AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No: 30364/08
Halit ERDOĞAN / TÜRKİYE
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Darian Pavli
ve BölümYazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 28 Ocak 2020 tarihinde, Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 16 Haziran 2008 tarihli başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunular görüşler ile başvuran tarafından bunlara cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Halit Erdoğan, Türk vatandaşı olup, 1964 doğumludur ve Adana’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Adana Barosuna bağlı Avukat M. Çinkılıç tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Adana Yumurtalık cezaevinde tutuklu olan başvuran, 18 Haziran 2001 tarihinde ateşli silahla yaralanmıştır.
5. Başvuran, 4 Mayıs 2002 tarihinde, Adalet Bakanlığından, hizmet kusuru nedeniyle yaralandığı için maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 50 milyar eski Türk lirası (yani yaklaşık olarak 38.993 avro) talep etmiştir.
6. Bu talebine cevap alamayan başvuran, 4 Ekim 2002 tarihinde, hizmet kusuru sebebiyle, Adalet Bakanlığına karşı tazminat davası açmıştır. Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak, 4 Mayıs 2002 tarihli talebinde sunduğu miktarları yeniden talep etmiştir.
7. Adana İdare Mahkemesi, 21 Eylül 2004 tarihli kararıyla, Adalet Bakanlığını, başvurana, 6 Haziran 2002 tarihinden itibaren işleyen yasal faizlerle birlikte 60 milyar Türk lirası ödemeye mahkûm etmiştir.
8. Danıştay, 27 Nisan 2007 tarihli kararıyla, Adana İdare Mahkemesinin kararını onamıştır.
9. Danıştay, başvurana 24 Nisan 2008 tarihinde tebliğ edilen 17 Mart 2008 tarihli kararla, başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
10. Ardından başvuran, idare mahkemesi tarafından kendisine ödenmesi hükmedilen maddi ve manevi tazminatın ödenmesi için icra takibi başlatmıştır.
11. Başvuran, başvurunun bildirildiği tarihte, mahkeme tarafından hükmedilen ihtilaf konusu miktarı halen elde edememiştir.İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULAMASI
12. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 9 Ocak 2013 tarihinde kabul edilen ve 19 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe giren ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun’un’ ilgili hükümleri, Müdür Turgut ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararının 19-26. paragraflarında ve Demiroğlu ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) kararında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
13. Başvuran, Sözleşme’nin 3 ve 6. maddeleri ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, Adana İdare Mahkemesinin 21 eylül 2004 tarihli kararının icra edilmemesinden şikâyetçidir. Bu bağlamda başvuran, Adalet Bakanlığının, ödemeye mahkûm edildiği tazminat miktarını ödemediğini iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
14. Başvuran, idare mahkemesinin Adalet Bakanlığını, kendisine tazminat ödemeye mahkûm eden 21 Eylül 2004 tarihli kararının, icra edilmediğini iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme’nin 3 ve 6. maddeleri ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürmektedir.
15. Mahkeme, başvuran tarafından sunulan şikâyetlerin esasını dikkate alarak, bu şikâyetlerin, sadece Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi açısından değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir.
16. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini iddia etmektedir. Hükümete göre, başvuranın, 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvurma imkânı bulunmaktadır.
17. Başvuran, Hükümet tarafından ileri sürülen itiraza karşı çıkmakta ve iddialarını yinelemektedir.
18. Mahkeme, daha önce Demiroğlu ve diğerleri/Türkiye davasında ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013), başvuran tarafından ileri sürülen şikâyete benzer bir şikâyet hakkında karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, söz konusu kararda, ulusal mahkemeler tarafından verilen nihai yargı kararlarıyla hükmedilen tazminatların idare tarafından ödenmediğinden şikâyetçi olan başvuranın, öncelikle şikâyetinin telafisi için makul imkânlar sunabilecek erişilebilir bir başvuru yolunun söz konusu olması sebebiyle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvurması gerektiği sonucuna varmıştır (yukarıda anılan Demiroğlu ve diğerleri).
19. Mahkeme, mevcut davayı, yukarıda belirtilen Demiroğlu ve diğerleri davası ışığında incelemiş ve mevcut davada farklı bir sonuca varmasını gerektirecek herhangi bir olgu veya iddia ya da özel bir koşul bulunmadığını tespit etmiştir (aynı anlamda bk. Mahmut Eren ve 645 diğer başvuru/Türkiye (k.k.), no. 3950/08, 17 Eylül 2013).
20. Dolayısıyla, Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle, söz konusu başvurunun reddedilmesi gerektiğine karar vermektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Şubat 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıEgidijus Kūris
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy