AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Nagihan DURAN / TÜRKİYE
(Başvuru no. 79599/13)
Başkan
Nebojša Vučinić
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla, 19 Mayıs 2015 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) (“Mahkeme”), 5 Aralık 2013 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruya ilişkin olarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran Nagihan DURAN, 1963 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Aksaray’da ikamet etmektedir.
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. 10 Nisan 2011 tarihinde başvuran, başvuranın kocası ve iki oğlu (1991 doğumlu B.D. ve Y.D.) trafikte yaşanan bir münakaşa üzerine bir tartışmaya karışmışlardır. Olayın ardından, başvuran, başvuranın oğlu Y.D. ve kocası yakalanmış ve yaklaşık altı saat boyunca gözaltında tutulmuşlardır.
4. Bunun sonrasında, başvuran, görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle üç polis memuru hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Aksaray Cumhuriyet Savcısı 24 Haziran 2011 tarihinde, delil yetersizliği sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın itiraz başvurusunu 3 Ekim 2011 tarihinde reddetmiştir. Başvuran 24 Aralık 2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 12 Eylül 2013 tarihinde, 23 Eylül 2012 tarihi öncesinde kesinleşen davaları inceleme yetkisinin olmadığını ifade ederek davanın reddedilmesine karar vermiştir.
5. Bu arada, 13 Aralık 2011 tarihinde, üçüncü bir şahsı kasten yaraladığı gerekçesiyle, başvuranın oğlu B.D. aleyhine ceza yargılamaları başlatılmıştır. Aksaray Sulh Ceza Mahkemesi 13 Kasım 2012 tarihinde, başvuranın oğlunun suçunu sabit bulmuş, ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. B.D. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuş, fakat Anayasa Mahkemesi B.D.’nin davasını 17 Aralık 2013 tarihinde reddetmiştir.
6. Dahası, yukarıda bahsi geçen münakaşaya karışan kişiler başvurana karşı 7 Mayıs 2012 tarihinde bir tazminat davası açmışlardır. Söz konusu tazminat davası 23 Ocak 2014 tarihinde reddedilmiştir.
7. Son olarak, hakaret ettiği gerekçesi ile başvuran aleyhinde bir suç duyurusunda bulunulmuştur. Aksaray Cumhuriyet Savcısı 27 Şubat 2013 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. İlgili karar 8 Mayıs 2013 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onanmıştır.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, Sözleşme’nin belirli bir hükmünü dayanak göstermeksizin, temel olarak yerel mahkemelerdeki yargılamaların adil olmadığından şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
9. Başvuran, yerel mahkemelerdeki yargılamaların adil olmadığını iddia etmiştir. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir. Sözleşme’nin ilgili hükmü aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık ve hakkaniyete uygun olarak, makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
10. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin birbirinden farklı dört yerel dava ile alakalı olduğunu kaydetmiştir. Mahkeme, başvuran tarafından bulunulan suç duyurusu ile ilgili olan ilk davaya ilişkin olarak, bu yargılamaların Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin nihai kararıyla 3 Ekim 2011 tarihinde sona ermiş olduğunu gözlemlemektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yalnızca 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşmiş olan davaları inceleme yetkisinin olması nedeniyle, başvuranın bunun sonrasında Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğu başvuru altı aylık süre kuralının işlemesini kesintiye uğratmamaktadır. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesinin anlamı dâhilinde altı aylık süre kuralına uyulmadığı gerekçesi ile kabul edilemez niteliktedir.
11. Mahkeme, başvuranın oğlu B.D. aleyhine başlatılan ceza yargılamalarına ilişkin ikinci dava ile ilgili olarak, başvuranın söz konusu bu yargılamalara taraf olmadığını ve olayların meydana geldiği sırada, başvuranın oğlu B.D.’nin yirmi yaşında olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, bir kimsenin taraf olmadığı yargılamalarda haklarının ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunamayacağını hatırlatmaktadır (bk. Kugler/Avusturya (k.k.), no. 65631/01, 27 Kasım 2008). Mahkeme ayrıca, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi kapsamında yer alan hükümlerle kişi bakımından (ratione personae) bağdaşmadığına ve bu sebeple Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
12. Mahkeme, başvurana karşı başlatılan tazminat yargılamaları ile ilgili olan üçüncü davaya ilişkin olarak ise, söz konusu dava ile ilgili nihai kararın 23 Ocak 2014 tarihinde verilmiş olduğunu gözlemlemektedir. Bu nedenle, başvuranın yargılamanın adil olmadığı düşüncesinde olması halinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma hakkı mevcuttu (bk. Uzun/Turkey (k.k.), no. 10755/13, §§ 68–71, 30 Nisan 2013). Başvuranın bu konu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmamış olması sebebiyle, başvurunun bu kısmının iç hukuk yolları tüketilmediği için Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
13. Son olarak, Mahkeme, hakaret ettiği gerekçesi ile başvuran aleyhinde bulunulan suç duyurusuna ilişkin dördüncü dava ile ilgili olarak, Cumhuriyet Savcısının 27 Şubat 2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar vermiş olduğunu ve Ağır Ceza Mahkemesinin 8 Mayıs 2013 tarihinde bu kararı onamış olduğunu gözlemlemektedir. Başvuran, suçlu bulunmamış olması sebebiyle, iddia edildiği gibi Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle mağdur olduğunu ileri süremez (bk. Er/Turkey (k.k.), no. 21377/04, 18 Kasım 2008). Mahkeme, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle;
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 11 Haziran 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Abel CamposNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy