AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 47210/19
Cengiz ERCAN / Türkiye
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 13 Eylül 2022 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1976 doğumlu bir Türk vatandaşı olan, Manisa’da ikamet eden ve Manisa Barosuna bağlı Avukat A. Yüksekdağ Altunay tarafından temsil edilen Cengiz Ercan’ın (“başvuran”) 23 Ağustos 2019 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (47210/19 no.lu),
Başvuranın hastalığının ceza infaz kurumu yetkilileri tarafından tedavi edilmesine ilişkin şikâyetin, Türkiye temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun belirtilmesi yönündeki kararı,
Tarafların sundukları görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvuranın uyku apnesine ilişkin tedavisinin Sözleşme’nin 3. maddesine uygunluğu ile ilgilidir.
2. Başvuran, FETÖ/PDY (Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” adıyla belirtilen örgüt) isimli örgüte üye olduğu iddiası nedeniyle, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından Manisa Ceza İnfaz Kurumunda tutulmuştur. Başvuran, uyku apnesinden muzdarip olması nedeniyle, uyumak için sürekli bir pozitif basınç cihazı kullanmaktadır.
3. Anayasa Mahkemesi, 13 Aralık 2017 tarihinde, başvuran tarafından sunulan tedbir talebini reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuranın sağlık durumunun bir ceza infaz kurumunda tutulmasıyla uyumlu olduğunu, zira ilgilinin yeterli tıbbi tedavilerden yararlandığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda, başvuranın uyku apnesi nedeniyle tahliye edilmesi talebini reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, 13 Şubat 2019 tarihinde, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline ilişkin başvuranın sunduğu bireysel başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
4. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesi açısından, bulunduğu ceza infaz kurumunda elektrik kesintisinin olması durumunda, uyku apnesi sorunu için kullandığı cihazın otomatik olarak yeniden başlamaması nedeniyle hayati bir riske maruz kaldığını iddia etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
5. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
6. Mahkeme, ulusal makamların özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sağlığını koruma yükümlülüklerine ve uygun tıbbi tedavilerin takibi ve uygulanmasına ilişkin genel ilkelerin, diğerlerinin yanı sıra, Kudła/Polonya ([BD], no. 30210/96, § 94, AİHM 2000‑XI) ve Valašinas/Litvanya (no. 44558/98, § 102, AİHM 2001‑VIII) kararlarında özetlendiğini hatırlatmaktadır. Ağır bir hastalığa yakalanan bir tutuklunun tıbbi tedavisine ilişkin koşullarla ilgili olarak, genel ilkeler, Mouisel/Fransa (no. 67263/01, §§ 38-40, AİHM 2002‑IX), Sakkopoulos/Yunanistan (no. 61828/00, § 44, 15 Ocak 2004), Tekin Yıldız/Türkiye (no. 22913/04, §§ 70-84, 10 Kasım 2005), Erdem Onur Yıldız/Türkiye(no. 49655/07, §§ 30-31, 27 Ekim 2009) ve Gengoux/Belçika (no. 76512/11, §§ 49-60, 17 Ocak 2017) kararlarında özetlenmiştir.
7. Mevcut davada, Mahkeme, tarafların görüşlerinden ve dosyaya sunulan belgelerden, Manisa Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvuranın birçok defa, Manisa Hastanesinde uyku apnesine ilişkin sağlık sorunları nedeniyle tedavi edildiğinin anlaşıldığını tespit etmektedir. Özellikle, yargılamanın ulusal mahkemeler nezdinde derdest olduğu sırada, ceza infaz kurumu yetkilileri, başvurana sağlıklı bir şekilde uyuyabilmesi için yeni bir pozitif basınç cihazı sağlamışlardır. Başvuranın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda elektrik kesintisinin veya arızasının yaşanması durumunda, acil durum jeneratörü, birkaç saniye içinde otomatik olarak devreye girmektedir. Başvuranın iddialarının aksine, varsayıma dayalı elektrik kesintileri, ilgilinin bundan böyle uyku apnesi nedeniyle kullandığı cihazın kesintisiz çalışmasını engellememektedir. Son olarak, bir güvenlik sistemi ile donatılmış, sürekli bir pozitif basınç cihazı, başvuranın hayatını tehlikeye atmaksızın nefes alabilmesi için entegre maskenin açılmasına imkân vermektedir. Dolayısıyla ilgili, uyku apnesi sorunu için ceza infaz kurumu yetkilileri tarafından tedavi altına alınmıştır. Ayrıca, başvuranın tutulduğu ceza infaz kurumunda, uygun bir tıbbi denetim sağlanmaktadır.
8. Mahkeme, bu tespitleri dikkate alarak, ceza infaz kurumu yetkililerinin pasif kalmadıkları ve başvurana yeni ve uygun bir cihaz vererek ve uygun bir tıbbi denetimi güvence altına alarak, ilgilinin uyku apnesi sorununu tıbbi yönden çözmeye çalıştıkları sonucuna varmaktadır. Mahkeme, tutuklu bulunan başvurana sağlanan tıbbi tedavi ve bakımların yeterli olduğu ve ilgilinin tutukluluğa bağlı kaçınılmaz acı seviyesini aşan bir yoğunlukta herhangi bir üzüntü yaşamasını engellediği kanısına varmaktadır.
9. Dolayısıyla, başvuranın hastalığının ceza infaz kurumu yetkilileri tarafından tedavi edilmesine ilişkin koşul ve şartlar, Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı insanlık dışı veya aşağılayıcı bir muamelenin uygulandığı sonucuna varılmasına imkân vermemektedir.
10. Sonuç olarak, başvuru, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 6 Ekim 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan