(5271 S. K. m. 223, 279, 280, 286, 303) (5237 S. K. m. 106)
I-ÖN İNCELEME
Hükmün tebliğinde bir eksiklik bulunmadığı, istinaf dilekçesinin/tebliğine gerek bulunmadığı, hükmün istinaf incelemesine tabi hükümlerden olduğu, başvuranın istinaf istemeye yetkisi bulunduğu, başvurunun süresinde yapıldığı, CMK'nun 279/1-b maddesindeki red sebeplerinin bulunmadığı, Dairemizin yetkili olduğu hususu ön incelemede anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
II-USUL İNCELEMELERİ
Yapılan yargılamada usul kurallarına ilişkin esaslı bir aykırılık bulunmadığı, hukuka aykırı delil kullanılmadığı tespit edilmiştir.
III-ESASA İLİŞKİN İNCELEME
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-İDDİANIN ÖZETİ
Sanık hakkında mağdura yönelik basit tehditte bulunduğu iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B-SAVUNMANIN ÖZETİ
Sanık soruşturma ve kovuşturma aşamasında; kendisinin alkol aldığını, köyde dolandığı sırada hemşireyi gördüğünü ve "Binnaz yengeye neden pansuman yapmadın" diye sorduğunu, onun da "mesaim bitti" dediğini, kendisinin de "bu köyde herkes birbirine yardım eder" dediğini, hemşirenin gittiği sırada arkasından "madem pansuman yapmıyorsun, hemşireye de ihtiyaç yok, bu köyden git" dediğini, daha sonra araçların olduğu yerde tekrar gördüğünü, "pansuman bile yapmayacaksan köyde işin yok" dediğini, tehdit etmediğini savunmuştur. (Dizi:12, 23, 46)
C-SÖZLÜ DELİLLER
Mağdur soruşturma ve kovuşturma aşamasında; olaydan 1 gün önce istirahat halindeyken evinin kapısını çalan bir kişinin "ebe hanım akrabamın kolu burkuldu, dikiş atılmıştı, pansuman için buraya getireyim mi" dediğini, kendisinin de yoldan geldiğini, istirahatte olduğunu, hafta içi getirmesini söylediğini, şahsın sinirli bir şekilde "acil bir durum olsaydı ne olacaktı" dediğini, kendisinin de "acil durum olursa 7/24 görev başındayım" dediğini, olay günü sağlık ocağının yan tarafında kadınlarla sohbet ettiği sırada E. E. isimli sanığın alkollü bir şekilde "sana gıcık oluyorum, bunu yapmayacaktın" dediğini, kendisinin de "hayırdır abi" dediğini, sanığın kapına hasta gelmiş, sen bakmamışsın" dediğini, kendisinin de evinin müsait olmadığını, konunun sadece pansuman olduğunu söylediğini, şahsın "eğer kapına ben gelmiş olsaydım bu şekilde olmazdı, seni buradan göndereceğim, yaşatmayacağım" diyerek tehdit ettiğini, kendisinin ilçeye gitmek için minibüse bineceği sırada sanığın tekrar gelip "git bu köyden bir daha gelme, gideceksin buradan" dediğini bildirmiştir. (Dizi:11, 27, 106)
Tanık Ömer Vural soruşturma ve kovuşturma aşamasında; kendisinin köy muhtarı olduğunu, hemşirenin kendisini çağırıp sanığın kendisine küfür ettiğini söylediğini, bu sırada sanığın oradan geçtiğini ve hemşireye dönerek "sen buradan gideceksin, daha burada kalmayacaksın" dediğini, kendisinin de sanığa "sen kim oluyorsun" dediğini, sanığı uzaklaştırdığını bildirmiştir. (Dizi:9, 21, 120)
Tanık Hacer Topaloğlu soruşturma aşamasında; kendisinin köyün ebesi E.'le beraber yol üzerinde fotoğraf çektirdikleri sırada sanığın oradan geçtiğini ve E.'e "Binnaz yengeyi neden pansuman yapmadın, seni buradan sürdüreceğim" dediğini, E.'in de "ben devlet memuruyum bana hakaret edemezsin" dediğini bildirmiştir. (Dizi:5,46)
D-MADDİ DELİLLER
6763 sayılı Yasayla yapılan değişiklik üzerine taraflar arasında yapılan uzlaşma girişiminden sonuç alınamamıştır.
E-İNCELENEN KARARDAKİ KABUL VE GEREKÇENİN ÖZETİ
İlk derece mahkemesince, "Sanık E. E.in katılana parmak sallamak suretiyle "seni burada yaşatmayacağım, göreceksin" diyerek tehdit ettiği, tartışmanın bütünü değerlendirildiğinde "yaşatmayacağım" şeklindeki ifadenin "öldüreceğim" manasında değil, "sürdüreceğim" anlamında söylendiğinden bahisle sanık hakkında kamu davası açılmış ise de her ne kadar sanığın katılanı da görev yerinden sürdürmekle tehdit ettiği iddia olunsa da TCK.106/1-2 maddesi kapsamında sair kötülük edilmesi anlamında bir tehdit oluşmadığı, tehdit fiilinin kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgu olduğu; fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerektiği, manevi unsurunun genel kasttan ibaret olduğu, tasarlamanın ve saikin öneminin olmadığı, önemli olanın gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılması olduğu, suçun oluşmasının mağdurun korkmasına bağlı olmadığı, somut olayda katılanın köyde az sayıdaki kadın kamu görevlilerinden olması, suça konu sözcüklerin alkollü olduğu iddia edilen sanık tarafından katılanın yüzüne karşı söylenmiş olması ile olay nedeniyle korkmuş olabileceği, ancak tehdit suçunun oluşması için tehdidin muhatap üzerinde etkili olmasının şart olmadığı, mağdurun korkup korkmadığının araştırılmasının gerekmediği, bununla birlikte zikredilen sözcüklerin katılan üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesinin ve sonuç alamaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olmadığı, sanığın bulunduğu konumun katılanları etkilemesinin söz konusu olamayacağı, Yargıtay'ın 18. Ceza Dairesi 2015/21403 E. 2017/3409 K. sayılı kararında "Sanığın polis memurlarına hitaben 'Belediye Başkanı dayım olur, sizi sürdürürüm.' demek suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın, katılan polislerin görev yerlerini değiştirme konusunda herhangi bir yetki ve gücü bulunmayıp, olayın bütünü ve söylendiği ortam içinde değerlendirildiğinde, sanığın, görevli polis memurlarına, "sizi sürdürürüm" demekten ibaret eyleminde tehdide konu sözün, sonuç almaya elverişli, objektif olarak mağdurlar üzerinde ciddi bir korku ve endişe doğuracak nitelikte bulunmaması nedeniyle sanığa atılı suçların unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, hükümlülük kararı verilmesi," denildiği ve diğer benzer Yargıtay içtihatları istikrar kazandığı, somut olayımızda da sanığın "seni burada yaşatmayacağım, göreceksin" şeklindeki sözlerinden tüm dosya kapsamından "yaşatmayacağım" sözcüğü TCK.106/1 anlamında katılanın hayatına karşı bir saldırı bulunacağı değil, TCK.106/1-2. cümle mahiyetinde sair kötülük edeceğinden hareketle şikayete tabi tehdit suçuna göre "görev yerinden sürdürmek, zorla tayinin çıkarttırmak" anlamında kullanıldığı kanaatine varıldığı, suça konu ifade her ne kadar kaba, nezaketsiz, incitici söz olarak değerlendirilebilecekse de sonuç almaya elverişli, objektif olarak mağdur üzerinde ciddi bir korku ve endişe doğuracak nitelikte bulunmadığı, sanığın böyle bir gücünün ve imkanının olmadığının açık olması ve TCK.106/1-2. cümle kapsamında korku yaratacak içerikli bir tehdit sözcüğü olmadığı, tehdit halinde kişi, tehdit konusu tecavüzün ileride vuku bulacağı beyanıyla korkutularak, belirli bir davranışta bulunmaya zorlanmakta, mecbur edilmekte olduğu, fakat olayda bunun söz konusu olmadığı" kabul ve gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
F- İSTİNAF BAŞVURUSUNDA GÖSTERİLEN NEDENLER
O yer ve üst Cumhuriyet Savcıları istinaf dilekçelerinde; sanığın mağdura "seni burada yaşatmayacağım, göreceksin" şeklinde sözler söylediği, bu sözlerin TCK'nun 106/1. maddesinin 1. cümlesindeki tehdit suçunu oluşturduğu ileri sürülmüştür.
G-DAİREMİZİN KABULÜ
a-Sanığın aşamalarda değişmeyen savunması, tanık beyanları ve mağdur anlatımı bir arada değerlendirildiğinde; köyde ebe olan mağdurun yoldan geldiğini ve yorgun olduğunu ileri sürerek evine pansuman için gelen hastaya pansuman yapmadığı, olay günü saat 16.00 sıralarında mağdur ebeyi yolda kadınlarla konuşurken gören sanığın onun yanına giderek "Binnaz yengeye neden pansuman yapmadın" diye sorduğu, mağdurun köy şartlarına göre kabul edilemeyecek bir şekilde "mesai bitmişti" şeklinde cevap vermesi üzerine sanığın "madem pansuman yapmıyorsun, sana ihtiyaç yok, bu köyden gideceksin" dediği, daha sonra mağdurun ilçe merkezine gitmek için minibüs beklediği sırada sanığın tekrar onun yanına giderek aynı mahiyette sözler söylediği,
b-Sanığın "burda yaşatmayacağım" şeklinde bir söz söylediğine dair yeterli delil olmadığı,
c-Dairemizce kabul edilen sözlerin, sanığın konumu itibariyle tehdit suçunu oluşturmayacağı,
d-İlk Derece Mahkemesince suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi yerine atılı suçun sanık tarafından işlenmediği sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verilmesinin isabetsiz olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
IV-İSTİNAF HÜKMÜ
A-İncelenen hükme yönelik o yer ve üst Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla birlikte CMK'nun 303 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanığın beraatine ilişkin verilen bendin hükümden çıkartılarak yerine "sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK'nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEN hüküm hakkındaki İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
B-Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
C-Kararın istinaf isteminde bulunana ilk derece mahkemesince bildirilmesine,
Tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda CMK 286/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere 23/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)