T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/3495 - 2025/400
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/3495
KARAR NO : 2025/400
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A) DAVACI VEKİLİNİN İDDİASI VE İSTEMİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "....'ün 06/07/2018 tarihinde sevk ve idaresindeki .. plakalı aracın, .... istikametine doğru seyir halinde iken ... karşısına geldiği esnada sol şeritte küçük bir su birikintisine yaklaştığında fren yaparak yavaşladığını, su birikintisini geçtikten 10-15 metre sonra tekrar hızlandığını, hafif sola manevra yaparak aniden sağ şeride yöneldiğini, aracın ön sağ ve alt aksamları ile kaldırıma çarptığını, kaldırımı geçerek yol dışındaki toprak alanda bulunan ..'a ait loga bulunan 1 m2 çaplı beton altyapı kapağına sağ ön kısımdan çarpması sonucu aracın savrularak toprak alanda oyun oynayan 2012 doğumlu ... ve 2013 doğumlu ..a çarptığını, olay nedeni ile hayatını kaybeden ..'ın kesin ölüm sebebinin genel beden ve künt kafa travmasına bağlı iç organ harabiyeti, iç ve dış kanama olduğunun tespit edildiğini beyanla, 48.803,00 TL ek destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasını müvekkilleri adına" talep ettiği görülmüştür.
B) DAVALININ SAVUNMASI:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "öncelikle zamanaşımı def’leri ve kesin itirazları sebebiyle davanın reddine, davacıların, ölen kişinin kendilerine destek olduğu hususunu ispatına, kazaya karışan araç sürücüsünün kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınmasına; varsa derdest ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmalarına, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini" talep ettiği görülmüştür.
C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Kararı ile; "Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan kararında, 06/07/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacıların destekleri ...'ın vefat ettiği, aldırılan 24/09/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda; dava dışı sürücü ...'ün meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında bulunan 02/03/2020 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda; davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının TRH 2010 tablosuna göre ve raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplandığı, bununla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17/07/2020 tarih ve 2019/40-40 E.K. sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerinin iptaline karar verildiği, bu nedenle aktüerya raporunda genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin nazara alınamayacağı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et–Feminine (PMF 1931) tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, mahkememizce bu hususta ek rapor düzenlenmesi için dosyanın yeniden aktüerya bilirkişisine tevdii edildiği, 05/11/2020 havale tarihli raporda PMF 1931 tablosu esas alınarak hesaplama yapıldığı, bu suretle raporun denetime ve karar vermeye elverişli olduğu; ancak ıslah dilekçesinde talep edilen tazminat miktarının, ek raporda tespit edilen miktardan daha az olması nedeniyle taleple bağlı kalınması gerektiği, 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğu, bu nedenle hüküm altına alınan tazminat bedellerine ilişkin faizin başlangıç (temerrüt) tarihinin, başvuru tarihi olan 25/09/2018 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası (06/19/2018) olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış; anılan dosyadaki 05.11.2020 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda anne için 100.639,18-TL, baba için 80.400,73-TL tazminatın hesaplandığı, işbu davada hüküm altına alınmayan kısmı davacı tarafın talep edebileceği anlaşılmakla daha önce hüküm altına alınan tutar düşülerek belirtilen gerekçelerle işbu kalan kısma yönelik davanın da kabulü gerektiği kanaatine varıldığını davanın kabulüne, 22.927,00-TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 06.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Necla Polat’a ödenmesine, 25.874,00-TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 06.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ....’a ödenmesine," karar verilmiştir.
D) İSTİNAF NEDENLERİ:
Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinafında özetle; müvekkil tarafından ödeme yapıldığını, şirket sigorta poliçesi hükümlerini tamamen yerine getirdiğini, bu sebeple müvekkil şirket aleyhine kurulan hatalı ve hukuka aykırı hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkil şirket aleyhine kurulan hatalı ve hukuka aykırı hükmün kaldırılması gerektiğini, aynı kazaya ilişkin olarak şirket aleyhine dava ikame edildiğinden, şirket tarafından söz konusu davaya istinaden ödeme yapıldığından huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, yerel mahkeme kararına karşı tehir-i icra talepli olarak istinaf yoluna başvurduklarını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın müvekkil Şirket yönünden reddini karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, destekten yoksun kalma tazminatına yönelik ilk davada hüküm altına alınmayan kısımlar yönünden ek tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede;
Davacılar vekili dava dışı ....'ün 06/07/2018 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken tek taraflı kaza yapması sonucu yol kenarında oynayan müvekkillerinin murisi ....' ın vefat ettiğini, bahse konu kaza nedeniyle davalı sigorta şirketine karşı Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasıyla açılan davada müvekkillerinin zararının toplam 181.039,00 TL olarak belirlenmesine ve mahkemece rapor hükme esas alınmasına rağmen ilk dosyada müvekkilleri lehine toplam 132.238,14 TL hüküm altına alındığını kararın kesinleştiğinden bahisle bakiye 48.801,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş olup davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ....Karar sayılı dosyası celp edilmiş olup incelenmesinde mahkemece 06/07/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacıların destekleri ...t'ın vefat ettiği, aldırılan 24/09/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda; dava dışı sürücü ...'ün meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında bulunan 02/03/2020 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda; davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının TRH 2010 tablosuna göre ve raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplandığı, bununla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17/07/2020 tarih ve 2019/40-40 E.K. sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerinin iptaline karar verildiği, bu nedenle aktüerya raporunda genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin nazara alınamayacağı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et–Feminine (PMF 1931) tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, mahkememizce bu hususta ek rapor düzenlenmesi için dosyanın yeniden aktüerya bilirkişisine tevdii edildiği, 05/11/2020 havale tarihli raporda PMF 1931 tablosu esas alınarak hesaplama yapıldığı, bu suretle raporun denetime ve karar vermeye elverişli olduğu; ancak ıslah dilekçesinde talep edilen tazminat miktarının, ek raporda tespit edilen miktardan daha az olması nedeniyle taleple bağlı kalınması gerektiği, 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğu, bu nedenle hüküm altına alınan tazminat bedellerine ilişkin faizin başlangıç (temerrüt) tarihinin, başvuru tarihi olan 25/09/2018 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası (06/19/2018) olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış; anılan dosyadaki 05.11.2020 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda anne için 100.639,18-TL, baba için 80.400,73-TL tazminatın hesaplandığı, yargılama sonucunda 07/01/2021 tarih, 2018/262 E. 2021/18 K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 77.711,69 TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 06/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Necla Polat'a ödenmesine, 54.526,45 TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 06/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Adnan Polat'a ödenmesine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmeksizin 13/04/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Karar sayılı dosyası dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu edilen mahkeme kararı ile talep edilen tazminata ilişkin dava, ek dava mahiyetinde olup, davacılar işbu dava ile kesinleşen karar çerçevesinde davalıdan ilk davada hüküm altına alınmayan tazminat tutarlarını talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinafında kesinleşen karar neticesinde borcun ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş olup davacılar bakımından, kesinleşen dosyada hükme esas alınan 05/11/2020 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki yapılan hesaplamalar ve Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davacıların bakiye tazminat alacaklarına yönelik olarak açtıkları davanın kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmayıp, hüküm altına alınan tazminat miktarları, bakiye tazminata yönelik olduğundan davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve uyuşmazlığın Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Karar sayılı kesinleşmiş ilamı kapsamı da dikkate alınarak hükme bağlanmasına göre, 6100 sayılı Kanunun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi değerlendirilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle
1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Alınması gereken 3.333,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 700,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.633,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-)İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı vekili yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
4-)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına,
5-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
6-)Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/3.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.