T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/415 - 2025/419
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/415
KARAR NO: 2025/419
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ:DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU:Hava Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:27/03/2025
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin iş gezisi nedeniyle ...ilinde iken ikamet ettiği ve çalıştığı yer olan.... iline dönmek için davalı kurumda bilet satın aldığını, davacının işleri bitmeyince davalı şirketi 16/02/2022 tarihinde arayarak kendisine ait olan 17/02/2022 tarihli uçak biletinin 19/02/2022 ertelenmesini talep ettiğini, müvekkilinden alınan fark ile müvekkilinin uçuşunun ertelendiğinin söylendiğini, müvekkilinin 19/02/2020 tarihinde hava alanına gelince uçuş biletinin olmadığını öğrenmesi üzerine davalı şirket yetkililerinden bu durumu surunca biletinin 18/02/2022 tarihinde olduğunu öğrendiğini, müşteri hizmetlerini aramasına rağmen herhangi bir çözüm bulunmadığını, bunun üzerine müvekkilinin tekrar şehre dönüp bir gün sonraya yeni bir bilet alarak ....'a döndüğünü, davalı şirketin bu şekilde yapmış olduğu ayıplı hizmet nedeniyle sorumlu olduğunu beyan ederek; maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 19/02/2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; yetki ve işbölümü itirazlarının olduğunu, 6100 sayılı HMK m. 6 hükmü gereğince davanın müvekkilinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde görülmesi gerektiğini, davanın görev ve yetki açısından görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yolcunun personel hatası kaynaklı mağdur edildiğinden bilet bedeli ve degişiklik için ödemiş olduğu ücretin tamamını kesintisiz iadesini alma hakkı mevcut olduğunu, bilet ücretinin 469,99 TL olarak hesaplandığını, değişiklik işlemi için de 210,00 TL ek ödeme sağlamış olup bu ücretin de iadesinin sağlanabileceğini, davacının 679,99 TL ücret iadesi alma hakkı doğuğunu, personel hatası kaynaklı olarak yolcunun alana gelip geri dönmesi nedeniyle yapmış olduğu masrafları belgelendirmesi durumunda makul ücret olan tutarların ödenebileceğini, yolcunun SHGM'ne başvursa personel hatası kaynaklı alana gelip uçuşunda uçamadığı zaman yolcu hakları kapsamında 100 EUR (1.536,00 TL) tazminat alma hakkı oluşacağını, yolcunun alabileceği tutarın 100 EURO tazminat (1.536,00 TL)+bilet bedeli olarak 2.215,99 TL olduğunu, arabulcululuk aşamasında davacı tarafa bu hususun teklif edildiğini, davacı tarafın 20.000,00 TL talep ederek davanın açılmasına kendisinin sebebiyet verdiğini beyan ederek; yetki ve işbölümü itirazının kabulüne ve dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davacını maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin de reddine, bir an için müvekkilinin maddi tazminat ödemekle sorumlu tutulması halinde sorumluluğun yukarıda belirtilen miktar kadar olduğundan fazla talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı yolcunun taşıma sözleşmesinin ifası aşamasında ticari veya mesleki amaçla hareket ettiğine yönelik dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığından, davacı yolcunun tüketici, taraflar arasındaki ilişkinin de tüketici işlemi olduğunun kabulü gerektiği, tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu, olduğu gerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; dava konusu için Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesi ve Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karşılıklı görevsizlik kararı verildiğini, bu nedenle görevli mahkemenin tespiti ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep ettiklerini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesinin görevsizlik kararı hukuka son derece uygun olup huzurdaki davada görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde de kabul edildiği üzere, davacının tüketici olarak değil, ticari ve mesleki amaçlarla iş seyehati için bilet satın aldığını, Yargıtay 11. HD'nin 2017/269 E., 2017/670 K. ve 2016/14600 E., 2017/281 K. sayılı kararlarında da mesleki amaçla hareket eden davacının tüketici olmaması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde bulunan ve taşıma ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna hükmedildiğini, huzurdaki davaya konu somut olayda da davacının iş gezisi nedeniyle bilet satın aldığını, davanın ticari dava olduğunu ve tüketici uyuşmazlığı söz konusu olmadığını beyan ederek dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, hava yoluyla yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddî ve manevî tazminat isteğine ilişkindir.
6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir; işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Öte yandan, 28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı TKHK'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici" diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde: Taraflar arasında hava yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi bulunmakta olup, taşıma işi 6102 sayılı TTK m. 850 vd. hükümlerinde düzenlendiğinden 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmünde “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları mutlak ticari davalar arasında sayılmış; öte yandan 6502 sayılı TKHK m. 3(1)-l hükmünde taşıma sözleşmesi, tüketici işlemleri arasında kabul edilmiştir. Bu durumda davanın ticarî dava ya da tüketici uyuşmazlığı olup olmadığının ve buna bağlı olarak asliye ticaret mahkemesinin mi yoksa tüketici mahkemesinin mi görevli olduğunun tespitinde, taşıma hizmeti alan tarafın bu hizmeti alırken meslekî ya da ticarî amaç dışında bir amaçla hareket edip etmediğinin, başka bir ifadeyle, 6502 sayılı TKHK m. 3(1)-k anlamında "tüketici" sayılıp sayılmayacağının esas alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacının iş seyahati nedeniyle davalıdan uçak bileti aldığını, bu kapsamda satın aldığı biletin erteleme işlemlerinin personel hatasından kaynaklı olarak yanlış yapıldığını ve hizmetin ayıplı olduğunu iddia ederek maddî ve manevî tazminat davası açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, iş seyahati nedeniyle bilet aldığı iddiasıyla eldeki davayı açtığına göre, mesleki amaçla taşıma hizmeti aldığının kabul edilmesi gerekir. Bu kabule göre, taraflar arasındaki ilişkinin 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmü uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin eldeki davanın ticarî dava olmadığı yönündeki kabul ve gerekçesinde hukukî isabet bulunmamaktadır (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 22/10/2018 tarih ve 2017/930 E., 2018/6554 K. sayılı; Yargıtay 20. HD'nin 06/10/2016 tarih ve 2016/6366 E., 2016/8610 K. sayılı; İstanbul BAM 14. HD'nin 03/12/2021 tarih ve 2021/1122 E., 2021/1488 K. sayılı; İzmir BAM 17. HD'nin 23/12/2021 tarih ve 2021/2154 E., 2021/1854 K. sayılı kararları)
Açıklanan hukukî ve maddî vakıalar karşısında; İlk Derece Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, taraf iddia ve savunmaları ile toplanan ve toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz görüldüğünden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 hükmü uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK m. 353(1)-a-3 uyarınca KALDIRILMASINA,
2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davacı tarafa İADESİNE,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2025