AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR VE KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 7030/10
Zafer Sinan ERDOĞAN / Türkiye
Başkan,
Aleš Pejchal,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Carlo Ranzoni,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 3 Kasım 2020 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 11 Ocak 2010 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak, başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 6 Nisan 2020 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Zafer Sinan Erdoğan, 1967 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Mersin’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Adana Barosuna bağlı Avukat M. Yatmaz tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında, polise ifade verirken avukat yardımından faydalanamadığı konusunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, ulusal mahkemenin, kararını avukat olmadan ve baskı altında verdiğini iddia ettiği ifadelere dayandırğını ileri sürmüştür. Başvuran son olarak, yakalandığı esnada Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olarak kötü muameleye maruz kaldığı konusunda şikâyetçi olmuştur.
4. Yukarıda belirtilen şikâyetler Hükümete iletilmiştir.
HUKUKSözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında öne sürülen şikâyetler
5. Dostane çözüm girişimlerinden sonuç alınamaması üzerine, Hükümet, Mahkemeye göndermiş olduğu 6 Nisan 2020 tarihli yazıyla, başvurunun bu kısmında ileri sürülen hususun çözüme kavuşturulması amacıyla tek taraflı bir deklarasyon düzenlemeyi teklif ettiğini bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihli 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin imkanı sunabileceği kanaatindedir.
Dolayısıyla Hükümet, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla, başvuran Zafer Sinan Erdoğan’a yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderler karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğ tarihini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan dava, nihai çözüme kavuşturulacaktır.
6. Başvuran, 2 Haziran 2020 tarihli bir yazıyla, Hükümet tarafından sunulan miktarın kendisinin maruz kaldığı zararları karşılamayacağı gerekçesiyle tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadığını dile getirmiştir.
7. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşmenin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
8. Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuranın davanın incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı bir deklarasyon temelinde, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
9. Bu nedenle, Mahkeme, söz konusu deklarasyonu, başta Tahsin Acar kararı olmak üzere, içtihatlarından doğan ilkeler ışığında dikkatli bir şekilde incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar), no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; ayrıca bk. WAZA Spółka z o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007; ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
10. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dahil olmak üzere, bazı davalarda, polis nezaretinde avukat hakkından feragat edilmesinin geçerliliği ve başvuranları mahkum etmek için avukat yokluğunda elde edilen delillerin kullanılması hakkındaki şikayetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., diğerleri arasında, Simeonovi/Bulgaristan [BD], no. 21980/04, 12 Mayıs 2017; Bozkaya/Türkiye, no. 46661/09, 5 Eylül 2017; Türk/Türkiye, no. 22744/07, 5 Eylül 2017; Hakan Duman/Türkiye, no. 28439/03, 23 Mart 2010; Savaş/Türkiye, no. 9762/03, 8 Aralık 2009 ve Yunus Aktaş ve Diğerleri/Türkiye, no. 24744/03, 20 Ekim 2009).
11. Mahkeme ayrıca, 7145 sayılı Kanun’un 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddelerinde, Mahkemenin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davayı kayıttan düşürme kararının akabinde, yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkı öngörülmektedir. Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, öne sürülen ihlale etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
12. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi).
13. Ayrıca, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve özellikle konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116-118, 5 Temmuz 2016).
14. Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
15. Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, başvurunun kayıttan düşürülmesi uygun görülmektedir.
B. Diğer şikâyetler hakkında
16. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 3 ve 6 § 1 maddeleri uyarınca, yakalandığı esnada kötü muameleye maruz kaldığı ve yargılamayı yürüten mahkemenin baskı altında alınan ifadelerini kullandığı konusunda şikayette bulunmuştur.
17. Mahkeme, elindeki tüm delilleri dikkate alarak ve iddiaları inceleme yetkisi dahilinde, Sözleşme veya Protokolleri tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair herhangi bir emare tespit etmemiştir (bk. Oğuz/Türkiye (k.k.), no. 14040/10, § 26, 5 Kasım 2013 ve Yalgın ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no 33370/96, 11 Ocak 2000).
18. Başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümet’in Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve burada atıfta bulunulan taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla öngörülen yöntemleri dikkate alarak,
Başvurunun bu kısmının, Sözleşmenin 37 § 1 (c) maddesine uyarınca kayıttan düşürülmesine,
Başvurunun geri kalan kısmının ise kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup ve 26 Kasım 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıAleš Pejchal
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy