(5237 S. K. m. 204, 247, 248) (5271 S. K. m. 233, 234, 280, 286, 289) (3628 S. K. m. 17, 18)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, göre dosya görüşüldü; CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
1) Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; Mahkemece, 28/06/2018 tarihli duruşmada sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 4483 sayılı yasa uyarınca soruşturma izni alınmaması nedeniyle Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulduğu, ihbar neticesinde Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca, istinafa konu olmayan sanıklar A. Ö., C. B. ve Ş. K. ile istinaf incelemesine konu olan sanıklar S. A. ve S. Y. hakkında resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, denetim görevini ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarından 16/04/2019 tarihli birleştirme talepli iddianame ile kamu davası açıldığı, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/259 Esas sırasına kayıt edilerek işbu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği; ancak 28/06/2018 tarihli duruşmada S. A.’ın da dahil olduğu bir kısım sanıklar yönünden dosyanın tefrik edildiği, soruşturma iznine ait bir kısım belgelerin söz konusu dosya içerisinde kaldığı ve yapılan UYAP kontrolünde dosyanın yetki uyuşmazlığı nedeniyle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinde görüldüğü anlaşılmışsa da; 16/04/2019 tarihli iddianame içeriğinde anlatılan eylemler ile işbu kamu davasına konu iddianamede açıklanan eylemler arasında bağlantı bulunması, özellikle sanık S. A. yönünden mükerrer yargılamanın ve cezalandırmanın önüne geçilmesi, hangi eylemlerden dolayı hangi sanıklar hakkında soruşturma izni alındığının açığa çıkarılmasının gerekliliği de dikkate alındığında; şahsi, fiili, hukuki irtibat nedeniyle her iki dosyanın birlikte görülmesi zorunlu olduğu halde Mahkeme tarafından tefrik işlemi yapılmasına karar verildiği, karar verildiği, CMK 280/1-f maddesi gereğince bu hususun bozma nedeni olduğu,
2) Sanıklar hakkında zimmet suçundan kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Hâzinenin bu suçun zarar göreni olduğu, ve bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, Hâzineye usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hükümler kurulduğu ve bu hususun da CMK 280/1-e ve CMK 289/1-e maddeleri gereğince bozma nedeni olduğu,
3) Kabule göre de;
A) Sanıklar hakkında “Kamu kurum kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, ve banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçlarından da kamu davası açıldığı halde, bu konuda hüküm kurulmaması,
B) İştirak halinde işlenen suçlarda uğranılan kamu zararının tamamen tazmin edilmesi halinde TCK 248. maddesin yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin sanıklar lehine uygulanması gerektiği halde; 02/05/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere; 1786748,27 TL’lik kamu zararının ödendiğe dair dosyada herhangi bir belge ve bilgi olmamasına rağmen, sanıklar S. A. ve K. D. hakkında zimmet suçunda kurulan hükümlerde TCK 248/2 uygulanarak eksik ceza tayin edilmesi,
C) Sanık O. K. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümle ilgili olarak ise; Dosya içerisinde kayıtlara göre, yalnızca 2012 yılının ilk 3 ayında, toplamda 3.505,57 TL maaş hesabına fazladan para gönderildiği, 2016 yılının sonuna kadar suça konu eylemler devam ettiği halde sanık O.’ın bu eylemlere bir katılımının bulunmadığı, konuya ilişkin sanıklardan S. A.’ın soruşturma ve kovuşturma aşamasında verdiği beyanlarda, O.’ın haberi olmadan, eşinin hasta olması nedeniyle söz konusu parayı kendisinin gönderdiğini, O.’ın bu durumu sorduğunda eşin hasta paraya ihtiyacın var dediğini, sanık O. K.’ın savunmalarının da benzer yönde olduğu dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı eylemin ne şekilde oluştuğu kanıtlara dayalı olarak açıklanıp tartışılmadan, yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde resmi belge sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması;
D) Tarım ve Orman Bakanlığı ve Elazığ Orman İşletme Müdürlüğü’nün aynı kurumu temsil ettikleri ve Mahkemece davaya katılmalarına karar verildiği halde ve gerekçeli karar başlığında müşteki olarak ayrıca “Tarım ve Orman Bakanlığı”nın yer alması,
E) Sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Elazığ Orman İşletme Müdürlüğü lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı ve sanıklar müdafiileri ile katılan Elazığ Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5271 sayılı CMK’nın 280/1-e-f maddeleri uyarınca uyarınca sair yönleri incelenmeyen hükümlerin BOZULMASINA,
Dosyanın Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca görüldüsü yapıldıktan sonra hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/12/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)