AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 289/11
ERHAS LİMİTED ŞİRKETİ / TÜRKİYE
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 2 Temmuz 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 29 Eylül 2010 tarihli başvuruyu ve Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranın bu görüşlere cevaben sunmuş olduğu görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Türk Hukukunda sınırlı sorumluluğa sahip bir şirket olan Erhas Demir Çelik Oto Yedek Parçaları İthalat ve Ticaret Limited Şirketi’dir ve genel merkezi İstanbul’da yer almaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde şirketin yasal temsilcisi olan Avukat H. Şer tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
A. Başvuran ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan kira sözleşmesi
4. Başvuran şirket, 1986 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (“belediye”) sahibi olduğu bir otoparkı iki yıl süre ile kiralamak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bir kira sözleşmesi (“sözleşme”) imzalamıştır.
5. Bu sözleşme daha sonra her yıl zımni olarak yenilenmiştir.
6. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 26 ve 30 Ocak 2007 tarihli yazılarıyla, geçerlilik süresi 1 Mart 2007 tarihinde biten sözleşmeyi yenilememe kararını başvurana iletmiştir.
B. Başvuranın kiracı sıfatının tespitine ilişkin dava
7. Başvuran, 20 Şubat 2007 tarihinde, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi önünde kiracı sıfatına ilişkin olarak bir tespit davası açmıştır.
8. Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi (“mahkeme”), 27 Mart 2008 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
9. Yargıtay, 6 Kasım 2008 tarihinde, Borçlar Kanunu’nun 287. maddesi gereğince, kira sözleşmesinin, ancak altı ay önce ihbar suretiyle feshedilebileceği gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını bozmuştur. Bu bağlamda Yargıtay, yeni bir yıllık sürenin 1 Mart 2007 tarihinde başlayacak olmasına rağmen, belediyenin sözleşmenin yenilenmemesine yönelik yazılarının, 26 ve 30 Ocak 2007 tarihli olduğunu kaydetmektedir.
10. Asliye Hukuk Mahkemesi, 17 Kasım 2009 tarihinde, Yüksek Mahkemenin değerlendirmelerini kabul etmesinin ardından, Yargıtay kararına uyarak, başvuranı haklı bulmuş, davanın kabulüne karar vermiştir.
11. Yargıtay, 16 Şubat 2010 tarihinde, bu kararı onamıştır.
12. Yargıtay, 3 Mayıs 2010 tarihinde, belediye tarafından sunulan karar düzeltme talebini reddetmiştir.
C. Başvuranın tahliye edilmesi ve tahliye emrinin iptaline ilişkin dava
13. Belediyenin talebi üzerine, 29 Ağustos 2008 tarihinde, Beyoğlu Kaymakamlığı, başvuran hakkında bir tahliye emri tebliğ etmiştir.
14. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte, tahliye emrinin iptali talebiyle, İstanbul İdare Mahkemesinde (“İdare Mahkemesi”) dava açmıştır.
15. Başvuran, 8 Eylül 2008 tarihinde, başvuran otoparkı iade etmek zorunda kalmıştır.
16. İdare Mahkemesi, 15 Eylül 2009 tarihinde, Yargıtay’ın 6 Kasım 2008 tarihli kararına (bk. yukarıdaki 9. paragraf) dayanarak, herhangi yasa dışı bir işgalin tespit edilemediği gerekçesiyle tahliye emrini iptal etmiştir.
17. Danıştay, 8 Ocak 2014 tarihinde, idare mahkemesinin kararını onamıştır.
D. Başvuran tarafından açılan tazminat davası
18. Başvuran, 29 Temmuz 2010 tarihinde, tahliye edilmesi sebebiyle tazminat talebiyle, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine (“AHM”) başvurmuştur. Başvuran ayrıca, otoparka kiracı olarak yeniden alınmasını talep etmiştir.
19. AHM, 4 Kasım 2016 tarihinde, başvuranın taleplerini reddetmiştir. AHM, kira sözleşmesinin 1 Mart 2007 tarihinde sona erdiğini ve başvuranın, mülkü 8 Eylül 2008 tarihine kadar kullanmaya devam ettiğini tespit etmiştir. Bu sebeple, başvuranın, zarara uğramadığı dikkate alındığında, herhangi bir tazminat talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. AHM ayrıca, başvuranın, otoparka yeniden kiracı olarak alınmasına ilişkin talebini reddetmiştir.
20. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 4 Ekim 2017 tarihinde, başvuranın bu karara karşı istinaf başvurusunu reddetmiştir.
21. Yargıtay, 15 Mayıs 2018 tarihinde, başvuran tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddetmiş ve AHM tarafından verilen kararı onamıştır.
22. Başvuran, 4 Temmuz 2018 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuran, diğer şikâyetleri yanında, kiracı sıfatının tespitine ve tahliye emrinin iptaline ilişkin davalar kapsamında lehinde verilen yargı kararlarına rağmen, tazminat talebinin ulusal mahkemeler tarafından reddedilmesi sebebiyle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
23. Dava dosyasından, bu başvuruya ilişkin davanın, Anayasa Mahkemesi önünde halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.
E. Otoparka yeniden kiracı olarak alınma talebine yönelik idari yargılama
24. Bu zaman zarfında, başvuran, 6 Ağustos 2015 tarihinde, idareden, otoparka kiracı olarak yeniden alınmasını talep etmiştir.
25. İdare, 26 Ağustos 2015 tarihinde, başvuranın talebini reddetmiştir.
26. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte, idarenin ret işleminin iptal edilmesi talebiyle, İstanbul İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
27. İstanbul İdare Mahkemesi, 8 Aralık 2016 tarihinde, özellikle mahkemenin 17 Kasım 2009 tarihli kararının (yukarıdaki 10. paragraf), 1 Mart 2007 ile 1 Mart 2008 tarihleri arasına tekabül eden dönemi kapsamadığı kanaatine vararak, başvuranın davasını reddetmiştir.
28. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 13 Nisan 2017 tarihinde bu kararı onamıştır.
29. Başvuran, 29 Mayıs 2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuran, özellikle 8 Aralık 2016 ve 13 Nisan 2017 tarihli kararlar sebebiyle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Anayasa Mahkemesi, 24 Mayıs 2018 tarihinde, bu başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle, kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
ŞİKÂYET
31. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, lehine verilen mahkeme kararlarının icra edilmemesinden şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
32. Hükümet, diğer itirazları arasında, başvuranın 4 Temmuz 2018 tarihinde yapmış olduğu bireysel başvurunun, Anayasa Mahkemesi önünde derdest olduğu gerekçesiyle, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin bir kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir.
33. Başvuran, 29 Mayıs 2017 tarihinde yapmış olduğu bireysel başvurunun, Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilemez oduğuna karar verildiği gerekçesiyle, iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutulması gerektiğini iddia etmektedir.
34. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralına ilişkin yerleşik içtihatlarından doğan genel ilkeleri hatırlatmaktadır (diğer birçok karar arasında bk. Vučković ve diğerleri/Sırbistan (ilk itiraz) [BD], No. 17153/11 ve diğer 29 başvuru, §§ 69-77, 25 Mart 2014).
35. Mahkeme, başvuranın, otoparktan tahliye edilmesinin ardından, tahliye edilmesi ve otoparka kiracı olarak yeniden alınmasının kabul edilmemesi sebebiyle, AHM’den tazminat talebinde bulunduğunu gözlemlemektedir. Başvuran, mahkemenin taleplerini reddetmesi sebebiyle, 4 Temmuz 2018 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme, bu başvuruya ilişkin davanın, Anayasa Mahkemesi önünde halen derdest olduğunu (yukarıdaki 23. paragraf) kaydetmektedir.
36. Mahkeme, başvuranın 29 Mayıs 2017 tarihinde yapmış olduğu diğer bireysel başvuruyla (yukarıdaki 29. paragraf) ilgili olarak, bu davanın başvuranın tazminat talebiyle değil, sadece söz konusu otoparka kiracı olarak yeniden alınmasıyla ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Yine bu bireysel başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi, başvuranın tazminat talebine ilişkin iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutulmasına imkân vermemektedir. Mahkeme ayrıca, mevcut davanın koşullarında, kendi önünde, Anayasa Mahkemesine yapılan 4 Temmuz 2018 tarihli başvurunun, başvuranın şikâyetine uygun bir telafi sağlayamayacağını söylemeye imkân veren hiçbir unsur bulunmadığını kaydetmektedir.
37. Mahkeme, bu koşullarda, başvurunun, bu aşamada vaktinden erken sunulduğu ve dolayısıyla Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 5 Eylül 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy