AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 41504/08
İsmail ERDOĞAN/Türkiye
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 24 Mart 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
19 Ağustos 2008 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 3 Aralık 2019 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran İsmail Erdoğan, 1958 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Ankara’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Antalya Barosuna bağlı Avukat Ş. Vural tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi uyarınca, polise ifade verirken avukat hakkından yoksun bırakıldığı şikâyetinde bulunmuştur. Aynı şekilde, başvuran, ayrıca, yerel mahkemelerin, kararlarını kendisinin avukat gıyabında verdiği ifadelere ve müşterek sanıkların baskı altında alındığı iddia edilen ifadelerine dayandırdıklarını ileri sürmüştür.
4. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine, 3 Aralık 2019 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözüme kavuşturulması amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkeme’ye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkeme’den, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, başvuruyu kayıttan düşürmesi hususunda talepte bulunmuştur.
6. Söz konusu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, somut davada, Mahkeme’nin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddeleri kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 7145 sayılı, 31 Temmuz 2018 tarihli Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvurana yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında İsmail ERDOĞAN’a 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir.”
7. 30 Aralık 2019 tarihli yazıyla, başvuranın avukatı, başvuranın Hükümet tarafından teklif edilen miktarı çok düşük bulması sebebiyle tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadığını dile getirmiştir.
8. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, yargılamaların herhangi bir aşamasında, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bendinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması durumunda, başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebileceğinin öngörüldüğünü yinelemektedir. Özellikle Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, aşağıdaki durumda Mahkeme’nin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemece tespit edilen başka herhangi bir gerekçeyle, başvurunun incelenmeye devam edilmesini haklı kılacak bir neden bulunmadığı takdirde”.
9. Mahkeme, ayrıca, belirli durumlarda, başvuran davanın incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, başvuruyu, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna istinaden, 37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kayıttan düşürebileceğini yinelemektedir.
10. Bu amaçla, Mahkeme, başta Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihadından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007; ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
11. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dahil olmak üzere, bazı davalarda, polis nezareti sırasında avukat hakkından feragatin geçerliliği ve başvuranları mahkum etmek amacıyla avukat gıyabında elde edilen delillerin kullanılması hakkındaki şikayetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., diğer kararlar arasında, Simeonovi/Bulgaristan [BD], no. 21980/04, 12 Mayıs 2017; Bozkaya/Türkiye, no.46661/09, 5 Eylül 2017; Türk/Türkiye, no. 22744/07, 5 Eylül 2017; Hakan Duman/Türkiye, no. 28439/03, 23 Mart 2010; Savaş/Türkiye, no.9762/03, 8 Aralık 2009; ve Yunus Aktaş ve Diğerleri/Türkiye, no. 24744/03, 20 Ekim 2009).
12. Benzer şekilde, Mahkeme, ayrıca, başvuranların mahkûmiyetleri için baskı altında alındığı iddia edilen ifadelerinin kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., başvuranlardan baskı altında alındığı iddia edilen delillerin kullanılması ile ilgili olarak, yukarıda anılan Mehmet Duman, Özcan Çolak/Türkiye, no. 30235/03, §§ 47-50, 6 Ekim 2009; Örs ve Diğerleri/Türkiye, no. 46213/99, §§ 53-61, 20 Haziran 2006; ve bk., müşterek sanıklar dahil olmak üzere üçüncü taraflardan baskı altında alındığı iddia edilen delillerin kullanılması ile ilgili olarak, Kormev/Bulgaristan, no. 39014/12, §§ 89-90, 5 Ekim 2017; Kaçiu ve Kotorri/Arnavutluk, no’lar 33192/07 ve 33194/07, § 128, 25 Haziran 2013; ve Huseyn ve Diğerleri/Azerbaycan, no’lar 35485/05 ve diğer 3 başvuru numarası, §§ 202-213, 26 Temmuz 2011).
13. Mahkeme, ayrıca, Hükümetin, tek taraflı deklarasyonunda, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini açık bir şekilde kabul ettiğini gözlemlemektedir.
14. Mahkeme, ayrıca, 31 Temmuz 2018 tarihine kadar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 maddesinin (f) bendinin, başvuranlara, yalnızca Mahkeme’nin Sözleşme’nin veya Protokollerinin ihlal edildiği tespitinde bulunduğu bir kararına dayanılarak ceza yargılamalarının yenilenmesi imkânını getiren bir hukuk yolu sağladığını kaydetmektedir. Bununla birlikte, 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin akabinde, başvuranlar artık Mahkeme’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davanın kayıttan düşürülmesi kararının ardından ceza yargılamalarının yenilenmesi için başvuruda bulunma hakkına sahiptirler. Zira söz konusu iki durum, hâlihazırda, ceza yargılamalarının yenilenmesinin gerekçeleri olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinde ayrıntılı olarak sıralanmaktadır. Dolayısıyla, Mahkeme, iç hukukta, başvuranların dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde bir başvuruyu kayıttan düşüren kararın veya hükmün ardından yargılamaların yenilenmesini talep edebileceği bir hukuk yolunun öngörüldüğü kanısına varmıştır (bk., kıyasen, Igranov ve Diğerleri /Rusya, no. 42399/13 ve 8 diğer başvuru numarası, § 26, 20 Mart 2018, ve bu kapsamda anılan diğer kararlar ve karşılaştırınız, Sroka/Polonya (k.k.), no. 42801/07, 6 Mart 2012).
15. Bu bağlamda, Mahkeme, ayrıca, kendi içtihadı ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesinin, başvuranın bu yönde bir talebinin bulunması durumunda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına karşı etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yol olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla, yukarıda anılan hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği düşünülmektedir. Mahkeme’nin Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğunu hatırlatılmaktadır.
16. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c) maddesi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan başka herhangi bir başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk., Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116‑118, 5 Temmuz 2016).
17. Mahkeme, ayrıca, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ve özellikle konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihadı dikkate alarak, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmeye devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısına varmıştır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi).
18. Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
19. Yukarıdaki hususlar ışığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve burada atıfta bulunulan taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla öngörülen yöntemleri dikkate alarak,
Başvurunun Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 28 Mayıs 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy