AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI VE KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 50306/08
Döndü DİNÇER / Türkiye
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 22 Eylül 2020 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 16 Ekim 2008 tarihinde sunulan, yukarıda belirtilen başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuran tarafından bu görüşlere verilen cevapları, davalı Hükümet tarafından 12 Şubat 2020 tarihinde sunulan ve Mahkemeyi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet eden deklarasyonu ve başvuran tarafça bu deklarasyona verilen cevabı dikkate alarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE USUL
1. Başvuran Döndü Dinçer, Türk vatandaşı olup, 1943 doğumludur ve Osmaniye’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Mersin Barosuna bağlı Avukatlar A. Aktay, F. İrişik ve Ö. Yıldız tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Karayolları Genel Müdürlüğü (“İdare”), 1997 yılında, başvuranın taşınmazını (1286 no.lu ada, 12 no.lu parsel) kamulaştırmış ve ilgiliye bir bilirkişi heyeti tarafından belirlenen kamulaştırma bedelini ödemiştir.
5. Başvuran, 29 Ağustos 1997 tarihinde, İdare tarafından ödenen meblağa itiraz ederek, Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesine (“mahkeme”) başvurmuş ve kamulaştırma bedelinin artırılmasına yönelik bir dava açmıştır.
6. Söz konusu mahkeme, bozma kararlarının ve bilirkişi raporlarının ardından, 13 Aralık 2007 tarihinde, başvuranın talebini kısmen kabul etmiş ve ilgiliye, kamulaştırma tarihi olan 7 Ağustos 1997 tarihinden itibaren yasal gecikme faiziyle birlikte, 7.444,8 Türk lirası (TRY) tutarında ek kamulaştırma bedelinin ödenmesine karar vermiştir.
7. Avukat tarafından temsil edilmeye ilişkin masraflar bağlamında, söz konusu mahkeme, başvuranın, kendisi tarafından talep edilen meblağın mahkeme tarafından reddedilen kısmına dayanarak hesaplanan 2.939,50 TRY tutarını İdareye ödemesine karar vermiştir.
8. Diğer yargılama masraflarına ilişkin olarak, söz konusu mahkeme, İdarenin başvurana 369,56 TRY ödemesine karar vermiştir. Yargılama masraflarının geri kalan kısmı olan 228 TRY tutarı, başvuran tarafından ödenecektir.
9. Yargıtay, 17 Nisan 2008 tarihinde bu kararı onamıştır.
10. İdare, 2009 yılının Nisan ayında, başvurana, söz konusu mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen ek kamulaştırma bedelini ödemiştir.
hukuki değerlendirmeBaşvuranın İdarenin Temsil Masraflarını Ödemeye Mahkûm Edilmesine İlişkin Şikâyeti Hakkında
9. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, İdarenin avukat tarafından temsil edilmesine ilişkin masrafları ödemeye mahkûm edilmesinden şikâyet etmektedir.
10. Dostane çözüm amacıyla yapılan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Hükümet, 12 Şubat 2020 tarihli yazıyla, Mahkemeye, başvurunun bu kısmında ileri sürülen sorunun çözüme kavuşturulması amacıyla tek taraflı bir deklarasyon metni sunmayı öngördüğünü bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeyi, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, başvurunun bu kısmını kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
11. Deklarasyon metni şu şekildedir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, somut davada, yerel mahkemelerin avukatlık masraflarına ilişkin olarak karşı tarafa bir meblağ ödenmesi kararı nedeniyle 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini kabul etmektedir (bk., Musa Tarhan/Türkiye, No. 12055/17, 23 Ekim 2018).
Dolayısıyla, Mahkeme, başvurana, yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere, her türlü maddi ve manevi zarar, masraf ve giderler karşılığında, 1.200 avro (bin iki yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir. Bu meblağ, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek olup, yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulacaktır. Bu meblağ, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1. maddesi uyarınca Mahkemenin kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir.
Bu ödeme, yerel mahkemeler tarafından başvurana uygulanan avukatlık ücretiyle ilgili olarak, hem yerel mahkemeler hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.”
12. Başvuran, 16 Mart 2020 tarihli yazıyla, tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlardan memnun olmadığını belirtmiştir.
13. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, yargılamanın her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması halinde, başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi özellikle, davanın kayıttan düşürülmesine şu durumda imkân vermektedir:
“(...) Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
14. Mahkeme ayrıca, başvuran, davanın incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna dayanılarak Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, bazı koşullarda, başvurunun kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
15. Mahkeme bu amaçla, deklarasyon metnini, özellikle Tahsin Acar kararında ortaya konulan içtihadında yer alan ilkeler ışığında incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (öncelikli sorun) [BD], No. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Sp. z o.o./Polonya (k.k.), No. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), No. 28953/03, 18 Eylül 2007).
16. Mahkeme, Türkiye hakkında açılanlar da dâhil olmak üzere bazı davalarda, ilgililerin kamulaştırmayla bağlantılı olarak temsil masraflarını ödemeye mahkûm edilmeleri konusunda kendi uygulamasını ortaya koymuştur (bk., örnek olarak, Musa Tarhan/Türkiye, No. 12055/17, 23 Ekim 2018).
17. Mahkeme, Hükümetin deklarasyonunda yer alan imtiyazların niteliğini ve tazminat olarak önerilen meblağı - bu meblağ benzer davalarda ödenen meblağlara uygundur - göz önünde bulundurarak, başvurunun bu kısmının incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin bulunmadığı kanaatine varmaktadır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi).
18. Mahkeme ayrıca, yukarıda belirtilen değerlendirmeler ışığında ve bilhassa bu konudaki açık ve çok sayıdaki içtihadını göz önünde bulundurarak, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun bu kısmının incelenmesinin sürdürülmesini gerektirmediği kanısına varmaktadır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi (in fine)).
19. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyonundaki şartları yerine getirmemesi halinde, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvurunun yeniden kayıt altına alınabileceğinin altını çizmektedir (Josipović/Sırbistan, (k.k.) No. 18369/07, 4 Mart 2008).
20. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen şikâyete ilişkin olarak davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.Ek Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybetmesine ve Yargılama Süresinin Uzunluğuna İlişkin Şikâyetler Hakkında
21. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ve Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokolün 1. maddesini ileri sürerek, ek kamulaştırma bedelinin enflasyonun etkisiyle değer kaybetmesinden şikâyet etmektedir. Başvuran aynı zamanda, yargılamanın uzunluğundan da şikâyetçi olmaktadır.
22. Hükümet, diğer itirazlarının yanı sıra, başvuranın 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvurması gerektiği gerekçesiyle, iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin kabul edilemezlik itirazını ileri sürmektedir.
23. Mahkeme daha önce, ilgililerin 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvurmaları gerektiği gerekçesiyle, kamulaştırma bedellerinin değer kaybetmesine ilişkin şikâyetlerin iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır (Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.), No. 44013/07, 27 Mayıs 2014). Mahkeme, yargılamanın çok uzun sürmesine ilişkin şikâyetlere ilişkin olarak, aynı yönde bir karar vermiştir (Turgut ve diğerleri/Türkiye (k.k.), No. 4860/09, 26 Mart 2013).
24. Mevcut davanın incelemesi çerçevesinde, farklı bir sonuca varılmasını sağlayabilecek özel bir koşul tespit edilmemektedir.
25. Sonuç olarak bu şikâyetlerin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, reddedilmesi gerekmektedir.Diğer Şikâyetler Hakkında
26. Başvuran, ilk başvurusunda, aynı zamanda ek kamulaştırma bedelinin ödenmemesinden şikâyet etmiştir.
27. Mahkeme, mevcut başvurunun yapılmasının ardından, İdarenin başvurana söz konusu mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen ek tazminat bedelini ödediğini gözlemlemektedir.
30. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın bundan böyle, Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında iddia edilen ihlalden dolayı “mağdur” olduğunu ileri süremeyeceği kanısına varmaktadır.
28. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı, Sözleşme hükümleriyle kişi yönünden (ratione personae) bağdaşmamaktadır ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
29. Başvuran son olarak, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, yargılama masraflarının miktarından şikâyet etmektedir.
30. Elinde bulunan unsurların tamamını dikkate alarak ve ileri sürülen iddiaları incelemeye yetkili olması nedeniyle, Mahkeme, Sözleşme veya Protokolleriyle güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin herhangi bir belirti tespit etmemektedir.
31. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksundur ve bu kısmın, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuranın İdarenin temsil masraflarını ödemeye mahkûm edilmesine ilişkin davalı Hükümetin deklarasyonunda yer alan şartları ve verilen taahhütlere riayet edilmesini sağlamak için öngörülen özel koşulları dikkate alarak;
Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 15 Ekim 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıEgidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy