T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1329 - 2025/1098
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1329
KARAR NO: 2025/1098
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ:DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU:Muarazanın Giderilmesi
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:16/10/2025
Bilgileri yukarıda yazılı karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, 6100 sayılı HMK m. 352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava, kuyumculuk yapan davacının 3. kişilerle yapmış olduğu alışveriş nedeniyle davalı banka tarafından hesabına konulan blokenin kaldırılarak muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından vekalet ücreti, yargılama gideri ve arabuluculuk ücretine hasren istinaf edilmiştir.
04/06/2025 tarih ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklindedir.
Söz konusu madde, usul hukukuna ilişkin bir kural öngörmektedir. Usul hukuku alanında geçerli temel ilke, yargılamaya ilişkin usul hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken bir husus da, yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde ilgili “usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı”dır. Hemen belirtilmelidir ki dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi, ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Bir usul işlemi yargılama sırasında yapılmaya başlanıp tamamlandıktan sonra yeni bir usul kuralı yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçerliliğini korur. Başka bir deyişle tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden (veya kanunundan) etkilenmez. Buna karşın, bir usul işlemine başlanmamış veya başlanmış olup da henüz tamamlanmamış ise yeni usul hükmü (veya kanunu) hemen yürürlüğe gireceğinden etkilenir. Çünkü usule ilişkin kanunlar -aksine bir kural benimsenmediği takdirde- genel olarak hemen etkili olup uygulanırlar (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I, İstanbul 1997, s. 73 ilâ 78).
Yapılan açıklama ve ilkelere uygun olarak 6100 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulanma” başlığını taşıyan 448/1. maddesi de “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde, yeni usul hükümlerinin tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna veya hükümlere göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliliğini koruyacaktır. Buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacaktır.
7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinde yapılan değişikliğin ne şekilde uygulanacağı, başka bir deyişle derdest davalarda uygulanıp uygulanmayacağı yönünden bir geçiş hükmü de öngörülmemiştir. Öte yandan verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibariyla kesin olan yani temyiz yolu kapalı bulunan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Zira ortada tamamlanan ve miktar yönünden kesin olmakla bir taraf yararına kesin hüküm etkisi ya da usuli kazanılmış hak yaratan bir hukuksal durum doğmuştur; oluşan bu hukuki durumun değişmezlik ve dokunulmazlık niteliklerini zedeleyecek şekilde yeni düzenleme çerçevesinde tekrar değerlendirmeye tâbi tutulmasının kazanılmış haklara saygı, hukuki güvenlik, belirlilik ilkelerinin yanı sıra adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesine de aykırı olacağı açıktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; her ne kadar 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 341. maddedeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiş ise de, işbu dosyada istinaf edilen kararın tarihinin 02/06/2025 olduğu, söz konusu tarihte 7550 sayılı Kanun'un henüz yürürlükte olmadığı ve kanunun geçmişe etkili uygulanacağına dair bir geçiş hükmü de bulunmadığı, istinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK m. 341 hükmü uyarınca istinafa ilişkin parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır (Nitekim Yargıtay HGK'nun 14/07/2025 tarih ve 2023/4-931 E., 2025/491 K. sayılı; 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 E., 2025/410 K. sayılı kararları da aynı yöndedir).
İlk Derece Mahkemesi hükmünün verildiği 2025 yılı için HMK m. 341(2) hükmündeki kesinlik sınırı 40.000,00 TL olmuştur.
Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, hükme karşı sadece vekalet ücreti ve/veya yargılama giderleri yönünden kanun yoluna başvurulmuş ise; kesinlik sınırı, dava değerine göre değil, istinaf edilen vekalet ücreti ve/veya yargılama giderlerinin miktarına göre belirlenir (Yargıtay 15. HD, 05/10/2006, E. 2006/5279, K. 2006/5545; Yargıtay 3. HD 06/01/2015, E. 2014/10982, K. 2015/129; 24/12/2018, E. 2018/6487, K. 2018/13180; 24/12/2018, E. 2018/6738, K. 2018/13173 tarih ve sayılı kararları ile Dairemizin 18/11/2021, E. 2021/3094 E., 2021/1581 K.; 18/11/2021, 2021/3161 E., 2021/1596 K.; 17/02/2022, 2022/522 E., 2022/409 K. tarih ve sayılı kararları).
Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hükmün davacı tarafça sadece ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla hükmedilmeyen vekalet ücreti ile yargılama gideri ve arabuluculuk ücretinin davalı tarafa yükletilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf edildiği, karar tarihi itibarıyla hükmedilmesi gereken maktu vekalet ücretinin 30.000,00 TL, davacı tarafından sarf edilen yargılama gideri toplamının 942,00 TL ve arabuluculuk ücretinin 1.600,00 TL olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 341(2) maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının 40.000,00 TL olduğu, buna karşılık davacı tarafından istinafa getirilen uyuşmazlık tutarının (hükmedilmeyen vekalet ücreti ve yargılama gideri ile davacıya yükletilen arabuluculuk ücreti toplamı) 32.542,00 TL olduğu ve kesinlik sınırı içerisinde kaldığı sabittir.
Davacı tarafın miktar itibariyle kesin nitelikteki mahkeme kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından, kesin nitelikteki karara yönelik istinaf istemleri hakkında ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 tarihli ve 1989/3 E., 1990/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı nazara alınarak Bölge Adliye Mahkemesince de bu yolda karar verilebileceğinden, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341(2), 346(1) ve 352(1)-b hükümleri gereğince usûlden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341(2), 346(1) ve 352(1)-b hükümleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-) İstinaf eden davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye GELİR KAYDINA, peşin alınan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya İADESİNE,
3-)İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 352(1)-b ve 362(1)-a hükümleri uyarınca KESİN olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.16/10/2025
Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.