10
BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 19.10.2006 TARIH VE 06-77/992-
287 NOLU KARARINA INTERNET
SAYFAMIZDAKI KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN
ERİŞEBİLİRSİNİZ.
20
30
40
04-77/1108-277
2
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2002-1-98 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 04-77/1108-277
Karar Tarihi : 2.12.2004 50
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler :Tuncay SONGÖR, A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit
SONBAY, Murat GENCER, Prof. Dr. Nurettin
KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN
B. SORUŞTURMA HEYETİ
60
Başkan : A. Ersan GÖKMEN
Raportörler :Hilal YILMAZ, Özgür BAL, Salim AYDEMİR, M. Oğuzcan
BÜLBÜL, Müge ÖZERCAN
C. ŞİKAYET EDEN :
- 5.6.2002 tarih ve 2529 sayılı İhbar yazısı
- İzmir İnşaat Malzemeleri İmalat ve Satıcıları Odası
1352 sokak No:2 Kat:2/202 Çankaya- İzmir 70
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR :
1. Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Temsilcisi: Av. Nurkut İNAN
Çobanyıldızı Sok. No:8/12
Çankaya/Ankara
2. Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş.,
Temsilcisi: Av. Mahmut BİRSEL, Av. Çağnur ALP 80
Cumhuriyet Bulvarı 140/1 Işık Apt.
Kat:8 35210 Alsancak-İzmir
3. Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.,
Temsilcisi: Av. Mahmut BİRSEL, Av. Çağnur ALP
Cumhuriyet Bulvarı 140/1 Işık Apt.
Kat:8 35210 Alsancak-İzmir
4. Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.
Temsilcisi: Av. Nurkut İNAN 90
Çobanyıldızı Sok. No:8/12
Çankaya/Ankara
04-77/1108-277
3
5. Denizli Çimento Sanayii Tic. A.Ş.
Temsilcisi: Av. Abidin KAYHAN
Aydın Sok. No:10, 1. Levent-İstanbul
E. DOSYA KONUSU : Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren çimento
üreticilerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u
ihlal ettikleri iddiası. 100
F. İDDİALARIN ÖZETİ : Ege Bölgesi çimento pazarında faaliyet gösteren
Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batıçim Batı Anadolu Çimento
Sanayii A.Ş., Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş., Çimentaş İzmir Çimento
Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş.’nin 2002 ve 2003
yıllarında Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat
tespit ettikleri; Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden
Dağıtım Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında
akdettiği standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte
değerlendirildiğinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği iddia 110
edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ
- 5.6.2002 tarih, 2529 sayı; 2.9.2002 tarih, 3848 sayı; 30.9.2002 tarih, 4245
sayı; 17.1.2003 tarih, 214 sayı ve 3.2.2003 tarih, 499 sayı ile intikal eden
muhtelif şikayet dilekçeleri üzerine, 20.2.2003 tarih ve 03-11/120-M sayılı
Kurul kararı ile Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batıçim Batı Anadolu
Çimento Sanayii A.Ş., Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş., Çimentaş İzmir
Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii Tic. A.Ş. hakkında 120
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
- 8.4.2003 tarih, 2002-1-98/ÖA-03-AÖ sayılı Önaraştırma Raporu 24.4.2003
tarih, 03-27 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde yasaklanmış olan
davranışların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti amacıyla, aynı
Kanun'un 41. maddesi uyarınca, Ege Bölgesi çimento pazarında faaliyet
gösteren aşağıda isimleri yazılı teşebbüsler hakkında soruşturma açılmasına
karar verilmiştir: 130
- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
- Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş.,
- Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.,
- Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve
- Denizli Çimento Sanayii Tic. A.Ş.
- 9.5.2003 tarihinde, Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca ilgili teşebbüslere
soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak 30 gün içinde ilk yazılı
savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Denizli Çimento San. Tic. A.Ş. ise ek
04-77/1108-277
4
savunma süresi istemiş, söz konusu talep Rekabet Kurulu tarafından 140
reddedilmiştir. Soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerin ilk yazılı
savunmaları yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
- Rekabet Kurulu’nun 2.10.2003 tarih ve 03-64/767-M sayılı kararı gereği
soruşturmanın süresi 24.10.2003 tarihinden itibaren 6 ay uzatılmıştır.
- Soruşturma Heyeti’nce tamamlanan 26.4.2004 tarih ve SR/04-03 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ile
soruşturma kapsamındaki teşebbüslere tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci
fıkrası gereğince, taraflardan 30 gün içinde yazılı savunmalarının gönderilmesi 150
istenilmiştir. Tarafların savunmaları yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına
girmiştir.
- Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı Ek Yazılı Görüş, Kanun'un 45/2. maddesi
uyarınca 30.7.2004 tarihinde tüm Kurul Üyelerine ve taraflara tebliğ edilmiştir.
Tarafların savunmaları yasal süresi içinde Kurum'a intikal etmiştir.
- 19.10.2004 tarih ve 04-66/941-M sayılı Kurul toplantısında sözlü savunma
toplantısının 23.11.2004 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.
160
- 23.11.2004 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısının ardından Kurul,
2.12.2004 tarih ve 04-77/1108-277 sayı ile nihai kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ :
İlgili raporda;
1- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batı Grubu Şirketler (Batıçim Batı
Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. ve Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.),
Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii Tic. 170
A.Ş.’nin;
a) 2002 yılı Nisan ayından başlayarak, İzmir ve Aydın başta olmak üzere tüm
Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettikleri,
b) 2003 yılı Haziran ayından başlayarak Körfez Bölgesi başta olmak üzere
tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettikleri,
180
c) Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikteki söz konusu uyumlu eylemler
nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para
cezası verilmesi gerektiği,
d) Kanun’un 10. maddesi gereği bildirilmesi gereken anlaşmaların
bildirilmemesi sebebiyle Kanun’un 16(1)(c) maddesi gereğince idari para
cezası verilmesi gerektiği,
04-77/1108-277
5
e) Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden dolayı, 2002 ve 2003
yıllarında görev yapan yönetim kurulu üyelerine, Kanun’un 16. maddesinin 3. 190
fıkrası gereğince idari para cezası verilmesi gerektiği,
2- a) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden Dağıtım
Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında akdettiği
standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte
değerlendirildiğinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
olduğu ve 1997/3, 1997/4 ve 2002/2 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağı,
b) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’ye, Kanun’un 4. maddesini 200
ihlal eder nitelikteki söz konusu anlaşmalar nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un
16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para cezası verilmesi gerektiği,
c) Kanun’un 10. maddesi gereği bildirilmesi gereken anlaşmaların
bildirilmemesi sebebiyle Kanun’un 16(1)(c) maddesi gereğince idari para
cezası verilmesi gerektiği,
d) Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden dolayı, Kanun’un 19.
maddesi gereğince, Rekabet Kurulu’nun karar tarihinden geriye doğru üç yıl
boyunca Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin yönetim kurulunda 210
görev yapan bütün üyelere, Kanun’un 16. maddesinin 3. fıkrası gereğince idari
para cezası verilmesi gerektiği,
3- Para cezaları verilirken, ihlalin tekrar etmesi, muhtemel zararların ağırlığı ve
ihlalin süresinin ağırlaştırıcı unsur olarak dikkate alınması gerektiği,
ifade edilmektedir.
İ. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
220
İ.1. İlgili Pazar
İ.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Soruşturma konusu şikayet edilen eylemler göz önünde bulundurulduğunda,
genel olarak çimento, ilgili ürün pazarını oluşturmakla birlikte, ilgili ürün
pazarının daha kesin olarak saptanabilmesi için çimento cinslerini ve
özelliklerini incelemek yerinde olacaktır.
Beyaz çimento dışında kalan diğer tüm çimento türleri gri çimento türleri 230
olarak kabul edilmektedir. Avrupa Komisyonu’nun çimento kararına1 benzer
şekilde, gerek üretim miktarları, gerekse kullanım alanları açısından
birbirinden farklı olmaları sebebiyle, beyaz çimento ve gri çimento ayrı ürün
pazarlarıdır.
1 Cement (1994) OJ L343/1
04-77/1108-277
6
Gri çimento, kullanılan katkı maddelerinin cinsi ve miktarına göre alt gruplara
ayrılmaktadır. Türkiye’de, çimentonun mukavemet alma süresinin hızlı olması
gereken yerlerde çoğunlukla PÇ 42,5 türünde çimento kullanılmaktadır
(Üretimi çok daha az olmakla beraber PÇ 52,5, PKÇ/A 42,5 ve PKÇ/B 42,5
bu grup içinde değerlendirilebilir). Bu ürün grubu genellikle daha nitelikli 240
işlerde kullanılmak üzere büyük inşaat şirketleri ve endüstriyel üreticiler
tarafından talep edilmektedir. Aynı miktarda betonun daha az çimento ile elde
edilmesini sağladığından, nispeten daha az nakliye maliyetine katlanmak
isteyen hazır beton tesisleri de bu ürün grubunun müşterisidir. Mukavemet
alma süresinin daha uzun olabileceği yerlerde ise çoğunlukla PKÇ/B 32,5,
PKÇ/A 32,5, KZÇ 32,5, TÇ 32,5, KÇ 32,5 ve CÇ 32,5 kullanılmakta ve bunlar
da ayrı bir grup teşkil etmektedir. Bu iki ana grup dışında, SDÇ 32,5 gibi özel
nitelikli işlerde kullanılan çimento türleri de vardır; ancak bunların üreticileri az
sayıda olduğu gibi, kullanım alanları da sınırlıdır.
250
Çimento türleri ile ilgili bir diğer ayrım ise “torbalı” ve “dökme” olmak üzere
pazarlama yöntemi açısından yapılmaktadır. Dökme çimentonun müşteri
grubu, hazır beton tesisleri, diğer endüstriyel üreticiler ve silosu olan büyük
inşaat şirketleri iken; torbalı çimento, “elle beton dökümü” gibi daha düşük
yoğunluklu tüketim gerektiren işlerde kullanmak üzere talep edilmektedir.
Torbalı ve dökme çimento, sadece tüketicileri açısından değil, tüketim
merkezleri açısından da farklılık göstermektedir. Dökme çimento müşterileri
genellikle şehir merkezlerinde yer almaktadır. Ayrıca dökme çimentonun
nakliyesi, kapalı özel kamyonlarla (silobas) yapıldığından tek yönlü nakliyeye
neden olmakta ve bu da nakliye maliyetini yükseltmektedir. Buna karşılık, 260
torbalı çimentonun nakliyesi, genel amaçlı nakliye kamyonlarıyla
yapılabilmekte ve çift yönlü nakliye avantajına sahip olunduğunda, daha
düşük maliyetle çok daha uzun mesafelere satılabilmektedir.
Hakkında soruşturma yapılan teşebbüslerin üretim ve satış rakamlarına
bakıldığında, bu teşebbüslerin, ağırlıklı olarak, torbalı çimentoda PKÇ 32.5,
dökme çimentoda PÇ 42.5 üretimi ve satışı gerçekleştirdikleri görülmektedir.
Yukarıdaki bilgiler göz önünde bulundurulduğunda, ana ürün pazarı çimento
pazarı olmakla birlikte; yapılacak analizlerde en çok kullanılan ürünler olan 270
PKÇ/B 32.5 torbalı, PÇ 42.5 dökme ürünleri üzerinde durulacaktır.
İ.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Çimento ürününün taşıma maliyetlerinin birim maliyete etkisinin yüksek olması
nedeniyle, çimentonun ekonomik olarak satılabileceği belirli bir uzaklığı
kapsayacak alan, ilgili coğrafi pazar olarak tanımlanmalıdır. Bu uzaklık tam
olarak belirlenmemiş olsa da, yaygın kanaat çimento satışının 200-300 km’lik
bir alanda ekonomik olduğu yönündedir.
280
Çimento pazarı, genellikle fabrikaların çevresinde merkezileşen ancak, bazı
bölgeler için çakışan pazarlar seti olarak tanımlanmaktadır. Ölçek ekonomileri,
üretim maliyetleri, taşıma maliyetleri ve taşıma maliyetinin satış fiyatına
ilavesine yönelik fiyatlandırma yöntemleri dikkate alındığında, çimentonun
satılabileceği uzaklığın; üretim kapasitesi, kapasite kullanım oranı, üretim
04-77/1108-277
7
maliyetleri, kullanılan nakliye araçları gibi birçok unsura bağlı olduğu
görülmektedir.
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, gerek 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilen eylemlerini, gerekse diğer ticari faaliyetlerini Ege 290
Bölgesi bazında gerçekleştirdikleri ve zaman zaman bölgeye, bölge dışından
torbalı çimento satışı gerçekleştirildiği dikkate alındığında, çimento fabrikası
çevresindeki 200-300 km’lik satış alanı mesafesinin mutlak olmadığı ve
coğrafi pazarın kesin olarak belirlenmesinin zor olduğu görülmektedir.
Soruşturma kapsamında incelemeye konu olan Ege Bölgesi, kendi içerisinde
talebin yoğunluğuna ve çimento fabrikalarının yakınlığına göre değişik
özellikler gösteren alt bölgelere ayrılabilir. Bu bağlamda İzmir, Denizli ve
Söke/Aydın, çimento fabrikası bulunan merkezleri oluştururken (Afyon’da Set
Grubu’na ait bir çimento fabrikası bulunmaktadır. Ancak, Afyon ili, Türkiye 300
Bölgeler Haritası’na göre Ege Bölgesi’nde bulunmasına rağmen, soruşturma
tarafı çimento üreticileri tarafından, Ege Bölgesi için yapılan değerlendirme ve
anlaşmalarda bölge dışı fabrika olarak gösterilmektedir.), kuzeyde “Körfez
Bölgesi” denilen Edremit Körfezi etrafında sıralanan Edremit, Burhaniye ve
Ayvalık ilçelerinin oluşturduğu bölge, İzmir’in hemen güneyinde yer alan
Kuşadası, Selçuk ve Söke civarı, Nazilli ve Aydın, Bodrum, Marmaris ve
Fethiye ilçelerinin oluşturduğu Güney Ege’deki bölge ve Denizli merkez ile
İzmir merkezi ve yakın çevresi de yoğun talep bölgelerini teşkil etmektedir.
Teşebbüsler il, hatta ilçe bazında, pazarın uzaklığı, pazarda faaliyet gösteren 310
diğer teşebbüslerin davranışları, nakliye imkanları gibi etkenlere bağlı olarak
farklı fiyat politikaları uygulamaktadır. Bu durum mikro marketler oluşmasına
yol açmaktadır. Değerlendirmelere esas olarak “İzmir-Merkez”, “Manisa”,
“Aydın” ve “Körfez Bölgesi (Ayvalık-Burhaniye-Edremit)” coğrafi pazarları için
fiyat analizleri yapılmıştır. Bu bölgelerin belirlenmesinde, söz konusu
bölgelerin fabrika merkezi veya kesişim bölgesi olması yahut talebin ve
şikayetlerin yoğunlaştığı bölgeler olması kriter olarak dikkate alınmıştır. Fiyat
analizleri dışında ise, aksi belirtilmedikçe, genel pazar tanımı olan Ege
Bölgesi, ilgili coğrafi pazar olarak kabul edilecektir.
320
İ.2. Çimento Pazarı Hakkında Bilgi
İ.2.1. Ürün Özellikleri
I.2.1.1. Çimentonun Homojen Bir Ürün Olması
Çimento, homojen bir yapı malzemesidir. İlgili ürün pazarı başlığı altında daha
detaylı bilgi verildiği üzere, içerisine katılan katkı maddelerine göre bazı farklı
özellikler kazandırılabilmekte, bu durum ürünün kullanım alanında küçük
değişiklikler yapmaktadır. Örneğin sülfata dayanıklı çimento (SDÇ), suyla 330
temasında daha iyi mukavemet gösterdiğinden, havuz, baraj gibi inşaatlarda
tercih edilmektedir. Çimento türleri arasındaki özellikleri bakımından birbirine
benzeyen, ikamesi kolay bir ürün olan çimentonun özelliklerinin
farklılaştırılması, dolayısıyla da farklı müşteri kitlesine hitap etmesi ya da farklı
fiyatlandırma yapılması oldukça kısıtlıdır. Örneğin sabunda olduğu gibi,
04-77/1108-277
8
kokusu, rengi, ambalajı… değiştirilerek farklılaştırılamamaktadır. Ancak
zaman zaman, özellikle kırsal kesimde, çimentonun renginin koyuluğu tercih
sebebi olabilmektedir. Oysaki, çimentonun standartları oluşmuş ve
yerleşmiştir. Ürün özelliklerini daha fazla değiştirme imkanı olmadığından,
pazarda rekabet aracı olarak sadece fiyat kullanılmaktadır. 340
I.2.1.2. Çimentonun Stoklanma Sıkıntıları
Çimento, uzun süre stoklarda duramadığı için üreticiler ve satıcılar
bakımından kısa zamanda satışının yapılması gereken bir üründür. Stok ömrü
3 ay olan çimentonun, stokta bu sürenin aşılması durumunda kalitesi bozulur.
Bu nedenle sektörde, nisbeten stoklanma süresi uzun olan klinker
stoklanmakta, ancak klinkerin de uzun süre stoklanması mümkün
olmamaktadır. Sektörde stok süresi kısa olduğundan, talep tahminleri ve
ürünün üretiminden itibaren kısa sürede satılması önemlidir. 350
I.2.1.3. Çimentonun Ekonomiye Çarpan Etkisi
Çimentonun alternatifinin bulunmaması yanı sıra kullanım alanı, yani alt
pazarı, geniş bir üründür. Dolayısıyla çimento fiyatının, alt pazarlarında
bulunan sektörler üzerindeki zincirleme etkisi, her pazarda katlanarak
büyüyen, ülke ekonomisine etkisinin yoğun olduğu bir üründür. Örneğin,
çimento fiyatındaki bir birim değişme, hazır beton pazarını, daha sonra inşaat
sektörünü, inşaatın kullanıldığı konut veya işyerlerinin pazarlarını etkileyip, her
pazarda katlanarak büyüyen bir etkiye sahip olacak ve çimento fiyatlarındaki 360
artışın ülke ekonomisine olan toplam etkisi zincirleme etki nedeniyle oldukça
büyük tesir yaratacaktır.
I.2.1.4. Çimentonun Alternatifinin Olmaması
Çimento, kendi türleri içinde ikamesi kolay olmasına rağmen, çimentonun
başka bir ürünle ikamesi mümkün değildir. Örneğin hazır beton üretiminde
kullanılan çimento miktarı belirli sınırlar içerisinde azaltılabilirken, çimento
kullanmadan hazır beton üretimi mümkün değildir. Bu özelliği nedeniyle
alternatifsiz bir yapı malzemesidir. Dolayısıyla türev pazarların (hazır beton, 370
yapı malzemeleri, inşaat sektörü gibi), çimento üreticilerine mutlak bir
bağımlılığı söz konusudur.
I.2.1.5. Çimento Nakliyesinin Yüksek Maliyetli Olması
Çimento yükçe ağır, pahaca hafif sayılan ürünlerdendir. Genel maliyetlerin
içinde ürün nakliyesinin maliyeti oldukça büyük bir yer kaplar. Bu özelliği
nedeniyle çimento fabrikalarının satış yapabileceği alan sınırlıdır. Sektörde,
200-300 km’lik alanda satış yapmanın ekonomik olduğu kabul görmüştür. Bu
durum aynı zamanda çimentonun bölgeler arası dolaşımını kısıtlamakta, her 380
bölgenin dilediği fabrikanın çimentosunu almasına engel bir durum
yaratmaktadır. Bölgesel ayrımlar yaşanmakta, böylece çimento fabrikaları
bölgelerinde hakim konumda bulunmaktadır. Bu durumun, tüm dünyada
olduğu gibi, Türkiye çimento pazarında da, rekabet ihlallerinin oluşumunda
04-77/1108-277
9
büyük rolü bulunmaktadır. Nakliye maliyetlerinin bu kadar önemli olması,
çimento fabrikalarının uyguladığı fiyatlandırma sistemlerini de etkilemiştir.
I.2.1.6. Torbalı-Dökme Çimento Farklılığı
Dökme ve torbalı çimento, çimentonun sadece ambalajlanması bakımından 390
birbirinden farklılık gösteren iki pazarlama şeklidir. Ancak çimentonun
ambalajlı olması, dökme çimentoya göre pazar içinde ürünün daha kolay
dolaşımını sağlamakla birlikte, dökme çimentoyla eşit üretim maliyetlerine
sahip olmasına rağmen, ekstra torbalama maliyeti (üretim maliyetlerinin %
11’i) bulunması nedeniyle, eşit talep koşullarında, dökme çimentodan daha
pahalı olmasını gerektirmektedir.
Dökme çimentonun müşteri grubu, hazır beton tesisleri, diğer endüstriyel
üreticiler ve silosu olan büyük inşaat şirketleri iken; torbalı çimento, “elle beton
dökümü” gibi daha düşük yoğunluklu tüketim gerektiren işlerde kullanmak 400
üzere talep edilmektedir. Torbalı ve dökme çimento, sadece tüketicileri
açısından değil, tüketim merkezleri açısından da farklılık göstermektedir.
Dökme çimento müşterileri genellikle şehir merkezlerinde yer almaktadır.
Ayrıca dökme çimentonun nakliyesi özel kapalı kamyonlarla yapıldığından tek
yönlü nakliyeye neden olmakta ve bu da nakliye maliyetini yükseltmektedir.
Buna karşılık, torbalı çimentonun nakliyesi genel amaçlı kamyonlarla
yapılabilmekte ve çift yönlü nakliye avantajına sahip olunduğunda, daha
düşük maliyetle çok daha uzun mesafelere satılabilmektedir. Hazır beton
kullanımının, 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde zorunlu tutulması
nedeniyle, torbalı çimento kullanımı sadece sıva yahut tamirat gibi alanlarda 410
kullanılmakta; dolayısıyla torbalı çimento tüketimi azalmaktadır.
Torbalı çimento, bayiler aracılığıyla küçük miktarlarda satışı yapılan bir
çimentodur. Dökme çimento ise büyük müşterilerce doğrudan fabrikalardan
yahut dökme bayileri aracılığıyla fabrikalardan istenerek, özel kapalı
kamyonlarıyla taşınan, büyük miktarlarda sevkiyatı yapılan bir üründür. Bu
durum, iki sonuç doğurmaktadır: İlki, dökme çimentonun sevkiyatı çimento
fabrikası tarafından gerçekleştirildiğinden, nereye gideceği kesin olarak
bilinmektedir. Böylece dökme çimentoda, torbalı çimento pazarında yaşanan,
daha uzak mesafeler için daha düşük fiyatlarla fabrikadan alınıp, söz konusu 420
bölgeden daha yakın bir bölgeye, bölgedeki fiyatlardan daha ucuza satılması
mümkün olamamaktadır. Dökme çimentonun, torbalı çimentoya göre üretici
fabrikalar tarafından kontrolü daha kolaydır. Bu nedenle torbalı çimento
pazarı, rekabetçi şartların oluşmasına daha yatkın bir pazardır. Yaşanan
rekabet sonucunda, torbalı çimentonun fiyatı dökme çimentonun altına dahi
düşmektedir. Diğer bir sonuç ise, dökme çimentonun büyük miktarlarda satışı
yapıldığından, üreticiler tarafından rakiplerle fiyat rekabetine girip, fiyatların
düşmesi durumunda, üretici fabrikaların rekabet öncesi fiyata göre zararı çok
daha büyük olacaktır.
430
04-77/1108-277
10
I.2.2. Pazarın Yapısı
I.2.2.1. Arzın yapısı
Çimento üretimi, sermaye yoğun bir faaliyettir. Hammadde değirmeninde
öğütülen kalker, marn, kil gibi hammaddeler daha sonra fırınlarda belli bir
ısıda pişirilerek klinkere dönüştürülür. Daha sonra klinkerin öğütülmesi ve 440
çeşitli katkı maddelerinin eklenmesiyle çimento elde edilir. Tüm bu aşamaların
gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan sermaye, oldukça yüksek miktardadır.
Çimento sektöründe pazara girişin bu denli büyük miktarda sermaye
gerektirmesi, sektöre yeni girecek firmalar açısından caydırıcı bir durum teşkil
etmektedir.
Çimento sektörü, ölçek ekonomilerinin işleyişi için uygun bir pazardır.
Çimentonun homojen bir ürün olması da, ölçek ekonomisinden faydalanmak
için ortam sağlamaktadır. Üretim süreci gereği büyük miktarlarda üretim
yapılan çimento sektöründe, farklı üretim süreçlerinden farklı ürünlerin elde 450
edilmesi de gerekmediğinden, bölünme yaşanmadan ölçek ekonomisinden
faydalanmak için oldukça uygun bir pazardır. Çimento üretiminde optimum
kapasite, 1.000.000 ton/yıl olarak kabul görmüştür. Ege Bölgesi’nde faaliyet
gösteren çimento fabrikalarından Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası T.A.Ş.
(Çimentaş), Batıçim Batı Anadolu Çimento San. A.Ş. (Batıçim) ve Akçansa
Çimento San. ve Tic. A.Ş. (Akçansa) optimum kapasite büyüklüğüne sahip
olan fabrikalardandır.
Teknolojik gelişme, daha önce tatmin edilmemiş ihtiyaçları tatmin edecek yeni
ürün veya yeni üretim süreci geliştirilmesine olanak sağlar. Oysa çimento 460
sektöründe enerji ve yakıt tasarrufu sağlayan bazı gelişmeler dışında pek bir
teknolojik gelişme yaşanmaz.
Çimento fabrikaları entegre tesislerdir. Kısaca, hammaddelerin fırınlanmasıyla
elde edilen klinker, öğütülüp katkı maddeleri katılarak çimentoya
dönüştürülmektedir. Ayrıca her çimento fabrikası, hazır beton pazarında da
faaliyet göstermektedir. Çimento pazarı, Uzan Grubu’na ait çimento fabrikaları
haricinde, dikey entegrasyonun sıkı olduğu bir pazardır.
I.2.2.2. Talebin Yapısı: 470
Çimentonun temel kullanım alanı inşaatlardır. Başlanacak inşaatlar için
belediyeler gibi çeşitli kamu mercilerinden izin alınması yahut bizzat bazı
kamu kurumlarının (Bayındırlık Bakanlığı, valilikler, belediyeler…) ihaleler
açarak inşaat yaptırması nedeniyle, inşaatların yapılmadan önce öğrenilmesi
mümkündür. Bu durum, talebin tahmin edilmesinin çok zor olmadığının bir
göstergesidir.
Çimento pazarında talebin fiyat esnekliği düşüktür. Talebin fiyat esnekliğini
kısaca, talep miktarının fiyat değişimlerine vereceği tepki olarak 480
tanımlayabiliriz. Talebin fiyat esnekliğinin düşük olması durumunda,
müşterinin pazarlık gücü zayıftır. Nitekim, Ege Bölgesi’nde 4 çimento
fabrikasına karşılık, tüketici sayısının oldukça fazla olduğu dikkate alındığında,
04-77/1108-277
11
tüketicilerin pazarlık gücünün düşüklüğü daha iyi anlaşılacaktır. Talebin fiyat
esnekliği düşükse, satıcıların da fiyat indirimi yapmaları ortak menfaatlerine
terstir. Çünkü yapacakları indirimle, bu indirimi karşılayıp hatta kara
geçecekleri talep artışıyla karşılaşmazlar. Bu nedenle de, talep esnekliği ne
kadar düşerse, pazarda yapılan fiyat anlaşmalarının kalıcılığı da o kadar
muhtemel hale gelebilecektir.
490
I.2.2.3. Pazardaki yoğunlaşma
Ege Bölgesi’nde çimento üretim ve satışını, asli olarak, söz konusu
soruşturmaya taraf olan Akçansa, Batı Grubu2 (Batıçim ve Batısöke),
Çimentaş ve Denizli Çimento San. Tic. A.Ş. (Denizli Çimento) yapmaktadır.
Ancak zaman zaman bölge dışı kabul edilen Göltaş (Isparta)’dan ve Ado
Çimento (Antalya)’dan Güney Ege’ye, Set Çimento (Balıkesir), Lalapaşa
Çimento (Edirne) ve Eskişehir Çimento’dan “Körfez Bölgesi” olarak
adlandırılan Edremit, Ayvalık, Burhaniye’ye, Afyon Set Çimento’dan Doğu
Ege’ye satış yapılmaktadır. Akçansa, Kuzey Ege’ye ve Aliağa’da bulunan 500
terminali aracılığıyla İzmir’e; Batıçim ve Çimentaş İzmir başta olmak üzere
çevre illere, Denizli Çimento ise Denizli ve çevre illere satış yapmaktadır. Söz
konusu şirketlerin, yıllar itibarıyla çimento üretim ve satış miktarları aşağıda
yer almaktadır:
Tablo 1- Bölge Üreticilerinin Ege Bölgesi Toplam Çimento Üretimindeki Payları (%)
YILLAR Batıçim+Batısöke=BATI GRUBU ÇİMENTAŞ DENİZLİ Ç. AKÇANSA3
1997 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1998 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1999 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2000 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2001 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2002 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Ortalama (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Yukarıda yer verilen tablodan, 1997-2001 yılları arasında başta Batıçim olmak
üzere tüm teşebbüslerin pazar paylarının değişmediği; her yıl bir önceki yıl 510
pazar payının çok yakınında bir pazar payına sahip oldukları görülmektedir.
Çimentaş’ın 2001 yılında İtalyan bir şirket olan Cementir SA’ya devredilmesi
işleminden sonra ise, pazar paylarının dağılımında bir miktar değişiklik olmuş,
ancak hemen sonrasında teşebbüsler, tekrar eski pazar paylarına
kavuşmuştur. Dolayısıyla, uzun yıllar boyunca pazar paylarının stabil olduğu
söylenebilir.
2 Batıçim ve Batısöke, aynı ekonomik bütünlük içerisinde bulunması nedeniyle tek teşebbüs
niteliğinde olduğundan, “Batı Grubu” olarak ifade edilecektir. Ancak farklı bölgelerde kurulu
olmaları nedeniyle, “Batı Grubu” olarak nitelendirilen teşebbüslerin, ilgili pazardaki diğer
teşebbüslerle olan eylemlerinin açıklıkla ortaya konulabilmesi için soruşturmanın Batıçim ve
Batısöke için ayrı ayrı yürütülmesi gerekliliği doğmuştur.
3 Akçansa’nın Ege Bölgesi’nde çimento üretiminin olmaması sebebiyle, teşebbüsün Ege
Bölgesi toplam çimento üretimindeki payı hesaplanırken Ege Bölgesi’nde gerçekleştirdiği
toplam çimento satışları baz alınmıştır.
04-77/1108-277
12
Tablo 2- Bölge Üreticilerinin Ege Bölgesi Toplam Çimento Satışlarındaki Payları (%)
YILLAR BATIÇİM+BATISÖKE=BATI GRUBU ÇİMENTAŞ DENİZLİ Ç. AKÇANSA
1997 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1998 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1999 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2000 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2001 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2002 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Ortalama (…) (…) (…) (…) (…) (…)
520
Şirketlerin, üretimdeki pazar paylarına benzer şekilde, satıştaki pazar
paylarının da uzun yıllar boyunca stabil olduğu söylenebilir.
I.2.2.4. Pazarın Şeffaf Olması
Çimento pazarında, üretici fabrikalar belirli dönemlerde fiyat listeleri
yayınlayarak fiyatlarını bayilerine ve müşterilerine duyurmaktadır. Ancak
genellikle söz konusu fiyat listelerine uyulmamakta, yapılan iskontolarla fiili
fiyat daha düşük olmaktadır. Fiyat listelerinin üzerinden yapılan iskontoların
oranını ise bölgedeki talebin durumu, çimentosu satılan üretici sayısı, bölgenin 530
rekabetçi olup olmaması ve nakliye mesafesi belirlemektedir. Ortak bayilerin
de bulunduğu bir pazar olması dolayısıyla, çimento üreticisi rakiplerin, ortak
bayiler ya da diğer çimento müşterilerinden, rakiplerin fiili fiyatlarını çok kısa
bir zamanda öğrenmeleri mümkündür. Bu nedenle, az sayıda üreticinin olduğu
dar bir oligopol pazar olan çimento pazarı, oldukça şeffaf bir pazardır.
I.2.2.5. Pazara Giriş Engelleri
İktisat literatüründe, pazara giriş engeli kavramı, endüstriye yeni girecek
firmanın katlanmak zorunda olduğu, fakat mevcut firmanın katlanmak zorunda 540
olmadığı üretim maliyeti olarak tanımlanmaktadır. Avrupa Birliği Hukuku
uygulamasında sermaye ihtiyacı, dikey entegrasyon, fazla kapasite, ürün
farklılaşması ve sınai mülkiyet hakları gibi, piyasaya yeni girecek olan
teşebbüsler için zorluk teşkil eden çok çeşitli faktörler giriş engeli olarak
nitelendirilmektedir. Aşağıda “çimento” pazarındaki giriş engelleri
incelenmiştir:
Sermaye İhtiyacı ve Batık Maliyet: Batık maliyet, bir sektörde faaliyet
gösterebilmek için yapılan maliyetlerden, sektörden çıkarken o varlığı elden
çıkarma yoluyla tekrar paraya dönüştürülemeyen ya da yapılan harcamanın 550
geri kazanılamaz veya başka bir faaliyet alanında kullanılamayacak nitelikte
olanlarını ifade etmektedir.
Çimento sektöründe var olan batık maliyetlerin yanı sıra, sektöre giriş önemli
miktarda sermaye gerektirmekte ve bu da sektöre yeni girecek firmalar
açısından caydırıcı bir durum teşkil etmektedir. Nitekim, AB Komisyonu bir
piyasaya giriş için gerekli yüksek sermaye ihtiyacını, batık maliyetleri dikkate
almaksızın giriş engeli olarak değerlendirmektedir.
04-77/1108-277
13
Sermaye piyasası aksaklıkları da sermaye ihtiyacının giriş engeli 560
oluşturmasında etkilidir. Sermaye piyasasındaki bilgi asimetrilerinden (borç
verenin borçlunun risk düzeyini ve mali gücünü inceleme imkanının olmaması
gibi) dolayı, daha küçük bilançosu olan yeni teşebbüs, iflas olasılığı daha
yüksek görüldüğünden, ancak daha yüksek faizle kredi alabilmekte ve
sermaye maliyeti artmaktadır.
Türkiye çimento pazarına, optimum ölçek kabul edilen 1.000.000 ton/yıl
kapasiteli bir fabrika kurarak girmek isteyen bir teşebbüsün, 100 milyon USD’a
ihtiyacı olacaktır. Ege Bölgesi çimento pazarının, mevcut durumda, büyük
sermayeli şirketlerin faaliyet gösterdiği oligopol bir pazar olması, yeni giriş 570
yapacak firmalar açısından sermaye ihtiyacını artırıcı bir etki doğurmaktadır.
Ülkemiz sermaye piyasalarında var olan sıkıntılar sebebiyle, piyasaya yeni
giriş yapacak firmaların, gerekli sermaye için kredi bulmakta zorlanacağı ya da
daha yüksek bir sermaye maliyetine katlanmak durumunda kalacağı da
açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında, ilgili ürün pazarı olan “çimento”
pazarında batık maliyetlerin ve sermaye ihtiyacının ciddi giriş engelleri
oluşturduğu görülmektedir.
580
Ölçek Ekonomileri ve Fazla Kapasite: Çimento sektöründe, ana işlemin
basit olması, ürünün homojen olması ve teknolojinin herkes tarafından
uygulanabilir olması sebebiyle, ölçek ekonomilerinin sabit maliyet ve emek
maliyetleri üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, sektöre yeni
girecek teşebbüsün fiyat rekabeti yapabilmesi için büyük miktarlarda yatırım
ve geniş ölçekte üretim yapması gerekmektedir. Çimento üretiminde optimum
kapasite, 1.000.000 ton/yıl olarak kabul görmüştür.
Tablo 3- Bölge Üreticilerinin Çimento Üretimindeki Kapasite Kullanım Oranları4 (%)
590
Yıllar Akçansa Denizli Çimento Batıçim Batısöke
1997 75 84 95 68
1998 73 36 93 85
1999 58 34 87 70
2000 69 38 90 62
2001 47 35 84 47
2002 43 37 81 48
2003 56 52 77 51
Önceki yıllarda verilen teşvikler sebebiyle, arz fazlasına sahip olan Türkiye
çimento pazarı, önce birbirini izleyen ekonomik krizler, sonra da deprem
sebebiyle büyük bir talep daralmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Mevcut
durumda, doygun bir hale gelmiş sektördeki üretim fazlası, ihracat yoluyla
eritilmeye çalışılmaktadır.
4 Çimentaş tarafından, kapasite verileri ürün cinsine göre ayrı ayrı, toplam üretim miktarını ise
ürün cinslerine ayrılmadan verildiğinden, söz konusu teşebbüsün çimento kapasite kullanım
oranı hesaplanamamıştır.
04-77/1108-277
14
Bir sektördeki arz fazlasının o sektöre giriş açısından bir engel teşkil ettiği
açıktır. Talepte bir artış yaşansa dahi, ülkemiz çimento sektöründeki kapasite
fazlası ve ölçek ekonomilerinden faydalanan firmaların varlığı nedeniyle yeni 600
firmaların pazara girme olasılığı düşük görülmektedir.
Dikey Entegrasyon: Hammaddelerin fırınlanarak pişirilmesiyle elde edilen
klinkerin öğütülüp, toz haline getirildikten sonra katkı maddeleri eklenmesi
sonucu üretilen çimento, hazır beton üretiminin ana girdisini teşkil etmektedir.
Klinker, çimento ve hazır beton ürünlerinin bu nitelikleri sebebiyle, pazarda bu
ürünlerden her birinin üretim düzeyinde faaliyet gösteren, entegre bir sisteme
sahip firmaların varlığının pazara giriş engeli oluşturduğu açıktır.
Klinker, çimento ve hazır beton pazarlarının hepsinde birden faaliyet gösteren 610
entegre teşebbüsler, üretim için gerekli ana girdileri temin etmek için bu
teşebbüslere muhtaç olan bağımsız çimento ya da hazır beton üreticileri
açısından sıkıntı yaratabildiği gibi, yeni girişlerin önünde ciddi bir engeldir.
Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren klinker ve çimento üreten teşebbüslerin
hepsi hazır beton üretimi de yapmaktadır. Dolayısıyla çimento pazarına,
öğütme tesisi kurarak girmek isteyenlerin maliyet dezavantajına sahip olacağı
açıktır. Bu nedenle öğütme tesisinin yanı sıra klinker üretimini de yapmalarını
sağlayacak çimento fabrikasına sahip olmaları gereği doğmaktadır. Klinker,
çimento, hazır beton ürünlerinden üçünü de üreten üreticilerin pazarda var 620
olması nedeniyle, bunlardan herhangi bir ürün pazarına girmek isteyen
teşebbüs, diğer ürünleri üretememenin zorluk ve dezavantajına katlanmak
zorundadır. Aynı şekilde, hazır beton pazarına girmek isteyenlerin de klinker
ve çimento üretimi yapmaları maliyet avantajı sağlayacağından, entegre
olmuş bir pazara giriş için benzer entegrasyonu gerçekleştirme gereğinin,
önemli bir pazara giriş engel olduğu söylenebilir. Entegre olmadan söz konusu
entegrasyonun son aşaması olan hazır beton ürün pazarında faaliyet
göstermek isteyen bir teşebbüs, hammaddesi olan çimentoyu muhtemelen ya
yüksek fiyatla alacak yahut mevcut üreticilere bu pazarda rakip olacağından,
çimento alamayabilecektir. 630
Dağıtım Ağı: Özellikle torbalı çimento satışı, temel olarak, bayilik sistemi
aracılığıyla yapılmaktadır. Tek satıcıdan mal alma zorunluluğu getiren bayilik
sistemi nedeniyle mevcut dağıtım ağına dahil olmak oldukça zordur. Bu
nedenle, çimento pazarına girmek isteyen yeni çimento üreticilerinin yeni bir
dağıtım ağı kurması gerekecektir. Ayrıca çimento tüketicisinin çok dağınık bir
coğrafyaya dağılmış olması da kurulması gereken bayi sayısını artıracak bir
unsurdur.
I.2.2.6. Sektörün ve Teşebbüslerin Maliyet Yapısı 640
Fiyat tespitine yönelik bulgulara geçmeden önce, sektörün ve teşebbüslerin
maliyet yapısı hakkında bilgi verilmesi yararlı olacaktır. Türkiye çimento
sektöründeki sınai maliyet yapısı aşağıdaki gibidir:
04-77/1108-277
15
Tablo 4- Türkiye Çimento Sektörü Sınai Maliyet Yapısı
Türk Çimento Sektörü
Sınai Maliyet Kalemleri
Ortalama Maliyet %
Hammadde ve yardımcı maddeler 9,5
Elektrik 23,5
Yakıt 20,0
Ambalaj ve ambalaj işçiliği 11,5
Malzeme 6,5
İşçilik 14,0
Dışarıdan alınan hizmetler 10,0
Amortisman 3,0
Diğer 2,0
Toplam 100,0
650
Yukarıda yer alan üretim maliyetlerinin yanı sıra, ticari maliyetleri oluşturan
genel yönetim giderleri üretim maliyetlerinin % 14,3 oranında ve finansman
giderleri de % 14,5 oranındadır.
Soruşturma tarafları olan Akçansa, Batıçim, Batısöke, Çimentaş ve Denizli
Çimento’dan alınan ürün bazında toplam maliyetlerinden, 2001 ve 2002 yılı
torbalı çimento maliyet grafikleri çıkarılmış, söz konusu şirketlerin birbirinden
oldukça büyük farklılıklar içerdiği tespit edilmiştir5.
Şirketler arası maliyet farklarının bu kadar büyük olmasının sebeplerinden 660
birisi de, maliyetleri muhasebeleştirmede seçilen yöntemlerden kaynaklanan
sonuçlardır. Ayrıca şirketlerin, hammadde kaynaklarına yakınlığı ve
hammaddelerin kalitesi, kendi elektriğini üretiyor olması, personel politikası
gibi nedenlerle de maliyetlerinde farklılıklar oluşması mümkündür.
I.2.3. Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak yaptığı ilk savunma6, talebin yapısına ilişkin olarak, bölgedeki arz
fazlası dolayısıyla, talebin elastik olduğu ve bu itibarla sağlayıcı gücünden 670
bahsedilemeyeceği, önemli olan etkenin müşteri sayısının çokluğu değil, talep
miktarının arza oranının olduğu söylenmektedir.
Talebin yapısı ve alıcı gücü konusunda eklenecek başka bir husus
bulunmamaktadır. Çimentonun alternatifi olmayan, temel bir tüketim maddesi
ve ara mamul olması nedeniyle talep elastikiyeti oldukça azdır. Alıcı gücü
konusunda ise, az sayıda çimento fabrikaları karşısında çok sayıdaki alıcıların
gücünden söz etmek mümkün değildir.
Savunmalarda, çeşitli örneklerle pazara giriş engellerinin düşüklüğü 680
gösterilmeye çalışılmıştır. Oysa, çimento sektörüne ilişkin olarak yer verilen
5 Dökme ve torba çimento maliyetlerinin arasındaki temel fark ambalaj ve ambalaj işçiliği
giderlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ambalajlama giderlerini de kapsayan torbalı
çimentonun maliyetleri örnek olarak alınmıştır.
6 “Savunma” ifadesi, haklarında soruşturma yapılan teşebbüslerin, birinci ve ikinci yazılı
savunmaları, ek görüşe cevapları ile sözlü savunma toplantısında ileri sürdükleri hususları
kapsamaktadır.
04-77/1108-277
16
pek çok giriş engeli irdelendiğinde, gerekli olan yatırım sermayesi başta olmak
üzere, pazara giriş engellerinin yüksekliği ortaya çıkmaktadır.
Arzın yapısına ilişkin olarak da, sadece dört şirketin kapsam dahilinde
incelenmesi eleştirilmekte, Ege Bölgesi’ne satışı ya da etkisi olan diğer
teşebbüslerin de konuya dahil edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Bölgeleri çok kesin olarak ayırmak oldukça zordur. Ekonomik satış alanına
girmesi durumunda, komşu bölgelerdeki çimento fabrikalarından bölgeye 690
çimento satışı yapılabilmektedir. Ancak, istisnai nitelikte olan söz konusu
satışlar, oldukça düşük miktarlarda kalmakta, bölgenin ihtiyacının çok büyük
bölümü bölgedeki dört çimento üreticisi tarafından karşılanmaktadır.
Öte yandan söz konusu yazılı savunmada, yaklaşık 1 milyon ton klinker/yıl
olarak belirtilen minimum ölçeğe ilişkin olarak bu seviyenin altında ve karlı bir
biçimde çalışan tesisler örnek gösterilmektedir. Ayrıca, sektöre giriş için
mutlaka entegre tesis kurulmasının gerekmediği, çok daha az maliyetle
öğütme tesisiyle de çimento pazarına girilebileceği ifade edilmektedir.
700
Optimum ölçek konusunda savunmada yer verilen hususlara katılmak
mümkün değildir. Optimum ölçek, ortalama maliyetlerinin en düşük seviyede
olması durumunu ifade etmektedir. Bu ölçek, ideal olanı gösterir. Bunun
altında ya da üstünde bir miktarda üretim yapılamaz diye bir koşul yoktur.
Optimum ölçeğin altında da üstünde de üretim yapılabilir ve bu husus,
savunmada gösterildiği üzere karlı da olabilir. Esasında bu durum bir ölçüde
de, pazardaki fiyatların olması gerekenden yüksek olduğuna ve bir takım
pazar aksaklıklarına işaret etmektedir.
Maliyetlere ilişkin olarak Soruşturma Raporu’nda kullanılan bilgilerin, Akçansa 710
açısından gerçeği yansıtmadığı ifade edilmektedir.
Soruşturma Raporu’nda ana çerçevede verilen çimento maliyetlerine ilişkin
bilgiler DPT Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan (2000) alınmıştır ve genel
bir bilgi niteliğindedir. Maliyetlerin, teşebbüs ve hatta tesis bazında farklılık
göstermesi doğaldır.
Savunmalarda, Batısöke ve Batısöke’yle rekabet hukuku bağlamında tek
teşebbüs kabul edilen Batıçim için soruşturmanın ayrı ayrı yürütülmeye devam
edilmesinin rekabet hukukuna aykırı olduğu ve Batısöke açısından mükerrer 720
işlem yapılarak müeyyide uygulanmasına sebep olacağı, Batısöke’nin, bağlı
ortaklığı olduğu Batıçim ile eylemlerinin “teşebbüsler arası” kabul edilerek
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında soruşturma başlatılmasının
mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Batısöke ile Batıçim’in, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan şirketler
olmaları sebebiyle tek teşebbüs niteliği taşıdıkları, teşebbüsün yazılı
savunmasında da değinilmiş olduğu üzere, Soruşturma Raporu’nda ifade
edilmektedir. Söz konusu soruşturma, Batısöke ile bağlı ortaklığı olduğu
Batıçim’in birbirleri ile olan eylemlerine değil, aynı pazarda ilgili 730
teşebbüslerden bağımsız olarak faaliyet gösteren ve soruşturmanın Batıçim
04-77/1108-277
17
ve Batısöke dışında kalan taraflarını oluşturan teşebbüsler ile
gerçekleştirdikleri eylemlerine yönelik olarak yürütülmektedir. Dolayısıyla,
Batısöke’nin bağlı ortaklığı olduğu Batıçim ile olan eylemlerinin “teşebbüsler
arası” kabul edilerek soruşturma başlatılmış olduğu iddiası yersizdir.
“Batı Grubu” olarak nitelendirilen teşebbüslerin, kuruluş yerleri ve faaliyet
bölgelerinin farklı olması sebebiyle, ilgili pazardaki diğer teşebbüslerle olan
eylemlerinin açıklıkla ortaya konulabilmesi için soruşturmanın Batıçim ve
Batısöke için ayrı ayrı yürütülmesi gerekliliği olup; her iki teşebbüsün 740
soruşturma kapsamında yer alması, Rekabet Kurulu’nun soruşturmaya ilişkin
takdirlerini oluştururken teşebbüslerin aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer
aldıklarını göz önüne almasına engel teşkil etmemektedir.
İ.3. Yatay İhlaller
Mevcut soruşturmanın tarafları olan İzmir-Merkez’de kurulu Çimentaş ve
Batıçim ile Aydın/Söke’de kurulu Batısöke ve Denizli-Merkez’de kurulu Denizli
Çimento, Ege Bölgesi’nde faaliyet göstermekte; Akçansa ise Çanakkale
merkezli olması nedeniyle bölgeye uzak görünmesine rağmen, Çanakkale 750
Fabrikası aracılığıyla Kuzey Ege’de, İzmir/Aliağa’daki terminali aracılığıyla da
İzmir’de faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla Ege Bölgesi’nde 4 teşebbüs
çimento arzını sağlamaktadır. Söz konusu teşebbüslerin rekabeti ihlal
ettiklerine dair açık bir anlaşma metni bulunamamasına rağmen, pazarda
rekabet ihlallerinin varlığını gösteren pek çok bulguya rastlanmıştır.
İ.3.1. Fiyat Tespiti
Fiyat tespiti başlığı altında, şikayetlerde belirtilen bölgelerden başlanmak
üzere, farklı fiyatlarla ayrılmış olan mikro bölgeler bazında, çimento üreticisi 4 760
teşebbüsün paralel fiyat artışlarına yer verilecektir. Daha sonra ise bu
artışların maliyet artışları ile ilişkisi kurulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, rekabet
ihlalinin varlığını gösteren bazı analizlere de yer verilecektir.
I.3.1.1. 2002 Yılı
Soruşturmaya taraf olan teşebbüslerden alınan net satış fiyatları
incelendiğinde; 2002 yılı başından Nisan ayına kadar, çimento üreticileri
arasında özellikle torbalı çimento pazarında fiyat düşüşünü müteakip, paralel 770
olarak tüm illerdeki fiyatlarda büyük artışların başladığı gözlemlenmiştir. Söz
konusu paralel fiyat artışlarının maliyetlerden bağımsız olmasının yanı sıra,
pazarda rekabetin kısıtlandığını gösteren başka bulgulara da rastlanmıştır.
Fiyatların bölgelere göre belirlenmesi nedeniyle, iller bazında inceleme
yapılmıştır. Ancak soruşturmaya taraf olan teşebbüslerin, faturaları üzerinden
bölgelerin ayrıştırılarak uygulanan fiyatları hesaplamanın oldukça uzun zaman
alması, Ege Bölgesi’ndeki tüm illerde yaşanan çimento fiyat hareketlerini
incelemekte bir kısıt olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, söz konusu
incelemelerden örnek olarak seçilen, özellikle şikayetlerin ve talebin
yoğunlaştığı illere ait değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir 780
04-77/1108-277
18
I.3.1.1.1. Aydın İli
Kurum kayıtlarına 5.6.2002 tarih ve 2529 sayı ile intikal eden ihbar yazısında
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Aydın’da çimento ve hazır beton satışı yapmaktayız. Fakat son günlerde
Çimento Üreticiler Birliği maalesef Aydın ve çevresinde ortak fiyat politikası
belirlemekte ve serbest piyasa ekonomisinin gereklerini yerine
getirmemektedirler. Ege bölgesinde sadece Çimentaş-Batısöke-Denizli 790
Çimento ve Batıçim faaliyet göstermektedir ama maalesef sektörde bir
tröstleşme söz konusudur. Yatırım maliyetlerinin yüksek oluşu nedeniyle az
sayıda olan çimento fabrikaları rekabet etmemektedirler. Rekabet Kurulu sık
sık ceza yazmasına rağmen hala daha aynı tutum içindedirler.
Bir ay kadar önce 1.700.000 TL’ye aldığımız çimento (depo teslimi), şu anda
3.700.000 TL’dir. Aynı şekilde beton fiyatı da 24.000.000 TL’den 49.000.000
TL’ye yükselmiştir. Bir ay içinde ülkede hangi ekonomik değişiklikler olmuştur
ki fiyatlar bu kadar artmıştır. Zaten şu anda milletin satın alma gücü yoktur.
Fabrikalar maksimum karla çalışmaktadır. 800
Satıcı olarak biz ne kadar rekabet yapabiliriz ki. Kar oranımız zaten %1 veya
%2’dir. …”
Yukarıda yer verilen ihbarcı, dilekçesinde Nisan 2002’de 1.700.000 TL’ye
aldıkları torbalı çimentoyu Haziran 2002’de 3.700.000 TL’ye aldıklarını ifade
etmiştir. Söz konusu ihbardaki verileri kontrol etmek amacıyla, Aydın’da torbalı
çimento satan Batısöke, Çimentaş ve Denizli Çimento’dan istenen, söz
konusu şirketlerin faturalarından hesapladıkları torbalı çimento (PKÇ/B 32,5)
aylık ağırlıklı ortalama satış fiyatlarına aşağıda yer verilmektedir: 810
2002 Yılı Aydın İli Torbalı Çimento Fiyatları
0
500.000
1.000.000
1.500.000
2.000.000
2.500.000
3.000.000
3.500.000
4.000.000
4.500.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batısöke
Çimentaş
Denizli NİSAN-EKİM DÖNEMİ
- Bu Dönem Enflasyon: % 20,52
- Bu Dönem Kur Artışı: % 22,88
- Bu Dönem Fiyat artışları:
BATISÖKE % 61,79
ÇİMENTAŞ % 116,6
DENİZLİ % 123,2
04-77/1108-277
19
Batısöke’nin Aydın/Söke gibi Aydın’a diğer fabrikalardan daha yakın bir
mesafeden satış yapmasına karşılık; Denizli Çimento’nun Denizli’den,
Çimentaş’ın ise İzmir’den nakliye sübvansiyonu yaparak, yani daha düşük
fiyatlarla Aydın’a çimento satışı yaptığı bilinmektedir7. Bu nedenle, grafikte
Denizli Çimento ve Çimentaş’ın fiyatı, Batısöke’nin fiyatından düşük
görülmektedir. Denizli Çimento ve Çimentaş’ın Aydın ilinde oluşan nihai
fiyatlarının daha yüksek olacağı göz önünde bulundurulduğunda, fiyat artış
tarihleri ve artış trendindeki benzerlik dikkat çekicidir.
820
Grafikten de anlaşılacağı üzere, ihbarda belirtilen tarih olan Nisan 2002, tüm
şirketlerin fiyatlarında kırılma noktası olan bir tarihtir. Bu tarihten itibaren
fiyatlar artış trendine girmiş ve özellikle Mayıs, Haziran aylarında büyük bir
ivmeyle artmaya devam etmiş, Ağustos ayında fiyatlar zirveye çıkmıştır. Yıl
sonuna kadar Ağustos fiyatlarına yakın fiyatlarla satışların devam ettiği
anlaşılmaktadır. 2002 yılında, özellikle Nisan-Ekim ayları arasındaki fiyat
artışlarına bakıldığında;
BATISÖKE % 61,8
ÇİMENTAŞ % 116,6 830
DENİZLİ % 123,2
oranlarında zam yapıldığı görülmektedir. O dönemde enflasyonun % 21, kur
artışının % 23 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, çimento fiyatlarındaki
artış oranlarının yüksekliği dikkat çekmektedir. Bu dönemde yapılan fiyat
artışlarının ekonomik bir gerekçesinin olup olmadığını anlamak için, şirketlerin
2002 yılı torbalı çimento (PKÇ/B 32,5) fiyat ve maliyetlerine bakıldığında;
maliyetlerin yıl boyunca neredeyse stabil olmasına rağmen, fiyatların oldukça
değişken bir seyir izlediği görülmüştür. Bu nedenle, söz konusu fiyat
artışlarının maliyetlerden bağımsız olarak gerçekleştirildiği, yani fiyat 840
artışlarının maliyetlerden kaynaklanmadığı anlaşılmıştır.
I.3.1.1.2. İzmir İli
Kurum kayıtlarına 2.9.2002 tarih ve 3848 sayı ile intikal eden şikayet
başvurusunda, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Günümüz Türkiyesinin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve 17 Ağustos
Marmara depreminden sonra reel sektörün itici gücü inşaat sektörü çok büyük
bir darbe almıştır. İnşaat sektörü içerisindeki imalat kalemleri düşünüldüğünde 850
125 ile 150 aile bu işten nafakasını çıkarmaktadır.
Yazımızın ana unsuru olan çimento imalat ve satışı konusunda çalışan
fabrikalar, bu sektörün temeli olan inşaatın ana maliyet unsuru olan çimentoda
tekelleşme eğilimindedirler.
7 Yukarıda yer verilen grafik verileri, çimento üreticisi şirketlerden alındığından, nakliye
sübvansiyonlu fiyatlardır. Ancak, nakliye maliyetinin eklenmesiyle pazardaki nihai fiyatlar,
birbirine çok yakın yahut aynısı olarak oluşacaktır.
04-77/1108-277
20
Bahsettiğimiz tekelleşme sonucu çimento imalatı yapan fabrikalar, ülkemizde
bölge paylaşımı yapmışlar ve bu nedenle bir firmanın faaliyet gösterdiği
bölgeye diğerinin girmemesi sağlanmıştır.
860
...
Günümüzde talep ve üretim kapasitelerine göre bir bölgeye en fazla iki ya da
üç fabrika üretim ve satış amaçlı girmektedir. Bunun sonucu olarak da üretim
miktarı ile pazarlama koşullarını bu firmalar kendi aralarında serbestçe
belirlemektedir.
Bu durumun sonucu, bundan yaklaşık üç ay önce (Nisan ayında) 2.000.000
TL olan bir torba çimento (tonu 32-33 USD’ye tekabül ediyor), şu anda
4.250.000 TL civarına (tonu 51-52 USD’ye tekabül ediyor) satılmaktadır. 870
Bunun nedeni olarak da firmalar girdi maliyetlerinin ve özellikle de dövizin
yüksekliğini bahane etmektedirler. Halbuki ekte sunmuş olduğumuz banka
kayıt bilgilerine göre Nisan 2002 ile Temmuz 2002 ayları arasındaki döviz
artışı bir torba çimentonun fiyatındaki %100 artış oranı ile doğrudan bağlantı
kurulabilecek mantığın dışındadır.
Yine tekelleşmelerinin bir sonucu olarak çimentonun değişmeyen vadesi olan
nakit ödemede 21 günlük opsiyonu toplu olarak kaldırıp; bire bir satış denilen
nakit ödemeye dönüp, iki gün dahi fiyat garantisi olmayan günlük fiyat
vermeye başlamışlardır. 880
Bu haksız rekabet eden ve tekelci firmalar; Çimentaş, Batı Anadolu Çimento,
Denizli Çimento ve Akçansa’dır.
Özü itibari ile 40 günden fazla depo ömrü olmadığından çimento stok
yapılamayan bir malzemedir.
Belirttiğimiz tekelci firmalar, dış piyasada, iç piyasadaki gibi rahatça top
koşturamadıklarından, iç piyasada tonunu 51-52 USD’ye satmayı dayattıkları
fiyatın çok daha aşağısında olan bir rakamla, çimento üretimlerinin büyük bir 890
kısmını dış piyasada değişmez fiyat olan tonunu 25-32 USD’den liman teslimi
olarak satabilmektedirler.
Ekonomik kriz ortamı nedeniyle zarar gören iç piyasanın itici gücü inşaat
sektörü ana girdi maliyetini oluşturan çimento fiyatlarının, üretici firmaların
belirttiğimiz haksız rekabeti ve bölgesel tekelleşme eğilimi sonucu bir sonraki
gün fiyatının bilinemez hale gelmesi ve çok kısa bir dönemde keyfi olarak
%100’leri bile aşan zam yapılması, sektörden ekmeğini çıkaran 125-150
ailenin ekmeğiyle oynamaktır. İnşaat sektörü canlanamaz hale gelmiştir.
900
Yukarıda belirttiğimiz durumların ekteki 13 adet belge de göz önüne alınarak
sayın Kurulunuz tarafından araştırmaya tabi tutulmasını ve gereken işlemlerin
yapılarak haksız rekabete ve tekelleşmeye son verilmesini saygılarımızla arz
ederiz.”
04-77/1108-277
21
11.3.2003 tarihinde, aynı şikayetçi ile yapılan görüşmede, aşağıdaki bilgiler
alınmıştır:
“Ege Bölgesi’nde Çimentaş ve Batı Anadolu Çimento pazarda güçlü bir 910
konumda bulunmaktadır. Özellikle Çimentaş, sermaye ve üretim kapasitesinin
güçlü olması sebebiyle pazar kurallarının belirleyicisi durumundadır.
Çimentaş, Temmuz 2002 tarihinde büyük bir ihracat bağlantısı yapmıştır. Batı
Anadolu ve Denizli Çimento’ya da ihracat bağlantısı yaptırmıştır. Bu
bağlantının hemen sonrasında tüm çimento türlerinde %60-%70’lik bir zam
gerçekleştirmiştir. Bu zammı Çimentaş, Batı Anadolu ve Denizli Çimento aynı
zamanda yapmışlardır. Gerekçe olarak doların artışını göstermelerine rağmen
o dönem dolardaki artış %10-15 civarındadır. Ayrıca, Temmuz 2002 tarihinde
21 günlük vadeyi peşine indirdiler. Vadeli satış talep edilmesi halinde %5-7
yüksek fiyatla satış yapmaya başladılar. Temmuz 2002 tarihinde belirlenen 920
fiyatlar hala geçerlidir. Dünya fiyatları 27-32 dolar iken, iç piyasada 55-60
dolar arasında satılmaktadır.
Fiyat tespitinin yanı sıra, söz konusu şirketler arasında bölge paylaşımı da
gerçekleşmektedir. Şirketler birbirinin pazarına satış yapmamaktadır.
Ayrıca, diğer bölgelere göre Ege Bölgesi’nde çimento fiyatları yüksektir. Diğer
bölgelerde çimento fiyatı 30 dolar civarındadır.”
Yukarıda ifadesine yer verilen şikayetçi, dilekçesinde Nisan 2002’de 930
2.000.000 TL’ye aldıkları torbalı çimentoyu Eylül 2002’de 4.000.000 TL’ye
aldıklarını ifade etmiştir. Söz konusu şikayet dilekçesindeki verileri kontrol
etmek amacıyla, öncelikle İzmir’de kurulu bulunan Batıçim ve Çimentaş’tan
istenen, söz konusu şirketlerin faturalarından hesapladıkları aylık ağırlıklı
ortalama torbalı çimento (PKÇ/B 32,5) satış fiyatlarına aşağıda yer
verilmektedir:
2002 Yılı İzmir'de Kurulu Üreticilerin İzmir Torbalı Çimento Fiyatları
0
500.000
1.000.000
1.500.000
2.000.000
2.500.000
3.000.000
3.500.000
4.000.000
4.500.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batıçim
Çimentaş
Nisan-Ekim Dönemi:
- Bu dönem enflasyon: % 20.52
- Bu dönem kur artışı: % 22.88
- Bu Dönem Fiyat Artış Oranları:
BATIÇİM % 57.28
ÇİMENTAŞ % 67.51
04-77/1108-277
22
Yukarıda yer verilen grafikte İzmir’de fabrikaları olan Batıçim ve Çimentaş’ın
İzmir fiyatlarına yer verilmiştir. Fiyatlar, fiyat artış tarihleri ve artış trendinin 940
Ağustos ayına kadar birebir aynı olduğu, daha sonraki fiyatlarda ise çok az
farklılığının bulunduğu görülmektedir. Ayrıca Aydın ili fiyat değişimlerine
benzer şekilde, yılbaşından Nisan ayına kadar fiyatların düşüş trendinde iken
Nisan ayı itibarıyla fiyatların büyük bir artış trendine girdiği, paralel bir şekilde
arttığı anlaşılmaktadır.
Torbalı çimentonun 4 ay içerisinde 2.000.000 TL’den 4.000.000 TL’ye
çıkmasına ilişkin şikayette, İzmir’de kurulu çimento şirketleri olan Batıçim ve
Çimentaş’ın fiyatlarının esas alındığı anlaşılmaktadır. İzmir’de torbalı çimento
satan üreticilerin, 2002 yılında İzmir’deki torbalı çimento satışlarındaki payları 950
şu şekildedir:
Tablo 5- 2002 Yılı İzmir Torbalı Çimento satıştaki Paylar
Batıçim Çimentaş Denizli Çimento Akçansa
% (….) % (….) % (….) % (….)
Satış paylarından Çimentaş ve Batıçim’in, İzmir satışlarının % (…)’ini
gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Akçansa’ya ait fabrikanın
Çanakkale’de, bir terminalinin Aliağa’da, Denizli Çimento’nun Denizli’de
olduğu göz önünde bulundurulduğunda; İzmir’de kurulu olması nedeniyle
Batıçim ve Çimentaş’ın İzmir’de daha fazla satış yapması da yadsınamaz. 960
Aşağıda yer verilen grafikte ise, İzmir’de kurulu fabrikaların fiyatlarının yanı
sıra, İzmir dışından (Denizli ve Çanakkale) nakliye sübvansiyonu ile daha
düşük fabrika çıkış fiyatlarıyla İzmir’e torbalı çimento satışı yapan Denizli
Çimento ve Akçansa’nın İzmir fiyatları8 da yer almaktadır. İzmir dışı
fabrikaların nihai çimento fiyatlarının, nakliye maliyetinin eklenmesiyle grafikte
yer alan fiyatlardan yüksek olacağı muhakkaktır.
8 Şikayet dilekçelerindeki fiyatların teyidi bakımından, grafiğe 50 kg’lık torba çimentonun
fiyatındaki değişimler aktarılmıştır.
04-77/1108-277
23
Yukarıda yer verilen grafikte, İzmir’de satılan torbalı çimento fiyatlarının artış
tarihleri ve trendindeki benzerlikler dikkat çekicidir. Söz konusu grafikte; 970
Nisan’da 2.000.000 TL civarında olan torbalı çimento aylık ağırlıklı ortalama
fiyatlarının Mayıs ve Haziran aylarında hızlı ve paralel bir şekilde arttığı,
Ağustos ayında Batıçim ve Çimentaş’ın fiyatlarının ortalamasının 3.850.000
TL’ye, Denizli Çimento’nun 3.540.000 TL’ye, Akçansa’nın ise 3.055.000 TL’ye
yükseldiği görülmektedir. Eylül ayında da benzer fiyat seviyeleri korunmuştur.
Bahsi geçen fiyatlardan Denizli Çimento fiyatları Denizli-İzmir ve Akçansa
fiyatları da Çanakkale-İzmir9 nakliye sübvansiyonu ile İzmir’de kurulu
fabrikaların fiyatlarından daha düşük fiyatlarla fabrikadan çıkış yapmaktadır.
Dolayısıyla, nakliye maliyetinin eklenmesiyle söz konusu teşebbüslerin
İzmir’deki nihai fiyatları, grafikte yer alandan daha yüksek ve Batıçim ile 980
Çimentaş’ın fiyatına yakın yahut eşit olacaktır.
2002 yılında, özellikle Nisan-Ekim ayları arasında, fiyatların aşırı yükseldiği
görülmektedir. Bu dönemdeki fiyat artışlarına bakıldığında;
BATIÇİM % 57.28
AKÇANSA % 82.85
ÇİMENTAŞ % 67.51
DENİZLİ % 130.76
990
oranlarında zam yapıldığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen fiyat artış
oranlarındaki farklılık, nakliye sübvansiyonunun yanı sıra, nisbeten rekabetçi
bir ortamın görüldüğü 2002 Nisan ayında, rakiplerin fiyatları arasındaki farkın
9 Akçansa’nın İzmir/Aliağa’da terminalinin olmasına rağmen, buraya da çimento
Çanakkale’deki fabrikadan geldiğinden, nakliye hesaplanırken Çanakkale-İzmir arası mesafe
dikkate alınmalıdır.
2002 Yılı İzmir PKÇ/B 32,5 Torbalı Çimento Fiyatları
0
500.000
1.000.000
1.500.000
2.000.000
2.500.000
3.000.000
3.500.000
4.000.000
4.500.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Denizli
Batıçim
Çimentaş
Akçansa
NİSAN-EKİM DÖNEMİ:
- Enflasyon: % 20.52
- Kur Artışı: % 22.88
- Bu Dönem Fiyat Artış Oranları:
BATIÇİM % 57.28
AKÇANSA % 82.85
ÇİMENTAŞ % 67.51
DENİZLİ % 130.76
04-77/1108-277
24
yüksek olmasına karşılık, rekabetin bozulduğu daha sonraki aylarda ise
fiyatlar arasındaki farkın çok düşmesinden kaynaklanmaktadır.
Söz konusu dönemde enflasyonun % 21, kur artışının % 23 olduğu göz
önünde bulundurulduğunda, çimento fiyatlarındaki artış oranlarının ne kadar
fahiş olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bu dönemde yapılan fahiş fiyat
artışlarının ekonomik bir gerekçesinin olup olmadığını anlamak için, 1000
teşebbüslerin 2002 yılı torbalı çimento fiyat ve maliyetleri incelendiğinde,
Nisan-Ekim döneminde yaşanan bazı teşebbüsler için % 100’ü aşan fiyat
artışlarıyla maliyetlerin ilişkisinin bulunmadığı, çimento fiyatlarının
maliyetlerden bağımsız ve oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Böyle bir
durumda, yapılan fiyat artışlarının maliyetlerden kaynaklandığı söylenemez.
Aydın ve İzmir illerinde 2002 yılının başından Nisan ayına kadar, torbalı
çimento fiyatları düşerken, Nisan ayındaki kırılma noktasından itibaren büyük
bir ivmeyle arttığı görülmüştür. Söz konusu trend, Manisa gibi diğer illerde de
gözlenmiş ve maliyetlerin il bazında değişmemesi nedeniyle maliyet analizine 1010
yer verilmeksizin, aşağıda fiyat grafiklerine yer verilmiştir.
I.3.1.1.3. Manisa İli
2002 yılında Ocak-Nisan aylarında fiyatlar düşerken, bu tarihten itibaren Ege
Bölgesi genelinde büyük bir ivmeyle artmaya başlamış ve 4 ay gibi kısa bir
2002 YILI MANİSA İLİ TORBALI ÇİMENTO FİYATLARI
0
5.000.000
10.000.000
15.000.000
20.000.000
25.000.000
30.000.000
35.000.000
40.000.000
45.000.000
50.000.000
55.000.000
60.000.000
65.000.000
70.000.000
75.000.000
80.000.000
85.000.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
AYLAR
F
İY
A
T
L
A
R Batıçim
Çimentaş
Denizli Ç.
Nisan-Ekim dönemi:
- Bu Dönem Enflasyon: % 20.52
- Bu Dönem Kur Artışı: % 22.88
- Bu Dönem Fiyat Artışı:
BATIÇİM % 59.15
ÇİMENTAŞ % 86.21
DENİZLİ Ç. % 75
04-77/1108-277
25
sürede bazı teşebbüslerin çimento fiyatları iki katına çıkmıştır. Söz konusu
dönemde enflasyon ve kur artışları % 20 civarındayken, teşebbüslerin
maliyetlerinde de bir değişme olmamıştır. Bu durum, fiyat artışlarına yönelik
rakipler arası anlaşmaların gerçekleştiği pazar özelliklerine benzerlik gösterip, 1020
uyumlu eyleme karine teşkil etmektedir. Uyumlu eyleme karine teşkil eden
diğer unsurlara, 2003 yılının incelenmesinden sonra “Uyumlu Eyleme Karine
Teşkil Eden Diğer Hususlar” başlığı altında yer verilecektir.
I.3.1.2. 2003 Yılı
Genel olarak, 2003 yılında Ege Bölgesi çimento pazarında gerçekleştirilen
rekabet ihlallerini, ilgili dönemde Uzan Grubu’na ait Eskişehir Çimento ve
Edirne Lalapaşa Çimento Fabrikaları’ndan, bölgenin belli merkezlerine yapılan
torbalı çimento sevkiyatında sorunların oluşmasıyla başlayan fiyat artışlarına 1030
yönelik uyumlu eylem başlığı altında toplamak mümkündür.
Bu bağlamda, 2003 yılının Haziran – Aralık döneminde Körfez Bölgesi ile
Aydın, İzmir ve Manisa illeri başta olmak üzere diğer illerde de torbalı çimento
pazarlarında, fiyatların uyumlu eylem halinde artırılması yoluyla 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin ihlaline ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler aşağıda
sunulmuştur.
I.3.1.2.1. Körfez Bölgesi
1040
Ege Bölgesi’nin kuzeyinde yer alan, Edremit Körfezi etrafında sıralanan
Balıkesir’in Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerinin oluşturduğu alan Körfez
Bölgesi olarak adlandırılmaktadır. Körfez Bölgesi’ne, coğrafi konumu,
yakınında çimento fabrikası olmaması gibi nedenlerle civarda kurulu çeşitli
fabrikalardan çimento getirilmektedir. Bu bağlamda bölgede esas itibarıyla,
doğal hinterlandları içerisinde bulunan, İzmir’de kurulu Çimentaş ve Batıçim,
Balıkesir’de üretim yapan Balıkesir Set Çimento ve Çanakkale’de kurulu
Akçansa fabrikalarının çimentoları satılmaktadır. Ancak bunların yanı sıra,
Edirne Lalapaşa, Eskişehir Çimento ve Bursa Çimento Fabrikaları’ndan da
çok yoğun olmamakla birlikte, özellikle torbalı çimento sevkiyatı 1050
yapılmaktadır10.
2003 yılının ilk yarısına kadar bölgeye torbalı çimento gönderen Lalapaşa ve
Eskişehir Çimento Fabrikaları, Uzan Grubu mülkiyetinde iken; söz konusu
grubun, Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik şirketlerinde yasal olmayan
uygulamaların soruşturulması sürecinde başlayan olaylar neticesinde, bölgeye
Lalapaşa ve Eskişehir fabrikalarından yapılan sevkiyatlarda aksamalar
başlamıştır.
Körfez Bölgesi’nde faaliyet gösteren çimento yeniden satıcılarıyla yapılan 1060
görüşmelere ilişkin bayi ifadeleri şu şekildedir:
“...Temmuz ayı başında Uzanlar’dan gelen çimentonun kesilmesi veya başka
bir sebeple çimento firmaları fiyatlarına arka arkaya zam yaptılar. Temmuz ayı
10 Körfez Bölgesi’nin yaklaşık ortasında yer alan Burhaniye, Edirne’ye 390 km., Eskişehir’e
380 km., Bursa’ya ise 250 km. uzaklıktadır.
04-77/1108-277
26
başından bu yana çimento fiyatlarına 3 kez (07.07.2003, 28.07.2003 ve
01.09.2003’de) yaklaşık toplam % 30 zam yapıldı.
...
Körfez bölgesinde perakende torba çimento satış fiyatı Temmuz ayından önce
3.500.000 TL/Torba idi. Temmuz ayı başından sonra fiyat 4.750.000-
5.000.000.-TL/Torba seviyesine yükselmiştir ve halen bu seviyede devam 1070
etmektedir.”
“... 2003 yılı Mayıs ayından bu tarafa çimentoya ve hazır betona sadece
yaklaşık 4 defa zam geldi ama çimento fiyatları ile hazır beton fiyatları paralel
seyreder ve çimentoya zam geldikçe hazır beton fiyatları da zamlanır.
Uzanlar’dan gelen çimento kesilince Temmuz ayı başında, diğer çimento
fabrikaları fiyatlarına 3 ay içerisinde arka arkaya yaklaşık % 30 zam yaptılar.”
1080
“... Temmuz ayı başında İmar Bankası’na BDDK tarafından el konulmasından
sonra, Körfez Bölgesine Lalapaşa ve Eskişehir’den gelen çimentonun satışları
durmuştur. Uzanlar tarafından satılan çimento fiyatları, diğer firmalara göre
her zaman çok aşağıdaydı. Bu olay sonrasında, diğer firmalar bu durumu
fırsat bilen diğer çimento firmaları (Set Çimento, Akçansa, Çimentaş, Batıçim)
fiyatlarına arka arkaya zam yapmıştır.”
“...Temmuz ayı başında Uzanlar’dan gelen çimentonun kesilmesi veya başka
bir sebeple çimento firmaları fiyatlarına arka arkaya zam yaptılar. Temmuz ayı 1090
başından bu yana çimento fiyatlarına 3 kere zam yapıldı ve yaklaşık toplam
% 30 zam yapıldı.
...
Körfez bölgesinde perakende Akçansa’nın torba çimento satış fiyatı Temmuz
ayından önce 3.700.000 TL/Torba idi. Temmuz ayı başında sonra fiyat
4.750.000-5.000.000.-TL/Torba seviyesine yükselmiştir ve halen bu seviyede
devam etmektedir.”11
“... Uzanlar’a el konulmadan, Körfez Bölgesinde perakende torba çimento 1100
satış fiyatı, 3.200.000 TL/torba idi. Temmuz ayı başında Uzanlar’a el
konulduktan sonra fiyat, 4.750.000 –5.000.000 TL/torba seviyesine
yükselmiştir. Halen bu seviyede devam etmektedir. Herhangi bir ana üretim
girdisine (elektrik, mazot, benzin vb.) zam gelmediği halde ve enflasyon da
düşerken bu zamların gerekçesinin ne olduğunu anlamış değiliz. ...”
Uzanlar’ın12 Lalapaşa ve Eskişehir Çimento’dan gelen torbalı çimento fiyatının
diğer fabrikaların fiyatlarına göre oldukça düşük olması, diğer çimento
fabrikalarının fiyatları üzerinde bir baskı oluşturmakta iken; 2003 Haziran
11 Benzer içerikli ifadeler, 4 bayi tutanağında daha yer almaktadır.
12 TMSF tarafından el konulan Uzan Grubu’na ait 10 çimento fabrikası ve öğütme tesisi, 2002
yılı verilerine göre Türkiye’nin 36 milyon tonluk klinker öğütme kapasitesinin yaklaşık 5,4
milyon tonuna (%15), 64 milyon tonluk çimento üretim kapasitesinin ise yaklaşık 10 milyon
tonuna (%16) sahiptir.
04-77/1108-277
27
ayından itibaren13 söz konusu gruba yönelik soruşturmalar kapsamında İmar 1110
Bankası’ndaki grup şirketlerine ait hesaplara yatırılan paralara, Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından el konulmaya
başlanmasıyla, bölgeye Lalapaşa ve Eskişehir’den yapılan sevkiyatlar sekteye
uğramış, hemen akabinde Çimentaş, Batıçim ve Akçansa’nın torbalı çimento
fiyatları eş zamanlı olarak artmaya başlamıştır14. Yukarıda yer verilen
tutanaklarda, söz konusu artışların 10 günde 3 defa yapıldığı ve bu süre
içerisinde toplamda yaklaşık % 40’a ulaştığı vurgulanmaktadır. Daha önce
sonuçlandırılan, Ege Bölgesi ile İç Anadolu, Marmara ve Akdeniz Bölgesi
çimento pazarına ilişkin rekabet soruşturması15, Uzanlar’a ait çimento
fabrikalarının faaliyet bölgesine yönelik olmasına rağmen, söz konusu 1120
soruşturmada herhangi bir ihlale karıştıkları tespit edilememiştir.
Bu çerçevede yapılan incelemelerde elde edilen, Körfez Bölgesi’nde 2003
yılının Haziran – Aralık ayları arasında PKÇ/B 32,5 torbalı çimentonun
ortalama net satış fiyatına ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır16:
13 Bu sürece ilişkin kronolojik gelişim aşağıdaki şekildedir:
12 HAZİRAN 2003- Uzan Grubu’nun Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik ile imzalanan
imtiyaz sözleşmeleri iptal edildi. Enerji Bakanlığı, tesislere el koydu. Aynı gün, Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Uzan Grubu’na bağlı İmar Bankası’nın Yönetim
Kurulundaki mevcut üyeyi veto yetkisi ile donattı ve hiçbir şekilde Uzan Grubu’na kaynak
aktarılmaması talimatı verdi.
26 HAZİRAN 2003- İmar Bankası’na Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
tarafından atanan yönetim kurulu üyesi dışındaki üyeler toplu halde istifa etti.
3 TEMMUZ 2003- BDDK tarafından alınan kararla, İmar Bankası’nın bankacılık işlemleri
yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırıldı ve bankanın yönetimi ve denetimi Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi.
5 TEMMUZ 2003- BDDK, İmar Bankası’nın mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir
kararı aldırdı.
26 TEMMUZ 2003- BDDK, Uzan Grubu’nun ikinci bankası olan Adabank’ın yönetimini
değiştirdi.
11 AĞUSTOS 2003- Uzan Grubu’na bağlı 82 şirkette, mal varlığı tespiti amacıyla çalışma
başlatıldı.
12 AĞUSTOS 2003- İmar Bankası eski yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmada Uzan
Grubu’na ait 80 şirkete konulan ihtiyati tedbir kararı, bu şirketlerin ticari faaliyetlerini
sürdürebilmeleri ve zorunlu harcamalarını yapabilmeleri amacıyla “kısmen” kaldırıldı.
26 AĞUSTOS 2003- TMSF’ye devredilen İmar Bankası’nın eski yöneticilerine yönelik
yürütülen soruşturmada, Uzan Grubu’na bağlı oldukları yeni belirlenen 180 şirket hakkında
daha ihtiyati tedbir konuldu.
11 KASIM 2003- Hazine, Uzan Grubu’na bağlı Rumeli Sigorta ile Rumeli Hayat Sigorta’nın
yönetimlerine el koydu.
14 ŞUBAT 2004- TMSF, İmar Bankası soruşturması çerçevesinde el koyduğu Uzan Grubu’na
ait 219 şirketi; medya, çimento, telekom ve diğerleri olmak üzere 4 gruba ayırmasının
ardından şirketlere atadığı yönetim kurulu üyeleri iş başı yaptı.
14 Uzan Grubu’na ait fabrikalardan çimento alabilmek için mal bedelinin öncelikle İmar
Bankası’nda söz konusu fabrikalara ait hesaplara yatırılması gerekmektedir.
15 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı Rekabet Kurulu Kararı.
16 Çimentaş’ın, söz konusu döneme ait fiyat bilgilerinde kopukluk olduğu için fiyat grafiği
çıkarılamamıştır.
04-77/1108-277
28
Yukarıdaki grafikten de görüldüğü üzere, Haziran – Aralık 2003 döneminde
söz konusu teşebbüslerin torbalı çimento fiyatlarında yaptıkları artış yaklaşık
% 50’ler civarındadır. Teşebbüslerin maliyetlerinin incelenmesinden, bu 1130
artışların maliyetlerden bağımsız olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, ilgili dönemde
gerçekleşen toplam enflasyon % 2.20’ler civarında, kur artışı ise eksilerdedir.
Öte yandan, ilgili dönemdeki fatura örneklerine bakıldığında, söz konusu
paralel fiyat artışlarının boyutları daha iyi anlaşılmıştır17.
Akçansa: Akçansa’nın Körfez Bölgesindeki bayilerinden birisine kesilen
faturalardan aşağıdaki bilgiler elde edilmiştir.
Tablo 6- Akçansa Bayisi PKÇ/B 32,5 R Torbalı Çimento KDV Dahil Ton Fiyatı 1140
Tarih Fiyat
30.05.2003 60,180,000
30.06.2003 73,337,000
30.07.2003 86,140,000
10.09.2003 92,217,000
Üç buçuk aydan az bir sürede Akçansa’nın yaptığı fiyat artışı yaklaşık %
53’tür.
Batıçim: Batıçim’in bayilerinden birisine kesilen faturalardan şu bilgiler elde
edilmiştir.
17 Tüm fatura bilgileri elde olmadığından fiyat artış tarihleri tam olarak tespit edilememiştir.
2003 Yılı Körfez Bölgesi Torbalı Çimento Fiyatları
0
5.000.000
10.000.000
15.000.000
20.000.000
25.000.000
30.000.000
35.000.000
40.000.000
45.000.000
50.000.000
55.000.000
60.000.000
65.000.000
70.000.000
75.000.000
80.000.000
85.000.000
90.000.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batıçim
Akçansa
04-77/1108-277
29
Tablo 7- Batıçim Bayisi PKÇ/B 32,5 Torbalı Çimento KDV Dahil Ton Fiyatı
1150
Tarih Fiyat (TL)
15.06.2003 51,330,000
01.07.2003 62,540,000
21.07.2003 67,260,000
06.08.2003 74,340,000
İki aydan az bir sürede Batıçim’in yaptığı artış yaklaşık % 45’tir.
Çimentaş: Çimentaş’ın bayilerinden birisine kesilen fatura bilgileri aşağıdaki
gibidir:
Tablo 8- Çimentaş Bayisi PKÇ/B 32,5 Torbalı Çimento KDV Dahil Ton Fiyatı
Tarih Fiyat (TL)
20.06.2003 53,100,000
21.06.2003 60,180,000
07.07.2003 64,900,000
29.07.2003 71,980,000
04.09.2003 77,880,000
İki buçuk aylık bir sürede Çimentaş’ın yaptığı artış yaklaşık % 47 olmuştur. 1160
Yukarıdaki fatura bilgileri, Batıçim, Çimentaş ve Akçansa’nın torbalı çimento
fiyatlarını, kısa sürede rasyonel gerekçelerden uzak bir biçimde arttırdıklarını
gözler önüne sermektedir.
I.3.1.2.2. Diğer Bölgeler
Körfez Bölgesi’nde yaşanan fiyat hareketlerinin benzeri, Aydın, İzmir, Manisa
illeri başta olmak üzere diğer illerde de yaşanmıştır. Söz konusu bölgelerde
de, torbalı çimento pazarında, 2003 yılının Haziran ayından başlamak üzere 1170
bölgede faaliyeti olan teşebbüsler tarafından fiyatların paralel ve maliyetlerden
bağımsız bir şekilde artırıldığı tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, örnek olarak seçilen Aydın, İzmir ve Manisa illerinde, ilgili
dönemdeki torbalı çimento fiyatları aşağıdaki gibidir:
04-77/1108-277
30
2003 YılıI Aydın İli Torbalı Çimento Fiyatları
0
5000000
10000000
15000000
20000000
25000000
30000000
35000000
40000000
45000000
50000000
55000000
60000000
65000000
70000000
75000000
80000000
85000000
90000000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batısöke
Denizli Ç.
Çimentaş
Haziran-Aralık Dönemi:
- Bu Dönem Enflasyon: % 2.19
- Bu Dönem Kur Artışı: - % 1.68
- Bu Dönem Fiyat Artışı:
BATISÖKE % 54.7
DENİZLİ ÇİMENTO % 65
ÇİMENTAŞ % 53
04-77/1108-277
31
2003 Yılı İzmir İli Torbalı Çimento Fiyatları
0
5000000
10000000
15000000
20000000
25000000
30000000
35000000
40000000
45000000
50000000
55000000
60000000
65000000
70000000
75000000
80000000
85000000
90000000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batıçim
Çimentaş
Denizli Ç.
Akçansa
Haziran-Aralık Dönemi:
- Bu Dönem Enflasyon: % 2.19
- Bu Dönem Kur Artışı: - % 1.68
- Bu Dönem Fiyat Artışı:
ÇİMENTAŞ % 34,06
BATIÇİM % 42,55
AKÇANSA % 43,62
DENİZLİ Ç. % 68,42
04-77/1108-277
32
Yukarıda yer verilen grafiklerden ve tarafların maliyet analizlerinden, Haziran 1180
2003 tarihinden itibaren fiyatlarda paralel ve yüksek artışların yer aldığı, söz
konusu artışların maliyetlerden bağımsız olduğu anlaşılmaktadır.
2002 ve 2003 yılları fiyat tespitine ilişkin genel bir değerlendirme yapıldığında;
2002 yılında Ocak-Nisan aylarında fiyatlar düşerken, bu tarihten itibaren Ege
Bölgesi genelinde büyük bir ivmeyle artmaya başlamış ve 4 ay gibi kısa bir
sürede bazı teşebbüslerin torbalı çimento fiyatları iki katına çıkmıştır. Söz
konusu dönemde enflasyon ve kur artışları % 20 civarındayken, teşebbüslerin
maliyetlerinde de bir değişme olmamıştır. 2003 yılında da benzer bir şekilde,
maliyetlerde bir değişme olmamasına rağmen, Haziran ayında fiyatlarda ani 1190
bir yükselme başlamıştır. Bu dönemde enflasyon % 2 civarındayken, döviz
kuru % 2 civarında azalmıştır. Söz konusu dönemlerdeki yüksek ve paralel
fiyat artışlarının maliyetlerden de bağımsız oluşu, taraflar arasında uyumlu
eylem halinde fiyat tespit ettiklerini akla getirmektedir.
2003 Yılı Manisa İli Torbalı Çimento Fiyatları
0
5000000
10000000
15000000
20000000
25000000
30000000
35000000
40000000
45000000
50000000
55000000
60000000
65000000
70000000
75000000
80000000
85000000
90000000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Çimentaş
Akçansa
Denizli Ç.
Haziran-Aralık Dönemi:
- Bu Dönem Enflasyon: % 2.19
- Bu Dönem Kur Artışı: - % 1.68
- Bu Dönem Fiyat Artışı:
AKÇANSA % 45.1
DENİZLİ ÇİMENTO % 65
ÇİMENTAŞ % 39.2
04-77/1108-277
33
İ.3.2. Uyumlu Eyleme Karine Teşkil Eden Diğer Bulgular 1200
Fiyat tespiti başlığı altında, şikayetlerde belirtilen bölgelerden başlanmak
üzere, farklı fiyatlarla ayrılmış olan bölgeler bazında çimento üreticisi 4
teşebbüsün paralel fiyat artışlarına yer verilmişti. Daha sonra ise bu artışların
maliyet artışlarından kaynaklanmadığına ve maliyetlerin çok üzerinde fiyatlarla
(zaman zaman % 100’ü aşan karlılıkla) çimento satıldığından bahsedilerek,
fiyatların maliyetlerle ilişkisi kurulmaya çalışılmıştı. Fiyat artışlarının
maliyetlerden bağımsız olması ve üreticilerin belirli tarihlerde birlikte ve yüksek
oranlarda fiyat artırımına gitmeleri, rakipler arası koordinasyon sonucu
fiyatların tespit edilmesi suretiyle rekabetin bozulduğu pazar özellikleri ile 1210
benzeşmektedir.
Bu aşamada ise Ege Bölgesi’ndeki çimento fiyatlarının, rekabetçi olmadığına
işaret eden bazı özelliklerine (farklılıklarına) yer verilecektir.
I.3.2.1. Fiyatların Diğer Bölgelerden Yüksek Oluşu
Ege Bölgesi’ndeki çimento fiyatlarının oldukça yüksek olması, zaman zaman
başka bölgelerden bölgeye çimento getirilmesini cazip hale getirmiştir. Bu
konuyla ilgili tutanaklara aşağıda yer verilmiştir: 1220
Ankara’dan:
“… Temel problem aralarında anlaşmalarında. Aynı durum aslında çimento
için de geçerli. Nitekim bir süre önce bu çevredeki fabrikaların çimento fiyatı
4.300.000 TL civarında iken, biz Baştaş Çimento’dan 3.400.000. TL’ye nakliye
dahil çimento getirdik. Dolayısıyla buradan da bölgedeki çimento fiyatlarının
fabrikalar tarafından suni olarak yüksek tutulduğu aşikardır.
…”
1230
Eskişehir’den (Uzanlar)18:
“… Şu anda çimento fiyatları çok yüksektir. Bu nedenle hazır beton maliyetleri
de oldukça yüksek gerçekleşmektedir. Fiyatların bu kadar yüksek olmasına da
güç sahibi bu şirketlerin aralarında fiyatlar konusunda anlaşmaları sebep
olmaktadır. Özellikle çimento fabrikalarının dökme çimentoda anlaştıklarını
düşünüyoruz.
Uzanlar, Eskişehir Çimento Fabrikasını aldıktan sonra buraya daha ucuz
çimento getirmeye başladılar.” 1240
“… Temmuz ayı başında Uzanlar’dan gelen çimentonun kesilmesi veya başka
bir sebeple çimento firmaları fiyatlarına arka arkaya zam yaptılar. Temmuz ayı
başından bu yana çimento fiyatlarına 3 kez (07.07.2003, 28.07.2003 ve
01.09.2003’de) yaklaşık toplam % 30 zam yapıldı. …”
18 Uzanlar’a ait çimento fabrikalarından bölgeye çimento gelmesi olayına, 2003 yılı Fiyat
Tespiti başlığı altında “Körfez Bölgesi” incelenirken yer verildiğinden, burada tekrar
edilmemiş; örnek olarak 3 adet tutanağa yer verilmiştir.
04-77/1108-277
34
“… Uzanlar’dan gelen çimento kesilince Temmuz ayı başında, diğer çimento
fabrikaları fiyatlarına 3 ay içerisinde arka arkaya yaklaşık % 30 zam yaptılar.
…” 1250
Yukarıda yer alan ifadelerden, diğer bölgelerden Ege Bölgesi’ne daha ucuz
çimento getirildiği anlaşılmaktadır. Düzenli olmasa da, yapılan satışların
fiyatları, bölgedeki mevcut fiyatlardan düşük gerçekleşmiştir. Oysaki, çimento
gibi yükte ağır pahada hafif ürünlerde nakliye maliyeti oldukça önemli bir yer
tuttuğundan, satış yapılabilecek bölgeler 200-300 km ötesine
geçememektedir. Bu durumun yanı sıra, Ege Bölgesi’ndeki çimento satıcıları
ile yapılan görüşmelerde, Ege Bölgesi fiyatlarının diğer bölge fiyatlarından
yüksekliğinden şikayet edilmesi nedeniyle, diğer bölgelerin fiyatlarıyla Ege
Bölgesi fiyatlarının karşılaştırılması gereği duyulmuştur. Söz konusu 1260
karşılaştırmada, nisbeten rekabetçi bir pazar olan Ankara’da çimento satışı
yapan fabrikaların fiyatları esas alınmıştır. Aşağıda, Ankara Bölgesi’nde
faaliyet gösteren Yibitaş-Lafarge (YL), Baştaş ve Bolu Çimento Sanayi (BÇS)
ile İzmir ve Aydın illerindeki 2002 ve 2003 yıllarına ait fiyat karşılaştırma
grafikleri yer almaktadır:
2002 YILI AYDIN-ANKARA İLLERİ PKÇ/B 32,5 TORBALI ÇİMENTO FİYATLARI
0
5.000.000
10.000.000
15.000.000
20.000.000
25.000.000
30.000.000
35.000.000
40.000.000
45.000.000
50.000.000
55.000.000
60.000.000
65.000.000
70.000.000
75.000.000
80.000.000
85.000.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batısöke
Çimentaş
Denizli
Baştaş
YL
BÇS
NİSAN-EKİM DÖNEMİ
- Bu Dönem Enflasyon: % 20,52
- Bu Dönem Kur Artışı: % 22,88
- Bu Dönem Fiyat artışları:
BATISÖKE % 61,79
ÇİMENTAŞ % 116,6
DENİZLİ % 123,2
AKÇANSA % 43,7
04-77/1108-277
35
2002 YILI İZMİR-ANKARA İLLERİ PKÇ/B 32,5 TORBALI ÇİMENTO FİYATLARI
0
5.000.000
10.000.000
15.000.000
20.000.000
25.000.000
30.000.000
35.000.000
40.000.000
45.000.000
50.000.000
55.000.000
60.000.000
65.000.000
70.000.000
75.000.000
80.000.000
85.000.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batıçim
Çimentaş
BÇS
YL
Baştaş
NİSAN-EKİM DÖNEMİ:
- Enflasyon: % 20.52
- Kur Artışı: % 22.88
- Bu Dönem Fiyat Artış Oranları:
BATIÇİM % 57.28
AKÇANSA % 82.85
ÇİMENTAŞ % 67.51
DENİZLİ % 130.76
2003 YILI AYDIN-ANKARA İLLERİ TORBALI ÇİM ENT O FİYATLARI
0
5.000.000
10.000.000
15.000.000
20.000.000
25.000.000
30.000.000
35.000.000
40.000.000
45.000.000
50.000.000
55.000.000
60.000.000
65.000.000
70.000.000
75.000.000
80.000.000
85.000.000
90.000.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
BÇS
Baştaş
YL
Batısöke
Denizli Ç .
Çim entaş
Haziran-Aralık Dönem i:
- Bu Dönem Enflasyon: % 2.19
- Bu Dönem Kur Artışı: - % 1.68
- Bu Dönem Fiyat Artışı:
BATISÖK E % 54.7
DENİZLİ ÇİM ENTO % 65
ÇİM ENTAŞ % 53
04-77/1108-277
36
Fiyat karşılaştırma grafiklerine bakıldığında, bölgeler arası fiyat farklarının 1270
oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Ege Bölgesi’nde, Ankara çimento
fiyatlarından zaman zaman % 65’lere ulaşan daha yüksek fiyatlar oluşmuştur.
Ankara çimento pazarı, limanlara uzaklığı nedeniyle ihracat imkanının
bulunmadığı bir bölgededir. Bu nedenle çimento üreticilerinin üretimlerini yurt
içi pazarda satma zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk, üreticiler üzerinde
rekabetçi bir baskı oluşturarak diğer bölgelere göre nisbeten rekabetçi bir
pazarın oluşmasına neden olmaktadır. Ege Bölgesi çimento üreticilerinden
Batıçim ve Çimentaş İzmir Limanından, Denizli Çimento Antalya limanından,
Akçansa ise Çanakkale limanından ihracat yapmaktadır. 1280
Çimento fırınlarının yıl boyu çalışması gereği, üretiminin yıl boyunca süreklilik
arz etmesini, satışların azaldığı dönemlerde stokların ve stokların maliyetinin
yükselmesini zorunlu hale getirmektedir. Öte yandan, çimentonun stok
ömrünün 3 ay gibi kısa bir süre olması da satış sürecinin uzun
tutulamayacağının göstergesidir.
Bu faktörler göz önüne alındığında, karasal iklimin yaşandığı Ankara ve
civarında, inşaat sezonunun Ege Bölgesi’ne göre yaz aylarında yoğunlaşması
ile birlikte değerlendirildiğinde, Ankara pazarının, daha önceki rekabet 1290
soruşturmasında19 rekabet ihlali tespit edilmiş olsa da, Ege Bölgesi’ne göre
19 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı Rekabet Kurulu Kararı.
2003 YILI İZMİR-ANKARA İLLERİ TORBALI ÇİMENTO FİYATLARI
0
5.000.000
10.000.000
15.000.000
20.000.000
25.000.000
30.000.000
35.000.000
40.000.000
45.000.000
50.000.000
55.000.000
60.000.000
65.000.000
70.000.000
75.000.000
80.000.000
85.000.000
90.000.000
OC
AK
ŞU
BA
T
MA
RT
Nİ
SA
N
MA
YI
S
HA
Zİ
RA
N
TE
MM
UZ
AĞ
US
TO
S
EY
LÜ
L
EK
İM
KA
SI
M
AR
AL
IK
Batıçim
Çimentaş
Baştaş
BÇS
YL
Haziran-Aralık Dönemi:
- Bu Dönem Enflasyon: % 2.19
- Bu Dönem Kur Artışı: - % 1.68
- Bu Dönem Fiyat Artışı:
ÇİMENTAŞ % 34,06
BATIÇİM % 42,55
04-77/1108-277
37
nisbeten rekabetçi baskıların yaşandığı bir bölge olduğunu ortaya
koymaktadır. Bu nedenle, bölgesel maliyet değişimlerinin çok cüzi olabileceği
dikkate alındığında, Ege Bölgesi fiyatları ile Ankara bölgesi fiyatlarının
karşılaştırılması sonucunda görülen bu denli yüksek fiyat farklılıklarının, Ege
Bölgesi torbalı çimento pazarında rekabetin bozulduğuna, paralel fiyat
artışlarının uyumlu eylem halinde rekabetin ihlal edildiğine işaret ettiği
kanaatine varılmıştır.
I.3.2.2. Sektörde Rekabet İhlallerinin Varlığını Gösteren Diğer Belgeler ve 1300
Az Sayıda Belge Bulunmasının Sebepleri
Lafarge yetkilisi Jean Pierre Le BOULICAUT’ya, aynı teşebbüsten Seyfettin
BAŞ’ın gönderdiği “Temmuz Ayının Temel Verileri” başlıklı yazıda, şu ifadeler
yer almaktadır:
“…
Stratejik Araçlar:
İzmir için başlangıç görüşmesi 23 Temmuz’da; İstanbul için son görüşme ise 1310
30 Temmuz’da yapıldı. İstanbul’un resmi geçerliliği sizin katılımınızla
sağlanacak.
Saygılar,
Seyfettin Baş”
Batıçim’de yapılan yerinde incelemede bulunan bir belgede ise şu ifadeler yer
almaktadır:
“İŞİN TARİFİ: 1320
- Ege Bölgesindeki fabrikalar arasındaki haksız rekabetin önlenerek, gereksiz
uygulamalara, fiyat düşüşlerine, iskontolara, dampinglere mani olmak.
- Fabrikalara kar hedefli marjinal pazar uygulamaları düzenlemek.
- Bölgesel üretim - tüketim planları hazırlamak (mikro market)
- Fabrikaların uzun vadede bayii ilişkilerini standartlaştırmak.
(Vade - prim - yıl sonu primi) 1330
- Hedef satış uygulamalarının yapılması
(Hafta sonu satışı - spot satış)
- Pazarda eşit fiyatla malolma ilkesinin benimsenmesi.
- Bölge dışı fabrikaların uygulamalarına karşı müşterek kararlar alınması
SORUMLULUKLAR:
1340
- İşin tarifinde belirtilen konuların organizasyonu ve takibi yapılacaktır.
04-77/1108-277
38
- Tüm uygulamalar %100 gizlilik esasına göre yapılacaktır.
- İlişkiler fabrika Genel Müdürleri seviyesinde yürütülecektir.
- Yönetim merkezi Çimentaş fabrikasında belirtilen yerdir. İşin sekreteryası
Çimentaş’tan yönetilecektir.
YETKİ: 1350
- İşin yapılabilmesi için ilgili şahsa tüm fabrikalar en üst düzeyde her türlü
desteği verecektir.
ÜCRET VE MASRAFLAR:”
Batıçim’de bulunan bu belge, daha önceki tespitleri doğrulamasının yanı sıra,
“işin” organizasyonunun, sekreteryasının kimler tarafından yapılacağı gibi
konuların da belirlendiğini göstermektedir.
1360
Lafarge’da bulunan belge ise, Ege Bölgesi ve diğer bölgelerde faaliyet
gösteren çimento üreticilerinin yer aldığı, çimento ve hazır beton pazarında
daha geniş kapsamlı rekabet ihlallerine işaret etmektedir. Belgede geçen
fiyatlardan yola çıkarak, 2002 yılına ait olduğu düşünülen söz konusu belgede
yer alan, “İzmir için başlangıç görüşmesi 23 Temmuz’da… yapıldı.” ifadesi ile,
belgede geçen diğer bölgelerin yanı sıra, İzmir için de toplantı yapıldığı, bu
bölgede faaliyet gösteren teşebbüslerin de söz konusu toplantılara katıldığı
kabul edilmektedir. Söz konusu belge, teşebbüslerin rekabet ihlallerine yönelik
olarak toplantı yaptıklarını açıkça göstermektedir.
1370
Uyumlu eyleme karine teşkil eden bulguları destekler nitelikteki söz konusu iki
belge, rakipler arası koordinasyona da işaret eder niteliktedir.
Ayrıca, soruşturmanın yapıldığı bölge olan Ege Bölgesi’nin, ikinci kez rekabet
soruşturması geçirmesi, söz konusu soruşturmada rekabet ihlallerini gösteren
belgelerin bulunmasını zorlaştırmıştır. Özellikle ajanda, not defteri gibi
dokümanların, başka hukuk dalında belge niteliği bulunmamasına rağmen,
Rekabet Hukuku açısından anlam taşıyacağı; rekabet ihlallerinin zamanını ve
yerini tespit etmekte kullanılacağı, yürütülmekte olan soruşturmanın tarafları
olan çimento üreticileri tarafından anlaşılmıştır. Ayrıca, İç Anadolu, Marmara 1380
ve Akdeniz Bölgelerine yönelik olarak sonlandırılmış olan soruşturma da, tüm
Türkiye’deki çimento üreticilerinin dikkatini tekrar Rekabet Hukuku’na
çekmiştir. Sabancı grubuna ait olan Akçansa, her üç rekabet soruşturmasına
da taraf olmuştur. Çimentaş’ı 2001 yılında devralan Intercem SA –Cementir
SA ise İtalya ve Avrupa Komisyonu rekabet daireleri tarafından soruşturma
geçirmiştir. Dolayısıyla, geçmişteki soruşturmalardan elde edilen bu bilgi ve
tecrübeler, çoğu durumda, teşebbüslerin temel olarak 4054 sayılı Kanun’a
uymasını sağlamaktan ziyade, rekabeti sınırlayıcı eylemlere ilişkin belgelerin
saklanması için usuller geliştirmesine yol açmaktadır. Nitekim Batıçim’de
bulunan belgede, “Tüm uygulamalar %100 gizlilik esasına göre yapılacaktır.” 1390
ifadesi de bu durumu doğrulamaktadır.
04-77/1108-277
39
İ.3.3. Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturmaya taraf teşebbüsler tarafından yapılan savunmalarda, raporun bir
takım eklerinin ve raporun bazı bölümlerinin kendilerine gönderilmediği ifade
edilmektedir. Bunun dışında, 4054 sayılı Kanun’da yer alan uyumlu eylem
karinesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Raporda ve eklerinde yer alan eksik bölümler; diğer teşebbüslere ilişkin ticari 1400
sır niteliğinde olan bilgileri ve isimlerinin gizli kalmasını isteyen kişilere ilişkin
kimlik bilgilerini içermektedir. Bunların dışında kalan tüm bölümler ilgili
teşebbüse gönderilmiştir. Uyumlu eylem karinesine ilişkin yapılan diğer itiraz
için ise, başvuru merciinin Rekabet Kurulu olmadığı açıktır.
Savunmalarda, teşebbüslerin karlılığının düşük olmasının yahut zarar
etmesinin, fiyatların yüksek olmadığının ve bir anlamda pazardaki rekabetin
göstergesi olduğu iddia edilmiştir.
Şirketlerin mali tablolarında görünen kar ve kar oranı, o şirketin esas 1410
faaliyetleri sonucu gerçekleşen durumunun birebir göstergesi değildir.
Dolayısıyla, çok yüksek fiyat-maliyet makasıyla çalışan şirketler bile yatırım
harcamaları, finansman giderleri, gibi kalemler dolayısıyla kar-zarar
tablosunda çok düşük karlılık ve hatta zarar açıklayabilir. Böyle durumlar,
şirketin satış fiyatının maliyetlerinden kopuk olmadığı anlamına gelmez. Bu
bağlamda, teşebbüslerin az kar etmesi yahut zarar açıklamasının, teşebbüsün
uyumlu eylem yoluyla fiyatlarını artırması konusuna ilişkin olarak hiçbir
açıklayıcı gücü bulunmamaktadır.
Ayrıca savunmalarda, fiyat analizlerinde esas alınan dönemlerin marjinal ve 1420
çok kısa dönemler olduğu, fiyatların en düşük ve en yüksek olduğu
dönemlerin dikkate alındığı, fiyatın rekabet koşullarının bulunduğu piyasalarda
maliyetlere göre değil, arz ve talepteki değişime göre belirlendiği ifade
edilmektedir.
Teoride tam rekabetçi pazarlar olarak tanımlanan pazarlarda, teşebbüsler için
fiyat veri durumundadır. Pazarda oluşan bu fiyat, sistemdeki marjinal üreticinin
maliyetine göre oluşur. Tam rekabetçi pazarlarda durum böyle olmakla birlikte,
herkes tarafından bilinmektedir ki, çimento pazarları oligopol yapıdadır. Bir
başka ifadeyle, aksak rekabetin yaşandığı pazarlardır. Dolayısıyla fiyatların 1430
maliyetlerden tamamıyla bağımsız belirlenmesi gibi fiyatlar üzerindeki etkisinin
olmaması söz konusu değildir.
Ayrıca, fiyat artış oranı hesaplanırken, fiyatların en düşük ve en yüksek
seviyelerinin dikkate alınması son derece doğaldır. Ürünün sezonluk olması
nedeniyle fiyatların sezonunda artması normal karşılanabilecekken, söz
konusu artışın talep artışından kaynaklanıp kaynaklanmadığı önem
kazanmaktadır. Teşebbüsler savunmalarında, fiyatların talep artışından
kaynaklandığını söylemekle yetinmiş, talepteki artışı ortaya koyacak kabul
görebilecek delillere yer vermemişlerdir. Ayrıca, kış aylarında talebin çok daha 1440
fazla düşüp, inşaat sezonunun tamamen yaz ayları olduğu, dolayısıyla
04-77/1108-277
40
sezonda talep artışının nisbeten fazla olacağı Ankara’daki fiyat artışlarıyla Ege
Bölgesi fiyat artışları karşılaştırıldığında da, fiyat artışlarının sezondan
kaynaklanması savının tersine, Ege Bölgesi’nde fiyatların çok daha fazla
arttığı tespit edilmiştir. Maliyetleri bölgeden bölgeye değişmeyecek olan
çimentonun, Ankara’ya göre sezon içi ve sezon dışı fiyatların Ege Bölgesinde
oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Bu durumda, maliyetlerden bağımsız,
talep artışıyla açıklanamayan ve nisbeten rekabetçi bir pazara göre oldukça
yüksek olan paralel fiyat artışlarının, uyumlu eyleme karine teşkil etmesi
dışında bir açıklaması kalmamıştır. Bu durum, teşebbüsler arasında rekabetin 1450
ihlal edildiğine işaret eden destekleyici belgelerle de ortaya konulmuştur.
Fiyat değerlendirmelerine esas alınan dönemler konusuna gelince, 2002 yılı
için Nisan ayında başlayan ve Eylül – Ekim aylarına kadar devam eden fiyat
artışı, yani 6-7 aylık bir dönem; 2003 yılı için ise, Haziran ayından başlayan ve
Aralık ayına kadar süren 7 aylık bir dönemde paralel fiyat artışları
görülmüştür. Dolayısıyla savunmada iddia edildiği gibi incelemeler çok kısa
süreleri kapsamamaktadır. Ayrıca, yıllık toplam satış miktarlarının çok büyük
bir kısmının satıldığı söz konusu dönem, rekabetin yaşanıp yaşanmadığının
daha önemli hale geldiği, bu nedenle de değerlendirme yapmak için esas 1460
alınabilecek en uygun dönemlerdir. Haziran-Aralık dönemi yerine, Ocak-Aralık
dönemi esas alınsa idi, yıl içindeki fiyat hareketleri tamamen gözardı edilerek,
satışların az olduğu sezon dışı dönemlerin fiyatları karşılaştırılmış olacaktı.
Oysa savunmalarda da belirtildiği üzere, fiyat artışları sezonda
gerçekleşmektedir. Ayrıca, teşebbüslerin satış fiyatları, aylık ağırlıklı ortalama
fiyatlar olduğundan, ay içerisinde gerçekleşen aşırı fiyat hareketleri
törpülenerek grafik ve analizlere katılmıştır.
Savunmalarda, fiyat analizlerinde kullanılan fiyatların yanlış olduğu, fiyatların
KDV’li, maliyetlerin ise KDV’siz olarak kullanıldığı ifade edilmektedir. 1470
Analizlerde kullanılan fiyat ve maliyet bilgileri teşebbüsler tarafından
hazırlanmıştır. Teşebbüslerin gönderdiği fiyatlar KDV hariç fiyatlar
olduğundan, bu rakamlara % 18 KDV eklenerek, gerçek satış fiyatlarına
ulaşılmıştır. Maliyet kalemlerinde, dışarıdan alınan tüm girdilerin (kum, kalker,
benzin, enerji vs.) KDV’li olması gereklidir. Bu bağlamda, söz konusu KDV’li
maliyet değerleriyle karşılaştırılabilir nitelikteki fiyatların da KDV’li olması gayet
doğaldır. Ayrıca, tüm fiyatlarda KDV’nin olmaması durumunda dahi,
fiyatlardaki paralel artış ve fiyat artış oranları değişmeyecektir. Zira, yapılan
değerlendirmelerde, teşebbüslerin satışlarından ne kadar kar elde ettikleri 1480
değil, fiyat artış oranları ve bu artışların paralel oluşu ve maliyetlerden
bağımsız hareket etmesi dikkate alınmıştır.
Ayrıca savunmalarda, Soruşturma Raporu’nda yer verilen belgelerin kendileri
ile ilgisinin olmadığı ve delil olarak kullanılamayacağı iddia edilmektedir.
Taraflara savunma yapmaları için gönderilen Rapor’da, pazara ilişkin verilerin
yanı sıra iki adet belge delil olarak kullanılmıştır. Bunlardan ilki, Lafarge’da
bulunan, İzmir’de 23 Temmuz’da bir görüşmenin yapıldığı açık bir biçimde
ifade edilen belgedir. Çimento ve hazır beton pazarı ile ilgili olarak İzmir’de 1490
04-77/1108-277
41
yapılan bir görüşmeye İzmir pazarındaki payı oldukça yüksek olan bir
teşebbüsün katılmaması düşünülemez.
Rapor’da yer verilen, Batıçim’den elde edilen diğer belgede ise, Ege Bölgesi
çimento pazarının unsurlarının bölgedeki üreticiler tarafından tespitine ilişkin
açık ifadeler yer almaktadır. Söz konusu belgede, 4054 sayılı Kanun’a aykırı
bu sistemin yönetim merkezi olarak ise Çimentaş adres gösterilmektedir.
Ayrıca, uyumlu eylem karinesi kullanıldığından, söz konusu belgeler, ihlale
ilişkin rakipler arası koordinasyona işaret eden destekleyici nitelikte belgeler
olup, temel dayanak noktasını oluşturmamaktadır. 1500
Öte yandan, belgelerin her teşebbüsten bulunmasını beklemek gizli ve
nadiren yazılı hale getirilen kartel anlaşmalarının doğasına aykırı olduğu gibi;
delilleri ortadan kaldıran teşebbüslerin ödüllendirilmesine de yol açabilecek
niteliktedir.
Bunun dışında, uyumlu eylem karinesinin getirilmesine ilişkin olarak ilgili
teşebbüsler arasındaki koordinasyonun varlığının gösterilmediği, sadece
oligopolistik bağımlılığa dayanıldığı belirtilmektedir.
1510
Kanun’un 4. maddesinin 3. fıkrasında; “Bir anlaşmanın varlığının
ispatlanamadığı durumlarda, piyasadaki fiyat değişimlerinin veya arz ve talep
dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği,
bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.” hükmü yer
almaktadır.
Dolayısıyla, piyasalardaki fiyat değişimlerinin rekabetin bozulduğu
piyasalardakine benzerlik göstermesi durumunda yahut rekabetçi
piyasalardakinden farklılık göstermesi durumunda, bu durum teşebbüslerin 1520
uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil edecektir. Oligopol pazarlarda,
teşebbüslerin karşılıklı bağımlılık içinde oldukları ve dolayısıyla söz konusu
davranışların bu bağımlılıktan kaynaklandığı savunmalarının kabul edilmesi
halinde, paralel davranıştan başka herhangi bir delil bulunamaması
durumunda ihlal sonucuna ulaşılamayacaktır. Öte yandan, paralel davranışın
yanında rakipler arası koordinasyonu da gösteren delillerin bulunması
durumunda, karine kullanılmasına gerek kalmaksızın, uyumlu eylem olduğu
sonucuna varılabilecektir. Dolayısıyla, karinenin kullanılabilmesi için de, paralel
davranış ve koordinasyon gösteren delillerin aranması karineyi etkisiz hale
getirecektir. Kanun’un açıkça verdiği bir yetkinin kullanılamaması ya da 1530
gereksizliği söz konusu olmayacağına göre, koordinasyonun varlığının
ispatlanmasına gerek olmadan, piyasadaki fiyat değişimlerinin rekabetin
bozulduğu pazarlara benzemesi yahut rekabetçi pazarlardan farklılık
göstermesi durumunda uyumlu eylem karinesi kullanılabilecektir.
Bu bağlamda Ege Bölgesi çimento fiyatları incelenmiş, belli dönemlerde
paralel ve yüksek fiyat artışları görülmüştür. Söz konusu artışların
maliyetlerden kaynaklanabilme ihtimali nedeniyle maliyetlerle karşılaştırma
yapılmış, ancak maliyetlerin yıl boyunca neredeyse stabil bir seyir izlediği
tespit edilmiştir. Başka bölgelerin fiyatlarıyla yapılan karşılaştırmada ise, aynı 1540
04-77/1108-277
42
ürünün Ege Bölgesi’nde, Ankara fiyatlarına göre % 65’lere varan daha yüksek
fiyatlarla satıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca, yerinde incelemelerde bulunan belgeler
de, rakipler arası koordinasyona ilişkin emareler olarak değerlendirilmiştir.
Bu durumda, oligopolistik bağımlılığa dayanarak fiyat artışlarını açıklamak
yeterli olmayacaktır. Zira, söz konusu fiyat karşılaştırması, pazarda suni
oluşumların varlığını işaret etmektedir. Bu durumda tarafların, fiyat değişimine
sebep olan hususları (örneğin talep artışını) ortaya koyarak fiyat değişimini
açıklamaları gerekmektedir.
1550
Akçansa tarafından ileri sürülen iddialardan biri de, teşebbüsün Ege Bölgesi
çimento pazarındaki payının düşük olmasına (% 7 civarında) rağmen,
soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerle aynı kefeye konulmasına
ilişkindir.
Bu savunmaya ilişkin olarak, Akçansa’nın pazarda küçük bir paya sahip
olmasının, ihlallere iştirak etmediği anlamına gelmediği, ancak bu durumun
cezanın takdirinde dikkate alınabileceği söylenebilir.
İ.4. Dikey İhlaller 1560
Dikey ihlaller başlığı altında, pasif satışların engellenmesi nedeniyle hakkında
soruşturma açılan Çimentaş’ın dikey yapılanması ve dikey anlaşmaları lafzı ve
uygulaması çerçevesinde değerlendirilmiştir.
İ.4.1. Dikey Yapılanma
Çimentaş’ın bayilik anlaşmaları, Tek Elden Dağıtım Anlaşması (TEDA) ve Tek
Elden Satım Anlaşması (TESA) olarak adlandırılan iki tip sözleşmeden
oluşmaktadır (Torbalı çimentoda TEDA ve TESA, dökme çimentoda ise TESA 1570
anlaşmaları imzalanmıştır). Gerek sözleşmelerin başlığından ve gerekse
aşağıda yer verilen görüşme tutanağında yer alan ifadelerden, bu
sözleşmelerin 1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğler’e göre hazırlandığı
anlaşılmaktadır.
10.03.2003 tarihinde, Raportörler tarafından satış politikalarına ilişkin olarak
yöneltilen çeşitli sorulara, Çimentaş Topluluğu Satış ve Pazarlama Direktörü
ve Hukuk İşleri Şefi aşağıdaki cevabı vermişlerdir:
“Çimento satışlarımızın yaklaşık %35’i torbalı, %65’i dökme çimento 1580
şeklindedir. Satış alanımız Ege Bölgesi’dir. Bu bölge içinde, mesafeden
kaynaklanan nakliye maliyeti, pazar koşulları ve buna bağlı olarak pazardaki
rekabet koşulları vb. ekonomik gerekçeler çerçevesinde farklı bant çıkış
fiyatları uyguluyoruz. Çimento satışını doğrudan ya da 44 bayimiz vasıtasıyla
gerçekleştiriyoruz. Bu bayilerden 16’sı Tek Elden Satın Alma (TESA), 24’ü
Tek Elden Dağıtım (TEDA) bayisidir. İzmir’deki bayilerle TESA sözleşmeleri
imzalıyoruz. İzmir dışındaki bayilerimizle TEDA sözleşmeleri imzalıyoruz.
Bayilik anlaşmalarımız 1998 yılında hayata geçen Rekabet Kurumu
tebliğlerine uygun olarak hazırlanmış, 4 Mayıs 1998 tarihinde Kurumunuza
gönderilmiş ve olumsuz bir görüş de bildirilmemiştir. İşbu sözleşmelerimiz bu 1590
04-77/1108-277
43
tarihten bu yana da değişmemiştir ve halen devam etmektedir. Bazı TEDA
bayilerimizden gelen şikayetler üzerine bölgeleri dışında ve diğer TEDA
bayilerinin bölgelerinde ve TEDA sözleşmesine aykırı biçimde aktif satış
yaptıkları tespit edilen TEDA bayilerini tanımlanmış bölgesi dışında aktif satış
yaptıkları için uyarıyoruz; bazı durumlarda da para cezası veriyoruz. Ancak
bugüne dek hiçbir TEDA bayisine ceza uygulaması olmamıştır. Örneğin
Salihli’deki TEDA bayisi, Manisa’ya çimento satıyorsa ve bu durum birkaç
kere gerçekleşmişse o bölgedeki TEDA bayisinin şikayetleri üzerine ilgili
bayinin kamyonunu takip ediyoruz. Aktif satış söz konusu ise, bayi ile
ilişkilerimiz çerçevesinde müdahalede bulunuyoruz. Bu müdahale, uyarı 1600
şeklinde olabileceği gibi para cezası şeklinde de olabiliyor. Ancak bugüne dek
parasal anlamda bir ceza uygulaması bildiğimiz kadarıyla olmamıştır. Olduysa
bile çok az kişi için olmuştur...”
Teşebbüs yetkililerinin de ifade ettiği üzere, şirket merkezinin bulunduğu
İzmir’deki bayilerle TESA, İzmir dışındaki bayilerle ise TEDA anlaşmalarının
yapıldığı görülmektedir. İç Anadolu, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde faaliyet
gösteren çimento sağlayıcısı teşebbüslere yönelik soruşturma kararında20
geçen ve aşağıda yer verilen ifadeler, neden böyle bir yapılanmaya gidildiğine
açıklık getirebilecek niteliktedir: 1610
“...’NIN HAZIRLAYIP ...’YA GÖNDERDİĞİ GÖRÜŞ:
‘RAPOR
Rekabet Kanunu ve ilgili 1997/1 ve 1997/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliğleri’ne
uyumlu yeni jenerasyon sözleşmelerin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların
birinci bölümü tamamlanmıştır.
Bu çalışmalarda, ...’nın yeniden satışa konu olarak dağıtım sistemindeki 1620
bayileriyle akdettikleri sözleşmeler incelenmiştir.
Öte yandan şirketlerin ayrı ayrı piyasa şartları, dağıtım sistemleri ve
sözleşmeleri, ...’daki çalışma toplantılarında incelenmiş ve piyasaların özel
şartları kapsamında faaliyetleri rekabet mevzuatı çerçevesinde niteliksel ve
niceliksel olarak değerlendirilmiştir.
Muafiyet rejiminin dahi, ... işletmelerinin mevcut uygulamalarını
sürdürmelerine olanak tanımadığı tespit edilmiştir. Uyumlu olmadığı tespit
edilen hususların re’sen veya şikayet ile Kanun’un 6’ıncı maddesinin (a) ve (b) 1630
bentlerinde tanımlanan ihlaller olduğu iddia edilebilir.
Meselenin hallinin sabit bant çıkış fiyatının tüm satışlara eşit olarak
uygulanması olduğu bilinmektedir. Fakat bununla birlikte, bu uygulamaya
derhal geçilemeyeceği, bu yönde bir uygulamanın başlaması için piyasaların
eşit şart ve şekilde faaliyetlerini yeniden düzenlemeleri gerekliliği tarafınızdan
belirtilmiştir.
20 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı Rekabet Kurulu Kararı.
04-77/1108-277
44
Bu durumda izlenebilecek yolun, piyasaların “mevzuatla uyumlu” satış
prosedürlerini uygulamaya almalarına kadar geçecek süre içerisinde, ... 1640
işletmelerinin mevcut faaliyetlerinin “muafiyet rejimi” dahilinde yeniden
düzenlenmesi olduğuna kanaat getirilmiştir.
Bu itibarla bölgesel farklılıklar oluşturan fiyat yapılarını “gizlemek” için,
muafiyet rejiminin tanıdığı Tek Elden Dağıtım Anlaşmaları (TEDA) ve Tek
Elden Satın Alma Anlaşmaları (TESA) Grup Muafiyetleri ile, eş edimdeki
alıcılara farklı fiyatlar uygulanması pratiğinin, edimleri farklılaştırıcı bir statü
yaratılması cihetine gidilmiştir.
Bu sistem ile, üretim tesislerine uzak mesafelerde bulunan alım merkezleri 1650
bölgesel sınır ile tefrik edilecek ve bu bölgeye TEDA çerçevesinde bir Dağıtıcı
ihdas edilecek ve böylelikle düşük fiyatlı bant fiyatına karşın, edimlerin üretim
tesisinin ana hinterlandı içerisinde yer alan TESA’lar ile farklılıkları ortaya
koyulacaktır.
Bu yöntemin kalıcı bir çözüm getirmesi beklenemez. Yalnızca piyasadaki
hatalı uygulamaların birlikte sona erdirileceği tarihe kadar geçecek olan süre
zarfında, ... işletmelerinin bayi satışları nedeni ile ceza almamasını temin
edebilecektir.
1660
Bu itibarla biri TEDA diğeri TESA formatında iki tip sözleşme oluşturulmuştur.
Bu sözleşmeler taslak niteliğinde olup işletmelere eş zamanlı olarak
bildirilecektir. İşletmeler ferdi pazar şartlarından kaynaklanan prosedür
farklılıklarını, diğer çekince, itiraz ve taleplerini de belirterek tarafımıza
bildireceklerdir. Böylelikle sözleşmelere nihai şekil verilebilecek ve
tensiplerinize arz edilebilecektir.
Tarafınızdan uygulamaya alınması ön görülen ve tarafımızdan evvelemirde
uygulanabileceğine kanaat getirilen yegane yöntem niteliğindeki tip
sözleşmeler eklidir. Bu sistemin kalıcı bir çözüme hizmet etmeyeceğini ve 1670
ihlallerin tek fiyat uygulamalarıyla durdurulmasının esas olduğunu birkez daha
vurgulayarak durumu tensiplerinize arz ederiz.’
Bu ve benzeri görüşler çerçevesinde, pek çok teşebbüs, Rekabet Kurumu
öncesinde yukarıda değindiğimiz üç amacı tam olarak içeren bayilik
sözleşmelerini, uzak bölgelerdeki bayileri ile TEDA, fabrika çevresindeki
bayilerle ise TESA sözleşmeleri ile değiştirerek, 1997/3 sayılı “Tek Elden
Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” ve 1997/4 sayılı “Tek
Elden Satın Alma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” hükümlerine
uyumlu hale getirmeye; başka bir deyişle de, gizlemeye çalışmıştır.” 1680
Çimentaş Topluluğu Hukuk İşleri Şefi’nin odasında yapılan yerinde
incelemede bulunan benzer nitelikte bir çalışmada ise aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un Uygulanmasından Doğan Sıkıntıları Karşısındaki İstekleri;
04-77/1108-277
45
1- TEDA ve TESA bayilerine dağıtımı yapılan çimento torbalarının renklerinin
farklı olması, 1690
...
RKHK ile sadece markalar arası rekabet değil marka içi rekabette
düzenlenmektedir.
Sözleşmelerin kanuna uygunluğuna bakılırken sadece anlaşma hükümleri ile
değil sözleşmenin etkilerinin de göz önünde bulundurulması yani fiili
uygulamaya da dikkat edilmesi gerekliliğidir.
Yukarıda belirtilen kararlar ve doktrinsel görüşler eşliğinde 1. sorunumuz ile 1700
ilgili olarak irdelediğimiz takdirde; her bölge için farklı torba rengi uygulamamız
halinde bölgeler arası kesin sınırlar çizilmiş olup kesin paralel satış engeli
yaratmaya yönelik çalışma olarak değerlendirileceği için bu tür uygulamalar
karşısında grup muafiyetimizin iptal edilmesi ve 4. madde kapsamında
soruşturma açılması tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz.
TEDA ve TESA bölgelerimizde dağıtımı yapılan çimento torbalarında farklı
renkleri uygulamamız neticesinde ise Kurulca şu suçlamalar ile karşılaşabiliriz.
- Ekonomik ve rasyonel açıklaması olmaksızın farklı renkli torba uygulaması 1710
karşısında bölgelerin dolaylı bir şekilde bölündüğü ve paralel satış imkanının
zorlaştırıldığı
Ve / Veya
- Bu tür uygulamalarla, RKHK gereğince malın sağlayıcıdan çıktıktan sonra
sağlayıcı tarafından takip edilmemesi gerekir ki mal piyasada kendi fiyatını
bulsun. Bu davranış şekline aykırı davranıldığı gerekçesiyle de soruşturma
açılabilir...”
1720
İ.4.2. Fiili Uygulamalar
Söz konusu belgelerden, bölgesel ayrıştırma yapabilmek ve bölgesel fiyat
farklılıklarını gizlemek için böyle bir yapılanmaya gidilmiş olabileceği
anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir yapının korunabilmesi için, bölgeler arası
ticaretin olabildiğince kontrol edilerek önüne geçilmesi gerekmektedir.
Çimentaş’la ilgili olarak bu kontrolün boyutları aşağıda yer verilen belgelerde
ortaya konulmaktadır.
Çimentaş’ta yapılan yerinde incelemede bulunan ve Çimentaş Yönetim Kurulu 1730
Başkanı ve Pazarlama Koordinatörü’nün imzası ile tüm yetkili satıcılara
gönderildiği tespit edilen 17.9.2002 tarihli yazıda şu ifadeler yer almaktadır:
“Şirketimizle müesseseniz arasında imzalanan ve yetkili satıcılık ilişkisini tesis
eden yürürlükteki Tek Elden Dağıtım Anlaşmasının 3. Maddesine göre,
ürünlerimizi münhasıran ve aktif şekilde satmakla yetkili ve yükümlü
olduğunuz bölge sınırları açık bir biçimde saptanmıştır. Gerek anlaşmanın
anılan hükmü ve gerekse diğer yasal mevzuat hükümleri gereği şirketimizden
04-77/1108-277
46
mal alımı için doldurduğunuz “Sipariş Fişi” üzerinde belirttiğiniz teslim
noktasına, malın fiilen boşaltılması hususunun da tarafınızdan duyarlılıkla 1740
izlenmesi ve yerine getirilmesi gerekmektedir.
Ancak; bazı yetkili satıcılarımızdan zaman zaman gelen uyarılardan; kimi
yetkili satıcılarımızın akdi ve yasal bu yükümlülüklerini diğer yetkili satıcılar
aleyhine ihlal ettikleri ve kendilerine tanınan bölgeler dışında da aktif satış
faaliyeti yürüttükleri anlaşılmaktadır.
Tek elden dağıtım sistemine aykırı bu davranışlar ne yazık ki yetkili
satıcılarımızın kendi bölgelerinde iş yapmasını engellemekte ve dağıtım
sistemine ve yetkili satıcılara zarar vermektedir. 1750
Bu nedenle; herhangi bir yetkili satıcının satın aldığı malı Sipariş Fişinde
belirtilen adresten farklı bir mahalle teslim ettiği tarafımızdan herhangi bir
şekilde tespit edildiği takdirde;
A – bölgeler arasında fiyat farkı yok ise;
- birinci defada ihlali gerçekleştiren yetkili satıcı yazılı olarak uyarılır,
- ikincisinde ise teslim edilen mal bedelinin %10’unun ilave olarak yetkili
satıcıya fatura edileceğini,
1760
B – bölgeler arasında fiyat farkı var ise ve bu sayede ihlal eden yetkili satıcı o
bölgedeki yetkili satıcının aleyhine ekstra mali bir kazanç sağlıyorsa;
- birinci defada, bölgeler arasındaki fiyat farkının,
- ikinci defada teslim edilen mal bedelinin %20’sinin ilave olarak,
- üçüncü defada ise ihlal eden teslimin yapıldığı on günlük fatura döneminde
ihlal eden yetkili satıcıya ait faturaların toplam tutarının %20’sinin ilave olarak
yetkili satıcıya fatura edileceğini bildiririz.
Yukarıda anılan yaptırımların uygulanmaması ileride de uygulanmayacağı
anlamına gelmeyeceği gibi; TEDA sözleşmesinin fesih hakkı da saklıdır. 1770
Not: Yetkili satıcının kendi bölgesi içerisindeki fiyat farklılıklarını kötüye
kullanması halinde yukarıda B paragrafındaki yaptırımlar uygulanacaktır.”
Çimentaş’ta yapılan yerinde incelemede bulunan Çimentaş yetkili
satıcılarından iki tanesine ilişkin belgeler, yukarıdaki tutanak ve yazılarda
bahsi geçen para cezalarının uygulandığını göstermektedir.
Yukarıda yer verilen 19.2.2002 tarihinde Çimentaş Yönetim Kurulu Başkanı ile
Pazarlama Müdürünün imzalarını taşıyan ve bütün yetkili satıcılara gönderilen 1780
yazıda, aktif ya da pasif satış ayırımı yapılmaksızın bölge dışına yapılan bütün
satışları kapsayan bir uyarıda bulunulmakta, bölge dışına satış yapan bayiler
için öngörülen çeşitli yaptırımlara değinilmektedir. Bu yazı, TEDA’larda
öngörüldüğü üzere, sadece aktif satışların değil, bölge dışına yapılacak pasif
satışların da yasaklandığını; üstelik söz konusu uygulamanın TESA anlaşması
imzalanan bayiler bakımından da geçerli olduğunu ortaya koymaktadır. Zira,
herhangi bir yetkili satıcının satın aldığı malı Sipariş Fişinde belirtilen adresten
farklı bir mahale teslim ettiği herhangi bir şekilde tespit edildiği takdirde, söz
04-77/1108-277
47
konusu yaptırımların uygulanacağı açıkça ifade edilmektedir. Aşağıda yer
verilen belge de, bölge dışına satış yasağının pasif satışları da kapsadığını 1790
teyit etmektedir.
Söz konusu cezaların muhataplarından bir bayide, 11.3.2003 tarihinde
hazırlanan tutanakta, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“1994 yılından beri Çimentaş bayiliği yapmaktayız. Alt bayilere, çift yönlü
nakliyeden yararlanmak isteyen nakliyecilere vb. satış yapmaktayız. Alıcılar
bize telefon açarak fiyatımızı sorarlar. Verdiğimiz fiyatı uygun bulurlarsa ‘şu
plakalı araç sizden mal alacak’ şeklinde Çimentaş’a bilgi veririz. Satışlarımız
bu yolla olmaktadır. (……)’deki depomuz dışında depomuz, şubemiz vb. satış 1800
yerimiz bulunmamaktadır. Az önce de ifade ettiğimiz üzere, alıcılar bize
telefon açarak ya da depomuza gelerek fiyat alır. Verdiğimiz fiyatı uygun
bulurlarsa da talepte bulunurlar.”
Tutanakta yer alan bilgilerden, aktif / pasif ayırımı gözetilmeden bölge dışına
yapılan bütün satışların yasaklandığı anlaşılmaktadır.
İ.4.3. Değerlendirme
I.4.3.1. Teşebbüs Uygulamalarının 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi 1810
Kapsamında Anlaşma Olması
I.4.3.1.1. Genel Değerlendirme
Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşmanın varlığını ispat edebilmek
için noter onaylı ya da tarafların açıkça imzaladıkları bir belgenin var olması
gerekmediği tartışılmaz bir gerçektir. Bu bağlamda, Medeni Hukuk ya da
Borçlar Hukuku’na göre geçerli olmayan bir sözleşme de Rekabet Hukuku
bakımından bir anlaşma olarak kabul edilebilmektedir. Dikey kısıtlamalar
bakımından ise anlaşma kavramı çok daha geniş yorumlanmaktadır. Rekabet 1820
Hukuku bakımından bir anlaşmanın varlığına işaret eden en önemli kıstas,
teşebbüslerin hareketlerinde kendilerini özgür hissetmeleridir. Eğer bir
teşebbüs hareketlerinde kendini özgür hissetmiyor ve belirli bir yönde hareket
etme gereğini kabulleniyorsa, o yönde bir anlaşma oluşmuş demektir.
Özellikle dikey ilişkiler bakımından, böyle bir durum anlaşmanın varlığını
göstermektedir.
Bu noktada, dikey anlaşmalar bakımından önemli bir husus olan “dikey
bağımlılık”a değinmek yerinde olacaktır. Bilindiği üzere, ürünlerin nihai
kullanıcılara ulaştırılması bakımından bayilik sistemi, birçok sektör için önemli, 1830
çoğu zaman vazgeçilmez niteliktedir. Bununla birlikte bayiler, sağlayıcı/üretici
teşebbüse göre oldukça küçük yapılanmalardır. Ekonomik güçleri bakımından
aşırı bir dengesizlik mevcuttur. Dolayısıyla, üreticiler bayileri istedikleri şekilde
hareket etmeye zorlayabilmektedir. Çoğu durumda bayi, üreticiden gelen
herhangi bir talebi uygulamaya zorunlu olduğunu hissetmektedir. Üreticiler ve
bayiler arasındaki güç dengesizliği, çimento sektörü bakımından da böyledir.
Bu durumda, uygulanmak istenen herhangi bir kısıtlama (pasif satışların
04-77/1108-277
48
yasaklanması ya da fiyat tespiti gibi), doğrudan sözleşme metnine yazılmadan
da, kolayca karşı tarafa (bayiye) kabul ettirilebilmektedir.
1840
I.4.3.1.2. İlgili Teşebbüs Uygulamasının Değerlendirilmesi
Bu açıklamalar ışığında, yukarıda tespit edilen pasif satışın yasaklanmasına
dair uygulamalar, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında anlaşma
niteliğindedir. Dolayısıyla, bu uygulama ile tek elden dağıtım anlaşmalarındaki
aktif satış yasağını düzenleyen hüküm genişletilerek, pasif satışları da
kapsamıştır. tek elden satın alma anlaşmaları bakımından ise, aktif satışları
dahi kısıtlama imkanı bulunmazken, bu bayiler bakımından da bölgesel
kısıtlama getirildiği belgelerden anlaşılmaktadır.
1850
Uygulamalarla birlikte değerlendirildiğinde, dikey anlaşmalar yoluyla;
- yetkili satıcıların Çimentaş ürünleri ile rekabet halindeki ürünleri üretmesi ve
satması yasaklanmak suretiyle rekabet yasağı getirilmekte (TESA-Madde 2,
4.2, 4.3; TEDA-Madde 5.3, 5.4) ve
- yetkili satıcıların belirli bölgeler dışına aktif ya da pasif satış yapması
engellenmektedir.
Ayrıca, söz konusu kısıtlamaların uygulanması çeşitli şekillerde
denetlenmekte ve aykırı davrananlar için yaptırım uygulanmaktadır.
Dolayısıyla, bu anlaşmalar yoluyla getirilen dikey kısıtlamaların, rekabeti 1860
bozucu amaç ve etkiye sahip olduğu ve bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal ettiği muhakkaktır.
I.4.3.2. Anlaşmaların Dikey Grup Muafiyeti Tebliğleri Bakımından
Değerlendirilmesi
I.4.3.2.1. 1997/3 ve 1997/4 Sayılı Tebliğler Çerçevesinde Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’da belirlenen temel prensiplerden biri, alıcılara satın
aldıkları malların yeniden satımına ilişkin olarak bölgesel sınırlamalar 1870
getirilememesi; daha açık bir deyişle, satın alınan malların istenilen yerde
satılması suretiyle sağlanacak rekabetin engellenememesidir. Ancak yasa
koyucunun 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde verdiği yetkiye dayanarak,
Kurul ilgili maddede belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, bu
anlaşmalara bireysel veya grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayabilir.
Nitekim, konuyla ilgili olarak, 1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğler yayımlanmıştır.
Özellikle bölge tanımlaması ve bölge dışına yapılacak aktif satışların
yasaklanması ise 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilebilecek
niteliktedir. Bu Tebliğ’in kurucu unsuru, sağlayacağı çeşitli etkilerle (“free
rider”ın azaltılması vb.), nihai tahlilde daha olumlu bir iktisadi sonuç oluşacağı 1880
için, münhasır bölgelerin varlığına izin vermesidir. Bu izne getirilen temel
sınırlama ise, tek elden dağıtıcı üzerine, anlaşmada belirlenen bölge dışında
anlaşma konusu mallarla ilgili olarak, müşteri aramama, şube açmama ve
dağıtım deposu kurmama yükümlülüklerinden başka rekabet sınırlaması
yüklenememesidir. Tek elden dağıtıcı üzerine, “aktif satış” olarak tanımlanan
bu kısıtların getirilmesine izin verilirken, bunlar dışında kalan her türlü satış
“pasif satış” olarak değerlendirilmekte ve pasif satışın engellenmesi, 4054
04-77/1108-277
49
sayılı Kanun’un ihlali olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bir alıcı, diğer
bölgelerden gelecek talepleri, bu bölgelerde müşteri aramamak, şube
açmamak ve dağıtım deposu kurmamak koşuluyla dilediği gibi karşılayabilir21. 1890
TEDA’lar bireysel olarak metin üzerinden incelendiğinde, TEDA’ların 1997/3
sayılı Tebliğ’e uygun oldukları izlenimi doğmaktadır. Zira anlaşmanın herhangi
bir hükmünden yola çıkarak Tebliğ’e aykırılık tespit edilememiştir. Aynı
şekilde, TESA’ların da 1997/4 sayılı Tebliğ’e lafzen uygun olduğu
görülmektedir.
Ancak yukarıda değinildiği üzere, söz konusu anlaşmalar, anlaşma metninde
yer aldığı halden farklı olarak, bölge dışına yapılacak aktif ve pasif satışların
yasaklanması sonucunu doğuracak şekilde uygulanmış ve söz konusu 1900
düzenlemeye uymayanlara çeşitli cezai yaptırımlarda bulunulmuştur. Bu
durumda ise, söz konusu anlaşmaların 1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğlerle
sağlanan grup muafiyetinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır.
Ayrıca, tek elden dağıtım bölgeleri belirlenmemişse (birden fazla yeniden
satıcının bir pazarda görevlendirilmesi gibi), ilgili Tebliğ’in dayanak noktasını
oluşturan ve korunması gereken bir çıkar da kalmamış demektir. Dolayısıyla
böyle bir durumda, ilgili Tebliğ’in müsaade ettiği “aktif satışların
engellenmesi”nin dahi imkanı bulunmamaktadır.
1910
Çimentaş’ın bayilik sistemi bir bütün olarak incelendiğinde, kimi bölgelerde
birden fazla bayinin faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Örneğin; Çimentaş
tarafından uygulanan para cezasının muhataplarından (…)’in tek elden
dağıtıcı olarak gösterildiği bölgelerden (…) ve (…)’da, (…) de tek elden
dağıtıcı olarak görevlendirilmiştir. Benzer şekilde, yine para cezasının
muhataplarından (…)’nin tek elden dağıtıcı olarak görevlendirildiği bölgelerden
(…)’de, (…) de tek elden dağıtıcı olarak görevlendirilmiştir. Böyle bir
uygulamanın 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilebilmesine imkan
bulunmamaktadır. Bu anlaşmalarda, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
bakımından ihlal teşkil ettiğine tereddüt bırakmayan aktif satış yasağı ve 1920
rekabet yasağı gibi düzenlemeler bulunmaktadır. Dolayısıyla, münhasırlık
21 Nitekim bu husus, Kurul’un 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı İGTOD kararında da,
“1997/3 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nin 3 üncü maddesi ile grup muafiyeti kapsamına giren
yükümlülükler arasında ‘anlaşmada belirlenen bölge dışında anlaşma konusu mallarla ilgili
olarak müşteri aramama, şube açmama ve dağıtım deposu kurmama’ yükümlülüğü de yer
almaktadır. Ancak, bu yükümlülük aktif ve pasif satış ayrımına dayanmaktadır. Tek elden
dağıtıcının bölge dışında satış yapmaya yönelik aktif faaliyetleri sınırlanabilir; bölge dışından
gelen talepleri karşılaması engellenemez. Bir başka deyişle, tek elden dağıtıcı üzerine bölge
dışında müşteri aramama, dağıtım deposu kurmama, şube açmama yükümlülükleri (aktif
satışlar) getirilebilir; ancak talep üzerine satış yapması (pasif satışlar) konusunda sınırlama
getirilemez. Tek dağıtıcı ile bölge dışına satış yapılmayacağı konusunda anlaşılması ya da
pratikte bölge dışına satışın engellenmesi, tek dağıtıcılara kendilerine tahsis edilen bölgede
mutlak koruma sağlar. Bu durumda marka içi rekabet tamamen ortadan kalkmış olacağından,
bu tür hükümler taşıyan anlaşmalar grup muafiyeti dışındadır. Dolayısıyla, pasif satışların
engellenmesi ya da bu uygulamaya ilişkin hükümler, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile
hukuka aykırı bulunup yasaklanan ve aynı maddenin ikinci fıkrasında sıralanan hallerden ‘Mal
veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının
paylaşılması ya da kontrolü’ şeklindeki (b) bendine uygunluk göstermektedir” şeklinde ifade
edilmiştir.
04-77/1108-277
50
şartının sağlanmadığı söz konusu anlaşmalar, pasif satışları yasaklar nitelikte
olmasa dahi, 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilemeyecek
niteliktedir.
I.4.3.2.2. 2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği
Çerçevesinde Değerlendirme
2002 yılı içinde 1997/3, 1997/4 ve 1998/7 sayılı Tebliğ’ler yürürlükten
kaldırılarak, bunların yerine 14.7.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/2 sayılı 1930
“Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” çıkarılmış ve bu Tebliğ’le
dikey anlaşmalar bakımından yeni bir grup muafiyeti sistemi getirilmiştir. Bu
Tebliğ’in geçici 1. maddesine göre; Tebliğ’in yürürlüğe girdiği tarihte
uygulanmakta olan ve bu Tebliğ’le kaldırılan Tebliğ’lerden herhangi birisine
göre grup muafiyeti kapsamında olan anlaşmaların yeni Tebliğ’e
uyarlanabilmesi için bir yıllık bir geçiş süreci öngörülmüştür. Ancak, 2002/2
sayılı Tebliğ’le ilga edilen Tebliğ’lere göre muafiyet tanınamayacak durumdaki
anlaşmalar bakımından söz konusu geçiş sürecinden yararlanma imkanı
bulunmamaktadır.
1940
Anlaşmaları 2002/2 sayılı Tebliğ’in kapsamı dışına çıkaracak olan hükümler,
Tebliğ’in “Anlaşmaları Grup Muafiyeti Kapsamı Dışına Çıkaran Sınırlamalar”
başlıklı 4. maddesinde düzenlenmiştir. Tebliğ’in 4(b) maddesi, alıcılara
sözleşme konusu mal veya hizmetleri satacağı bölge ve müşteriler konusunda
getirilen kısıtlamalara ilişkindir. Buna göre, maddede sayılan dört istisna
dışında kalan hallerde, alıcıya bölge veya müşteri kısıtlaması getirmek
mümkün değildir. Dolayısıyla, Tebliğ’in 4. maddesinin (b) bendinde yer verilen
istisnalar haricinde sınırlamalar içeren sözleşmeler, söz konusu Tebliğ ile
tanınan muafiyetten yararlanamaz. Tebliğ’in 4(b)(1). maddesi ise, bir
anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanabilmesi için, aktif satışların hangi 1950
koşullar altında yasaklanabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, münhasır bir
bölge tespiti söz konusu ise, bu münhasır bölgeye diğer bölgelerden aktif satış
yapılması yasaklanabilmektedir.
Tebliğ ile aktif satış yasağının “kişi” esaslı uygulamasından vazgeçilerek
“bölge” esaslı uygulamaya geçilmiş; daha açık bir ifadeyle alıcıların, sadece
münhasıran sağlayıcıya veya başka bir alıcıya tahsis edilmiş bölgelerde aktif
satış yapmasının engellenmesine izin verilmiştir. Bunun ötesine geçebilecek
bir aktif satış yasağı ise anlaşmanın Tebliğ’de sağlanan muafiyetten
yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. Ancak bu gelişme, önceki rejimin 1960
temel ilkelerinde, özellikle de “aktif-pasif satış” tanımlarında bir değişikliğe
neden olmamıştır. Konuya ilişkin olarak yeni Tebliğ’le getirilen ilkeler şu
şekilde özetlenebilir:
- Teşebbüslere münhasır bir bölge verme suretiyle tanınan koruma mutlak bir
koruma değildir. Alıcı teşebbüsler, sorumlu oldukları bölgede satış yaparken
diğer dağıtıcıların ancak aktif rekabetinden korunabilirler. Başka bir ifadeyle,
sağlayıcı teşebbüsler, kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş münhasır
bölgeye yapılacak aktif satışları kısıtlayabilir. Bu bölgeye yapılacak pasif
satışların kısıtlanması ağır ihlal olarak değerlendirilecektir. Bu noktada aktif 1970
satış-pasif satış ayırımı önem kazanmaktadır.
04-77/1108-277
51
- Başka bir dağıtıcının bölgesindeki müşterilerden gelen ve dağıtıcının aktif
çabaları neticesi olmayan tesadüfi talepleri karşılamak, teslimatı dağıtıcı
teşebbüs gerçekleştirse dahi, “pasif satış” anlamına gelmektedir. Medya veya
internet aracılığı ile yapılan genel nitelikteki reklamlar veya promosyonlar,
münhasır olmayan bölgelerdeki ya da dağıtıcının kendi bölgesindeki
müşterilere ulaşmak için makul bir yol olması kaydıyla, pasif satış yöntemi
olarak değerlendirilecektir. Böyle bir durumda, diğer bir dağıtıcının münhasır
bölgesindeki müşterilerin de bu tür genel nitelikteki reklam veya 1980
promosyonlardan etkilenmesi çoğunlukla kaçınılmazdır. Bu tür genel nitelikteki
pazarlama yöntemleri neticesinde başka bir dağıtıcının münhasır bölgesindeki
müşterilere gerçekleştirilen satışlar da pasif satış kapsamındadır. İnternet
yoluyla yapılan satışlar genellikle pasif satıştır. Zira internet her müşteriye
ulaşmak için yapılan makul bir satış yöntemidir.
- Alıcıların satış yaptığı bölgenin münhasır olarak değerlendirilmesi için, o
bölgeye sadece tek bir alıcının veya sadece sağlayıcının kendisinin aktif
olarak satış yapıyor olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, belirli bir
bölgeye aktif olarak satış yapan teşebbüs sayısı iki veya daha fazla ise o 1990
bölge artık münhasır değildir. Bu tür “serbest” bölgelerdeki müşterilere
herhangi bir alıcı dilediği gibi aktif olarak satış yapabilmelidir.
Aynı Tebliğ’in 4 (a) maddesi ise, alıcı teşebbüsün kendi satış fiyatını belirleme
serbestisinin engellenmesine ilişkindir. Buna göre, söz konusu Tebliğ’de,
alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesinin kesinlikle yasak olduğu
ancak, sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla sağlayıcının,
alıcının azami satış fiyatını belirlemesinin veya alıcıya satış fiyatını tavsiye
etmesinin mümkün olduğu belirtilmektedir. Sağlayıcı teşebbüsler, akdetmiş
oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını 2000
doğrudan belirlemelerinin yanı sıra, aynı ihlali değişik uygulamalar vasıtasıyla
dolaylı yollarla da gerçekleştirebilmektedirler. Alıcının kar marjının
belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının
uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya
tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması
ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya
alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya
da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması gibi uygulamalar yeniden satış
fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesinin örnekleri olarak sayılmaktadır.
2010
Yukarıda değinilen satış bölgesinin ve nihai satış fiyatının belirlenmesine dair
olan sınırlamalar, Tebliğ’e uygunluğu ortadan kaldıran ağır (hardcore)
sınırlamalardır ve herhangi bir anlaşmada söz konusu sınırlamaların
bulunması halinde, söz konusu anlaşmanın tamamını muafiyet kapsamı
dışına çıkarmaktadır.
Yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde söz konusu anlaşmalar
incelendiğinde, TESA’lar bakımından lafzen bir uyumsuzluk olmamakla
birlikte, TEDA’ların lafzi olarak dahi 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nden
yararlanamayacakları görülmektedir. Çünkü, söz konusu anlaşmalar ile 2020
Çimentaş’ın, TEDA bölgesinde tüketime tabi, doğrudan satışlar yapabileceği
04-77/1108-277
52
düzenlendiğinden (Madde 5.1), her bir bölge için münhasırlık ortadan
kaldırılmış olmaktadır. Dolayısıyla, bölge tanımı (Madde 3) ve bölge dışında
müşteri aramama, şube ve/veya depo açmamaya ilişkin (aktif satış yasağını
düzenleyen) hüküm (Madde 5.2) gereğince söz konusu anlaşmalar, Tebliğ’in
4(b)(1). maddesinde getirilen istisnadan yararlanamayacaktır. Bunun da
ötesinde bazı bölgelerde (İzmir) TESA anlaşması imzalanmıştır. Bu
bölgelerde herhangi bir münhasırlık olmadığı açıktır. TEDA anlaşmalarında
getirilen aktif satış yasağı, TESA uygulanan bölgeleri de kapsadığından,
2002/2 sayılı Tebliğ’le sağlanan muafiyetten bu sebeple de 2030
yararlanamayacaktır.
Bu çerçevede, (…) ve (…)’ne çimento indirdiği için para cezasının verildiği
(…) ve (…) bölgelerinde, herhangi bir tek elden dağıtıcının görevlendirilmemiş
olması da önem arz etmektedir.
Anlaşma metinlerinin yanında uygulamalar da dikkate alındığında, TEDA’ların
yanı sıra TESA’lar bakımından da bölge sınırlaması getirildiği ve bölge dışına
yapılacak aktif satışların yanı sıra pasif satışların da yasaklandığı dikkate
alındığında, bu anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı muafiyetten 2040
yararlanamayacağı tespit edilmiştir.
İ.4.4. Süre ve Bildirim
Değerlendirme konusu olan ve TESA ve TEDA olarak adlandırılan standart
yetkili satıcılık anlaşmalarının, 1998 yılı Nisan ayında uygulamaya konulduğu,
2003 yılı sonu itibarıyla ve 21.4.2004 tarihi itibarıyla aynı sözleşmelerin
yürürlükte olduğu teşebbüs yetkilileri tarafından beyan edilmiştir.
Çimentaş için her ne kadar yukarıda yer verilen tutanak ve belgeler 2002 ve 2050
2003 yıllarına aitse de, ilgili belgelerde yer alan ifadelerden, söz konusu
anlaşmaların ilk akdedilmesinden itibaren bölge dışına yapılacak pasif
satışları yasaklayıcı mahiyette uygulandığı anlaşılmaktadır.
Çimentaş yetkilileri, 10.3.2003 tarihinde yapılan görüşmede, “Rekabet Kurulu
tebliğlerine uygun olarak hazırlanan bayilik anlaşmalarının 4 Mayıs 1998
tarihinde Rekabet Kurumuna gönderildiğini ve bunlara ilişkin olumsuz bir
cevabın gelmediğini” ifade etmiştir. 20.04.2004 tarihinde gönderilen bilgi
yazısında ise söz konusu anlaşmaların 5 Mayıs 1998 tarihinin hemen
ertesinde bildirildiği beyan edilmiştir. Ancak Kurum kayıtlarında yapılan 2060
incelemede böyle bir başvurunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Esasen söz konusu anlaşmaların, sadece yazılı metin kısmının bildirilmiş olup
olmaması herhangi bir önem taşımamaktadır. Zira yukarıda değinildiği üzere
anlaşmalar, lafzen, 1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğ’lere uygun olarak
hazırlanmıştır. Dolayısıyla herhangi bir bildirim yükümlülüğü de
bulunmamaktadır. Ancak, anlaşmaların yorumlanması ve uygulanması açıkça
lafzı değiştirecek nitelikte olmuştur. Bu durumda söz konusu uygulamaların
1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğ’lerden yararlanma imkanı da bulunmadığından,
anlaşma niteliğindeki bu uygulamalara ilişkin bildirim yapılmış olması 2070
gerekirken, böyle bir bildirim yapılmamıştır.
04-77/1108-277
53
İ.4.5. Dikey Anlaşmaların Yatay Etkileri
Yatay ihlaller başlığı altında görüldüğü üzere, teşebbüsler bölgelere göre farklı
fiyatlar uygulamaktadırlar. Bu durum genellikle, fabrika merkezinin bulunduğu
bölge dışına nakliye sübvansiyonu uygulanması şeklinde gerçekleşmektedir.
İlk bakışta böyle bir uygulamanın rekabetçi güdülerle yapıldığı, fabrikadan
uzak bölgelerde bulunan yerlerde, diğer teşebbüslerle rekabet edebilmek için
nakliye sübvansiyonun gerekli olduğu söylenebilir. Ancak, uygulamada
durumun hiç de bu yönde olmadığı görülmektedir. Aksine, bu uygulama ile 2080
fabrika merkezlerinde yüksek fiyat politikası izlenmesi kolaylaştırılmaktadır.
Zira teşebbüsler genellikle rakiplerinin etkin olduğu bölgelere, bir başka
deyişle rakip fabrikaların üretim merkezi ve hinterlandına ya hiç girmemekte
ya da buralarda minimum düzeyde faaliyet göstermektedirler.
Böyle bir uygulamayı mümkün kılabilmek için dikey yapılanmanın önemi
oldukça büyüktür. Üretim tesisinin bulunduğu bölgede yüksek fiyat uygulayan
bir teşebbüs, nakliye sübvansiyonu yaparak ürün sağladığı uzak bölgelerden
ana merkeze ürün girmesini engellemek veya en aza indirmek isteyecektir.
Bunun gibi, kimi bölgelerde gündeme gelebilecek düşük fiyatların diğer 2090
bölgelere yansımaması için de, bölgeler arası ticaretin engellenebilmesinin
önemi büyüktür. Örneğin, Körfez Bölgesi’nde olduğu gibi, kimi bölgelere
dışarıdan daha ucuz çimento arz edilmesi durumunda, bu bölgede fiyatlarda
yaşanacak düşüşün diğer bölgelere yansımaması dikey yapılanma sayesinde
mümkün olabilmektedir.
Çimentaş’ın “Tek Elden Dağıtım Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma
Anlaşması” adı altında yaptığı anlaşmalar yoluyla kurduğu dikey
yapılanmanın, farklı bölgelere farklı fiyatlar uygulayabilmek ve fabrika
çevresindeki alıcılara daha yüksek fiyat uygulamasını gerekçelendirebilmek 2100
amacıyla uygulanan bir sistem olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar söz konusu
belgede, ilgili teşebbüslerin adları yer almasa da, söz konusu teşebbüslerin
yaptıkları dikey anlaşmalar incelendiğinde, Batı Grubu ve Çimentaş
bakımından söz konusu belgede ifade edilen sisteme uygun bir yapılanmaya
gidildiği görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu anlaşmaların da yukarıda yer
verilen belgedeki değerlendirmelerin de bahse konu teşebbüsler için de
geçerli olduğu söylenebilecektir.
İ.4.6. Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
2110
Yapılan savunmalarda özetle; Çimentaş’ın bayilerinin pasif satışlarını değil,
sadece aktif satışlarını yasakladığı, Rapor’da yer alan belgelerin, Çimentaş’ın
bayilerin pasif satış yapmalarını yasakladığını ispatlamaya yeterli olmadığı,
Çimentaş’ın dağıtım sisteminin bir bütün olarak ele alınması sonucu, kimi
bölgelerde birden fazla bayinin faaliyet gösterdiğine dair yapılan tespitin
gerçeği yansıtmadığı, dolayısıyla sözleşmelerin gerek içerik ve gerekse
uygulama açısından 1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğ’lere uygun olduğu, bu
sebeple söz konusu anlaşmalar bakımından herhangi bir bildirim
yükümlülüğünün de söz konusu olmadığı, pasif satış nedeniyle bildirim
yükümlülüğü doğduğunun kabul edilmesi halinde dahi bu yükümlülüğün, söz 2120
konusu uygulamaların başlangıç tarihi olarak kabul edilebilecek olan
04-77/1108-277
54
17.9.2002 tarihinde doğmuş olacağı, bu sırada yürürlükte olan 2002/2 sayılı
Tebliğ’de bir yıllık geçiş süresi tanınmış olması dolayısıyla Tebliğ’in tam
anlamıyla ancak 14.7.2003’te yürürlüğe girdiği ve bildirim yükümlülüğünün de
14.8.2003’de doğacağı iddia edilmektedir. Ayrıca, bayilik anlaşmalarının 4
Mayıs 1998 tarihinde Rekabet Kurumu’na gönderildiğine dair Çimentaş
tarafından yapılan beyanın, 1998 yılında Çimentaş hakkında yürütülen
soruşturma kapsamında talep edilmesi üzerine ilgili sözleşmelerin Kurul’a
sunulduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması halinde bu bildirimin
yapıldığının görüleceği ileri sürülmektedir. 2130
Çimentaş tarafından pasif satışların yasaklandığının gösterilemediği
yönündeki savunmalara katılma imkanı bulunmamaktadır. Konuya ilişkin
olarak yapılan savunmada, ispat vasıtası olarak kullanılan belgelerin
tamamının gönderilmediği iddia edilmektedir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki,
pasif satışın yasaklandığına dair tespitlerde kullanılan ana dokümanlar,
Çimentaş’tan elde edilmiş belgelerdir. Bu belgelerin Çimentaş’ın bilgisine
sunulmadığı iddia olunamaz. Bulguları destekler nitelikteki diğer belgelerin ise,
konuyla ilgili olan kısımları teşebbüse gönderilmiştir.
2140
Savunma tarafından, başka bir soruşturmada kullanılmış olan bir belgenin, bu
soruşturmada kullanılamayacağı iddia edilmektedir. Oysa, bir belge ilgili
olduğu ölçüde, mükerrer cezalandırmaya neden olmayacak şekilde birden
fazla soruşturmada kullanılabilecektir. Söz konusu belge, Çimentaş’ın
İzmir’deki bayilerle TESA, İzmir dışındaki bayilerle ise TEDA anlaşmaları
yapmasının nedenleri hakkında fikir verebilecek nitelikte olduğu için
kullanılmış, destekleyici nitelikte bir belgedir. Bu belgeye dayanarak herhangi
bir ihlal ve ceza sonucuna ulaşılmış değildir.
Çimentaş tarafından bayilere gönderilen mektup konusunda yapılan 2150
savunmada, bu belgelerin TEDA bayilerine gönderildiği ifade edilmekte ve
mektupta kullanılan “bölge dışına satışların” sadece aktif satışları kastettiğinin
hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde anlaşıldığı iddia edilmektedir.
Gerçekten de söz konusu yazıda aktif satıştan söz edilmektedir. Ancak,
yapılan ihtar, “herhangi bir yetkili satıcının satın aldığı malı Sipariş Fişinde
belirtilen adresten farklı bir mahale teslim ettiği herhangi bir şekilde tespit
edildiği takdirde, söz konusu yaptırımların uygulanacağı” şeklindedir.
Görüleceği üzere, bu ihtarda, aktif-pasif satış ayırımı yoktur. Yani bayinin
aldığı malı farklı bir bölgeye teslim ettiği herhangi bir şekilde anlaşıldığında
yaptırıma tabi olacağı bildirilmektedir. Söz konusu tespitle ilgili olarak aktif 2160
satış söz konusu olabileceği gibi, pasif satış olma ihtimali de göz önünden
kaçırılmamalıdır. Böyle bir uygulamanın pasif satışları da yasaklayıcı ve
caydırıcı olduğu muhakkaktır. Konuyla ilgili bir başka husus ise, savunmada
her ne kadar sadece TEDA bayilerine gönderildiği ifade edilse de, söz konusu
yazının bütün bayilere gönderilmiş olduğudur. Söz konusu bayilerden bir kısmı
ile TESA anlaşması imzalandığı ve dolayısıyla herhangi bir aktif satış yasağı
dahi bulunmayan söz konusu bayiler bakımından, aktif-pasif satış ayırımının
nasıl yapıldığı ve sadece aktif satışların izlendiği sorulmalıdır. Hal böyle iken,
söz konusu yazıdaki kısıtlamanın sadece aktif satışlar için geçerli olduğunu
iddia etmek mümkün görünmemektedir. Bu bulguyu destekler nitelikte 2170
04-77/1108-277
55
kullanılan bayi tutanağında da, bölge dışına yapılan satışların nasıl yapıldığı
açıkça beyan edilmiştir.
Bir diğer savunma ise, yetkili satıcının bölgesi dışında alt bayilik tesis ettiğinin
ve alt bayisi aracılığıyla bölgesi dışına satış yaptığının yetkili satıcıların
görüşme tutanaklarında yer aldığı, dolayısıyla bu satışların aktif satış olduğu
hakkındadır. Oysa söz konusu görüşme tutanağında bayi, kendi alt
bayilerinden değil, başka alt bayilerden bahsetmiştir. Bayinin, “Alt bayilere, çift
yönlü nakliyeden yararlanmak isteyen nakliyecilere vb. satış yapmaktayız.
Alıcılar bize telefon açarak fiyatımızı sorarlar. Verdiğimiz fiyatı uygun 2180
bulurlarsa ‘şu plakalı araç sizden mal alacak’ şeklinde Çimentaş’a bilgi veririz.
Satışlarımız bu yolla olmaktadır. Salihli’deki depomuz dışında depomuz,
şubemiz vb. satış yerimiz bulunmamaktadır.” şeklindeki ifade de bu durumu
doğrulamaktadır. Dolayısıyla yetkili satıcının alt bayisinin ve aktif satışının söz
konusu olmadığı, müşterinin telefon etmesi yoluyla mal satışının ise pasif
satış olduğu açıktır.
Ayrıca savunmalarda, bayilerin fabrikadan çimento alırken bayilerin belirttiği
çimentonun gideceği yerin fatura ve sevk irsaliyesine yazıldığı, bayinin
çimentoyu başka yere götürmesi durumunda, sevk irsaliyesinin gerçeğe aykırı 2190
düzenlenmesi nedeniyle VUK 353 ve mükerrer 354. maddelerine göre
Çimentaş’ın cezaya muhatap olacağı, geçmişte bunun örneklerinin yaşandığı
iddia edilmiştir. Oysa, VUK 353. maddesinde, sevk irsaliyesini düzenleyene
ceza öngörülmüştür. Sevk irsaliyesini kimin düzenlemesi gerektiğine ilişkin
olarak ise, VUK 230. maddesinde;
“Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:
…
5. Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim
edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, 2200
teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde
alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve
taşıtta bulundurulması şarttır.”
denilmektedir. Dolayısıyla, çimentonun bayi tarafından taşınması nedeniyle,
bayi tarafından düzenlenmesi gereken sevk irsaliyesinin, gerçeğe aykırı
düzenlenmesinden de bayi sorumlu olacaktır. Çimentaş’ın, bayi kamyonunun
gittiği yeri bu nedenle kontrol ettiği ve yaptırım uyguladığı iddiası yersiz
bulunmuştur. Geçmişte benzer cezalara muhatap olunduğu konusu ise,
herhangi bir belge ile ispatlanmamıştır. 2210
Aynı bölgede birden fazla bayinin faaliyet göstermesi konusunda, söz konusu
bölgelerde faaliyet gösterdiği ifade edilen bayilerle farklı zamanlarda anlaşma
yapıldığı ve sonraki anlaşmalarda yeni bayilere tahsis edilen bölgelerin, eski
bayilerin bölgesi olmaktan çıkarıldığı, böylece karşılıklı mutabakatlar sonucu
bu bölgelerde yeni münhasırlıklar kurulduğu ifade edilmekte ve dolayısıyla,
aynı bölgede faaliyet gösteren birden fazla bayi bulunmadığı iddia
edilmektedir. Bu iddialar kabul edilebilir bulunmamıştır. Zira, 2000 yılında
(……)’la anlaşma yapılması sonucu (……)’in (……)’deki münhasırlığının
kaldırıldığı ifade edilmesine rağmen, Çimentaş’tan talep edilmek suretiyle 2220
04-77/1108-277
56
temin edilen 2002 yılı yetkili satıcılar listesinde de, (……) hem (……) İnşaat’ın,
hem de (……)’in faaliyet alanı olarak beyan edilmiştir. Çimentaş son yazılı
savunmasında ise, söz konusu bölgede iki münhasır bayinin bulunmadığını,
Kurul’a verilen listelerde yanlışlıkla başka bir bayinin münhasır bölgede
gösterilmiş olduğunu iddia etmiştir. Söz konusu savunmalar, Kurul tarafından
kabul edilmemiş, 2002 yılı itibarıyla da bu bölgede iki bayinin faaliyet
göstermekte olduğu, en azından bu bölge bakımından bir münhasırlık
bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bildirim yükümlülüğü hakkındaki savunmalara ilişkin olarak ise, gerek pasif 2230
satışların yasaklanması ve gerekse aynı bölgede birden fazla bayilik tahsis
edilmiş olması nedeniyle, münhasırlık bulunmayan bölgelerdeki bayiler
bakımından, bölge dışına yapılacak aktif satışların açıkça yasaklanmış
olmasının, Çimentaş’ın akdettiği bayilik anlaşmalarının 1997/3 ve 1997/4
sayılı Tebliğ’lerle sağlanan muafiyetten yararlanmasına engel olduğundan,
bildirim yükümlülüğünün doğduğu söylenebilir.
Savunmalardaki, bildirim yükümlülüğü doğsa bile, bunun 14.8.2003’te
başlayacağı yönündeki değerlendirmeler kabul edilebilir nitelikte değildir. Bu
bağlamda, münhasırlık bulunmayan bölgeler bakımından aktif satış yasağı 2240
düzenlemelerinin bulunmadığı ve bölge dışına pasif satış yasağı
uygulamasının, 17.9.2002 tarihinde başladığı kabul edilecek olsa dahi, bu
uygulamanın 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen bir yıllık geçiş süresinden
yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu Tebliğ, 14.7.2002
tarihinde yürürlüğe girmiş olup, ancak bu tarihten önce uygulanmakta olan ve
geçmiş Tebliğ’lere uygun olup, yeni Tebliğ’e aykırılık teşkil eden düzenleme
ve uygulamalar bakımından bir geçiş süresi öngörmüştür. Dolayısıyla, 2002/2
sayılı Tebliğ’in yürürlüğe girmesinden sonra başlamış bir uygulama için veya
bu Tebliğ’in yürürlüğe girmesinden önce başlamış ve fakat, daha önceki
tebliğlere uygun olmayan uygulamalar için söz konusu geçiş süresinden 2250
yararlanılamayacağı açıktır.
Savunmanın, ilgili anlaşmaların daha önceki soruşturma kapsamında Kurum’a
sunulmuş olduğu ve dolayısıyla bildirimin yapılmış olduğu yönündeki
değerlendirmeleri de hatalıdır. Ayrıca, bildirimin belirli bir usul çerçevesinde ve
bildirim formlarında istenilen bilgilerin sağlanması suretiyle yapılması
nedeniyle, daha önceki bir soruşturma kapsamında sunulmuş olsa dahi,
usulüne uygun olarak yapılmış bir bildirim bulunmadığından, Kurul tarafından
yapılan talep üzerine sözleşmelerin Kurum’a intikal ettirilmesinin bildirim
olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. 2260
İ.5. Ağırlaştırıcı Unsurlar
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasına göre; “Kurul, para cezasını
verirken, kastın varlığı, kusurun ağırlığı, ceza uygulanan teşebbüs veya
teşebbüslerin pazar içindeki gücü ve muhtemel zararın ağırlığı gibi unsurları
dikkate alır.” ifadesi yer almaktadır. Kanun’un emredici bu hükmüne göre, Ege
Bölgesi çimento üreticilerine yönelik yürütülmekte olan soruşturmada ceza
04-77/1108-277
57
verilirken dikkate alınması gereken ağırlaştırıcı unsurlara aşağıda yer
verilmiştir22: 2270
İ.5.1. Muhtemel Zararın Ağırlığı
Çimentonun alternatifinin bulunmaması yanı sıra, kullanım alanının geniş
olması, temel bir malzeme olması nedeniyle, çimento fiyatlarındaki suni
artışın, alt pazarlarındaki sektörler (hazır beton, inşaat...) üzerindeki
zincirleme etkisi, her alt pazarda katlanarak büyüyen bir etkiye sahip olacak
ve ülke ekonomisine olan etkisi bu nedenle oldukça büyük olacaktır. Herhangi
bir tüketim malının fiyatında gerçekleştirilen fiyat tespitinin sonuçları ile
çimento gibi temel bir malzemenin fiyatları konusunda yapılan fiyat tespitinin 2280
farkı açıktır. Bu durumda, olması gerekenden çok daha yüksek fiyat seviyeleri
şeklinde ortaya çıkan ihlallerin, özellikle son dönemlerde enflasyonu
düşürmek için çok yüksek bedeller ödemiş ve halen de ödemekte olan
ülkemiz ekonomisine olumsuz şekilde yansıdığı gerçeği ortadadır. Çimento
pazarında gerçekleştirilen rekabet ihlallerinin yaratacağı muhtemel zararların
oldukça büyük oluşu da, söz konusu soruşturmada dikkate alınması gereken
ağırlaştırıcı unsurlardan birisidir.
İ.5.2. İhlalin Süresi
2290
Fiyat tespiti başlığı altında yer verilen fiyat grafikleri birbirine eklenerek
incelendiğinde, 2002 yılı Nisan ayında başlayan ihlaller sonucunda
oluşturulan yüksek fiyatların, 2003 yılında kısa bir dönem düşmesine rağmen,
tekrar 2003 Haziran ayında yeni bir fiyat tespiti yapılarak fiyatların yükseltildiği
görülmektedir. Dolayısıyla ihlalin süresinin oldukça geniş bir zaman dilimini
kapsaması nedeniyle, ceza verilirken söz konusu durum ağırlaştırıcı bir unsur
olarak kabul edilmiştir.
İ.5.3. Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
2300
Savunmalarda, çimentonun inşaat maliyetleri içerisindeki payının % 5
civarında olduğu, dolayısıyla çimento fiyatlarında meydana gelecek % 10
oranındaki bir artışın, inşaat maliyetlerinde % 0,5 oranında bir yükselmeye yol
açacağı belirtilmektedir. Bu itibarla çimento fiyatlarındaki değişimin piyasalara
etkisinin artan ve katlanan oranda değil, tam aksine azalan oranda olabileceği
ifade edilmektedir. Burada söylenen ifadelerden hareketle hemen hiçbir
girdinin alt pazarlardaki etkisi artan oranlı olmayacaktır, çünkü mamul
üretiminde birden fazla girdi kullanılmaktadır. Oysa, çimento fiyatlarındaki
artışın çimentonun üretimde kullanılan temel bir girdi olması sebebiyle, pek
çok alanda maliyetleri artırıcı etkisinin olduğu yönündedir. Ayrıca, çimento 2310
sektörünün inşaat sektörü dışında da etkilediği birçok yan sektör olduğu göz
önüne alındığında, bu sektörde gerçekleşen bir fiyat tespitinin ilişkili tüm
sektörleri etkileyeceği açıktır.
22 Daha önceden rekabet soruşturması geçirmiş olan pazardaki teşebbüslerin fiyat tespitinin
rekabet ihlali olduğunu bilmemesinden, dolayısıyla kastın bulunmadığından bahsedilemez. Bu
nedenle söz konusu ağırlaştırıcı unsura ayrı bir başlık altında yer vermeye gerek
görülmemiştir.
04-77/1108-277
58
Savunmalarda, ihlalin süresinin ağırlaştırıcı unsur olarak değerlendirilmesine
itiraz edilerek, değerlendirmelere esas alınan dönemin uzun bir dönem olarak
nitelendirilemeyeceği iddia edilmektedir.
2002 yılı Nisan ayında başlayıp, 2003 yılı başında kısa bir dönem kesintiye
uğradıktan sonra, 2003 yılı Haziran ayından itibaren yeni bir fiyat tespitiyle 2320
devam eden dönemin, fiyat tespiti gibi bir ihlal açısından son derece uzun bir
dönem olduğu açıktır.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, “belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmaların hukuka aykırı ve yasak olduğu”
düzenlenmiştir. Bu hüküm, bütün teşebbüsler arası anlaşma, karar ve uyumlu 2330
eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup, temel amacı, her bir
teşebbüsün kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına,
diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabet Hukuku açısından fiyat tespitine yönelik anlaşmalar en ağır rekabete
aykırılık halleri arasında değerlendirilmiş ve çok açık bir biçimde
yasaklanmıştır.
Bir anlaşmada, rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en
azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu 2340
durumda anlaşmanın rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek
yoktur. Rekabeti bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız
rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal
çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya
taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.
Öte yandan, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde, “Bu Kanunun
amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı
veya bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması
gerekir. Maddenin amacı bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa 2350
bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma
anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi
yoktur. Teşebbüsler arasında bir anlaşmanın varlığı tespit edilemese bile
teşebbüsler arasında kendi bağımsız davranışları yerine geçen bir
koordinasyon veya pratik işbirliği sağlayan, doğrudan veya dolaylı ilişkiler de,
eğer aynı sonucu doğuruyorsa, yasaklanmıştır. Böylece teşebbüslerin Kanuna
karşı hile yolu ile rekabeti sınırlayıcı uygulamaları meşru göstermeleri
engellenmek istenmiştir” denilerek, anlaşma kavramının, sözleşmelerden çok
daha geniş bir irade birlikteliği niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Sözleşme
olmaksızın rekabet ortamını bozan her türlü ilişkinin uygulamaya sokulması da 2360
anlaşma niteliğindedir. Ayrıca, rekabeti kısıtlayıcı, sınırlayıcı, ya da ortadan
kaldırıcı etkileri nedeniyle, "centilmenlik anlaşmaları" ve "sözlü anlaşmalar" da
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir.
04-77/1108-277
59
Ayrıca, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin son fıkrasında; “Bir anlaşmanın
varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya
arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik
göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri 2370
uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.”
hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla, piyasalardaki fiyat değişimlerinin rekabetin bozulduğu
piyasalardakine benzerlik göstermesi yahut rekabetçi piyasalardakinden
farklılık göstermesi durumunda, bu durum teşebbüslerin uyumlu eylem içinde
olduklarına karine teşkil edecektir. Taraflar, makul ve ekonomik gerekçelerini
ortaya koyarak sorumluluktan kurtulabilecektir. Bu bağlamda Ege Bölgesi
çimento fiyatları incelenmiş, belli dönemlerde paralel ve yüksek fiyat artışları
görülmüştür. Söz konusu artışların maliyetlerden kaynaklanabilme ihtimali 2380
nedeniyle maliyetlerle karşılaştırma yapılmış, ancak maliyetlerin yıl boyunca
neredeyse stabil bir seyir izlediği tespit edilmiştir. Başka bölgelerin fiyatlarıyla
yapılan karşılaştırmada ise, aynı ürünün Ege Bölgesi’nde, Ankara fiyatlarına
göre % 65’lere varan daha yüksek fiyatlarla satıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca,
yerinde incelemelerde bulunan belgeler de, rakipler arası koordinasyona
ilişkin emareler olarak değerlendirilmiştir. Taraflar tarafından yapılan
savunmalarda söz konusu durum, makul ve ekonomik gerekçelerle de
açıklanamamıştır.
Uyumlu eylem karinesinin kullanılamaması durumunda, özellikle rekabet 2390
hukukunu ve ispat vasıtalarını bilen sektörlerde, gizli nitelikteki kartel
anlaşmalarının ispatlanması imkansız hale gelebilecektir. Nitekim 4. maddenin
son fıkrasına ilişkin olarak, söz konusu maddenin gerekçesinde; “Rekabeti
kısıtlayıcı anlaşmaların yasaklandığı bir hukuk düzeninde genellikle bu tür
anlaşmalar gizli yapılmakta ve bunların varlığının ispatı oldukça güç, bazen de
imkansız olmaktadır. Bu nedenle Maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen
hallerin varlığı halinde teşebbüslerin uyumlu eylem içinde oldukları karinesi
kabul edilmiştir. Böylelikle uyumlu eylem içinde olmadıklarını ispat yükü ilgili
teşebbüslere geçirilmiş bulunmakta ve ispat güçlüğü nedeniyle Kanunun
işlemez hale gelmesinin önlenmesi amaçlanmıştır.” denilerek “uyumlu eylem 2400
karinesi”nin amacı ve işleyişi açıklanmıştır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
1- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batı Grubu Şirketler (Batıçim Batı
Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. ve Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.),
Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii
Ticaret A.Ş.’nin;
a) 2002 yılı Nisan ayından başlayarak, İzmir ve Aydın başta olmak üzere tüm 2410
Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettikleri,
04-77/1108-277
60
b) 2003 yılı Haziran ayından başlayarak Körfez Bölgesi başta olmak üzere
tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettikleri,
2- Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden Dağıtım
Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında akdettiği
standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte 2420
değerlendirildiğinde, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
olduğu ve 1997/3, 1997/4 ve 2002/2 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağı,
tespit edilmiş; bu eylemlerin, 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinin, “Belirli bir mal
veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır” 2430
şeklindeki genel hükmünü ve özellikle de, “Mal veya hizmetlerin alım ya da
satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut
satım şartlarının tespit edilmesi” hükmünü içeren (a) bendini açıkça ihlal eder
nitelikte olduğu görüşüne ulaşılmıştır.
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası, “bu Kanunun 4 üncü ve 6
ncı maddesinde yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği Kurul kararı ile
sabit olanlarla bu Kanunun 11 inci maddesinin (b) bendinde yazılı
davranışlarda bulunan teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile
teşebbüs birlikleri ve/veya bu birliklerin üyelerinin bir yıl önceki mali yıl 2440
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirinin
yüzde onuna kadar para cezası verilebileceğini” hükme bağlamaktadır. Bu
bağlamda, Kurul tarafından takdir olunan idari para cezasının belirlenmesinde,
ilgili teşebbüslerin, 2002 mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirleri esas
alınmıştır.
4054 sayılı Kanun’un, “Anlaşma, Birleşme ve Devralmaların Kurula
Bildirilmesi” başlıklı 10. maddesinde yer alan, “4 üncü madde kapsamına giren
anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar yapıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde
Kurula bildirilir” ifadesi, bu tür anlaşmalara bildirim yükümlülüğü getirmekte; 2450
bildirilmemiş anlaşmalara 16. maddenin birinci fıkrası (c) bendi ve üçüncü
fıkrası hükümleri uyarınca para cezası verilmesi öngörülmektedir.
K. SONUÇ
Ege Bölgesi çimento pazarında faaliyet gösteren Akçansa Çimento Sanayi
ve Ticaret A.Ş., Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş., Batısöke
Söke Çimento Sanayii T.A.Ş., Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk
A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş. hakkında 24.4.2003 tarih, 03-
27/326-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 2460
düzenlenen Rapora, toplanan delillere, sözlü savunma toplantısındaki
açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
04-77/1108-277
61
1- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batı Grubu Şirketler (Batıçim Batı
Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. ve Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.),
Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii
Ticaret A.Ş.’nin;
a) 2002 yılı Nisan ayından başlayarak, İzmir ve Aydın başta olmak üzere
tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit 2470
ettiklerine,
b) 2003 yılı Haziran ayından başlayarak Körfez Bölgesi başta olmak
üzere tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat
tespit ettiklerine,
c) Bu ihlallerinden dolayı, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası
ve 2004/1 sayılı Tebliğ uyarınca, 2002 yılı net satışları üzerinden takdiren;
Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin %1.5'i olmak üzere
3.475.642.620.000.- TL., Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş.'ne %3'ü 2480
olmak üzere 4.413.154.080.000.- TL., Batısöke Söke Çimento Sanayii
T.A.Ş.'ne %3'ü olmak üzere 1.342.119.990.000.- TL., Çimentaş İzmir Çimento
Fabrikası Türk A.Ş.'ne %3'ü olmak üzere 2.769.394.920.000.- TL. ve Denizli
Çimento Sanayii Ticaret A.Ş.'ne %3'ü olmak üzere 2.649.352.641.342.- TL
para cezası ile cezalandırılmalarına;
OYBİRLİĞİ ile;
2- a) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden Dağıtım
Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında akdettiği 2490
standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte
değerlendirildiğinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
olduğuna ve 1997/3, 1997/4 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup muafiyetinden ve
“Tek Elden Dağıtım Anlaşması”nın 2002/2 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağına OYÇOKLUĞU ile,
b) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’ne, Kanun’un 4. maddesini
ihlal eder nitelikteki söz konusu anlaşmalar nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un
2004/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 2002 yılı net
satışları üzerinden takdiren % 0,2 oranında olmak üzere 184.626.328.000.- 2500
TL idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
c) 4054 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereği bildirilmesi gereken
anlaşmaların bildirilmemesi sebebiyle, aynı Kanun'un 2004/1 sayılı Tebliğ ile
değişik 16. maddesinin birinci fıkrası (c) bendi uyarınca, Çimentaş İzmir
Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’ne 2.970.794.000 TL. idari para cezası
uygulanmasına OYBİRLİĞİ ile,
d) Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden dolayı, 4054 sayılı
Kanun’un 19. maddesi gereğince, Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk 2510
A.Ş.’nin Haziran 2003 tarihinde yönetim kurulunda görev yapan üyelere
(Walter MONTEVECCHI, Francesco CALTAGIRONE, M. Nazmi AKDUMAN,
Francesco Gaetano CALTAGIRONE, Alessandro CALTAGIRONE, Mario
04-77/1108-277
62
CILIBERTO, Fabio GERA, Riccardo NICOLINI, Metin AR), aynı Kanun’un 16.
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, teşebbüse verilen cezanın yüzde %10'u
oranında olmak üzere ayrı ayrı 297.079.400.- TL. idari para cezası
uygulanmasına OYBİRLİĞİ ile,
e) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin “Tek Elden Dağıtım
Anlaşması” adı altında akdettiği standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, 2520
2002/2 sayılı Tebliğe uygun hale getirilmesine; bu değişikliğin yerine
getirilmesi için kararın tebliğinden itibaren taraflara 60 gün süre verilmesine,
Kurulumuzca gerekli görülen düzeltmeler yapılmadan uygulamaya devam
edilmesi halinde haklarında soruşturma açılacağının ve aynı Kanun'un 16. ve
17. maddeleri uyarınca işlem yapılacağının taraflara bildirilmesine OYBİRLİĞİ
ile,
3- 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, rekabetin tesisi ve ihlalden
önceki durumun korunmasını teminen, ihlale son verilmesi gereğinin ilgili
teşebbüslere bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile 2530
karar verilmiştir.
04-77/1108-277
63
KARŞI OY GEREKÇESİ
(02.12.2004 tarih ve 04-77/1108-277sayılı Kurul Kararı)
Kararın 2. maddesinde Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.
tarafından akdedilen standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile
birlikte değerlendirildiğinde, aktif / pasif satış ayırımı gözetmeden bayilerin
bölge dışına yaptığı bütün satışları yasaklaması nedeniyle 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte olduğuna ve bu anlaşmaların
1997/3, 1997/4 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup muafiyetinden, “Tek Elden
Dağıtım Anlaşması”nın da 2002/2 sayılı Tebliğ ile sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağına karar verilmiştir.
Adı geçen teşebbüs ise savunmalarında bayinin fabrikadan satın aldığı
ürünleri kendi bölgesine götürmek yerine, diğer bölgelerde ve kamyon
üzerinde satışını engellemeyi amaçladığını, bir başka deyişle amacının pasif
satışları yasaklamak olmadığını belirtmiştir. Yapılan açıklamalardan bu
durumun esasen pazarda uygulanan fiyatlandırma yönteminden
kaynaklandığı, zira sektörde daha uzak bölgelere satış yapabilmek için, bu
bölgelere indirimli fabrika teslim satış fiyatı uygulandığı, buna karşılık indirimli
fiyatlarla ürünü alan uzak bölgelerin bayilerinin ürünün daha pahalı olduğu
fabrika bölgelerinde satış yapabildiği, bu nitelikte satışların da söz konusu
fiyatlandırma sistemini bozacak uygulamalar olması nedeniyle engellenmek
istendiği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, teşebbüsün uygulamaları ile pasif satışları yasaklamayı
amaçlamamasından dolayı çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Başkan
Mustafa PARLAK
Full & Egal Universal Law Academy