AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 28431/06
Yusuf ERDEM ve Verena Cornelia EGİN-ERDEM / Türkiye
Başkan
Nebojša Vučinić,
Hâkimler
Paul Lemmens,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 7 Kasım 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 12 Temmuz 2006 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
17 Kasım 2009 tarihli kararı göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Yusuf Erdem ve Verena Cornelia Egin‑Erdem sırasıyla 1962 ve 1959 doğumlu birer Alman vatandaşı olup Schopfheim’de ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Mahkeme önünde İzmir Barosuna bağlı Avukat S. Cengiz tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. İmarbank’ın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınmasının ardından 30 Aralık 2003 tarihinde başvuranlar Danıştay’da dava açmışlardır. Başvuranlar, ilk olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun İmarbank’ın faaliyetlerini denetlemeyerek haklarını koruyamadığı gerekçesiyle tazminat talebinde bulunmuşlardır. Ek olarak, başvuranlar banka hesaplarında bulunan meblağın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir. Danıştay, 28 Ocak 2004 tarihinde, görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara İdare Mahkemesine göndermiştir.
5. Ankara idare Mahkemesi 26 Temmuz 2004 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve davanın İstanbul İdare Mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
6. İstanbul İdare Mahkemesi, ayrıca, yetkisizlik kararı vererek davanın Ankara İdare Mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
7. Bu bağlamda, yetkili mahkeme konusunda karar verilmesi için dava Danıştay’agönderilmiştir..
8. Danıştay, 14 Eylül 2005 tarihinde davanın Ankara İdare Mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
9. Ankara İdare Mahkemesi 28 Şubat 2006 tarihinde, başvuranların farklı iki talebinin her biri için ayrı davalar açmaları gerektiği gerekçesiyle reddetmiştir.
B. İlgili iç hukuk
10. İlgili iç hukukun tam açıklaması, Turgut ve Diğerleri/Türkiye, ((k.k). no.4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYET
11. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamalarının uzunluğundan şikayetçi olmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. KARARLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
12. Şikâyetlerin benzerliği göz önünde bulundurularak, Mahkeme 19 Kasım 2009 tarihinde Erdem ve Egin Erdem/Türkiye (no. 28431/06), Saygı/Türkiye (no. 55559/07), Karadağ/Türkiye (no. 26427/08), Güney/Türkiye(no. 38143/08) ve Şensoy/Türkiye (no. 58227/08) isimli beş başvurunun birleştirilmesine karar vermiştir. Mahkeme, ek olarak, başvuranları kısmen kabul edilemez ilan etmeye ve geriye kalan kısmını Hükümete bildirmeye karar vermiştir. Ancak, Mahkeme başvuruların ayrılması gerektiği görüşündedir. Bu doğrultuda, mevcut başvurunun yukarıda anılan diğer başvurulardan ayrılmasına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİ
13. Başvuranlar, yargılamaların süresinin, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” gerekliliğine uygun olmadığı hususunda şikâyette bulunmuşlardır.
14. Hükümet, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesiyle ilgili başvuruların incelenmesi için 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet başvuranların Tazminat Komisyonuna başvurmadıkları için iç hukuk yollarını tüketmediklerini ve bu gerekçenin Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından tanındığını belirtmiştir.
15. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Daha sonra, Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani bu yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle, yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme bu kararı verirken özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
16. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasında vermiş olduğu kararda, yine de, önceden olağan prosedür uyarınca, Hükümete bildirilmiş olan bu türden başvuruları yine de inceleyebileceğini vurguladığını kaydetmektedir.
17. Dolayısıyla, Hükümetin başvuranların 6384 sayılı Kanun’la getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurma yükümlülüklerine ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, Turgut ve Diğerleri (yukarıda anılan) davasında vardığı sonucu yinelemektedir. Bu nedenle, Mahkeme, başvurunun, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 30 Kasım 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy