AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 18111/11
Gülay EROL ve Gülnur EROL / Türkiye
Başkan
Ledi Bianku,
Yargıçlar
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı'nın katılımıyla 20 Şubat 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 17 Ocak 2011 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranın cevap olarak sunduğu görüşleri göz önünde bulundurarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuranlar Gülay Erol ve Gülnur Erol, Türk vatandaşları olup sırasıyla 1989 ve 1993 doğumludurlar. Ankara’da ikamet etmektedirler. Mahkeme önünde, Ankara Barosuna kayıtlı Avukat S. Ertunç tarafından temsil edilmişlerdir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranların annesi Serpil Erol 15 Ağustos 2007 tarihinde saat 23.30 sıralarında, kazara elektrik bariyerlerine dokunarak elektrik akımına kapılmıştır. Başvuranların babası Özcan Erol da, eşini kurtarmak isterken elektrik akımına kapılmıştır.
4. Olay yerine iki ambulans gönderilmiş; ancak ilgililer yaralarına yenik düşmüşlerdir.
5. Konuyla ilgili yürütülen ceza soruşturması şu hususların tespit edilmesine imkân vermektedir: Özcan Erol, Dikili’deki evinin bir kısmını büfeye çevirmiştir. Özcan Erol, elektrikçi çağırmadan, bir elektrik direğinden elektrik kabloları çekerek restoranının bahçesine ışıklı tabela yerleştirmiştir. Elektrik direğini ışıklı tabelaya bağlayan elektrik kablosu izole olmayıp, çok sayıda kesik parçalarla birbirine bağlanmıştır. Bir elektrik teli, metal bariyerle temas etmiş ve Serpil Erol bu bariyere dokunduğunda elektrik akımına kapılmıştır. Özcan Erol, elini tutarak eşini kurtarmaya çalışmış; ancak o da elektrik akımına kapılmıştır.
6. Başvuranlar, Gediz Elektrik ve Altınova Belediyesine bağlı ambulans görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardır.
7. Dikili Cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturma sonucunda, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Söz konusu kararda C. Savcısı, Gediz Elektrik’le ilgili olarak, alınan bilirkişi raporunu değerlendirdikten sonra, elektrik direğine kadar herhangi bir bağlantı bozukluğu bulunmadığını ve evine kadar direğin tesisatını tek başına değiştirenin Özcan Erol olduğunu kaydetmiştir. Dikili Cumhuriyet savcısı, ambulans çalışanlarıyla ilgili olarak ise, söz konusu kişilerin, mesleklerini icrada, haklarında ceza soruşturması açılmasına neden olacak herhangi bir kusur ya da ihmalkârlığı bulunmadığı sonucuna varmıştır.
8. Savcılıktan ek bir soruşturma yürütülmesini talep ettikten sonra, Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranlar tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar vermiştir.
9. Yürütülen ek soruşturma, Özcan Erol’un ortağı olan Fatma Erol’un kendisine maddi yardımda bulunduğunu anlamaya da imkân vermiştir. Özcan Erol’un ortağı olarak, büfenin elektrik tesisatının yürürlükteki standartlara uygun olmasını sağlaması gerektiği gerekçesiyle, Fatma Erol hakkında, Bergama Ağır Ceza Mahkemesi önünde, taksirle adam öldürme nedeniyle kamu davası açılmıştır.
10. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın beraatına karar vermiştir. Nitekim tanık ifadeleri, Özcan Erol ve Fatma Erol arasında mali bir ortaklık olduğunu anlamaya imkân verse de, Ağır Ceza Mahkemesi, Fatma Erol’un ortaklık statüsünün belgeli olmadığı ve büfenin ortak yönetiminin söz konusu olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi, Dikili’de bir elektrik malzemeleri satıcısının alınan tanık ifadesinin, bilhassa, büfenin tesisatıyla ve idaresiyle yalnızca Özcan Erol’un ilgilendiğinin tespit edilmesine imkân verdiğini kaydetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, ilgilinin, elektrik tesisatını usulüne uygun olarak yapmadığı ve bu durumun, eşinin ve onu kurtarmak isterken kendisinin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine neden olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.
11. Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamıştır.
12. Başvuranlar, avukatları aracılığıyla 26 Mayıs 2008 tarihinde, Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine, Gediz Elektrik ve Altınova Belediyesi aleyhine tazminat istemli dava açmışlardır. Başvuranlar, Gediz Elektrik’in, elektrik tesisatının yürürlükteki normlara uygunluğunu denetleme görevini doğru şekilde yerine getirmediğini ve ambulanslarda tıbbi ekipman bulunmadığı gerekçesiyle Altınova Belediyesinin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüşlerdir.
13. Asliye Hukuk Mahkemesi 31 Aralık 2010 tarihinde, başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi, koşulların, başvuranların, başvurularını takip etme niyetinde olmadıkları sonucuna varmaya imkân verdiği kanaatine varmıştır.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, davalarının, suçlanan kişilerin sorumluluğunu -nazarlarında haksız olarak- kabul etmeyen ulusal ceza yargı organları önünde hakkaniyete uygun olarak görülmediğini ileri sürmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmektedir.
16. Mahkeme, başvuruyu Sözleşme’nin 2. maddesi açısından inceleyecektir.
17. Mahkeme öncelikle, tarafların, savcılık tarafından yürütülen ceza soruşturması sonrasında kaza olarak nitelendirilen olaylara itiraz etmediklerini gözlemlemektedir.
18. Mahkeme ayrıca, kaza iddiası açıkça tespit edildiğinde, Türk hukuk sisteminin, başvuranlara, ebeveynlerinin hayatlarını kaybetmeleri konusunda yetkililerin ihmalkârlığı bulunduğuna ilişkin iddialarının incelenmesi, suçlanan görevlilerin sorumluluğunun belirlenmesi ve gerektiği takdirde, uygun tüm hukuki yaptırımların uygulanması amacıyla hukuk ve/veya idare mahkemeleri önünde tazminat davası açma imkânı tanıdığını kaydetmektedir (Eyüp Güvenç ve diğerleri/Türkiye (kk.), No. 43036/08, 21 Mayıs 2013).
19. Mahkeme, başvuranların ilk olarak, tazminat istemiyle Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine başvurduklarını tespit etmektedir. Bu başvuru, ilgililer tarafından takip edilmediğinden, daha sonrasında kayıttan düşürülmüştür (yukarıda 12 ve 13. paragraflar). Ancak bu hukuk yolu, ulusal hukuk düzeninde iddia edilen şikâyetleri telafi etmek için yetkililer açısından bir fırsattı.
20. Dolayısıyla, mevcut davanın koşulları dikkate alındığında, bu tazminat yolu, yaşam hakkına kasıtlı olmayan müdahalelere ilişkin davalarda Mahkeme’nin içtihadı bakımından uygundur (Murillo Saldias ve diğerleri/İspanya (kk.), No. 76973/01, 28 Kasım 2006, Anna Todorova/Bulgaristan, No. 23302/03, § 73, 24 Mayıs 2011 ve Gençarslan/Türkiye (kk.), No. 62609/12, §§ 19-22, 14 Mart 2017).
21. Bu hususla ilgili olarak, somut olayda ceza yargılamasının sonucunun “medeni hak” için belirleyici olmadığının da altını çizmek uygun olacaktır (Mustafa Türkoğlu/Türkiye, No. 58922/00, § 40, 8 Ağustos 2006, Dikici/Türkiye, No. 18308/02, § 25, 20 Ekim 2009, yukarıda anılan Eyüp Güvenç ve diğerleri, § 40 ve §§ 42-44 ve Sıdıka İmren/Türkiye, No. 47384/11, § 64, 13 Eylül 2016).
22. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, Mahkeme, başvuranların uygun tazminat yollarını tüketmemiş olmaları nedeniyle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 22 Mart 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy