(5271 S. K. m. 150, 223, 231, 279, 280) (3713 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 53, 62) (5320 S. K. m. 16) (16. CD. 08.06.2016 T. 2015/2434 E. 2016/3769 K.) (16. CD. 09.06.2016 T. 2015/8605 E. 2016/3876 K.)
Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 01/11/2016 Tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/321 Karar sayılı ilamı ile sanığın "Terör Örgütü Propagandası Yapmak" suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizce CMK'nın 279 ve 280. maddeleri uyarınca yapılan ön inceleme ve inceleme sonucunda, sanığın suçlarının sübutu, suç vasıflarının değerlendirilmesi ve diğer hususların takdiri açısından duruşma açılması gerektiği kanısına ulaşıldığından, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına 31/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
YAPILAN YARGILAMA SONUNDA
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
I-İDDİA:
A-İDDİANAME;
Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 11/04/2016 tarih ve 2016/807 esas sayılı iddianamesinde;
"Suveren Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından 21/10/2015 tarihinde Ağrı Dağı'nın kuzey bölgesinde BTÖ mensuplarına yönelik icra edilen operasyon sonucu 13 adet CD'nin ele geçirildiği, CD'ler üzerinde yapılan incelemede silahlı terör örgütüne üye olmaktan aranmaktayken PKK/KCK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD-TGP-YPJ içerisinde Suriye Ayn-El Arap bölgesinde silahlı faaliyet yürütürken hayatını kaybeden … kod adlı ...'ın terör örgütü propagandası şeklinde geçen cenaze törenine ilişkin görüntü ve video kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği,
Görüntülerde yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelinin terör örgütü mensubu ...'ın taziye çadırı önünde üzerinde "Kobanede şehit düştüm güneş ışığı düşmesin diye" şeklinde yazının bulunduğu ve yine üzerinde terör örgütü mensubu ...'ın ve örgütü simgeleyen bayraklarla işaretli resminin asılı olduğunun tespit edildiği,
Şüphelinin alınan savunmasında özetle üzerine atılı suçu ikrar ettiği,
Tüm dosya kapsamında mevcut şüpheli savunması, CD inceleme ve tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla,
Şüphelinin mahkemenizce yargılamasının yapılarak yukarıda belirtilen ve eylemine uyan sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur." şeklinde kamu davası ikame olunmuştur.
B) İSTİNAF MAHKEMESİNDE İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDA MÜTALAASINDA;
"Sanığın tahkikata konu toplantı ve gösteri yürüyüşünde cenazesine gittiği düşünülen ...'ın PKK/KCK terör örgütü Suriye kolu olan PYD içerisinde silahlı faaliyet yürüttüğü bu şahsın aynı zamanda silahlı terör örgütüne üye olmaktan arandığı, bu esnada Suriye de öldürüldüğü, terör örgütünün şehir yapılanmasına bu şekilde öldürülen teröristlerin simgeleştirilerek propaganda malzemesi yapıldığı ve halkı ''şehit'' olduğundan bahisle teröre karşı sempatize etmeye çalıştığı sanığın yukarıda anlatılan şekilde teröristin resimlerinin bulunduğu toplantıda KOBANE adını verdikleri bölgede gerçekleştirilen terörist faaliyetlerini överek ve bunu taşıyarak üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla;
İlk derece mahkemesince sanık hakkında verilen beraat hükmünün kaldırılmasına;
Sanığın eylemine uyan ve 3713 sayılı yasann 7/2 ve TCK’nun 53. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklindedir.
II-SAVUNMA:
A)İLK DERECE MAHKEMESİNDE YAPILAN SAVUNMALAR:
Sanık ... mahkemesi huzurunda alınan savunmasında; "Ben bu konuda emniyette de ifade vermiştim. Barış süreci vardı. ... benim baba tarafından akrabamdı. Bu nedenle o törene katıldım, yüzlerce insan vardı, bir sakınca olduğunu bilmiyordum. Fotoğraftaki kişi benim. Propaganda kastım yoktur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii Av. ... beyanında: "O tarihlerde bir grup peşmerge YPG'ye destek amacıyla Habur sınır kapısından Kobaniye geçmiştir. Aylarca orda kalmıştır. Mücadele ederek geri dönmüştür. O tarihlerde terör örgütü olduğuna dair resmi bir kanıt yoktur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
B)İSTİNAF MAHKEMESİNDE YAPILAN SAVUNMALAR:
Sanık ...'in talimat mahkemesinde verdiği savunmasında: "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim. Aynen tekrar ederim. O dönem barış süreci vardı. Yüzlerce insan vardı, kendisi benim baba tarafımdan akrabam olur. Fotoğraftaki kişi benim, propaganda kastım yoktur. Suç olduğunu bilmiyordum. Aleyhime olan hususları kabul etmem. Ben mahkumiyetim halinde hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini istiyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
III-DELİLLER:
-07/04/2016 tarihli arşiv araştırma tutanağı,
-13/11/2015 tarihli CD inceleme ve tespit tutanağı,
-Sanığa ait nüfus kaydı ve adli sicil kaydı,
IV-DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
A)İLK DERECE MAHKEMESİNCE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE MAHKEMENİN ULAŞTIĞI KANAAT:
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
1-Usul açısından;
Sanığın üzerine yüklenen suçun cezasının alt sınırı beş yıldan az hapis cezası gerektirdiğinden CMK nın 150/3 maddesi gereğince sanığa zorunlu müdafi tayin edilmemiş, sanık vekaletnameli vekil ile kendisini temsil ettirmiştir.
2-Esas açısından;
İddianamede belirtilen eylem ve deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Sanığın Suveren Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından 21/10/2015 tarihinde Ağrı Dağı'nın kuzey bölgesinde BTÖ mensuplarına yönelik icra edilen operasyon sonucu 13 adet CD'nin ele geçirildiği, CD'ler üzerinde yapılan incelemede silahlı terör örgütüne üye olmaktan aranmaktayken PKK/KCK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD-TGP-YPJ içerisinde Suriye Ayn-El Arap bölgesinde silahlı faaliyet yürütürken hayatını kaybeden … kod adlı ...'ın taziye çadırı önünde bulunduğu ve bu esnada "KOBANEDE ŞEHİT DÜŞTÜM, GÜNEŞ IŞIĞI DÜŞMESİN DİYE" yazılar bulunan pankartı taşıdığı, kabul ettiği mahkememizce olay ve oluşa göre kabul edilmiştir.
Mahkememizce yapılan hukuki değerlendirmede;
Propaganda; "Belli bir görüşün toplum içinde yayılmasını, fikir ve kanaatlerin kökleşmesini sağlamak için bu amacın gerçekleşmesine yönelik olarak her türlü maddi ve manevi araca başvurarak telkin, teşvik ve etkide bulunmak, başkalarını kendi yanına çekmek amacıyla bir düşünceyi bir görüşü yaymak, birden fazla kişinin bilgisini ulaştırmaktır"
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 Maddesinde; Törer örgütlerinin propagandasının yapılması suç olarak tanımlanmıştır.
Propaganda eylemi açısından düşüncenin veya fikrin yazıyla veya sözle açıklanış biçimi itibariyle şiddeti bir araç olarak ön görüp görmediği, kişileri hedef gösterip kanlı bir intikam isteyip istemediği, benimsenen düşünceler için şiddete başvurmanın meşru olduğunun ileri sürülüp sürülmediği ve insanda saldırgan duygular uyandıracak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtıp kışkırtmadığı hususları birlikte değerlendirilerek, eylemin propaganda suçu kapsamında kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmelidir.
Propaganda suçunu düzenleyen 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 Maddesinde 6459 Sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve Resmi Gazetede yayınlanarak 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna göre ceza miktarında herhangi bir değişiklik yapılmamasına rağmen eylemin 3713 Sayılı Kanunun 7/2 Maddesi anlamında propaganda suçunu oluşturabilmesi için "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmaya teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği" yönünde bir düzenleme yapılmıştır. Maddenin b fıkrasının başına ise, "toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi " cümlesi getirilmiş ve (1) ile (4) numaralı bentler ile "resim" ve "asılması" kelimeleri de eklenmiştir. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 Maddesinde propaganda suçunun oluşabilmesi için getirilen ve eylemin "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek, ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin düzenlemenin aynı fıkranın devam eden bentleri için de aranması gerektiğine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamıştır.
Yargıtay 16 Ceza Dairesinin bu suça ilişkin kararları incelendiğinde;
"...Toplantı ve gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın, şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici, ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşabilecek biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrılar ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tarihi tutulmalıdır....Somut olayda Abdullah Öcalan'ın doğum günü kutlaması amacıyla ....İl binası önünde, sanığın kalabalığa yaptığı konuşma bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve yapılan açıklamadan sonra herhangi bir olay meydana gelmeden grubun dağıldığı nazara alındığında; örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından; sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi..." (Yargıtay 16 C.D'nin 2015/2434 Esas, Yargıtay 16 C.D'nin 2015/8605 Esas)
Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olayımız değerlendirildiğinde;
Sanığın PKK/KCK Terör Örgütünün Suriye kolu olan PYD-YPG-YPJ içerisinde Suriye bölgesinde faaliyet yürütürken ölen ... kod adlı ...'ın cenaze töreni için kurulan taziye çadırı önünde bulunduğu ve bu esnada "KOBANEDE ŞEHİT DÜŞTÜM, GÜNEŞ IŞIĞI DÜŞMESİN DİYE" yazılar bulunan pankartı taşıdığının sabit olduğu, ancak söz konusu cenaze töreninde herhangi bir olayın meydana gelmediği, cenaze törenine katılanların kendiliğinden dağıldığı ve pankartta yazılan sözleri örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından; sanığın üzerine atılı suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
B)DAİREMİZCE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ULAŞILAN KANAAT:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; sanığın PKK/KCK Terör Örgütünün Suriye kolu olan PYD-YPG-YPJ içerisinde Suriye bölgesinde faaliyet yürütürken ölen ... kod adlı ...'ın cenaze töreni için kurulan taziye çadırı önünde bulunduğu ve bu esnada "KOBANEDE ŞEHİT DÜŞTÜM, GÜNEŞ IŞIĞI DÜŞMESİN DİYE" yazılar bulunan pankartı taşıdığının sabit olduğu, ancak söz konusu cenaze töreninde herhangi bir olayın meydana gelmediği, cenaze törenine katılanların kendiliğinden dağıldığı ve pankartta yazılan sözleri örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu nedenle terör örgütü propagandası suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle, sanığın unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
O Yer Cumhuriyet Savcısının sanığın terör örgütünün propagandası suçundan cezalandırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizce duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda;
Konuya İlişkin yasal düzenlemeye bakıldığında;
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2. fıkrasının ilk cümlesinde;
"(Değişik fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./8. md) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır" hükmüne yer verilmiş olup, buna göre:
Terör örgütünün;
Cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini,
-Meşru gösterecek,
-Övecek,
-Bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapmak suç sayılmıştır.
Bu haliyle suç seçenek hareketli bir suçtur. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek, övmek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmekle suç oluşur ve tahdidi olarak sayılan bu seçenek hareketlerden herhangi birisinin gerçekleşmesi ile tamamlanmış olur. Burada tanımlanan suç sadece tahdidi olarak sayılan bu hareketlerle işlenebileceğinden bağlı hareketli bir suç olduğu gibi yapılan propaganda sonunda herhangi bir zararın ya da neticenin gerçekleşmesi aranmadığından aynı zamanda tehlike suçudur. Ancak propaganda oluşturan eylemlerin kamu düzeni, toplum barışı ya da huzuru bakımından somut tehlike oluşturması arandığından suçun somut tehlike suçu olduğunu kabul etmek gerekir.
3713 sayılı Kanunun 7/2-b.fıkrasında tanımlanan suç yönünden değerlendirme yapıldığında ise;
Yukarıda açıklanan ilk cümlenin sonunda;
"Aşağıdaki fiil ve davranışlar bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:" ifadesine yer verildikten sonra;
a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.
Şeklinde düzenleme yapılmış olmakla ve bu cümledeki suçlar yönünden birinci cümleye yapılan atfın suçun unsurları yönünden olmayıp, sadece uygulanan müeyyideye yönelik olarak yapılmış olması nedeniyle soyut tehlike suçu olarak düzenlenen bu suçun cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde işlemesi gerekmez.
Ancak hukuka aykırılık unsuru bakımından ilk cümleye yönelik olarak yukarıda yapılan açıklamaların bu suç yönünden de uygulanması gerektiği gözetilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında;
PKK/KCK Terör Örgütünün Suriye kolu olan PYD-YPG-YPJ içerisinde Suriye bölgesinde faaliyet yürütürken ölen ... kod adlı ...'ın cenaze töreni için kurulan taziye çadırı önünde bulunduğu ve bu esnada "KOBANEDE ŞEHİT DÜŞTÜM, GÜNEŞ IŞIĞI DÜŞMESİN DİYE" şeklinde yazılar, terör örgütünü simgeleyen işaretler ve bunlarla birlikte "şehit heval" ibaresi ile birlikte ölen örgüt mensubunun fotoğrafı bulunan pankartı taşıdığı sabit olan sanığın eyleminin 3713 sayılı Kanunun 7/2-b-1. fıkrasında düzenlenen terör örgütünün destekçisini olduğunu belli edecek şekilde örgüte ait resimlerin taşınması suçunu oluşturduğu, diğer taraftan sanığın çatışmalarda ölen terör örgütü mensuplarına şehit demek suretiyle onları yücelttiği ve bu durumun başka kişileri de benzer eylemlerde bulunmaya teşvik eder nitelik taşıdığının açık olduğu, bu haliyle terör örgütünün şiddet içeren eylemlerini öven ve kişileri bu tür eylemlere teşvik eden sanığın eyleminin, aynı zamanda 3713 sayılı Yasanın 7/2. Maddesinin 1. Fıkrasında düzenlenen suçu da oluşturduğu anlaşılmakla sanığın mahkumiyetine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarı kısımda açıklandığı üzere;
1-Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/182 Esas, 2016/321 Karar sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-a-Sanığın isnat olunan PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediği sabit görülmekle, sanığın Dairemizce sabit görülen eylemlerine uyan 3713 sayılı yasanın 7/2 hükmü uyarınca, suçun işleniş şekli ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı nazara alınarak sanığın takdiren alt sınırdan olmak üzere 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
b-Sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkisi sanık lehine takdiri indirim nedeni sayılarak sanığa verilen cezada TCK'nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 10 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
c-Suçun işleniş biçimine delil durumuna göre sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükümlerin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
d-Adli sicil kaydı bulunmayan sanığın, işlediği suç nedeniyle giderilmesi gerekli maddi zararın bulunmaması ve sanığın kişilik özellikleri ile duruşma tutanaklarına yansıyan tutum ve davranışları göz önüne alındığında ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşması ile sanığında rıza göstermesi nedenleriyle, 5271 sayılı CMK'nın 231/5-6. maddesi uyarınca SANIK HAKKINDA VERİLEN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
e-Sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önüne alınarak CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca HERHANGİ BİR YÜKÜMLÜLÜK ALTINA ALINMAKSIZIN 5 YIL SÜRE İLE DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA,
f-Denetim süresi içerisinde zaman aşımının işlemeyeceğinin sanığa ihtarına, (ihtar edilemedi)
g-Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürüleceğinin, aynı süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde, açıklanması geri bırakılan hükmün mahkememizce açıklanacağının CMK’nın 231/10-11. maddesi gereğince sanığa ihtarına, (ihtar edilemedi)
3-İş bu yargılama nedeniyle İlk Derece Mahkemesince yapılan 31,80 TL tebligat ve posta gideri ile Dairemizce yapılan 2 davetiye gideri 22,00 TL ve posta gideri 2,30 TL olmak üzere toplam tebligat gideri olmak üzere toplam 56,10 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-5320 sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde bir suretinin soruşturmada görev yapan ilgili kolluk birimine gönderilmesine,
Dair, sanık ve sanık müdafiinin yokluğunda, Bölge Adliye Mahkemesi C. Savcısı ... huzurunda mütalaaya uygun olarak tebliğ/tefhim tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İTİRAZ yolu açık olmak üzere, Üye Hakim ...'un karşı oyuyla, oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/04/2017
MUHALEFET ŞERHİ:
Gerekçeli karar incelendiğinde; PKK/KCK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD/YPJ saflarında Suriye ülkesinin Ayn-el Arap bölgesinde faaliyet gösterirken girdiği çatışma neticesinde ölen ... kod adlı ... için 14/03/2015 tarihinde düzenlenen cenaze törenine katılmak ve üzerinde "kobanede şehid düştüm güneş ışığı düşmesin diye" üzerinde ibare bulunan taziye çadırı önünde fotoğraf çektirmesi, 3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesine göre hüküm kurulmuş ise de;
3713 sayılı yasanın 7/2. maddesinin ilk cümlesinde yer alan ''Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan .... cezalandırılır'' hükmünden de anlaşılacağı üzere, salt propaganda değil terör örgütünün ancak cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek nitelikte bir propagandanın söz konusu olması halinde bu maddelerin uygulanması gerekirken, somut olayda propagandanın yasanın öngördüğü şekilde, terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olup olmadığı değerlendirmeye tabi tutulmaksızın ve cezalandırmaya dayanak alınan eylemin bu nitelikte olmadığı dikkate alınmaksızın ceza tayinine gidildiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)