AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 17391/21
İbrahim DİNAR/Türkiye
Başkan
Branko Lubarda
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 18 Ekim 2022 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
2001 doğumlu bir Türk vatandaşı olan ve Diyarbakır’da ikamet eden, Diyarbakır Barosuna bağlı Avukat M.O. Sansarkan tarafından temsil edilen İbrahim Dinar’ın (“başvuran”), 5 Mart 2021 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu 17391/21 no.lu başvuruyu dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
Başvuru, olayların meydana geldiği dönemde reşit olmayan başvuranın, Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğu sırada, 8 Kasım 2017 tarihinde, kendisi gibi reşit olmayan ve aynı koğuşta kaldığı bir tutuklu tarafından cinsel istismara maruz kaldığı iddialarıyla ilgidir. 10 Kasım 2017 tarihinde cinsel istismar faili hakkında bir ceza davası açılmış ve fail, hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Söz konusu ceza yargılaması halen derdest iken, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı hakkında başvuran tarafından yapılan bireysel başvuru, suçun faili hakkında başlatılan ceza davasının alt derece mahkemeleri önünde derdest olduğu gerekçesiyle iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. 2018 yılında, başvuranın görevi yapmama ve kötüye kullanma nedeniyle cezaevi gardiyanları hakkında yaptığı suç duyurusu, Diyarbakır Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar ile reddedilmiştir Başvuran, yürürlükteki iç hukuk uyarınca, yetkili Ceza Mahkemesi veya Anayasa Mahkemesi önünde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmemiştir. Başvuran, 2019 yılında, 2018 yılında cezaevi gardiyanları hakkında Diyarbakır Cumhuriyet savcısı önünde sunduğu ceza davasına benzer yeni bir başvuruda bulunmuştur. Cumhuriyet savcılığı, dolayısıyla, başvuranın önceki suç duyurusuna atıfta bulunarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar vermiştir. Bu karar, yetkili Ceza Mahkemesi tarafından onaylanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 21 Eylül 2020 tarihli bir kararla, başvuranın, Sözleşme’nin 3. maddesi bağlamında, cezaevi gardiyanlarının görevlerini yapmamalarından ve kötüye kullanmalarından şikâyet ettiği asliye ceza mahkemesi kararına karşı yaptığı bireysel başvurusunu, adli ve idari başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddetmiştir. Başvuran, Sözleşme’nin 6 ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
Mahkeme, başvuran tarafından sunulan şikâyetlerin sunulma şekli ve esasını dikkate alarak (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018), bu şikâyetleri yalnızca Sözleşme’nin 3. maddesi açısından değerlendirecektir. Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesi bağlamındaki iddialarını incelediği sırada yaptığı tespitler ışığında, Anayasa Mahkemesinin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuranın bireysel başvurusunu reddetme yönünde vardığı sonucu bertaraf etmek için herhangi bir delil unsuru veya hukuki gerekçe bulunmadığı kanaatindedir. Mahkeme, başvuranın 2018 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen karara, hem yetkili Asliye Ceza Mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi önünde itiraz etmediğini kaydetmektedir. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi gibi, başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesi bağlamındaki şikâyetlerini, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmektedir.Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup 24 Kasım 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan