AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 13155/05
Mustafa EMREM ve Mehmet DURAN / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 8 Kasım 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 28 Mart 2005 tarihli başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve buna cevaben başvuranlar tarafından sunulan görüşleri göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar Mustafa Emrem ve Mehmet Duran, her ikisi de 1953 doğumlu Türk vatandaşları olup, Kütahya’da ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Mahkeme önünde, Kütahya Barosuna kayıtlı avukat İ. Durmaz tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Dava koşulları
2. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Dumlupınar Üniversitesi, 2001 yılında, başvuranlar ait arsayı (no. 6/205, Civli Köyü, Kütahya İli) istimlâk etmiştir. Daha sonra, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereğince, başvuranlara ödenmesi gereken bedelin tespiti için Kütahya Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yargılamalar başlamıştır.
4. Kütahya Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişi raporlarına dayanarak, 18 Haziran 2003 tarihinde kararını vermiş ve başvuranlara, arsalarının kamulaştırılması için ödenecek bedeli tespit etmiştir. Yargıtay, 17 Mart 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Ödenen miktara faiz yansıtılmamıştır.
B. İlgili iç hukuk
5. 6384 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan yeni iç hukuk yoluyla ilgili iç hukuka ilişkin bilgilere Turgut ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu / Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014 kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
6. Başvuranlar esas olarak, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, kendilerine ait arazinin kamulaştırılması nedeniyle kendilerine ödenen bedelin, uzun süren işlemler nedeniyle oldukça değer kaybettiğini ve ulusal mahkemelerin, mülkiyet haklarına aykırı olarak, Anayasa’nın 46. maddesinde belirtilen Devlet borçlarına en yüksek faiz uygulamasını yerine getirmediklerini belirterek şikâyette bulunmuşlardır. Başvuranlar ayrıca, ulusal mahkemelerin, arazi türünün sınıflandırılmasında ve bedellerin hesaplanmasında hata yaptıkları hususunda şikâyette bulunmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranların maruz kaldıkları iddia edilen mali kayıp hakkındaki şikâyet
7. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle maruz kaldıkları mali kayıptan şikâyet etmişlerdir.
8. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, uzun yargılamalar ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları ele almak üzere yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet ayrıca, 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararla Tazminat Komisyonunun görev alanının, diğer hususların yanı sıra, enflasyonun etkileri nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybettiği iddiasına ve yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetleri inceleyecek şekilde genişletildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür.
9. Mahkeme, Hükümet tarafından işaret edildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Akabinde Mahkeme, Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davasında verdiği kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu şekilde Mahkeme, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun öncelikli olarak erişebilir olduğu ve kamulaştırma davalarında hükmedilen tazminat miktarlarının değer kaybına dair şikâyetler bakımından makul bir tazminat imkânı sağlamaya elverişli olduğu kanısına varmıştır.
10. Mahkeme ayrıca, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasına ilişkin kararında, Hükümete hâlihazırda tebliğ edilmiş edilen bu tür başvuruları normal usul uyarınca incelemeye devam edebileceğini vurgulamıştır.
11. Ancak Mahkeme, Hükümetin başvuranların 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurmadıklarına ilişkin itirazını dikkate alarak, Yıldız ve Yanak (yukarıda anılan) davasında vardığı sonucu yinelemektedir.
12. Mahkeme, yukarıdaki hususları dikkate alarak, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Diğer şikâyetler
13. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, ulusal mahkemelerce ödenmesine karar verilen bedelin yetersiz olduğu ve arazilerinin yanlış sınıflandırıldığı hususlarında şikâyette bulunmuşlardır.
14. Mahkeme, mevcut bilgiler ışığında ve şikâyet konusu olayların görev alanına girdiği ölçüde, bu şikâyetlerin Sözleşme veya Protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin ihlal edildiğine dair herhangi bir husus doğurmadığı kanaatine varmıştır.
15. Mahkeme, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 1 Aralık 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy