T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1213
KARAR NO : 2025/809
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2022 (Karar)
NUMARASI : 2019/87 Esas, 2022/317 Karar
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili, davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile kayıtlı bulunan ... plaka numaralı aracın, ...'ın sevk ve idaresinde, 18/10/2017 günü, ...Caddesi ... istikametinden ... Hastanesi istikameti yol yapımı dolayısıyla kapalı olduğundan dolayı, sürücünün bölünmüş yolun ters istikametine indiği esnada karşıya geçmekte olan...'a çapması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/... Soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre sürücünün KTK 84/B bendi ihlali nedeniyle asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kaza sonra ameliyat olduğunu, 4 ay evde yatarak istirahat verildiğini, vücuduna platin ve vidaların takıldığını, kaza esnasında yüzünde oluşan izin geçmediğini ve kalıcı bir hal aldığını, kaza nedeniyle sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumsuz sonuçlandığını, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 2.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz başlangıç tarihi olarak haksız fiili tarihi 18/10/2017 tarihinin hükme alınmasını, aksi halde davalı şirket temerrüt tarihinin hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesi ile; 85.003.63 TL asıl alacağın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, davacı tarafın geçici iş görmezlik kaybı talebinin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğü giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları geçici iş görmezlik tazminat taleplerinin sağlık giderleri kapsamında kabul ederek açıkça teminat kapsamı dışında bıraktığını, poliçe tanzim tarihinin 09.06.2015 ve dava konusu kaza 15.11.2015 tarihinde meydana gelmiş olduğu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartları A-5 b bendi uyarınca teminat kapsamında olmadığını, davacının tedavi süresince ihtiyaç duyacağı bakıcı gideri yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenlerle KTK 97. madde gereği yerine getirilmesi icap eden sigorta kuruluşuna başvuru şartı, davacı tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle, HMK 115/2 maddesi gereği davanın usulden reddine karar verilmesini davayı kabul anlamına gelmemek koşulu ile kusur durumunun tespiti için dosyanın ceza dosyası ile birlikte adli tıp kurumu ihtisas dairesine gönderilmesine, özür oranının tespiti için dosyanın adli tıp ihtisas dairesine gönderilmesine, dosyanın tüm bu eksiklikler tamamlandıktan sonra zararın oluşup oluşmadığı ve var ise ne kadar olduğunun tespiti için aktüer bilirkişiye gönderilmesini, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine de hükmolunmamasını, hükmolunması halinde müvekkili şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince, " Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre tespiti yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir.
Davacının kusuruna ilişkin Mahkememiz'ce yapılan değerlendirmede, 28.11.2019 tarihli adli tıp kusur raporunda, kaza yeri öncesinde bölünmüş yolun bir bölümü kapalı olduğundan, diğer bölümüne çalışma yapan kurum tarafından araçlar yönlendirilmiş ise, yaya ...'un %75 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'in ise %25 oranında kusurlu olduğu, ancak sürücü kendi inisiyatifi ile diğer bölüme geçmiş ise, sürücü ...'in %60 oranında, yaya ...'in %20 oranında, çalışma yapan kurumun ise %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 28.05.2020 tarihli adli tıp raporunda ise, sürücü ...'ın ifadelerinden hareketle, sürücünün bölünmüş yolun gideceği istikametinin çalışma nedeniyle kapalı olmasından dolayı, bölünmüş yolun diğer istikametine diğer araçlarla birlikte geçtiği bu kazanın oluşumunda sürücü ...'in %25 oranında kusurlu olduğu, yaya ...'in de, yolun her iki tarafındaki trafik akışını dikkate alması gerekirken bu hususa riayet etmediği ve %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının tanık olarak gösterdiği ve araç sürücüsü olan ...'ın Mahkememiz'ce alınan ifadesinde, bölünmüş yolun kendi istikametindeki tarafta yol çalışması olduğunu, trafiğin bölünmüş yolun diğer kısmından iki yönlü olarak aktığını, yol çalışması olan kısımda iş makinesinin çalıştığını, bu nedenle buranın kapalı olduğunu ve önündeki araçlarında diğer şeritten yola devam ettiklerini beyan etmiştir. Davacının tanık olarak gösterdiği sürücünün beyanından da anlaşılacağı üzere sürücü kendi inisiyatifi ile bölünmüş yolun karşı tarafına geçmemiş, yolun kendi istikametindeki kısmında iş makinesi olması nedeniyle yol kapalı olduğundan, önündeki araçlar ve trafik diğer yönden devam ettiğinden sürücüde o yöne doğru girmiştir. Hal böyle iken sürücünün kendi inisiyatifi ile bölünmüş yolun diğer kısmına geçmediği anlaşıldığından %25 oranında kusurlu olduğu ve yayanında %75 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet raporu ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 26.563,63 TL maddi tazminatın 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davanın kısmen kabulü ile; 26.563,63 TL maddi tazminatın 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur durumunun tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden temin edilen 28.11.2019 tarihli rapor da kusur durumu. nolu değerlendirmede: sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, . nolu değerlendirme de sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %60 oranında kusurlu olduğu, ...'un %20 oranında kusurlu olduğu, kazanın meydana geldiği yolda çalışma yapan ilgili kuruluşun %20 oranında kusurlu olduğu yönünde bilirkişi kanaatini bildirir rapor düzenlendiğini, önemle dikkat edilmesi gereken hususun yol yapım çalışmasını yapan belediye görevlilerince yapılan bir yönlendirmenin olmadığını, davalı araç sürücüsünün ve diğer araç sürücülerinin tamamen kendi inisiyatifi ile yolda ilerlediklerini, sonradan tanzim edilen Adli Tıp Kurulu raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, yapılan itiraz üzerine kanaat bildirir sonraki tarihli Adli Tıp raporu hazırlanırken davalı sürücünün beyanı esas alınarak hazırlandığını, dava dışı sürücü ...'ın 20/10/2021 tarihli duruşmada vermiş olduğu beyanından da anlaşılacağı üzere kazanın meydana geldiği yerde yol çalışması yapıldığını, yol yapım çalışması yapan belediye ve diğer kurumların trafiği diğer şeride yönlendirecek şekilde uyarıcı işaret koymadığının dile getirildiğini, Adli Tıp Kurumu'nun 28/05/2020 tarihli raporunun hükme esas almayacağını, 28.11.2019 tarihli ilk rapor da dile getirilen 2 nolu değerlendirme de kaza yeri öncesinde bölünmüş yolun bir bölümü kapalı olduğundan diğer bölümüne çalışma yapan kurum/kuruluş tarafından araçlar yönlendirilmemiş ise sürücü kendi insiyatifi ile girmiş ise sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %60 oranında kusurlu olduğu, davacı Yaya...'un %20 oranında kusurlu olduğu, kazanın meydana geldiği yolda çalışma yapan ilgili kuruluşun %20 oranında kusurlu olduğu yönünde bilirkişi kanaatini bildirir rapor sunulduğunu, sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %60 oranında kusurlu olduğu şeklindeki değerlendirmenin yerel mahkemece dikkate alınarak sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurmasının hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat davasıdır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olayda; 18.10.2017 günü sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile orta refüj üzerinden gelerek karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya...'a çarpması sonucu meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş, davacının iş gücü kaybı Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre %8 olarak belirlenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 26.563,63 TL maddi tazminatın 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılması ve kazaya ilişkin kusur durumunun değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.