T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1062
KARAR NO: 2025/371
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2024 (Karar)
NUMARASI: 2022/510 Esas, 2024/225 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen trafik kazası nedeniyle tazminat davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile yaya konumunda bulunan müvekkiline çarptığını, müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, müvekkilinin iş yerinden çıkıp yolun sağ kısmında bulunan stabilize toprak kısmında yaya olarak ilerlediğini, sırtında fosforlu sırt çantası ve açık renkli kıyafetlerinin olduğunu, sürücünün kendi şeridinden çıkıp emniyet şeridini geçip toprak kısmında müvekkiline çaptığını, daha sonra yeniden şeridine döndüğünü, lastik izlerinden de anlaşıldığını, kaza nedeniyle müvekkilinin vücudunda kırıklar, çatlaklar ve doku zedelenmelerinin olduğunu, müvekkilinin infaz koruma memuru olarak görev yaptığını, iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaatta bulunduklarını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmanın sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin yaralanması sebebiyle oluşan maluliyetten kaynaklı daimi ve geçici iş göremezlik nedeniyle şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davacı vekili 09/02/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaralanması sebebiyle oluşan daimi ve geçici maluliyet nedeniyle şimdilik 100,00-TL maddi tazminat talep edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı aleyhine açılmış olunan davada dava dilekçesinde müvekkilinin yaralanması sebebiyle oluşan maluliyetten kaynaklı geçici ve daimi iş göremezlik nedeniyle talep edilen 100,00-TL maddi tazminatı 500.000,00-TL'ye yükselterek tazminat miktarının bedelini arttırdıklarını, olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekili 27/02/2024 havale tarihli açıklama dilekçesinde özetle; dava ilk açıldığında müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde malul kalması nedeniyle şimdilik 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminat olarak açtıklarını, bedel artırım dilekçesinde artırılan kısmın yalnızca sürekli iş göremezlik taleplerine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde 50,00 TL olarak talep edilen sürekli iş görmezlik taleplerini poliçe limiti tamamı olan 500.000,00 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştirler.
Davacı vekili 19/03/2024 tarihli kısmi feragat dilekçesinde özetle; dosyanın sürüncemede kalmaması adına sadece geçici iş göremezlik alacağında feragat ettiklerini, daimi iş göremezlik yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle (SAVUNMA); müvekkil sigorta şirketine usule uygun başvuru yapılmadığını, dava ön şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağına göre kazının oluşumunda sigortalı aracın kusurunun bulunmadığını, davacının kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerini sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, tazminat sorumluğunu kabul etmemekle müvekkil şirketin sorumluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, davacının kalıcı iş göremezlik zararının oluşmadığını, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, aylık bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, ödeme yapıldı ise mahsup edilmesi gerektiğini, davacının tüm zararının (poliçe limitleri dahilinde) müvekkil şirket tarafından giderildiğini, arabuluculuk son tutanağında yazılı olmayan uyuşmazlık konuları hakkında davanın reddi gerektiğini, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz talebinin hukuka uygun olmadığını, tazminat sorumluğunu kabul anlamına gelememekle birlikte temerrütün tespitinde usule uygun başvuru yapılmadığının da gözetilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrütün tespitinde usule uygun başvuru yapılmadığının da gözetilmesi gerektiğini kabul anlamına gelmemek kaydı ile şayet bir tazminata hükmedilecekse dava tarihinden itibaren faizin yasal faiz olarak tespiti gerektiğini, müvekkil aleyhine açılan haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 03/06/2022 tarihinde yaya olan davacı ile dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ve davalı tarafından sigortalanan ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığı, mahkememizce dava konusu kazada tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla ATK'dan, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan ve İTÜ Trafik kürsüsünde görevli bilirkişi heyetinden raporlar aldırıldığı, düzenlenen raporlarda sürücü ...'in %85 oranınında kusurlu olduğu, yaya ...'ün %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve ayrıntılı, gerekçeli olan işbu kusur raporlarının mahkememizce hükme esas alındığı, yine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının sürekli maluliyetinin %12 olduğunun, iyileşme süresinin ise kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, alınan kusur ve maluliyet raporları doğrultusunda aktüerya bilirkişi tarafından TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi tazminat miktarlarının hesaplandığı ve mahkememizce ayrıntılı, gerekçeli olan işbu raporunun hükme esas alındığı, sigortalı araç sürücüsünün %85 oranındaki kusur durumu nazara alındığında davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 38.332,85 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 1.502.209,98 TL olarak tespit edildiği, davalı tarafa yapılan başvuruya istinaden tespit edilen temerrüt tarihine göre faiz başlangıç tarihi belirlenerek ve geçici iş göremezlik tazminatı talebinden feragat edilmesi nedeniyle poliçe teminat limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı kalarak" gerekçesiyle " DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 1-Poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak 500.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 13/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin feragat nedeniyle REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kazaya ilişkin maluliyetin usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmediğini, bu nedenle mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, 04.03.2022 tarihinde güncellenen listede Sağlık Bakanlığı Hastaneleri ve Üniversite Hastanelerinin sıralandığını, ancak Söz konusu kazanın oluş tarihi ve kişinin yaşı göz önünde bulundurulduğunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanması gerektiğini aldırılan raporun usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada başvurucunun 65 yaşında emekli olacağının kabul edilerek hesaplama yapıldığını, ancak bu hususun hatalı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca başvurucunun 60 yaşında emekli olacağının kabul edileceğini ve 60 yaşından itibaren pasif dönem hesaplaması yapılması gerekmekte iken yerel mahkemece hakkaniyete aykırı olarak rapor kabul edilerek davacının sebepsiz zenginleşmesine mahal verildiğini, davacının kusur durumlarının usul ve yasaya uygun olarak belirlenmediğini ve raporlar arası çelişkinin giderilmediğini, müvekkili şirketin işbu dava öncesi temerrüde düşmediğinden nitekim müvekkili şirkete yapılan usulüne uygun bir başvurudan söz etmenin mümkün olmadığını, faize hükmetmenin hakkaniyete aykırı bulunduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince davacının dava açma hakkı bulunmadığından davanın usulen reddinin gerektiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 . Maddesi gereğince Genel Şartlarda belirtilen tüm evrakların Sigorta Şirketine iletilmek sureti ile yapılan başvuruların, 15 gün içerisinde sonuçlandırılmaması halinde dava ve tahkime başvurulabileceğinden; eksik evrakların iletilmemiş olmaması sebebi ile dava yoluna başvurulması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu 312/2, 327/1 ve 329/1 maddeleri gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinden sorumluluğumuz olmayacağı gibi tazminat alacağı muaccel hale gelmediğinden müvekkili kurumun temerrüde düşmesi de söz konusu olmadığından asıl alacağa faiz işlemeyeceğini, belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile, 03.06.2022 tarihinde yaya konumunda bulunan müvekkiline çarptığını, kaza nedeniyle müvekkilinin vücudunda kırıklar, çatlaklar ve doku zedelenmelerinin olduğunu, müvekkilinin infaz koruma memuru olarak görev yaptığını, iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaatta bulunduklarını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmanın sağlanamadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan araç sürücüsünün kusurlu olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla daimi ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, yargılama aşamasında sunmuş olduğu bedel artırım dilekçesinde, müvekkilinin yaralanması sebebiyle oluşan maluliyetten kaynaklı geçici ve daimi iş göremezlik nedeniyle talep edilen 100,00-TL maddi tazminatı 500.000,00-TL'ye yükselterek tazminat miktarının bedelini arttırdıklarını, 27.02.2024 tarihli açıklama dilekçesinde, bedel artırım dilekçesinde artırılan kısmın yalnızca sürekli iş göremezlik taleplerine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde 50,00 TL olarak talep edilen sürekli iş görmezlik taleplerini poliçe limiti tamamı olan 500.000,00 TL'ye yükselttiklerini bildirdiği, 19.03.2024 tarihli dilekçesi ile geçici iş göremezlik alacağında feragat ettiklerini, daimi iş göremezlik yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davalı sigorta şirketine usule uygun başvuru yapılmadığını, kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda sigortalı aracın kusurunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, davalı şirketin sorumluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz talebinin hukuka uygun olmadığını, ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile Poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak 500.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 13.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin feragat nedeniyle reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yargılama sırasında kazanın oluşumunda taraflara atfedilecek oransal kusurun tespitine yönelik, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı, ATK raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunması ve rapora karşı itirazların değerlendirilmesi yönelik Adli Tıp Grup Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu ve İTÜ Trafik Kürsüsü’nden bilirkişi raporları alındığı, sözü edilen raporların tümünde sigortalı ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'in %85 oranında asli derecede kusurlu olduğu, müşteki yaya ...'ün %15 oranında tali kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu maluliyetin tespitine yönelik alınan, İstanbul Adli Tıp ... İhtisas Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 22/..../2023 tarihli maluliyet raporunda, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %12 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, kişinin sürekli ya da geçici süreyle başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporundaki kusur tespitinin benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacının kazadaki yaralanmalarından kaynaklanan kalıcı maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunu, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun biçimde ve kazadaki yaralanma ile illiyet bağı içinde bulunan durumları irdelemek suretiyle değerlendiren uzman bilirkişi heyeti raporundaki maluliyet oranının benimsenmesinin yerinde olduğu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 34.155,00-TL harçtan başlangıçta alınan 8.538,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.