T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1971 - 2025/970
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1971
KARAR NO : 2025/970
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN :
DAVANIN KONUSU :Rücuen Tazminat
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ :25/09/2025
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili kurumun bina ve eklentilerinin güvenliğinin sağlanması işini ihale yöntemiyle özel güvenlik şirketlerinden satın alındığını, hizmeti yürütmek üzere çalıştıracağı işçileri güvenlik şirketlerinin belirlediğini, işe alma ve işten çıkarma gibi sorumlulukların bu şirketlerde bulunduğunu, dava dışı .... adlı özel güvenlik işçisinin müvekkili şirketin özel güvenlik işlerini üstlenen davalı şirket bünyesinde 14/08/2012- 31/07/2019 tarihleri arasında çalışmakta iken, çalışmış olduğu iş yerinin tasfiye edilmesinden dolayı yüklenici firmaya iadesi yapıldığı ve yüklenici firma tarafından iş akdinin sona erdirildiğini, dava dışı işçinin Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 2019/384 E. sayılı dosyasıyla açılan işe iade davasında verilen 2019/384 E., 2020/33 K. sayılı işe iade kararının Diyarbakır BAM 7. Hukuk Dairesinin 2020/113 E., 2020/182 K. sayılı ilamı ile kesinleştiğini, iş mahkemesince verilen işe iade kararına ve dava dışı işçinin davalı alt işveren firmaya yapmış olduğu başvuruya rağmen dava dışı işçinin işe başlatılmadığını, bunun üzerine iş mahkemesi kararında hükmedilen alacağın 1/2'sinin davalı şirket tarafından 1/2'sinin (brüt 19.581,27 TL'lik kısmının) müvekkili kurum tarafından faiziyle dava dışı işçinin vekiline ödendiğini, dava dışı işçinin iş mahkemesince verilen ve kesinleşen işe iade kararına göre 4 aylık boşta geçen sürenin eklenmesiyle ortaya çıkan fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fark yıllık izin ücreti için arabulucuya başvurduğunu, müvekkili kurum ile dava dışı işçi..... arasında Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun ....Büro .....Arabuluculuk dosyasında işe iade sonrasında fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı yönünden 28/01/2021 tarihinde "anlaşma belgesi" düzenlendiğini ve bu anlaşma sonrasında davacı kurum tarafından dava dışı işçinin vekiline işe iade sonrasında fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı için 9.700,00 TL ödendiğini, dava dışı işçinin kurumun güvenlik hizmetlerini yerine getirmek üzere ihale alan davalı şirketin çalışanı olduğunu, davalı yüklenici firmaların dava dışı işçiye karşı İş Kanunundan doğan bütün borç ve yükümlülükleri, özlük haklarından doğan sorumluluğu şartname hükmü uyrınca kabul ettiğini, müvekkili kurum tarafından imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca davalının işçisi olan dava dışı işçiye ödenen miktarın davalıdan rücu hakkının bulunduğunu belirterek; müvekkili kurum tarafından dava dışı işçiye ödenen 29.281,27 TL bedelin davalı şirketten ticari avans faiziyle birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının faiz başlangıç tarihi olarak dava dışı işçiye yapılan ödeme tarihinin dikkate alınması yönündeki talebi hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dava tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesini ve faizin bu tarih itibariyle dikkate alınması gerektiğini, dava dışı .....'nın davacı nezdinde çalışmış olduğunu ve emir ve talimatlarını davacıdan aldığını, dava dışı işçinin alacaklarından müvekkili şirketin sorumlu olmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin güvenlik hizmeti alımına ilişkin ihaleyi kazanmasının akabinde ....nın bordrosunun müvekkili şirketlere geçtiğini.....'nın müvekkili şirketin ihaleyi kazanmasının ardından davacı kurumun işyerinde ifa edilecek güvenlik hizmetine ilişkin olarak görevlendirilmediğini, şahsın müvekkili şirketten önceki yüklenicilerin bordrosunda güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davacının asıl işvereninin her zaman davacı taraf olduğunu, müvekkili şirketlerin ihaleyi kazanmasının ardından işyeri devri müessesine dayanarak ....'nın bordrosunun müvekkili şirkete geçtiğini, bu sebeple davacının iddiasının aksine, işyerinin tasfiyesinin ardından dava dışı işçinin müvekkili şirketlere iadesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı ile davalı arasında çıkan işçi alacağı ile ilgili uyuşmazlıkların genel hükümlere göre çözüleceğinden sözleşmedeki hükümler çerçevesinde olayın çözümlenmesi gerektiği, davacı ile davalı arasında imzalanan 01/08/2016-31/08/2016 tarihleri arasında özel güvenlik hizmeti alımına ait sözleşmenin 8. maddesinde sözleşmenin eklerinin belirtildiği, buna göre ihale dokümanlarının sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olarak kabul edilerek belgelerin öncelik sırasına göre uygulanacağı belirtilerek, eklerde belirtilen Teknik Şartnamenin 14. maddesi 5. ve 6. bölümünde,iş sosyal güvenlik ve diğer ilgili mevzuat uyarına yüklenicinin istihdam edilen özel güvenlik görevlisinin işvereni olarak kabul edileceği ve mevzuatatan doğan bütün borç ve yükümlülüklerin ile istihdam edilen tüm özel güvenlik görevlisinin özlük, yıllık ücretli izine ilişkin haklar ile ilgili Kanun ve bunlara ilişkin tüzük yönetmelik ve tebliğlerde belirlenmiş tüm yükümlülüklerin yüklenici tarafından yerine getirleceği, hizmet personelin tüm sosyal haklarının ve iş hukuku mevzuatında belirlenen her türlü sorumluluk, vergi harca işlemlerinin yükleniciye ait olduğunun belirlendiği de görülerek,hizmeti yapan davalının kendi işçisi ile hizmeti vermesi sözleşmenin bir unsuru olması nedeniyle işçi ücretleri ve sair ödentilerin de davalının sorumluluğunda olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine karşılık 19.581,27 TL'sine 13/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile; boşta geçen sürenin hizmet süresine eklenmesiyle ortaya çıkan fark kıdem tazminatı, fark yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı için ödenen bedele karşılık 9.700,00 TL'sine 12/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; dava dışı işçinin davacı nezdinde çalıştığını, emir ve talimatları davacıdan aldığını, dava dışı işçinin alacaklarından müvekkili şirketin sorumlu olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme ve eki şartnamelerde işçilik alacaklarından müvekkili şirketin sorumlu olduğu yönünde bir hükmün bulunmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, dava dışı işçinin iş akdinin davacının talimatı uyarınca feshedildiğini, bu sebeple talep edilen ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin davacının yapmış olduğu ödemeden sorumlu olduğu kanaatine varılacak olsa dahi davacı ile müvekkili şirketin ödemeden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, dava dışı işçiye davacı asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarından davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamının incelenmesinden; "Özel Güvenlik Hizmet Alımları" işi kapsamında ... ile davalı arasında ihale sözleşmeleri akdedildiği, dava dışı işçi ....'nın 14/08/2012-31/07/2019 tarihleri arasındaki Bakanlığın asıl işverenliği altında ve davalı işverenin işçisi olarak olarak muhtelif dönemlerde çalıştığı, dava dışı işçinin iş akdinin sonlandırılması nedeniyle Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 2019/384 E., 2020/33 K. sayılı dosyasında işe iade istemli dava açtığı ve anılan dava neticesinde mahkemece hükmedilen tazminatın ve ferilerinin 1/2'sinin davacı kurum tarafından işçinin vekiline 13/08/2020 tarihinde brüt 19.581,27 TL (net 17.042,44 TL) işe başlatmama ve boşta geçen süre ücreti adı altında tazminat ödendiği, sonrasında davacı kurum ile dava dışı işçi .... arasında Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun .... Büro, ... Arabuluculuk dosyasında işe iade sonrasında fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı yönünden 28/01/2021 tarihinde "anlaşma belgesi" düzenlendiği ve bu anlaşma sonrasında davacı kurum tarafından dava dışı işçinin vekiline işe iade sonrasında fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı için 9.700,00 TL ödendiği, eldeki davada davacı ... tarafından ödenen tutarların davalı .... Ltd. Şti.'nden (Eski Ünvanı: ... Tic. Ltd. Şti.) rücuan tazminin talep edildiği anlaşılmıştır.
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup uyuşmazlık bu davalarda uygulanan ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre;
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler ise kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
Aynı şekilde ihbar tazminatından da son işveren sorumludur.
Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2020 tarihli ve 2019/378 E., 2020/1629 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/687 E., 2021/301 K. sayılı kararları da bu yöndedir).
Yargıtay 6. HD'nin 05/05/2023 tarihli ve 2023/1118 E., 2023/1683 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel kararında da; "Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna" karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünce; taraflar arasında hizmet sözleşmeleri akdedildiği, davalı alt işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin işten çıkarılması nedeniyle açtığı işe iade davası ve taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmeleri sonrasında yapılan anlaşma tutanağı sonucunda belirlenen tazminatların yargılama giderleri, icra dosyası giderleri ve sair ferileri ile birlikte davacı tarafından (mahkeme kararındaki tazminatların ferileriyle 1/2'sinin, 28/01/2021 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağına göre anlaşılan tazminatların ise tamamının) dava dışı işçiye ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
04/12/2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. maddesi ile 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21 hükmünde; "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." düzenlemesinin getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı ile ek madde 21 hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava konusu kural ile kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ödemenin rücu edilmeyeceği kişiler ise ilgili idare adına hareket eden kişilerdir. Nitekim kuralın gerekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş sözleşmesinin feshinin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersiz sebebe dayandığına hükmedilmesi hâlinde ödenen tazminatın ilgili idaredeki kişilere yükletilemeyeceği belirtilmektedir. Kuralın gerekçesinde tazminat lafzı yer almakla birlikte kuralda böyle bir sınırlamaya yer verilmediğinden 21. madde gereği yapılan tüm ödemelerin ilgili idaredeki kişilere rücu edilememesi sonucu doğmaktadır. Bu sayede feshin geçersizliği durumunda işe iadesine hükmedilen kişinin başlatılmaması durumunda ortaya çıkan tazminat, çalışılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ile bildirim süresine ait ücret ödemeleri ilgili idaredeki kişilere rücu edilemeyecektir. Bu nedenle; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21'deki düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup, davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin davalı alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı tarafından işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamının davalı alt işverenden (dönemi ile sınırlı olmak üzere), mahkeme ilamına dayalı olarak 1/2'si ferileriyle ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden son işverenin sorumlu olduğu gözetilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacı .......... tarafından rücu davasına konu edilen boşta geçen sürenin hizmet süresine eklenmesiyle ortaya çıkan fark kıdem tazminatı, fark yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı için dava dışı işçiye ödenen 9.700,00 TL tutarındaki bedelin mahkeme ilamına dayanmadığı, ödemenin dava dışı işçi vekili ile davacı vekilinin Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun ...Büro, ... Arabuluculuk numaralı dosyasında yapılan 28/01/2021 tarihli anlaşma belgesine göre yapıldığı, arabuluculuk anlaşma tutanağında fark kıdem tazminatı, fark yıllık izin ücreti ve fark ihbar tazminatının neye göre hesap edildiği anlaşılmadığı gibi, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu konuda herhangi bir hesaplama yapılmadığı anlaşıldığından, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesince adı geçen işçilik alacakları için davacı kurum tarafından ödenen bu tutarlar istinaf aşamasında denetlenememiştir. İlk Derece Mahkemesince boşta geçen sürenin hizmet süresine eklenmesiyle ortaya çıkan fark kıdem tazminatı, fark yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı yönünden eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, yukarıda yer verilen rücu ilkelerine uygun olarak düzenlemeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün olmayıp geçersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; dava dışı işçi ...'nın davalı şirket neznindeki adlığı maaşları da gösterir özlük dosyası ile Sosyal Güvenlik Kurumundan hizmet dökümü, işe giriş-çıkış bildirgeleri ile ilk hizmet dökümlerine ait evrakların celp edilerek yukarıda yer verilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin güncel rücu ilkeleri doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması, 6100 sayılı HMK m. 266 ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümleri uyarınca bilirkişilik bölge kurulu listesinde işçilik alacaklarından kaynaklı nitelikli hesaplamalar alt uzmanlık alanında kayıtlı, alanında ehil ve uzman bilirkişilerden seçilecek bilirkişiye tevdi edilerek Yargıtay'ın yukarıda yer verilen rücuya ilişkin güncel ilke ve esasları ve güncel mevzuat hükümleri çerçevesinde eldeki rücu davası kapsamında uyuşmazlık konusu hususlarda rapor düzenlenmesinin istenilmesi ve alınacak rapor sonrası yapılacak değerlendirme ile bir karar verilmesinden ibarettir. Belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönüyle kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353 maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, davalının icranın geri bırakılması talebinin Diyarbakır 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 26/05/2022 tarih ve 2022/435 D. İş, 2022/437 D. İş K. sayılı kararı ile kabul edilerek Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/51636 E. sayılı dosyasındaki ilamlı icranın geri bırakılmasına karar verildiği, Dairemizce davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/04/2022 tarih ve 2021/2062 E., 2022/1118 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar karar verilmesi nedeniyle icranın geri bırakılması kararı için sunulan teminatın güvence fonksiyonu kalmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/51636 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu teminatın davalıya iadesine de karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, davalıdan peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının davalıya İADESİNE,
4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-) Kararın niteliğine göre, 2004 sayılı İİK’nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması talebi kapsamında teminat olarak Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/51636 E. sayılı icra dosyasında; davalı ... ve ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan teminatın icra dosyasına depo edene İADESİNE,
7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025
Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.