T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1573
KARAR NO: 2025/705
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/09/2024 (Karar)
NUMARASI: 2024/207 Esas, 2024/408 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 13/05/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle;09/12/2021 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı özel halk otobüsünden inmek üzere olan müvekkilinin tam olarak henüz inmemiş iken otobüsün hareket etmesi ile düşüp yaralandığını, kaza tespit tutanağında davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/... esas 2023/...karar sayılı dosyasında davalı ...hakkında adli para cezasına hükmedildiğini ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını, kazadan sonra müvekkilinin tedavi edildiğini, aradan geçen zaman içinde bel ve sırt ağrılarının devam ettiğini ve yapılan muayene sonucu kaza nedeniyle bel ve sırt bölgesinde kemik kırığı oluştuğunu, kazanın akabinde bunun fark edilemediğini ve bu durumun ağrılara neden olduğunun anlaşıldığını, aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, tazminat talebi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak sonuç alınamadığını, müvekkilinin yapılan muayenesi sonucu %13 oranında engel oluştuğuna dair MR ve Sağlık Kurulu Raporu düzenlendiğini, müvekkilinin çalışma gücünün azaldığını, işgücü kaybının olduğunu, uzun süredir tedavi olduğunu ve manevi olarak da rahatsızlığı oluştuğunu belirterek daha sonra artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 09/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta A.ş. Vekili 29/05/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafından usulüne uygun bir şekilde müvekkiline başvuruda bulunmadığını, kazaya karışan aracın müvekkili tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri dahilinde sorumluluğu bulunduğunu, sigortalı aracın kusursuz olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dosyada kusur durumunun ve davacının maluliyetinin tespiti gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat talebinin afaki ve fahiş olduğunu, müvekkilinin ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; " Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maluliyet nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili 24.07.2024 tarihli dilekçesi ile davalı sürücü ...yönünden davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Feragat tek taraflı bir işlemdir ve dosyada bulunan vekaletnamenin incelenmesinde de davacı vekilinin feragate özel yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davacı vekili, davalı ... yönünden davadan feragat ettiklerini ancak diğer davalı sigorta şirketi yönünden davalarının devam ettiğini beyan ettiğinden, davalı sürücü ... yönünden ileri sürülen feragatin diğer davalı sigorta şirketine de sirayet edip etmeyeceğinin tartışılması gerekir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen "tüm oto sigorta poliçesi" incelendiğinde, ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında bedeni zararların teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Bu poliçe dava konusu trafik kazasındaki aracın işleteni ... ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanmış ve dava dışı ...'ın sorumluluğu bakımından teminat şartları düzenlenmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2010/3630 Esas 2011/4737 Karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2023/396 Esas 2024/812 Karar sayılı ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2019/1948 Esas 2021/2405 Karar sayılı ilamlarında "TBK'nın 168. maddesinin 2.bendinde; "alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır" hükmü düzenlenmiştir. Sürücü açısından; işleten ile sürücü arasında müteselsil sorumluluk olmakla beraber, sürücü haksız fiil faili olup, zarar en son sürücü üzerinde kalacağından, işletenin haksız fiil faili sürücüye rücu hakkı bulunmakta ise de, kaza araçtaki teknik arızadan dolayı meydana gelmediği sürece sürücünün araç işletenine zararı rücu hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle haksız fiil ve zararın asıl sorumlusu olan sürücü hakkındaki feragat, aracın işletenine sirayet edeceğinden, araç işletenini sorumluluktan kurtarır." kanaati belirtilmiştir.
Mevcut yargılamada, davacının araç sürücüsü yönünden davasından feragat ettiği sabit olduğundan, sürücü yönünden yapılan feragat işletene de sirayet edeceğinden ve davalı sigorta şirketi ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile araç işleteninin sorumluluğunu teminat altına aldığından, davalı ... yönünden yapılan feragatin davalı sigorta şirketine de sirayet edeceği"gerekçesiyle "Davanın feragat nedeniyle reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Feragat talebinin sadece davalılardan araç sürücüsü ...yönünden talep edildiğini, davalı sigorta şirketi yönünden dava ve talep haklarının devam ettiğini, Borçlar Kanunu'nun 51. Maddesinin, müşterek ve müteselsil sorumluluğu ortak kusura göre değil, farklı hukuksal nedenlere bağladığını, eldeki davada ise davacının zararının karşılandığına ilişkin bir iddia olmadığı gibi feragat edilen davalı ...aracın sürücüsü, diğer davalının ise Sigorta şirketi olduğunu, sigorta şirketinin malik olmayan araç sürücüsüne rücu hakkı bulunmadığını, araç sürücüsü hakkındaki feragatin sigorta şirketine sirayet edeceğinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı malik olmayan araç sürücüsü ...hakkındaki feragatin diğer davalı sigorta şirketinin durumunu ağırlaştırmış olduğundan söz edilemeyeceğini, bir davalı hakkındaki talepten vazgeçilmesi diğer davalının sorumluluğunu etkilemeyeceğini, ilk derece mahkemesince taraflar arasında bir anlaşma olup olmadığı hususunun araştırılarak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğini, davanın tümden reddedilmiş olmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde, 09/12/2021 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı özel halk otobüsünden inmek üzere iken otobüsün hareket etmesi ile düşüp yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, tazminat talebi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak sonuç alınamadığını, iddia ederek daha sonra artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın 09/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, davalının sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri dahilinde sorumluluğu bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, yargılama sırasında davacı vekilinin, davalı ... yönünden davadan feragat ettiklerini ancak diğer davalı sigorta şirketi yönünden davalarının devam ettiğini beyan ettiği mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davadan feragat yetkisi bulunan davacı vekili 26.07.2024 tarihli dilekçesi ve duruşmadaki beyanı ile davalı sürücü hakkındaki davasından feragat etmiştir. Ancak sigorta şirketi hakkındaki davaya devam ettiğini de açıklamıştır. Bu hali ile feragat, hakkın özünden feragat niteliğinde değildir. Kaldı ki davacı beyanlarında herhangi bir tahsilat yapıldığından bahsedilmemiştir.
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı TBK.nın 162 ve 163. maddelerine göre borcun tamamından sorumludur. Nitekim, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88/1 maddesinde trafik olayı nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür.6098 sayılı TBK.nın 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Trafik kazasından kaynaklanan cismani tazminat ve manevi tazminat istemli davada, sürücü, işleten ve sigorta şirketi arasında, müştereken ve müteselsilen sorumluluk bulunduğundan, davacı taraf zararını davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebilir. Zarar görenin sigortadan müştereken ve müteselsil talep edebileceği tazminat miktarı sigorta teminat limiti ile sınırlıdır. Müşterek ve müteselsil borçlulardan birisi tarafından yapılan ödemenin sonuçları ise TBK'nın 166. maddesinde düzenlenmiş ilgili madde de, "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davadan feragat bir usul işlemidir. Dava konusu olayda davalılar arasında mecburi değil, ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. Davacı taraf feragat dilekçesinde ve beyanlarında ödeme ve takasa dayalı olarak herhangi bir karşılık aldığını belirtmeden davalı sürücü hakkındaki davasından feragat etmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde TBK 166.madde hükmünün değerlendirilmesi gerekir. Madde kapsamına göre tatmin edilmeden borçlulardan birinin ibrası kural olarak diğerlerine tesir etmeyecektir. Ancak " ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler." şeklindeki hüküm nedeniyle bu hallerin varlığı halinde müteselsil borçlulardan birine ibra diğeri yönünden de sonuç doğuracaktır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/12601 Esas- 2013/8355 Karar sayılı kararı)
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, yapılan bu açıklamalar çerçevesinde davalı sürücü tarafından davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda delilleri sorulup toplanarak varsa yapılmış ödemenin hangi kalemler için kime ve ne sebeple yapıldığı da araştırılarak, tazminata mahsuben yapılmış bir ödeme olup olmadığı belirlenerek, TBK 166 maddesi değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yerel mahkemenin istinafa konu kararının, HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2024 tarih ve 2024/207 Esas, 2024/408 Karar sayılı kararının, HMK’nın 355, 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dava dosyasının HMK’nın 355, 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvuruda bulunan tarafça varsa yatırılmış olan teminatın iadesine,
7-Gerekçeli kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.