Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu ile bu suçla birlikte güvenlik görevlilerinin şehit edilmeleri ile sonuçlanan araç suçlardan da cezalandırılması gerektiği ancak sanığın olay tarihinde şehit olan güvenlik görevlilerinden hangisi ve/veya hangilerine karşı bu eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan ayrıca sanık yakalandıktan sonra alınan svaplarda atış artığı antimon elementi, RDX, HMX ve Amonyum Nitrat gibi patlayıcı madde kalıntılarının tespit edilmiş olması, sanık hakkındaki ifade ve teşhislerde el yapımı bomba tuzaklama yaptığının beyan edilmiş olması karşısında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması, sanığın müdafii eşliğindeki soruşturma ifadelerinde görev yaptığı mahallede yola bizzat çok sayıda hendek barikat kazdığını beyan etmiş olması nedeniyle kamu malına zarar verme suçlarından cezalandırılmasına, basit mala zarar verme suçunu işlediği yönünde delil bulunmaması nedeniyle de beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I- ) Sanık hakkında nitelikli kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin olarak ilk derece mahkemesince verilen "karar yerilmesine yer olmadığına dair" kararlara yönelik olarak o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine yapılan incelemede;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/2071 esas, 2015/5091 karar sayılı ve 17/12/2015 tarihli, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/24498 esas, 2019/10030 karar sayılı ve 16/10/2019 tarihli kararlarında da izah edildiği üzere; CMK'nın 223/1. maddesinde sayılı hükümlerin: Beraat, ceza verilmesine yer olmadığına, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları ile sınırlı olduğu bunun dışındaki kararların hüküm niteliğinin bulunmadığı cihetle,
Mahkemece verilen "karar verilmesine yer olmadığına" dair açıklama hukuki değerden yoksun olup CMK'nın 223/1. maddesi kapsamında hüküm niteliğinde sayılamayacağı bu itibarla istinaf incelenmesine konu bir hüküm bulunmadığı, mahkemesince zamanaşımı süresi içerisinde açılan kamu davaları ile ilgili hüküm kurulabileceği nazara alınarak o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu incelenmeksizin dosyanın bu yönüyle mahalline İADESİNE,
II- Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile basit mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri hakkında yapılan incelemede;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/2496 Esas, 2019/1648 karar sayılı ve 12/03/2019 tarihli, 2018/3914 Esas, 2019/4987 Karar sayılı ve 11/07/2019 tarihli kararları ile yine aynı Dairenin benzer kararlarında belirtildiği üzere; PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında;
Silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda Nusaybin ilçe merkezinde hendek kazıp barikat kurma, güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla silahlı nöbet tutma, güvenlik güçlerine karşı gerçekleştirilen silahlı çatışmalara bizzat katılma şeklindeki eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğunda kuşku yoktur.
Bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamı ve mahkemenin kabulüne göre somut olayda; "sanığın silahlı terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere katılmak amacıyla örgütün kırsal alanından Nusaybin İlçesine gelerek Reber kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı içerisinde Yenişehir ve Dicle Mahallelerinde güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, tünel kazma, EYP, mayın döşeme ve tuzaklama yapma, sözde tim komutanı olarak görev yapma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı çatışmaya girme (çatışmada yaralandığına dair beyanlar mevcut) şeklinde gerçekleşen eyleminin vahamet arzeden nitelikte bulunduğu ve TCK'nın 302. maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu ile bu suçla birlikte güvenlik görevlilerinin şehit edilmeleri ile sonuçlanan araç suçlardan da cezalandırılması gerektiği ancak sanığın olay tarihinde şehit olan güvenlik görevlilerinden hangisi ve/veya hangilerine karşı bu eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan ayrıca sanık yakalandıktan sonra alınan svaplarda atış artığı antimon elementi, RDX, HMX ve Amonyum Nitrat gibi patlayıcı madde kalıntılarının tespit edilmiş olması, sanık hakkındaki ifade ve teşhislerde el yapımı bomba tuzaklama yaptığının beyan edilmiş olması karşısında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması, sanığın müdafii eşliğindeki soruşturma ifadelerinde görev yaptığı Fırat Mahallesinde yola bizzat çok sayıda hendek barikat kazdığını beyan etmiş olması nedeniyle kamu malına zarar verme suçlarından cezalandırılmasına, basit mala zarar verme suçunu işlediği yönünde delil bulunmaması nedeniyle de beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı saptanarak;
SONUÇ: Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarının oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle red edilmesine ve sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin sabit olmadığına dair, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
Sanığa yüklenen Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçunun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu gösteren dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri, atılı suçun CMK'nin 100/3-a-10 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu, hükmolunan ceza miktarı karşısında kaçma şüphesinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve atılı suç bakımından tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması, tutukluluk halinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5 ve 6. maddesindeki koşullara uygun bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nın 100/3-a-10 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafine tebliğine,
Tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı yedi gün içerisinde CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi nezdinde İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere,
İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı ise BAM Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş tarihinden, sanık ve/veya müdafii yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde temyiz gerekçelerini içerir şekilde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hakime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 13.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)