(5271 S. K. m. 210, 217, 286, 289) (5237 S. K. m. 43, 105)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya görüşüldü, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
A-)Tanık H. A.'ın kovuşturma aşamasında dinlenilmemesi suretiyle CMK'nun 210/1 ve 217. maddelerine aykırı davranılması,
B-)Kabul ve uygulamaya göre;
1-)İddianamede atıf yapılan mesaj içeriklerine göre 12 Ağustos ve 5 Eylül tarihlerinde gönderilen mesajların tehdit unsuru içermesine rağmen sanık hakkında TCK'nun 43/1 maddesinin uygulanmaması,
2-)Sanığın katılana farklı zamanlarda çok sayıda mesaj atarak cinsel taciz ve hakaret suçlarını işlemesi karşısında, kastının yoğunluğu dikkate alınarak, temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi ve sanığa ek savunma hakkı tanınmak suretiyle TCK'nun 105/(2-d) maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-)Sanığın telefonla arama ve mesaj çekmek suretiyle üzerine atılı hakaret, cinsel taciz ve tehdit suçlarını işlediği kabul edilerek atılı suçlardan mahkumiyet kararı verildiği göz önüne alındığında, fikri içtima kuralları gereğince ayrıca kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, kişilerin huzur ve sükûnu bozma suçundan da ceza verilmesi,
4-)Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 21/02/2019 tarih, 2018/7458 Esas, 2019/7439 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, "Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olması nedeniyle" katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
5-)Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 07/09/2017 yerine 2017 olarak gösterilmesi,
Karşısında istinaf itirazı yerinde olduğundan CMK'nun 289/(1-e) maddesi yollamasıyla 280/(1-e) maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA,
C-)Dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
SONUÇ: Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/12/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)