A) DAVACI VEKİLİNİN TALEBİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ......... Binası yapımı işini yüklenici olarak üstlendiğini, ilgili yapım işi kapsamında .......... ile alt taşeron olarak anlaşıldığını, .............. ile yapılan sözleşme kapsamında dış cephe işi için ilgili firmaya 2 adet çek verildiğini, .......... mevcut işi taşeronu ....... yaptırdığını, ....... firması ise dış cephenin cam işlerini ............. ' ne yaptırdığını, sözleşmeye ilişkin çeklerden .... Tarihli ....... TL Bedelli çek ile .... Tarihli ... TL Bedelli çekler tahsil edildiğini, dış cephe cam işine yönelik toplam ... TL ödenmiş olmasına rağmen iş tamamlanmadığını, malzemeler eksik teslim edildiğini, ... Cam muhatabın ... Cephe olduğunu ifade ederek camları teslim ve montajından imtina ettiğini, bunun üzerine müvekkili ......... ' ne işleri tamamlaması ve devamında üst işvereni ile hesabın netleşmesi üzerine eksik veya fazla ödeme varsa karşılıklı ödemelerin yapılacağı ifade edildiğini ve işi tamamlaması için ............. ' ne .... Diyarbakır ...... şubesine ait ..... Keşide tarihli, ..... çek numaralı ..... TL bedelli teminat çeki düzenlendiğini, bu çekin ...tarihli sözleşme ile kayıt altına alındığını, ....... yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davanın kabulü ile müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve müvekkilinin davalıya vermiş olduğu .... Diyarbakır .... şubesine ait .... Keşide tarihli, ..... çek numaralı .... TL bedelli teminat çekinin borçlu olunmadığının tespiti ile dava sonuna kadar çekin ödenmemesi ve çeklere dayanılarak icra takibi yapılmaması için teminatsız, mahkemenizce aksi kanaatte olması halinde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece .... tarihli ara kararı ile; “Talep, icra takibinden önce açılan menfi tesbit davasında, çeklerin ödenmesinin önlenmesi ve icra takibi yapılması halinde icra takiplerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı vekili, taraflar arasında dış cephe işi için anlaşma yapıldığını, bedellerinin bir kısmına karşılık olarak farklı zamanlarda çeklerin verildiğini ve işlerin yapılmadığını, çeklerin karşılıksız kaldığını ileri sürmüş ise de; çeklerin avans olarak verildiği yolunda yazılı bir delil ibraz edilmemiştir. Düzenlenen sözleşme, çeklerin fotoğraflarını dava dilekçesi ekinde sunulmuş ise de, bu delillerin de davaya ve ihtiyati tedbire konu çeklerin işin tamamlanması için avans olarak verildiğini ispata yeterli bulunmamaktadır. Davanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddiaları yargılamayı gerektirmektedir. Bu gerekçeyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
C) İSTİNAF NEDENLERİ:
Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ekinde yer alan çek üzerinde açıkça teminat çeki olduğunu, yer alan ibare mahkemece incelenmediğinden yazılı belge sunulmadığı iddia edilerek taleplerinin ret edildiğini, ekte sunulan sözleşmede çekin seri numarası bilgileri yer almakta ve teminat çeki olduğu açıkça belirtildiğini, yerel mahkeme taleplerini yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle reddettiğini, Karşı tarafın edimini yerine getirmediği yargılama sürecinde ortaya çıkacağını, halihazırda vadesi gelip çekin tahsil edilmesinden sonra yargılama sonunda müvekkilinin haklı çıkmasının hiçbir anlamı olmayacağını, ......... yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketi sorumluluklarını yerine getirmediğinden yüklenici olarak üstlendikleri işin geçici kabulü yapılamamakta ve müvekkili firmanın ihale kapsamındaki sorumlulukları devam etmekte, ödemelerini alamamakta, teminatları da çözülememekte olduğunu, bu nedenle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, her ne kadar menfi tespit davasını açma ve ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep etme gerekçelerini ayrıntılı bir şekilde belirtselerde tedbir taleplerinin reddedildiğini, çekin günü geldiğinde veya gününden önce ilgili davalı veya ciro ettiği cirantaların çeki tahsil için bankaya ibraz etme ihtimali ile müvekkilinin mağduriyetinin arttığını, verilen kararda göz ardı edilen hususlar bulunduğunu, verilen çekin teminat amacıyla verildiğinin yeterli ispatı bulunmadığını belirtiklerini, söz konusu çek üzerinde teminat çeki olduğu açıkça belirtildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmede de çekin seri numarası yazılarak teminat amacıyla verildiği yine açıkça belirtildiğini, tüm bu hususlar açılan menfi tespit davasında dosyaya sunulduğunu, açıklanmış olmasına rağmen ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmiş olmasının hakkaniyete aykırılık teşkil etmekte olup söz konusu kararın bozulması gerektiğini, 6100 sayılı HMK 389/1 maddesi hükmünde de belirtildiği üzere; “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” çekin günü geldiğinde veya gününden önce ilgili davalı veya ciro ettiği cirantaların çeki tahsil için bankaya ibraz etme ihtimali nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesi ihtimali söz konusu olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ileri sürmüştür.
D) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinden ibarettir.
İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.
Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usûle yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı ve HMK'nun 394/5. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında verilen karar karşı kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.
HMK'nun "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
HMK'nin ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 392. maddesine göre; ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.
Değerlendirme
1-Davacı şirketin .......... Binası Yapım İşine dair eser sözleşmesini yüklenici olarak üstlendiğini, bu iş kapsamında dava dışı ......... ile taşeronluk sözleşmesi akdettiğini, dış cephe işi için dava dışı firmaya 2 adet çek verdiğini, çeklerin ..... TL, ... TL olmak üzere tahsil edildiğini, ancak işin tamamlanmadığını, dava dışı ..........'nin işi ........'ye bu firmanın da cam işlerini ............'ye yaptırdığını, eksik işlerin tamamlanması için ........'ne ... Diyarbakır ..... Şubesine ait .... keşide tarihli, .... çek numaralı ve ..... TL bedelli teminat çeki verdiğini, ayrıca ..... tarihli sözleşme ile kayıt altına alındığını ve davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürdüğü, çekin bedelsiz kaldığından bahisle takibe konulabileceğini ileri sürerek tedbir talebinde bulunduğu, mahkemece tedbir talebinin çeklerin avans olarak verildiği hakkında yazılı delil bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
2-Dava dilekçesine ekli olarak ibraz edilen ve talebe dayanak yapılan ....... tarihli sözleşme ile .... çek numaralı ve ... TL bedelli çekin teminat çeki olduğu, sözleşme altında .... ve .... imzalarının bulunduğu, ibraz edilen çek fotokopisi üzerinde de teminat çeki yazısının derc edildiği anlaşılmıştır.
3-Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16).Bedelsizlik iddiası, TTK’nin 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
3-Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.
4-Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. (Bknz:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/12-269 Esas ve 2020/591 Karar). Nitekim kambiyo senetleri mevcut bir borç için düzenlendiklerinden teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnai olup bu durumun da soyutluk (mücerret) ile yakından irtibatı vardır. Senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatı, lehtarla sınırlı olarak yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.
5-Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nin 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminaten verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/11-698 Esas ve 2022/1545 Karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/11-40 Esas ve 2021/542 Karar)
Somut olayda; taraflar arasında düzenlediği ileri sürülen ..... tarihli sözleşmede ....'ın ...... adına teminat çeki ...'a bırakacağı, ....'ın ... tarihine kadar ... ile birlikte ....t'a gelip hesap göreceği, hesap görülürse ...l borçlu olduğu miktar kadar ödeyecek, değilse çeki iade alacak, .... gelmezse ..... binası için yapılan sözleşme kapsamında kalan malzeme kadar ...'a ait, sözleşme fazlası giden ....'a ait olacak şekilde ve teminata konu çek numarasının .... , çek tutarının ise ..... TL olduğu, çek bilgileri ile sözleşme kapsamındaki bilgilerin uyuştuğu, davacı bakımından menfi tespit davasının hukuki niteliği dikkate alındığında HMK'nin 390 ıncı maddesi kapsamında yaklaşık ispatın gerçekleştiği, nitekim İİK'nin 72 inci maddesi uyarınca icra takibinden önce menfi tespit davası açılmasının mümkün bulunduğu, tedbir talebi bakımından tam ispatın aranmayacağı, mahkemece davacının tedbir talebinin ileri sürülmediği halde avans verme olarak değerlendirilmek suretiyle yazılı bir delil ibraz edilmediğinden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının tedbir talabinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bu itibarla, davacı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.3 maddesi gereğince kabulü ile davaya konu çek miktarı ... TL'nin %20'si üzerinden takdir edilecek ... TL teminat mukabili ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, çeklere dayanılarak icra takibi yapılmamasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
A-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, inceleme konusu ilk derece mahkemesi ara kararının KALDIRILMASINA, HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca , davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Bu suretle;
1-) Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile;
.... ... Bankası .... ... Şubesinden verilme, Keşide yeri ..., keşide tarihi ...., keşidecisi ........ , lehdarı ......, .... seri numaralı ve ... TL bedelli çekin ödenmesinin ve bu çeke dayalı olarak davalı ...... i tarafından açılması muhtemel icra takiplerinin 2004 sayılı İİK'nin 72/2 hükmü uyarınca, ( .... TL'nin %20'si oranında olmak üzere) .... TL tutarında nakit veya kesin, şartsız ve süresiz geçerli teminat mektubu sunulduğunda TEDBİREN DURDURULMASINA,
2-) Davalı lehtar dışındaki üçüncü kişiler yönünden tedbir talebinin REDDİNE
3-) HMK'nin 392/1. maddesi uyarınca teminat İlk Derece Mahkemesi veznesine yatırıldığında kararın infazı için gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından YAPILMASINA,
4-Teminat yatırılması halinde ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili bankaya müzekkere yazılmasına,
4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada nazara alınmasına,
6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Temyizi kabil olmayan bu kararın, HMK'nin 359/3.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğ, teminat tahsil, müzekkere yazılması ve avans iade işlemlerinin yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.