AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 9639/07
Efil YILDIRIM ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
21 Şubat 2007 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Efil Yıldırım, Ferrah Yıldırım ve Enes Yıldırım, sırasıyla 1961, 1984 ve 1996 doğumlu birer Türk vatandaşı olup Ankara’da ikamet etmektedirler. Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat E. Dost tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3. İlk başvuranın eşi ve diğer başvuranların babası olan E.Y., 29 Aralık 1999 tarihinde, bir kavga sırasında vurularak öldürülmüştür.
4. İki kişi aleyhine ceza yargılamaları başlatılmış ve her ikisi de, 17 Ekim 2000 tarihinde, Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, E.Y.’nin öldürülmesinden suçlu bulunmuştur.
5. Bu süre zarfında, başvuranlar, 6 Mart 2000 tarihinde, Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde sanıklara karşı tazminat davası açmıştır.
6. Asliye mahkemesi, 1 Mart 2005 tarihinde, başvuranlara maddi ve manevi tazminat verilmesine hükmetmiştir.
7. Daha sonra, Yargıtay, 19 Aralık 2006 tarihinde, asliye mahkemesinin kararını bozmuş ve dava, Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesine iade edilmiştir.
8. Dava dosyasındaki en son bilgilere göre, Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesi, 6 Haziran 2007 tarihinde, başvuranlara tazminat ödenmesine hükmetmiş ve yargılamalar, 19 Ocak 2009 tarihinde Yargıtay’ın kararıyla kesinleşmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
9. İç hukukun açıklaması, Turgut ve Diğerleri / Türkiye, ((k.k). no.4860/09, 26 Mart 2013) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, ulusal mahkeme önündeki yargılamaların makul bir süre içerisinde sonuçlanmadığından şikâyetçi olmuştur.
11. Başvuranlar, ayrıca, Türk hukuku uyarınca, ihtilaf konusu yargılamaların aşırı uzunluğuna itiraz edebilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
12. Başvuranlar, Sözleşme’nin hiçbir maddesine dayanmaksızın, lehlerine hükmedilen tazminatı uygulayamadıklarını ileri sürmüşlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği iddiası
13. Başvuranlar, hukuk yargılamalarının uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde düzenlenen “makul süre” koşuluyla bağdaşmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur.
14. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla Tazminat Komisyonu’nun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmesi için başvuranların Tazminat Komisyonu’na başvurması gerektiğini belirtmiştir.
15. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Ardından, Mahkeme, Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasında vermiş olduğu kararda, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir. Bu kararı verirken Mahkeme, özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
16. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasında vermiş olduğu kararda, yine de, olağan prosedür uyarınca, önceden Hükümete bildirilmiş olan bu türden başvuruları inceleyebileceğini vurguladığını kaydetmektedir.
17. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranların 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan iç hukuk yoluna başvurmamış olmalarına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, (yukarıda anılan) Turgut ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
18. Dolayısıyla Mahkeme, başvurunun bu kısmının, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Diğer şikâyetler
19. Başvuranlar, Sözleşme'nin 13. maddesi uyarınca, iç hukukta, yargılamaların aşırı uzunluğuna itiraz edebilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. Bununla beraber, başvuranlar, ulusal mahkemeler tarafından hükmedilen tazminat miktarını tahsil edemediklerini belirtmişlerdir.
20. Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların görev alanına girdiği ölçüde, Sözleşme veya Ek Protokollerde belirtilen hak ve özgürlükler açısından herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı kanaatine varmıştır.
21. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4. maddeleri uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy