(7201 S. K. m. 10, 21, 35) (5271 S. K. m. 193) (5237 S. K. m. 125, 267)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya görüşüldü, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle sanığın beyan ettiği en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, MERNİS adresinin bulunmaması halinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligatın yapılmasının gerektiği sabittir.
Sanığın ihbar öncesi yargılama aşamasında 04/02/2014 tarihli 1. celsede alınan savunmasında bildirdiği adresin ".... " olduğu,
İhbara konu Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/306 Esas, 2017/195 Karar sayılı gerekçeli karar başlığında yazılı ikametgah adresinin " ...." olduğu, dolayısıyla sanığın dosya kapsamında beyan ettiği son adresin bu adres olduğu kabul edilerek, ihbar sonrası yargılama aşamasında, sanığın savunmasının alınması amacıyla mahal mahkemesine talimat yazılması, sanığın usulüne uygun olarak ihtarlı çağrı kağıdı tebliğine rağmen talimat mahkemesindeki duruşmaya katılmaması halinde sanığın yokluğunda yargılamaya devam olunması gerekirken, sanık adına Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine aykırı olarak "...." adresine çağrı kağıdı çıkarıldığı, çağrı kağıdının tebliğ imkansızlığı nedeniyle Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca muhtar İsrafil Demir'e tebliğ edildiği, dolayısıyla sanığın ihbar sonrası yargılama aşamasında usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği anlaşılmakla;
A-Sanık usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmeden hüküm kurulması suretiyle CMK'nun 193/1 maddesine aykırı davranılması,
B-Kabul ve uygulamaya göre;
1-İddianame ve 16/09/2013 tarihli görevsizlik kararı içerikleri ile TCK'nun 267/1 maddesinde yer alan "Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. " şeklindeki düzenlemeye göre, sanığın üzerine atılı eylemlerin iftira suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılmaması,
2-TCK.nun 125/(3-a) maddesinde düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun tanımında hapis cezasının yanında adli para cezasının da seçenek yaptırım olarak düzenlenmesine rağmen, suç tarihi itibariyle sabıkası bulunmayan sanık hakkında seçenek yaptırımlardan hapis cezasına hükmedilmesi,
3-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "29/04/2010 ve 27/09/2010 tarihleri" yerine "2010" olarak gösterilmesi,
Karşısında istinaf başvuruları yerinde olduğundan CMK'nun 289/(1-e) maddesi yollamasıyla 280/(1-d) maddesi gereğince sanık hakkında verilen HÜKÜMLERİNBOZULMASINA,
4-Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda CMK'nun 286/1 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/01/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)