T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1542
KARAR NO: 2024/1663
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2024 (Karar)
NUMARASI: 2023/735 Esas, 2024/392 Karar
DAVA: Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının oğlu ...'ten 295.000,00 TL karşılığında canlı hayvan satın aldığını, karşılığında ... Kocaeli Şubesine ait 20/02/20... tarihli ve 01/03/20..tarihli toplam 295.000,00 TL tutarında çekleri davalının oğlu ...'a verdiğini, verilen bu çeklerin ödenmemesi üzerine Erzurum ... Bankası'na ait 3 adet toplam 150.000,00 TL bedelli çekler ile Erzurum ...Bankası'na ait 70.000,00 TL bedelli çeki de yine ...'a verdiğini, ayrıca 20 adet canlı büyükbaş canlı hayvanı 85.000,00 TL bedel karşılığında ... ve ... huzurunda Tortum ... köyünde ...'a verdiğini, dava dışı ... tarafından kendi adına davalı ...'e noter kanalı ile 77.000,00 TL daha ödeme yapıldığını, ayrıca..., ... ve ...huzurunda davalının oğlu ...'a 20.000,00 TL nakit ödeme yaptığını, davalının oğluna toplamda 402.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının oğlunun verilen 295.000,00 TL'lik iki adet çeki kendisine vermediğini, babası olan davalıya ciro ederek çekleri Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/...esas sayılı dosyası ile kendisi hakkında takip başlatıldığını, kendisinin davalı ile hiçbir alış verişinin olmadığını ve borcunun da olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, takibe konu çeklerden dolayı borcunun bulunmadığını belirterek Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/...Esas sayılı dosyasının ve icra konusu çeklerin iptaline, icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça açılan eldeki davanın menfi tespit davası olduğu, davacının arabulucuya başvurmadan davayı açtığını, dava tarihi itibariyle Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurmanın dava şartı olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğu sebebiyle HMK'nin 138.maddesi uyarınca" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari davalarda dava konusunu menfi tespit davası olması halinde zorunlu arabulucuya başvuru şartının 01/09/2023 tarihinden itibaren getirildiğini, davanın yaklaşık 3 ay sonra açıldığını ancak davanın esasını oluşturan icra takibinin kanun uygulanma zamanından önceye ait olup bu durumda açılacak menfi tespit davalarının 01/09/2023 tarihinden sonra başlatılan icra takipleri için geçerli olacağını, bu tarihten önce başlatılan icra takiplerini kapsamayacağını, aksi düşüncenin kanunun geriye yürümezliği ilkesine aykırı olacağını, taraflar arasında kambiyo senedi düzenlenmiş olmasına karşın taraflar arasındaki ilişki her iki tarafın tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari işletmelerinden doğan bir ilişki değil, normal bir alım satım ilişkisi olduğundan görevli mahkemenin ticaret mahkemesi değil tüketici mahkemesi kanaatinde olduklarını, Dairemizce Anayasanın 152 ve 6216 Sayılı Yasanın 40. maddesine göre Arabuluculuk Kanunu 18/A-2. maddesinin son cümlesinin Anayasaya açıkça aykırı olması nedeniyle Dairemizce itiraz yoluna başvurularak iptali için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı taraf istinaf talebinde bulunmuştur.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. Eldeki dava 08/12/2023 tarihinde açılmıştır.
Tüm dosya kapsamı itibariyle, dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olup, 01.09.2023 tarihinden itibaren açılacak ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutunağının dosyaya sunulmadığı, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, istinaf dilekçesi ekindeki arabulucuk son tutanağının incelemesinde karar tarihinden sonra arabuluculuk yoluna başvurulduğunun anlaşıldığı, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediği, dava şartlarının mahkemece resen nazara alınacağı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacının istinaf başvurusu yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının Anayasa Mahkemesine başvurulmasına yönelik talebi incelendiğinde; Anayasanın 152. maddesinde; “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz" düzenlemesi yapılmıştır.
Anayasanın 152. maddesinde düzenlenen somut norm denetimi, bir mahkemede görülmekte olan davanın karara bağlanmasının, o davada kullanılacak kanun hükmünün anayasaya uygun olup olmamasına bağlı olması halinde yapılan denetimdir. Davacı vekilinin arabuluculuk dava şartının anayasaya aykırı olduğu yönündeki iddiası ciddi görülmediğinden dairemizce buna yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin Anayasa Mahkemesine başvurulmasına yönelik talebinin REDDİNE,
3-İstinaf başvurusu aşamasında yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere ... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.