AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 42906/11
Ercan ERMİŞ / Türkiye
Ercan Ermiş / Türkiye davasında,
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Ksenija Turković
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla 15 Mart 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 15 Şubat 2011 tarihinde gerçekleştirilmiş olan yukarıdaki başvuruyu, davalı Hükümet tarafından gönderilen görüşleri ve başvuran tarafından gönderilen yanıtı dikkate alarak, yapılan görüşmeler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ercan Ermiş (“başvuran”) tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 15 Şubat 2011 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan bir başvuru (no. 42906/11) bulunmaktadır.
2. Başvuran Ercan Ermiş 1982 doğumlu bir Türk vatandaşı olup şu anda İstanbul’da tutuklu bulunmaktadır. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. 6 Eylül 2013 tarihinde başvuranın tutukluluğunun uzunluğuna ilişkin şikâyet Hükümete iletilmiş ve başvurunun geri kalanı Bölüm Başkanı tarafından kabul edilemez bulunmuştur.
OLAYLAR
4. Taraflarca bildirildiği şekliyle davaya ilişkin olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
5. Başvuran 6 Haziran 2007 tarihinde polis memurları tarafından yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Nöbetçi hakim 7 Haziran 2007 tarihinde başvuranı sorgulamış ve tutuklanmasına karar vermiştir.
6. Cumhuriyet savcısı 27 Aralık 2007 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine bir iddianame sunmuş ve başvuranı cinayet, ateşli silahla yaralama ve mülkiyete zarar vermekten dolayı suçlamıştır. Sonrasında ise İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde ceza yargılamaları başlamıştır.
7. İlk duruşma 16 Eylül 2008 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Yargılamalar süresince mahkeme, suçun mahiyeti, delillerin durumu, başvuranın kaçabileceği ve saklanabileceği konusundaki şüphenin varlığı, sanıklardan bazılarının suçlarını itiraf etmeleri ve söz konusu suçların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde listelendiğini dikkate alarak; başvuranın tutukluluk süresini uzatmıştır.
8. Başvuran 8 Şubat 2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edilmiştir.
9. Dava dosyasındaki belgelere göre, başvuran hakkındaki yargılamalar Yargıtay önünde halen devam etmektedir.
ŞİKÂYET
10. Başvuran Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında tutukluluk süresinin aşırı uzunluğundan şikâyet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
11. Hükümet başvuranın 23 Eylül 2012 tarihinde halen tutuklu durumda olması ve Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiği nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
12. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun temel yönlerini inceledikten sonra, Türk Parlamentosunun bu mahkemeye 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen tüm kararlar bakımından Sözleşme kapsamında korunan hak ve özgürlüklere ilişkin ihlallerle ilgili olarak doğrudan ve hızlı bir tazminat imkânı sağladığını tespit etmiş ve bunun kullanılması gereken yeni bir hukuk yolu olduğunu beyan etmiştir (bk. Hasan Uzun / Türkiye, (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
13. Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yargı yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde başladığını ve bireysel başvuru hakkının ortaya konulmasından önce başlayan ve bu tarihten sonra devam eden sürekli ihlalleri kapsayan durumlara ilişkin olarak zaman bakımından yargı yetkisinin uzatılmasının kabul edildiği bazı kararlar verildiğini kaydetmektedir (bk. Koçintar / Türkiye (k.k.), no. 77429/12, §§ 15-26, 39, 1 Temmuz 2014; Levent Bektaş / Türkiye, no. 70026/10, §§ 40-42, 16 Haziran 2015).
14. Mevcut davada, başvuranın tutukluluğu 6 Haziran 2007 tarihinde başlamış ve yargılamayı yürüten mahkeme tarafından mahkûm edilmesiyle birlikte 8 Şubat 2013 tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle, 23 Eylül 2012 tarihinden önceki dönemde dahi, başvuranın tutukluluğu Anayasa Mahkemesinin zamana bağlı yargı yetkisi kapsamına girmiştir.
15. Mahkeme sonuç olarak, Hükümetin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 7 Nisan 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Abel CamposPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy