T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/526
KARAR NO: 2024/753
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/12/2021 (Karar)
NUMARASI: 2020/282 Esas, 2021/535 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili, davalı şirketin, müvekkil şirkete, aralarındaki ticari ilişki kapsamında 537.026,38-TL borcu bulunduğunu, davalı şirketin, müvekkil şirkete olan bu borcunu uyarılara rağmen ödememesi üzerine Kadıköy ...Noterliği'nin 17.07.2019 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile borcunu ödemesi hususunda ihtar yapıldığını ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe itirazı nedeniyle takibin durduğunu, ayrıca arabuluculuğa yapılan müracaatın olumsuz sonuçlandığını, dava açmadan evvel son kez bir araya gelindiğinde davalı şirketin nakdi sıkışıklık nedeni ile ödeme yapılamadığını belirtmesi ve süre talep etmesi nedeniyle asıl alacağın 432.026,38-TL olması hususunda tarafların 31.10.2019 tarihinde anlaşmaya vardıklarını, muavin defter kayıtlarına göre davalı şirketin müvekkil şirkete farklı tarihlerde olmak üzere toplamda 142.487,38-TL ödeme yaptığını, gün itibariyle toplamda 290.050,00-TL asıl alacak üzerinden borcu bulunduğunu, ödemelerin aksaması üzerine davalı şirketin Kadıköy .... Noterliği'nin 22.04.2020 tarih ve ... yev. no.lu ihtarnamesi ile tekrar asıl alacak tutarını ve Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... E. sayılı dosyası kapsamında ödemekle yükümlü olduğu faiz, takip harç ve giderleri ve icra vekalet ücretini ödenmesi hususunda uyarı yapıldığını ancak bir netice alınamadığını, açıklanan nedenlerden dolayı Erzurum .... İcra Müdürlüğü’nün 2019/... E. Sayılı dosyasıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın asıl alacağın 290.050,00-TL'lik kısmı için itirazın iptali ve takibin devamına, davalı borçlunun icra dosyası çıkış tutarı olan 541.231,55-TL üzerinden icra masrafları ve ücreti vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına, davalının, takibi haksız ve kötü niyetle itiraz ederek durdurduğundan İİK.nun 67/II. maddesi uyarınca takip açılış miktarı olan 541.231,55-TL'nin %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, HMK.nun 329. Maddesi uyarınca her türlü uyarı, talep ve ihtarname gönderilmesine rağmen kötü niyetli tutumu ile davanın açılmasına ve müvekkilimizin avukat tutarak avukata ödeme yapmasına sebebiyet veren davalının takip açılış tutarı olan 541.231,55-TL'nin %10'u oranında sözleşmesel vekalet ücretine mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, davanın konusunun, Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali iken dava dilekçesi ekinde bulunan arabuluculuk tutanağının içeriğinin incelenmesinde, konusunun farklı olduğu, icra takibinden ve itirazın iptalinden bahsedilmediği, dava konusu uyuşmazlık hakkında dava şartı olan arabuluculuğa başvurma koşulu gerçekleşmediğinden, davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5/A maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde maddi gerekçelere yer verilerek, ticari ilişkinin nedeninin açıklanmayıp icra takibine konu, taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca, ticarete konu makinelerin müvekkil şirkete kurulumunun yapılıp çalışır halde teslim edilmesi gerekirken, tüm ekipmanların fiziki olarak teslim edildiğini, davacı tarafın mevcut kurulum ve çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilin kısmi ödeme yaptığını, birlikte ifa kuralı gereğince, edimini yerine getirmeyen davacının, müvekkilden edimini yerine getirmesini istemesinin hukuka aykırı bir davranış olduğunu, müvekkilin bu şekilde ödemeden imtina etmesi karşısında sözleşmeye konu makine ve ekipmanların öncelikle geri alınacağı, bunun mümkün olmaması halinde piyasada alıcı bulunarak satışının yapılacağı, satış bedelinin borçtan mahsup edileceği hususunda tarafların mutabık kaldıklarını ancak davacı tarafın mutabakata rağmen makine ve ekipmanları geri almayarak, satışı noktasında da adım atmadığını, sözleşmeye konu makine ve ekipmanların kurulumunun yapılarak çalıştırılmamış olmasının, satışa konu ürünlerin ayıplı olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, bu durumun müvekkil tarafından haricen yaptırılan inceleme neticesinde de tespit edildiğini, davacının sözleşmeye aykırı davranışının, kurulum ve çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmasının müvekkil şirketi, dava konusu alacakla mukayese edilmeyecek oranda büyük bir zarara uğrattığını, bu nedenle davanın tümden reddini talep ettiklerini ancak davanın kabulüne gidilmesi durumunda bilirkişi marifeti ile müvekkilin uğramış olduğu zararın tespit edilerek talep edilen alacaktan mahsup edilmesini, izah olunan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince, " Tüm dosya kapsamı yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının,. Davalı ile aralarında olan ticari alım satım ilişkisi kapsamında davalının 537.026,38 TL tutarında borcunun bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takibe davalının itiraz etmesi sebebiyle takibin durdurulduğunu daha sonra davalı ile aralarında mutabakat yapılarak borcun 432.026,38 TL olarak belirlendiğini, davalının bir kısım ödemeler yaptığını ancak bakiye 290.050,00 TL tutarında borcun ödenmediğini belirterek avalının haksız itirazının iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı, cevap dilekçesinde; arabuluculuğa başvuru şartının gerçekleşmediğini belirterek dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyaya celp edilen belgelerin incelenmesinde; davacının dava tarihinden önce 16/09/2019 tarihinde...Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yaptığı, başvuru konusunun Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali için ve takibin devamı ile alacağın tahsili amacı olduğunun belirtildiği, başvuru üzerine açlan arabuluculuk dosyası üzerinden arabuluculuk sürecinin tamamlandığı anlaşılmakla davalının dava şartı yokluğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yine davalı cevap dilekçesinde; alacağın konusu oluşturan sözleşme kapsamında davalının teslim borcunu yerine getirmediğini, satılan makinelerin davalı tarafından kurulumu yapılarak çalışır halde teslim edilmediğini, davalının bu şekilde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ürünlerin ayıplı olduğunu, bu nedenle davacının alacak talebinde bulunamayacağını beyan etmiştir. Ancak davalı, davacı ile aralarında akdedilen sözleşmeyi, ürünlerin ayıplı olduğunu gösterir herhangi bir belgeyi, ayıp nedeniyle davacı tarafa yapmış olduğu ihtar ve bildirimleri ve davalının sözleşmeye aykırı davranışlarına yönelik herhangi bir delil veya belgeyi ibraz etmediği gibi bu iddiaların destekler nitelikte hiçbir delile de dayanmamıştır. Kaldı ki, davacı tarafından icra takibinin başlatılmasından ve davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durmasından sonra, tarafların borç miktarı konusunda anlaşmaya vardıkları ve buna ilişkin mutabakat metni imzaladıkları, davalının mutabakat metninde berilenen borç miktarına yönelik bir kısım ödemeler yaptığı dikkate alındığında; davalının artık sözleşmeye aykırı davranış yapılması, ürünlerin ayıplı olması, davacının sözleşme nedeniyle üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğine yönelik itirazlarda bulunması, davalının beyanların da samimi olmadığını gösterdiği gibi borcun bir kısmının ödenmesi nedeniyle bu beyanlar çelişki oluşturmaktadır. Bu nedenle davalını bu yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından, 537.026,38 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından itiraz edilmesi nedeniyle 13/09/2019 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen mutabakat mektubu başlıklı belgede; davacı tarafından davalıya hitaben 31/10/2019 tarihi itibariyle bakiye borcun 432.537,38 TL olduğu hususunda mutabakatın bildirilmesinin istenildiği, davalı tarafından verilen cevapta da 31/10/2019 tarihi itibariyle 432.537,38 TL tutarında bakiye borç konusunda mutabık olduklarını bildirdikleri görülmektedir. Davacı bu şekilde borç miktarı hususunda davalı ile mutabakata varıldığını iddia etmekte, davalı taraf bu mutabakat metninin içeriğine ve imzasına yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi , mutabakat metnini de onaylamıştır. Mutabakat metninde borç miktarı 432.537,38 TL olarak belirlenmesine rağmen davacı tarafından dava dilekçesinde mutabık kalınan miktar 432.026,38 TL olarak belirtilmiştir. Ancak dava dilekçesinde davalı tarafından yapılan 142.487,38 TL tutarındaki ödeme sonrasında bakiye borcun 290.050,00 TL olduğu belirtilerek bu bedel üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiğinden, davacı tarafından hesabın mutabakat metninde yer alan rakam üzerinden yapıldığı, mutabık kalınan miktarın dava dilekçesinde sehven hatalı olarak belirtildiği sonucuna varılmıştır.
Dava dilekçesinde, davacı mutabakata varılmasından sonra davalı tarafından toplamda 142.487,38 TL tutarında ödeme yapıldığını, belirtmiş olup, davalı vekili duruşma esnasında ki beyanında da icra takibine itiraz edilmesi sonrasında bir kısım ödemeler yapıldığının doğru olduğunu belirterek bu ödemeleri kabul etmiştir. İcra takibine itirazda bulunulmasından sonra davalı borçlunun borç miktarının belirlenmesi konusunda davacı ile anlaşmaya vardığı, belirlenen borç miktarı üzerinden bir kısım ödemeleri yaptığı dikkate alındığında davalının itirazında haksız olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafından, cari hesap bakiyesi ve buna ilişkin faturalar dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve ardından tarafların toplam borç miktarının 432.537,38 TL olduğu hususunda karşılıklı anlaşmaya vardıkları ve davalının bu anlaşma sonrasında 142.487,38 TL tutarında ödeme yaptığı dosya kapsamı ile sabittir. Mutabık kalınan bedelden davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde bakiye borç miktarının 290.050,00 TL olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle davalının icra takibine yönelik itirazının 290.050,00 TL yönünden iptaline karar vermek gerekmektedir. İcra takibinde davacı takip öncesine ilişkin faiz talebinde bulunmuş ise de takip dayanağı olan faturaların takipten önce davalı tarafa tebliğ edilerek davalının temerrüte düşürüldüğüne dair delil veya belge sunulmadığından ve tarafların takibin durmasından sonra 31/10/2019 tarihinde borç miktarını yeniden belirlediklerinden bakiye borç miktarı olan 290.050,00 TL tutarındaki alacağa mutabakat tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı, davalının toplam takip miktarı üzerinden icra masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına ve takip çıkış miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Ancak takibin durması sonrasında tarafların borç miktarı konusunda mutabakata vardıkları borç miktarını yeniden belirledikleri ve mahkememizde de bakiye borç üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiğinden davacının takip çıkış miktarı üzerinden icra masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine, borç miktarının takibin durması sonrasında taraflar arasında yeniden belirlendiği, davalının da bir kısım ödemeler yaptığı dikkate alındığında davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde sözleşmesel vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 329.maddesi uyarınca sözleşmesel vekalet ücretine karar verilebilmesi için davalının kötü niyetli olması gerekmektedir. Açılan davada davalının kötü niyetli olduğu belirlenemediği gibi davacı vekilinin, davacı asil ile aralarında akdedilen vekalet ücretine ilişkin sözleşme, makbuz veya belge sunmadığı da dikkate alınarak davacı vekilinin bu talebinin de reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davanını KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davalının Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 290.050,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Asıl alacağa mutakabat tarihi olan 31/10/2019 tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında avans faizi uygulanmasına, 3-Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Davacının sözleşmesel vekalet ücretinin tahsili talebinin REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; noterlik ihtarnamesiyle temerrüte düşürüldüğünden asıl alacağa temerrüt tarihi olan 27/07/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, mahkemece takip çıkış tutarı üzerinden icra masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmeyişinin yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davalının teslim borcunun yerine getirilmediğine ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin kurulum yahut çalıştırma borcunun bulunmadığını, davalının ayıp ihbarında bulunmadığını, davalının istinaf başvurusunun reddine, taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi talebi ile istinafa başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; arabuluculuğa başvuru şartı gerçekleştirilmeden davanın açıldığını, bu bakımdan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece tam iki tarafa borç yüklenen satım sözleşmelerinde birlikte ifa kuralına aykırı olacak şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemece tanık dinletme talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir kara verilmediğini, tanıklarının dinlenilmediğini, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, ticari defter ve kayıtların incelenmediğini, hüküm altına alınan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali davasıdır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili tarafından 03/09/2019 tarihinde 537.026,38-TL asıl alacak, 4.016,66-TL işlemiş faiz, 187,11-TL ihtarname masrafı, 1,40-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 541.231,55-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 09/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından süresi içerisinde itiraz edilerek takibin durdurulduğu, taraflar arasında 31/10/2019 tarihinde mutabakat yapıldığı, mutabakatta alacağın 432.537,38-TL olduğunun kararlaştırıldığı, bu miktar üzerinden 142.487,38-TL ödeme yapıldığı belirtilerek bakiye 290.050,00-TL alacağın tahsili için takibe itirazın iptali ile takip çıkışı olan 541.231,55-TL üzeriden icra masrafları ve vekalet ücreti ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilin davanın reddini istediği, mahkemece yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne karar verildiği, icra inkar tazminatı talebinin reddedildiği, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinafa başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı tarafça itiraza uğramayan mutabakat mektubu başlıklı belgede 31/10/2019 tarihi itibariyle tarafların borç miktarının 432.537,38-TL olduğu hususunda mutabık oldukları anlaşılmaktadır. Davacı vekili bu mutabakat tarihinden sonra yapılan ödemeleri mahsup ederek itirazın iptali davasını açmıştır. Taraflar arasındaki mutabakat sözleşmesinde davaya konu Erzurum ...İcra Dairesi'nin 2019/... Esas sayılı icra dosyasındaki hakların saklı tutulmasına yönelik bir kayıt bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin istinaf nedenleri dışındaki itirazlarının yerinde bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının alacağı mutabakat metni ile belirlenmiş olmasına göre alacağın likid ve bilinebilir olduğu kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken aksi yöndeki verilen karar yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazın yerinde görülmüştür.
Davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelince, mahkemece taraflarca itiraza uğramayan mutabakat metnine dayalı olarak hüküm kurulmuş olmasına göre davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde değil ise de, davacı dava dilekçesinde harca esas değeri 290.050,00-TL olarak göstermek suretiyle davasını açmış, mahkemece 02/09/2020 tarihli ara kararla dava değeri 541.231,55-TL olarak saptanarak harç bu bedel üzerinden tamamlatılmıştır. Davada hüküm altına alınan miktar 290.050,00-TL olduğuna göre davanın reddedilen miktarı 251.181,55-TL'dir. Davalı vekili lehine reddedilen bu bedel üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin kısmen yerinde bulunan istinaf itirazları uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından davanın kısmen kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
II-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile; mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
Davalının Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 290.050,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa mutakabat tarihi olan 31/10/2019 tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında avans faizi uygulanmasına,
2-Asıl alacağının %20'si oranında takdir edilen 58.010,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının sözleşmesel vekalet ücretinin tahsili talebinin ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.813,32 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 6.536,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye noksan 13.276,58 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.507,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 39.677,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 6.536,74 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 24,00 TL posta gideri, 46,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 70,50 TL'nin kabul red oranına göre 37,78 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine," şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
IV-Peşin alınan istinaf karar harcının yatıran taraflara iadesine,
V-İstinaf aşamasında yapılan 220,70-TL başvuru harcı, tebliğ ve dosya gidiş dönüş masrafı 56,80-TL istinaf yargılama gideri toplamı 277,50-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
VI-İstinaf aşamasında yapılan 220,70-TL başvuru harcı, tebliğ ve dosya gidiş dönüş masrafı 44,80-TL istinaf yargılama gideri toplamı 265,50-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
VII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VIII-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi nedeniyle başvuruda bulunan tarafça varsa yatırılmış olan teminatın verilen karar gereğince iadesine yer olmadığına,
IX-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK' nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.