T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/596
KARAR NO: 2024/367
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/11/2021 (Karar)
NUMARASI: 2021/198 Esas, 2021/445 Karar
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline
Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
Taraflar arasında görülen sıra cetveline itiraz davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirketin müflis kooperatiften alacaklı olduğunu, alacağının ilk sıra cetveli ile kabul edildiğini ve kesinleştiğini, davalının ise iflas masasına geç başvuruda bulunduğunu, buna rağmen alacağının 30/03/2021 havale tarihli, 29/03/2021 tarihli ek sıra cetveli ile kabul edildiğini ancak davalının kooperatifte pay sahibi olduğunu bu nedenle davalının alacağının olmadığını ve alacağın iflas masasına kaydının mümkün olmadığını ve tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak 30/03/2021 havale tarihli 29/03/2021 tarihli ek sıra cetveline yaptıkları itirazlarının kabulü ile iflas dairesinin hatalı kararının kaldırılmasına, davalının iflas masasından alacağının olmadığının kabulüne ve alacak kaydının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İflas masasına geç başvurmadıklarını, kendisi ile aynı durumda olan kişilere yönelik dava açılmayıp alacaklarının kesinleştirilerek ödemelerinin yapıldığını, alacaklarının olmadığına yönelik iddianın afaki olduğunu, esas alacaklı ve mağdur edilen taraf olduklarını ve bu durumun ödedikleri nakdi makbuzlardan açıkça anlaşıldığını, davacı taraf ile ortaklık ve üyelik sözleşmesi yapılmış ise de ortaklık sözleşmesinin gereklerinden olan genel kurul ve yönetim gibi hiçbir hak ve yetkinin kendilerine kullandırılmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama harç ve giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Somut olayda davalının müflis kooperatifin üyesi olduğu ve kendisine konut tahsis edilememesi nedeniyle yapmış olduğu ödemelerin tahsili amacıyla iflas masasına alacak olarak kaydettirdiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının kooperatif üyesi olması ve kooperatife yapılan ödemelerden dolayı üyenin 1163 sayılı TTK'nun 98. Maddesi yollamasıyla TTK'nun 480/3 maddesine göre ortakların ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyecekleri yönünde değerlendirmeler bulunmakta ise de; bu değerlendirmeye yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda katılmak mümkün değildir. Zira somut olayda davalı kooperatif üyesi olup; davalıyı sermaye şirketi ortağı gibi değerlendirmek yasal düzenlemelere ve hakkaniyete uygun düşmemektedir. Davalının müflis kooperatife yapmış olduğu ödemeler karşılığında kendisaine bir konut tahsis edilmediği, davalının da kooperatifin iflas etmesi sonrasında konut karşılığı tazminat alacağını iflas masasına yazdırdığı, müflis kooperatifin üyesi olan davalının bu talebine karşı sorumlu olduğu, bu haliyle davalının alacağının iflas masasına yazılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacının bu iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davacı, davalının iflas masasına geç başvuruda bulunduğunu iddia etmiş ise de 2004 sayılı İİK'nun 236/1 maddesi uyarınca vaktinde deftere kaydedilmeyen alacakların iflasın kapanmasına kadar kabul olunacağı belirtilmiştir. Bu yasa maddesinde de belirtildiği üzere iflas kapanıncaya kadar müflisten alacaklı olduğunu iddia edenler alacaklarını iflas masasına yazdırabileceklerdir. Somut olayda iflasın henüz kapanmadığı sabit olmakla davacının alacağın geç yazdırıldığı yönündeki iddiası yerinde değildir.
Yine davacı, davalının ödemelerini ispat edemediğini, esasen alacağının da bulunmadığını belirterek davalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasını talep etmiştir. Davalının alacağını yazdırmasına ilişkin talep dilekçesi ve ekine eklediği belgelerin incelenmesinde; davalının alacağını gösterir dayanakların sunulduğu, iflas idare memurlarınca iflas tarihinden önce ve iflas tarihinden sonra yapılan ödemelerde değerlendirilerek sıra cetvelinin yapıldığı, bu haliyle sıra cetvelinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı " gerekçesiyle " Davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin müflis kooperatiften alacaklı olduğunu ve alacağının ilk sıra cetveli ile kabul edilip kesinleştiğini, davalının ise, iflas masasına geç başvuruda bulunduğunu, buna rağmen alacağının 30.03.2021 havale tarihli, 29.03.2021 tarihli ek sıra cetveli ile kabul edildiğini, bu ek sıra cetvelinin İcra Müdürlüğünce gazetede ilan edildiğini, davalının alacağının olmadığını ve alacağının iflas masasına kaydının mümkün bulunmadığını, çünkü davalının kooperatif üyesi ve ortağı olduğunu, bu durumun tüm kooperatif evraklarından sabit olduğunu, davalının iflas masasına kayıt için yaptığı başvuruda da üyelik sözleşmesi-ortaklık senedi ve üyelik kabul istem dilekçesinin mevcut olduğunu, ayrıca davalılardan bir kısmının Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015-..... ve 2019-...karar sayılı dosyasında dava açıldığını ve bu davada dava dilekçelerinde ve diğer dilekçelerinde üye olduklarını kabul ettiklerini ve genel kurul kararlarının iptalini istediklerini ilk derece Mahkemesi yerleşik Yargıtay içtihat ve uygulamalarının aksine dava konusu somut olayla örtüşmeyen bir Bam kararı ve lehe olan bir Yargıtay kararının - muhalefet şerhine – dayanarak hukuk ihdas edildiğini ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının aksine davacı müvekkili mağdur ettiğini, ilk derece Mahkemesinin kendi kabulünde bile olan “sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydedilemeyeceği yönünde değerlendirmeler bulunsa dahi ” şeklindeki gerekçesiyle esasen sermaye borcunun iflas masasına alacak olarak kaydı mümkün olmadığını kendisi bile kabul etmişken, yerleşik Yargıtay uygulamasını sanki doktrindeki baskın bir görüşmüş gibi kabullenmesinin isabetsiz olduğunu, geniş bir tahkikata yapılmaksızın deliller tam ve eksiksiz olarak toplanmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacının davalı Müflis ... Yapı Koop.'den alacaklı olduğunu ve alacağını sıra cetveline yazdırdığını, diğer davalı ...'nın davalı müflis kooperatiften alacaklı olmadığını ve alacaklı olsa bile alacağını iflas masasına geç bildirdiğini ve davalı müflis kooperatifin üyesi olduğundan alacağını sıra cetveline yazdırmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davalı ...'nın alacağının sıra cetvelinden silinmesine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin kendisi ile aynı durumda bulunan diğer üyelerin alacağını sıra cetveline yazdırarak alacaklarını tahsil ettiklerini, davalı alacağının sıra cetveline yazılmasının hukuka uygun olduğunu, müvekkili alacağının ödediği dekontlarla sabit bulunduğu savunarak davanın reddini isteği, diğer davalı müflis koop, iflas idaresinin davanın reddini istediği, mahkemece iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı müflis kooperatif ile davalı ... arasında 19/06/2006 tarihli daire satış protokolü imzalandığı ve protokolün ödeme şekli başlıklı maddesine göre kararlaştırılan 80.000,00-TL'nin 20/06/2006 tarihinde nakit olarak ödendiği anlaşılmakta olup, ödeme makbuzu dosya kapsamında bulunmaktadır. Daire satış protokolünde 15/10/2008 tarihine kadar dairenin teslim edileceğinin kararlaştırıldığı ancak teslimin gerçekleştiğine dair bir bilgi ve savunma bulunmamaktadır.
Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02/06/2009 tarihli ve 2008/402 E.- 2009/266 K. Sayılı ilamı ile davalı kooperatifin 02/06/2009 tarihinde iflasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı ... tarafından 80.000,00-TL'lik alacağının sıra cetveline kaydedilmesi için başvuru yapıldığı, iflas idaresi tarafından düzenlenen 06/04/2021 tarihli Ek Sıra Cetveline 80.000,00-TL kabul edilen alacak olarak, 10. sırada imtiyazsız alacak olarak sıra cetveline kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı ...'nın daire satış protokolü ile davalı müflis kooperatiften Daire satın aldığı, kooperatif üyesi olarak kooperatiften Daire alacağı olduğu, bunun için Kooperatife 80.000,00-TL ödediği ve bunun karşılığında dairesini teslim alamadığı bellidir. Davalı ...'nın alacağı 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. Maddesinin yollaması ile TTK'nın 329 ve 405/2.maddeleri kapsamında bir alacak olmayıp, iflas masasına kaydı mümkün bir alacak olduğundan(Y. 23. HD 23/10/2017 tarihli ve 2016/9738 E. - 2017/2827 K. Sayılı ilamı ve 21/11/2013 tarihli ve 2013/5728 E.-2013/7320 K. sayılı ilamı) ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yapılan bu açıklamalar itibariyle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde bulunmadığından istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60-TL harçtan başlangıçta alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere .......... tarihinde oy birliği ile karar verildi.