AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 46183/12
Hasan Ulaş EKELİK ve diğerleri/TÜRKİYE
(bk. ekte yer alan liste)
Başkan
Egidijus Kūris
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 28 Şubat 2023 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ekte yer alan tabloda isim ve bilgileri bulunan başvuranların (“başvuranlar”), 23 Mayıs 2012 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış oldukları başvuruyu,
Başvurunun, Türkiye temsilcisi olan, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
Mevcut başvuru, başvuranların çalışma koşulları hakkında toplu eylemde bulunmaları nedeniyle, işten çıkarılmaları ve işe iade ve tazminat taleplerinin ulusal mahkemeler tarafından reddedilmesiyle ilgilidir. Başvuranlar, Ontex şirketinin çalışanlarıdır ve söz konusu şirkette yetkili sendika olan ve bu nedenle işverenle toplu olarak müzakereler yürütmek için önceliğe sahip olan Selüloz-İş sendikasının üyeleridir. Sendika, 11 Şubat 2011 tarihinde, şirket ile iki yıllık bir toplu iş sözleşmesi imzalamıştır. Aynı gün, başvuranlar, anlaşma şartlarını protesto etmek amacıyla şirket binasının önünde gösteri yapmışlar, diğer işçilerin çalışmalarını engellemişler ve onları greve katılmaya davet eden broşür dağıtmışlardır. Şirketin üretimi o gün yarı yarıya azalmıştır. Şirket, 17 Şubat 2011 tarihinde, başvuranların toplu iş sözleşmesinin imzalandığı sendikanın üyesi olduklarını vurgulayarak, başvuranların iş sözleşmelerini ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranış (4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin 2. fıkrası gereğince) ve kanun dışı bir greve katılmaları nedeniyle (2822 sayılı Kanun’un 45. maddesi gereğince) noter aracılığı ile feshetmiştir. Başvuranlar, 25 Şubat 2011 tarihinde, İş Mahkemesi önünde işe iade ve tazminat davası açmışlardır. Bakırköy 6. İş Mahkemesi, 13 Temmuz 2011 tarihinde ve Bakırköy 7. İş Mahkemesi, 12 Ekim 2011 tarihinde, çalışanların sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarıldıkları kanaatine vararak, işten çıkarılan işçiler lehine karar vermişlerdir. 6 ve 7. İş Mahkemeleri, çalışanların davranışlarının iş arkadaşlarının çalışmasını engellemediğini ve işverene ciddi bir zarara yol açmadığını belirtmişlerdir. Sonuç olarak, mahkemeler işverenin işçileri işe iade etmesine ve işçilerin işe iade edilip edilmemesine bakılmaksızın haksız yere işten çıkarma nedeniyle her birine bir yıllık maaşlarına eşdeğer bir tazminat ödemesine karar vermişlerdir. Mahkemeler ayrıca, işverenin çalışanların işsiz kaldıkları süre için her birine 4 aylık maaş tutarında ödeme yapmasına hükmetmişlerdir. İşveren, temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay, farklı tarihlerde iş mahkemelerinin kararlarını bozmuştur. Yargıtay, dosyadan, kendilerini “Ontex İşyeri Komitesi” olarak tanımlayan başvuranların, toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sırasında üyesi oldukları sendikanın yönetimiyle anlaşmazlık içinde olduklarını, toplu sözleşmenin imzalandığı gün, işyerinin girişinde bulunduklarını ve içeri giren çalışanlara broşür dağıttıklarını, onlara sendikanın kendilerini dinlemediğini belirttiklerini yine çalışanlara Pazar günleri işe gelmemelerini söylediklerinin tespit edildiğini, müştekilerin kanun dışı grev kapsamındaki eylemlerinin işin aksamasına yol açan ve çalışma ortamında barışı ihlal eden ahlak ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan davranış teşkil ettiği gerekçesiyle sözleşmeleri feshetmek için işverenin, 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesine ve 2822 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 1. fıkrasına dayandığının anlaşıldığını tespit etmiştir. Yargıtay, sendika idaresi ile anlaşmazlık içinde olan başvuranların, işyerindeki çalışma sürecini aksatacak şekilde hareket etmiş olmalarının ve iş arkadaşlarını çalışmamaya teşvik etmiş olmalarının sözleşmenin feshi için geçerli bir sebep oluşturduğu kanısına vararak davaların reddine karar vermiştir. Ancak Yargıtay, işverenin toplu iş sözleşmesinin 70. maddesinde öngörülen usulü izlememesinin ve disiplin kurulu kararına başvurmamış olmasının işten çıkarmayı haksız hale getirdiğini, ancak bunun feshin geçerli sebeplerinin bulunmadığı anlamına gelmediğini kaydetmiştir. Nihai kararlar, başvuranlara Ocak ve Şubat 2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 1 ve 11. maddelerini ileri sürerek, sendikal haklarının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedirler.MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
Başvuranlar, greve katıldıkları için işten çıkartılmaları ve mahkemelerin işe iade ve tazminat taleplerini reddetmeleri nedeniyle sendikal haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedirler. Başvuranlar, Sözleşme’nin 1 ve 11. maddelerini ileri sürmektedirler. Olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018), şikâyeti sadece Sözleşme’nin 11. maddesi açısından inceleyecektir. Hükümet, Mahkemeden özellikle, söz konusu başvuruların Sözleşme hükümleriyle konu yönünden (ratione materiae) bağdaşmadıkları gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermesini talep etmektedir. Sendika tarafından düzenlenen bir eylem haricinde, bireysel olarak çalışanlar tarafından grev hakkının kullanılması konusundaki genel ilkeler Barış ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 66828/16, §§ 44 ve devamı (et seq.), 14 Aralık 2021) kararında açıklanmıştır. Mahkeme, yukarıda belirtilen davada, grevin, kural olarak, yalnızca sendikal örgütler tarafından başlatıldığı ve fiilen - yalnızca varsayıldığında değil - sendikal faaliyetin bir parçası olduğu ölçüde Sözleşme’nin 11. maddesi tarafından korunduğunu kaydetmiştir. Mahkeme hiçbir zaman, bir sendika tarafından değil de üyeleri veya üye olmayanlar tarafından başlatılan bir grevin, Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul etmemiştir (ibid. § 45). Mahkeme, bu bağlamda, benzer şekilde, Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin içtihadına göre, grev hakkını sendikalara bırakmanın, sendikanın oluşumu aşırı formalitelere tabi tutulmadığı sürece, Avrupa Sosyal Şartı’nın 6. maddesinin 4. fıkrasına uygun olduğunu tespit etmektedir (bk. ibid. § 46). Mahkeme, dosyadaki belgelere dayanarak, başvuranların sendikaları tarafından düzenlenen bir gösteriye katılmış olmaları veya sendikanın faaliyetleri çerçevesinde mesleki haklarını talep etmiş olmaları sebebiyle işten çıkartılmadıklarını kaydetmektedir. Başvuranların toplu eylemi sendikal bir faaliyetin parçası değildir. Dolayısıyla başvuranlar, Sözleşme’nin 11. maddesine dayanarak sendikal haklar talebinde bulunamazlar (yukarıda anılan Barış ve diğerleri, §§ 44 ve devamı (et seq.)). Sonuç olarak, başvuranların Sözleşme’nin 11. maddesi bağlamındaki şikâyeti, Sözleşme hükümleriyle konu yönünden (ratione materiae) bağdaşmamaktadır ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 23 Mart 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Başvuranların Listesi:
(Başvuru No. 46183/12)
No.
Ad SOYAD
Doğum Yılı
Uyruğu
İkamet Yeri
1.
Hasan Ulaş EKELİK
1979
Türk
İstanbul
2.
Niyazi ASLAN
1978
Türk
İstanbul
3.
Mustafa BOZKURT
1981
Türk
İstanbul
4.
Muammer GAYGISIZ
1975
Türk
İstanbul
5.
Ali GÖZÜTOK
1983
Türk
İstanbul
6.
Emrah KAYA
1980
Türk
İstanbul
7.
Gamze KAYHAN
1989
Türk
İstanbul
8.
İbrahim OK
1989
Türk
İstanbul
9.
Mustafa SAYIM
1980
Türk
İstanbul
10.
Duray TEZEREN
1977
Türk
İstanbul
11.
Adil ÜNLÜTÜRK
1979
Türk
İstanbul
12.
Muhammet YILMAZ
1977
Türk
İstanbul