AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 19501/05 ve 7327/08
Mustafa Cumhur ERSÜMER / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hakimler
Işıl Karakaş,
Paul Lemmens,
Valeriu Griţco,
Ksenija Turković,
Stéphanie Mourou-Vikström,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 6 Eylül 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 20 Mayıs 2005 ve 17 Ocak 2008 tarihlerinde yapılmış yukarıdaki başvurularla ile ilgili olarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
:
OLAY VE OLGU
1. Başvuran Mustafa Cumhur Ersümer 1952 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosuna kayıtlı Avukat B. Acar tarafından temsil edilmiştir.
A. Somut olayın koşulları
2. Davanın olayları başvuranın ifade ettiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilmiştir.
1. Yüce Divan’da başvuran hakkında yürütülen ceza yargılaması
3. Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilleri Anayasa’nın özellikle 100. maddesine dayanarak 9 Mayıs 2001 tarihinde 1997 ve 27 Nisan 2001 tarihleri arasında 55. ve 57. Türk Hükümetlerinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı olan başvurana ilişkin bir soruşturma açılmasını amaçlayan iki önerge vermişlerdir. İlgili görevini kötüye kullanmakla suçlanmaktadır. Diğer önergeler arasından bu önergeler bazı hidroelektrik santrallerinde ve bu santrallerin işletilmesi konusunda yapılan imtiyaz sözleşmelerine ilişkin kamu ihalelerindeki usulsüzlükleri içermektedir.
4. Türkiye Büyük Millet Meclisi, başvuranın yetkisi çerçevesinde salahiyetini tartışmaya açan ve makul ve ciddi nitelikli bir dizi iddianın araştırılması ve Yüce Divan’a götürülüp götürülmeyeceğinin belirlenmesi amacıyla 9 Aralık 2003 tarihinde bir komisyon kurmuştur.
5. Soruşturma komisyonu 2 Haziran 2004 tarihinde başvuranı kendisine 8 Haziran 2004 tarihinde bilgi sunması için davet etmiştir.
6. 16 Haziran 2004 tarihli bir yazı ile başvuran komisyondan araştırmaya ilişkin tüm belgelerin bir suretini talep etmiştir.
7. Soruşturma komisyonu içinde başvuranın aleyhine bazı giderlerin de üzerinde durulduğu 25 Haziran 2004 tarihli bir rapor hazırlamıştır. Başvuran bu konuda görevini kötüye kullanmakla ve 30 Haziran 1997 ve 11 Ocak 1999 tarihleri ve 28 Mayıs 1999 ve 17 Nisan 2001 tarihleri arasında görevi çerçevesinde yapılan kamu ihalelere fesat karıştırmakla suçlanmaktadır. Daha özel olarak diğer suçlamalar arasında yer alan başvurana atılı suçlar, beş santralin işletme imtiyazı kapsamında kamu ihalesine ilişkin işlemlerin yanı sıra Alaçatı Rüzgar Enerjisi Santraline, Yamula Hidroelektrik Santraline ilişkin kamu ihalelerini kapsamaktadır. Komisyon Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden ilgilinin Yüce Divan’a sevkini talep etmiştir.
8. Türkiye Büyük Millet Meclisi 13 Temmuz 2004 tarihinde başvuranın Yüce Divan’a sevkine karar vermiştir.
9. Başvuran, üzerine atılı suçlamaların bazılarının soruşturma komisyonu raporunda yer almadığını değerlendirerek, Yüce Divan’a gönderilmesinin öngörüldüğü karara 13 Ekim 2004 tarihinde itiraz etmiştir.
10. 25 Kasım 2004 tarihli bir ara karar ile Yüce Divan, başvuranın ileri sürdüğü şikayetleri kısmi olarak kabul etmiştir. Yüce Divan, özellikle önüne gelen Yamula Hidroelektrik Santrali ve Esenboğa Mobil Santraline ilişkin kamu ihale sözleşmesi kapsamındaki ilgili suçlamaların incelenmesi için dava açılmasına karar vermiştir. Buna mukabil Yüce Divan final kararında daha sonra açıklanacak olan red gerekçelerini belirterek, başvuranın savunma yollarının bazılarını reddetmiştir.
11. Başvuran 21 Aralık 2004 tarihinde Yüce Divan’da savunmasını yapmıştır.
12. Yüce Divan 3 Şubat 2005 tarihli kararıyla 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle yargılama ve cezaların ertelenmesine ve koşullu salıverilmeye ilişkin 21 Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe giren 4616 Sayılı Kanun uyarınca başvuran hakkında kesinleşmiş bir cezanın açıklanmasının ertelenmesine karar verdiği bazı suçları birbirinden ayırmıştır.
13. 27 Temmuz 2007 tarihli duruşmanın sonunda Yüce Divan, Yamula Hidroelektrik Santrali ve beş tesisin işletme imtiyazı ilgili kamu ihalesine ilişkin görevin kötüye kullanılması suçları konusunda kesin kararın açıklanmasının ertelenmesine karar vermiştir. Yüce Divan diğer taraftan Esenboğa Mobil Santrali ihalesine fesat karıştırmaktan başvuranı suçlu bularak, bir yıl sekiz ay hapis cezasına ve 13 Temmuz 1965 tarihli 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun uyarınca infazın ertelenmesi ile birlikte 75 Yeni Türk Lirası para cezasına mahkum etmiştir.
14. Karar aynı gün tefhim edilmiş ancak 376 sayfadan oluşan gerekçeli karar, 3 Haziran 2009 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
2. Diğer kişiler hakkındaki ceza yargılamaları
15. Afşin-Elbistan, Alaçatı, Yamula Çayırhan ve Çeşme-Alaçatı Hidroelektrik Santralleri ile ilişkili farklı bakanlıklara mensup bürokratlar hakkında yürütülen çok sayıda kovuşturma dosyası mevcuttur. Bu dosyalar, gerek takipsizlik kararlarıyla gerekse yargılamanın ertelenmesiyle kapanmışlardır.
B. İlgili iç hukuk uygulaması
16. Olaylar döneminde Anayasa’nın somut olayla ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
Madde 100
« C. Meclis soruşturması
Başbakan veya bakanlar hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin vereceği önerge ile, soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve gizli oyla karara bağlar.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasî partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclise sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona iki aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Bu süre içinde raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına teslimi zorunludur.
Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülür ve gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir. Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır. »
Madde 141
« (...)
Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
(...) »
Madde 148
« (...)
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Genelkurmaş Başkanını, Kara Kuvvetleri Komutanını, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarını, Jandarma Genel Komutanını görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.
Yüce Divan kararları kesindir.
(...) »
Madde 153
« Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
(...)
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. »
ŞİKAYETLER
17. İki şikayet çerçevesinde Sözleşme’nin 6. maddesini ileri süren başvuran, Yüce Divan’da yürütülen yargılamasının adil olmadığından şikayet etmektedir.
Başvuran buna ek olarak Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlal edildiğinden şikayet etmekte öte yandan da Sözleşme’nin 7. maddesinin 4. fıkrasını ileri sürerek, ulusal mahkemelerde üçüncü şahıslar aleyhine yapılan bir yargılamada daha önceden yargılandığı aynı olaylar nedeniyle ayrıca yargılandığından ve mahkum edildiğinden şikayet etmektedir.
18. 19501/05 başvuru çerçevesinde başvuran, özellikle Yüce Divan’ın 25 Kasım 2004 tarihli ara kararında gerekçe gösterilmemesinden şikayet etmekte, bu bağlamda Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürmektedir.
19. 7327/08 başvuru çerçevesinde başvuran, Yüce Divan kararının gerekçesinin gecikmeli olarak yazılmasının Sözleşme’nin 6. maddesi ile teminat altına alınan haklarını ihlal ettiğini savunmaktadır. Son olarak da Sözleşme’nin 13. maddesini ileri süren başvuran, Yüce Divan kararına karşı temyiz imkanının bulunmamasından şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
20. Başvuranın ortaya koyduğu olaylar ve hukuki sorunlar konusundaki benzerlik bakımından, Mahkeme İçtüzüğü’nün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iki başvurunun birleştirilmesi gerektiği kanısına varmaktadır.
A. Her iki başvurudaki ortak şikayetler hakkında
1. Sözleşme’nin 6. maddesi bağlamındaki şikayetler hakkında
a) Yüce Divan’da yapılan yargılamanın adil olmaması
21. Başvuran, Yüce Divan’da aleyhine yürütülen ceza yargılamasının adil olmadığından şikayet etmektedir. İlk olarak kendisine göre uygulanabilir usul kurallarını tanımayan Türkiye Büyük Millet Meclisi Soruşturma Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasının gecikmeli olduğunu ifade etmiştir. Başvuran ayrıca tanık ifadelerinin Yüce Divan tarafından değerlendirildiğini bildirmiş, son olarak kendisine göre soruşturma komisyonu raporunda yer almayan suçlamalar esas alınarak mahkum edildiğini ileri sürmüştür.
22. Başvuranın kendisine göre çok sayıda yolsuzluk bildiren davasının Yüce Divan’da soruşturulma şekli hakkındaki şikayetiyle ilgili olarak Mahkeme, bir davanın Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası gereklerine uygunluğunun yargılamanın tamamı ışığında incelenmesinin gerektiğine göre oluşan içtihatını hatırlatmaktadır (Schatschaschwili / Almanya [BD], No. 9154/10, § 101, AİHM 2015).
23. Mahkeme, özellikle iç hukuk tarafından belirlenen sürelere uymamanın 6. maddenin 1. fıkrasını başlı başına ihlal ettiğini hatırlatmaktadır (bkz. örneğin, Kaiser / Avusturya, No. 4459/70, 2 Nisan 1971 tarihli komisyon kararı, tavsiye kararı 38, 44. sayfa, Lavents / Letonya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 58442/00, 7 Haziran 2001, ve Shykyta / Ukrayna (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 67092/01, 11 Ekim 2005). Mahkeme bu bağlamda soruşturma komisyonu raporunun kabul edilmesi ve onaylanmasında geç kalınmış olmasına ilişkin iddiaların esas alındığı farz edildiğinde bile başvuranın davanın bütününde bunu hakkaniyetsizlik olarak göstermediğini değerlendirmektedir.
24. Yüksek Mahkeme’nin tanık ifadelerine ilişkin değerlendirmesi hakkında sunulan şikayet konusunda Sözleşme’nin, bu tür delil unsurları rejimini düzenlemediğini hatırlatmak yerinde olacaktır (Tabbane / İsviçre (kabul edilebilirlik kararı), no. 41069/12, § 38, 1Mart 2016). Mahkeme, ulusal mahkemeler tarafından toplanan delillerin yine kendileri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Pélissier ve Sassi / Fransa [BD], no 25444/94, § 45, AİHM 1999‑II). Sözleşme tarafından Mahkeme’ye verilen görev, delil araçlarının ibraz biçimi de dahil olmak bütününde değerlendirilen usulün hakkaniyete uygun olup olmadığını araştırmaktan ibarettir (Doorson /Hollanda, 26 Mart 1996, § 67, Hükümler ve kararlar derlemesi 1996‑II ve Van Mechelen ve diğerleri / Hollanda, 23 Nisan 1997, § 50, Derleme 1997‑III). Mahkeme, dördüncü derece yargı makamının yerine geçemez ve ulusal mahkemelerin vardıkları sonuçların keyfi ya da açıkça mesnetsiz olarak kabul edilmemesi koşuluyla, değerlendirmelerini 6. maddenin 1. fıkrası bağlamında tekrar gündeme almaz (Bochan / Ukrayna (no 2) [BD], no 22251/08, § 61, AİHM 2015).
25. Somut olayda, ifadelerin Yüce Divan tarafından değerlendirilmesi keyfi ya da açıkça mantıksız olsaydı, bu değerlendirmeler dosya unsuru olarak görülmezlerdi (kıyaslayınız Vlachos / Yunanistan, No. 20643/06, § 30, 18 Eylül 2008). Daha genel anlamda Mahkeme’nin bakış açısına göre başvuranın, ifadeler de dahil savunma hakları uygun ve yeterli bir biçimde değerlendirilebilmiştir.
26. Yargılamanın soruşturma komisyonu raporunda yer almayan iddiaların esas alınarak mahkumiyetle sonuçlanması üzerine başvuran tarafından yapılan suçlamayla ilgili olarak Mahkeme, bu şikayetin başvuran tarafından Yüce Divan’ın verdiği mahkumiyet kararının gerekçeleri anlaşılmadan önce yapıldığını dikkate almaktadır. Halbuki, Yüce Divan tarafından kabul edilen suçlamaların, soruşturma komisyonu rapor içeriğinde de tamamen yer aldığı 27 Temmuz 2007 tarihli kararın yazılı gerekçelerinde mevcuttur (kıyaslayınız yukarıdaki 7 ve 13. paragraflar). Dolayısıyla dosyadan, başvuranın üzerine atılı suçlara esas alınmayan olaylar nedeniyle mahkûm edilmiş olduğu sonucu çıkmamaktadır.
27. Mahkeme kesin olarak Yüce Divan tarafından gerçekleştirilen karar verme sürecinin, içinde başvuranın menfaatlerini koruyabilen teminatlar bulunan silahların eşitliği ve çekişme gereksinimlerini karşıladığı kanısına varmaktadır. Sonuçta Mahkeme Yüce Divan’da yapılan yargılamanın dosya bütününde değerlendirildiği ve adil bir karaktere sahip olduğu kanaatindedir.
28. Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin yapılan şikayetin bu kısmının Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.
b) Zamanaşımı sürelerine bakılmaksızın 4616 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması
29. Başvuran ayrıca Yüce Divan’ı, infazın ertelenmesine ilişkin 4616 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması öncesi söz konusu suçlamalar nedeniyle öngörülen zamanaşımı sürelerini dikkate almamakla suçlamaktadır.
30. Mahkeme buradakinin iç hukukta bir yorumlama ve uygulama sorunu olduğu kanısındadır. Hâlbuki Mahkeme, iç hukukun doğru bir şekilde yorumlanmış ve uygulanmış olup olmadığının anlaşılması ile ilgili ancak sınırlı bir yetkiye sahip olduğunu hatırlatmaktadır. Rolü, ulusal Mahkemelerin yerini almak değil, mahkeme kararlarının keyfi ya da açıkça mantıktan yoksun olup olmadığını belirlemekten ibarettir (Anheuser-Busch Inc. / Portekiz [BD], No. 73049/01, § 83, AİHM 2007‑I). Somut olayda Mahkeme, Yüce Divan kararının bu noktada keyfi ya da açıkça mantıktan yoksun olduğunu gösteren herhangi bir unsur tespit etmemektedir.
31. Önceki belirtilenler ışığında bu şikayet, ayrıca Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası a) bendi anlamında dayanaktan yoksundur.
2. Sözleşme’nin 7. maddesi bağlamındaki şikayet hakkında
32. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesi bağlamında daha önceden sunulan aynı iddiaların esası hakkında 7. maddenin ayrıca ihlal edildiğini bildirmektedir.
33. Düzenlediği unsurlar bakımından Mahkeme, somut olayda Sözleşme ya da Protokollerinin teminat altına aldığı hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair herhangi bir bulguya rastlamamıştır. Bu şikayet de Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksundur
3. Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokolün 4. maddesine ilişkin şikayet hakkında
34. Başvuran, iç mahkemelerin daha önce diğer sorumlu bakanlara açılan ceza davalarında yargıladığı olaylar nedeniyle yargılandığından ve mahkum edildiğinden şikayet etmektedir.
35. Mahkeme Türkiye’nin, Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokolü olaylar döneminde henüz onaylamamış olduğunu belirtmektedir. Sonuç itibariyle, yukarıda anılan hüküm bağlamındaki şikayetin incelenmesi Mahkeme’nin yetkisi dışındadır (ratione personae).
36. Söz konusu durumda 7 No.lu Ek Protokolün 4. maddesi, diğer kişiler hakkında önceden kovuşturma yapılması nedeniyle bir kişi hakkında kovuşturma yapılmasını yasaklamamaktadır.
37. Başvurunun bu kısmının, Sözleşme hükümleri ile uyumlu olmadığı ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
B. 19501/05 No.lu başvurudaki özel şikayet hakkında
38. Sözleşme’nin 6. maddesini ileri süren başvuran Yüce Divan’ın 25 Kasım 2004 tarihli ara kararını gerekçelendirmemesinden şikayet etmektedir.
39. Mahkeme, Yüce Divan’ın bu karar ile başvuran tarafından ortaya atılan bazı şikayetleri kısmi olarak kabul ettiği görüşündedir. Aynı kararda Yüce Divan red gerekçelerini ileriki bir tarihte kesin kararda açıklayacağını belirterek, bu savunma yollarından bazılarını ayrıca reddetmiştir. Mahkeme bu bağlamda başvuranın 27 Temmuz 2007 tarihli kesin kararın, 25 Kasım 2004 tarihli karar konusunda gerekçesinin yeterli olmadığını savunmadığını özellikle belirtmektedir. Mahkeme bununla birlikte 376 sayfadan oluşan son kararın geniş bir şekilde gerekçelendirildiğini ve herhangi bir keyfi durum belirtmediğini tespit etmektedir.
40. Başvuranın bu şikayetinin Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılmaktadır..
C. 7327/08 No.lu başvurudaki özel şikayetler hakkında
1. Yüce Divan’ın kararının gerekçelerinin gecikmeli yazılması
41. Sözleşme’nin 6. maddesini ileri süren başvuran son olarak Yüce Divan kararının gerekçelerinin yazımındaki gecikmeyi söz konusu yapmaktadır.
42. Dosyanın mevcut durumunda Mahkeme, bu şikayetin kabul edilebilirliği hakkında karar verme durumunda olmadığını ve başvurunun bu kısmının, İçtüzüğün 54. maddesinin 2. fıkrasının b) bendine uygun olarak davalı Devlet’e tebliğ edilmesinin yerinde olacağı kanısına varmaktadır.
2. Sözleşme’nin 13. maddesi bağlamındaki şikayet hakkında
43. Sözleşme’nin 13. maddesini ileri süren başvuran, Yüce Divan kararına itiraz edebileceği bir temyiz yolu bulamamaktan şikayet etmektedir. Olayların hukuki değerlendirilmesinde takdir yetkisine sahip olduğunu hatırlatan Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesi bağlamındaki bu şikayetin incelenmesinin uygun olduğunu değerlendirmektedir.
44. Mahkeme bu bağlamda, 6. maddenin, istinaf ve temyiz yolu oluşturmak konusunda Devletleri zorlamadığını hatırlatmaktadır (Kudła / Polonya [BD], No. 30210/96, § 122, AİHM 2000‑XI). Dolayısıyla bu şikayet Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca açıkça dayanaktan yoksundur ve reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine karar vermiştir,
Yüce Divan kararının gerekçesinin yazımı ile ilgili olarak, 7328/08 No.lu başvuru çerçevesinde Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamındaki başvuranın şikayetinin incelenmesinin ertelenmesine;
7327/08 No.lu başvurunun geri kalan kısmının ve 19501/05 No.lu başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş, ardından 29 Eylül 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy