T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/2283
KARAR NO: 2026/1274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A) DAVACI VEKİLİNİN İDDİASI VE İSTEMİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirketin "....." adıyla işlettiği taşınmazın bir bölümünü okul olarak faaliyet göstermek üzere kiraya verdiği, ancak davalı ...... (.....) tarafından tesis edilen enerji nakil hatları
ve sayaç gruplandırmalarındaki teknik hatalar nedeniyle okulun enerji sarfiyatının müvekkil şirketin ..... tesisat numaralı ana sayacına "alt abone" mantığıyla hatalı şekilde eklendiği, bu durumun ..... tarihinden
bu yana müvekkil şirkete mükerrer ve fahiş elektrik faturaları yansıtılmasına sebebiyet verdiği, davalı kurumun ..... tarihli ....., ..... ve ..... numaralı iade faturaları ile
teknik hatayı ve haksız tahsilatı ikrar ederek ..... TL'yi aşan bir ödeme yapmış olmasına rağmen tesisattaki yapısal sorunu gidermeyerek haksız tahsilata devam ettiği, özellikle Ramazan ayı gibi düğün salonunun kapalı
olduğu dönemlerde dahi ..... TL'nin üzerinde fatura tahakkuk ettirilmesinin durumun vahametini ortaya koyduğu, zorunlu arabuluculuk sürecinde (.....) anlaşma sağlanamadığı, davalının basiretli bir tacir olarak
tesisatın projesine uygunluğunu denetleme yükümlülüğünü ihlal ettiği ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca müvekkilin malvarlığından haksız şekilde tahsil edilen bedelleri iade etmekle yükümlü olduğu, bu nedenle
dava sonuna kadar elektrik hizmet bedellerine ilişkin tahakkuk işlemlerinin durdurulması ve enerjinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi, bilirkişi incelemesi ile hatalı bağlantının ve müvekkilin sorumlu olmadığı
tüketim miktarının tespit edilmesi, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik ..... TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile iadesine karar verilmesini talep
ettiği görülmüştür." talep ettiği görülmüştür.
B) DAVALININ SAVUNMASI:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Davacı taraf, müvekkil şirket nezdinde asıl abone konumunda olup, kendisine bağlı ..... tesisat numaralı bir alt abone bulunduğu hususu ihtilafsızdır. Sistemdeki işleyiş gereği
, alt aboneye ait tüketim öncelikle ana sayaçtan geçmekte, ardından alt sayaç verileri esas alınarak defarkasyon işlemi yapılmak suretiyle taraflara ayrı ayrı tahakkuk gerçekleştirildiğini, Davaya konu iddia, bazı dönemlerde bu
defarkasyon işleminin yapılmaksızın tahakkuk oluşturulduğu ve bu nedenle davacının fazla ödeme yaptığı yönünde olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki; sayaç okuma, veri toplama ve ilk tüketim tespitine ilişkin işlemler
dağıtım şirketi tarafından yerine getirilmekte olup, müvekkil şirket bu veriler doğrultusunda faturalama yapan tedarikçi konumunda olduğunu, bu nedenle teknik ölçüm süreçlerine ilişkin herhangi bir kusur müvekkile
atfedilemeyeceğini, Olası bir hatanın kaynağı, sayaç verilerinin eksik veya hatalı şekilde oluşturulması yahut iletilmesi olup, bu husus doğrudan dağıtım şirketinin sorumluluk alanındadır. Bu nedenle davanın husumet yönünden
reddi gerektiğini, Nitekim defarkasyon işlemleri; sayaç verileri, dönemsel okuma kayıtları, çarpanlar ve teknik tüketim dengeleri dikkate alınarak yapılan karmaşık hesaplamalar içermektedir. Bu yönüyle uyuşmazlık, tamamen
teknik nitelikte olup bilirkişi incelemesini zorunlu kıldığını, davanın reddini" talep ettiği görülmüştür.
C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Diyarbakır ..... Hukuk Mahkemesinin ..... tarih ..... Esas sayılı kararı ile; "dava konusu edilen faturaların davacı adına kayıtlı aboneliğe ilişkin tüketim faturası ( normal tahakkuk faturası) niteliğinde olduğu,
davacı tarafın yaklaşık ispata yönelik yeterli delil sunamadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine " karar verilmiştir.
D) İSTİNAF NEDENLERİ:
Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinafında özetle; HMK Madde 390/3 uyarınca yaklaşık ispat koşulu fazlasıyla sağlandığını, yerel mahkeme tam ispat aradığını, madde 389 uyarınca gecikmesinde ciddi zarar doğacak bir durum mevcut olduğunu,
müvekkilin ticari hayatının tehlikede olduğunu, uyuşmazlığın yargılamaya muhtaç olması ihtiyati tedbir verilmesini gerektirdiğini, istinaf başvurularının kabulüne, ara kararın kaldırılmasına, inceleme neticesinde ihtiyati tedbir
taleplerinin kabulü ile; müvekkil şirkete ait (TESİSAT NO: ..... , SAYAÇ NO: .....) numaralı hatta, uyuşmazlık konusu hatalı kullanıma ilişkin tahakkuk işlemlerinin dava sonuna kadar durdurulmasına,
tahsilat yapılmamasına ve bu nedenle elektrik enerjisinin kesilmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi
gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede;
HMK'nın "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen
imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas
hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal
olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.
HMK'nın 392. maddesine göre; ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.
Somut olayda; dava konusu edilen faturaların davacı adına kayıtlı aboneliğe ilişkin tüketim faturası (normal tahakkuk faturası) niteliğinde olduğu, davacı tarafın yaklaşık ispata yönelik delil sunmadığı anlaşılmakla dosya kapsamı
, ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla mevcut kanıt durumu ve HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; yukarıda açıklanan nedenlere dayalı olarak davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi uyarıca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Davacıdan alınması gereken ..... TL karar ilam harcının peşin olarak yatırılmış olması nedeni ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına
3-)Davacı yanca karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
5-)Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğine,