T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1616
KARAR NO : 2025/702
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2020 (Karar)
NUMARASI : 2019/128 Esas, 2020/235 Karar
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilince davalı tarafa mal ve hizmet verilmesi karşılığında 25/04/2011 tarihinde 17.110,00 TL değerinde fatura kesildiğini, davalı tarafın faturadaki borcu ödememesi sebebiyle 03/07/2014 tarihinde Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2014/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, söz konusu takibe ilişkin ödeme emrinin 15/07/2014 tarihinde borçluya tebliğ edildiğini ve borçlunun mütemerrid duruma geldiğini, alacaklarının ödenmesi amacıyla taraflarınca 15/02/2019 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak olumlu bir sonuç elde edilmediğini beyanla 17.110,00 TL'lik alacaklarının 15/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek kanunu adi faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince, "Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı tarafa mal ve hizmet verilmesi karşılığında 25/04/2011 tarihinde 17.110,00 TL değerinde fatura kesildiği, davalı tarafın faturadaki borcu ödememesi nedeniyle, davalının belirtilen fatura nedeniyle borçlu olduğunun tespitine yönelik mahkememizde alacak davası açıldığı, davacı tarafça belirtilen faturada yer alan mal yada hizmetin davalı tarafça teslim alındığına ilişkin dosya içerisine her hangi bir delil sunulmadığı, tek başına fatura kesilmesi durumunun borç doğurmaya yeterli olmadığı, ayrıca davacı tarafa yemin deliline dayanması nedeniyle; usulüne uygun yemin metnini hazırlaması için tanınan süreye rağmen sunulan metnin usulüne uygun bir yemin metni olmadığı, dosyada toplanan delillerin davacının iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı" gerekçesiyle "Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hiçbir açıklama yapılmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yemin metnini hazırlamanın hakimin görevi olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından tarafça yemin teklifi edilmesi istenilen hususları göz önüne alınarak davalı tarafa yemin ettirilmesi gerekirken tüm bu hususların göz ardı edilip somut bir gerekçe dahi belirtilmeden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava; fatura alacağının tahsili amacıyla açılan alacak davasıdır.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
2-) Her ne kadar ilk derece mahkemesince davacının usulüne uygun yemin metni sunmadığı ve dosyadaki delillerin davacının iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı gerekçe gösterilerek dava esastan karara bağlanmış ise de davacı vekili tarafından verilen süre dahilinde yemin metninin dosyaya sunulduğu, mahkemenin yemin metnine bağlı olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkimin, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabileceğinden ilk derece mahkemesince eksik incelemeye dayalı verilen karar yerinde görülmemiştir.
3-) Mahkemece yapılması gereken varsa eksik görülen noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak ve yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları bizzat hazırlayıp sormaktan ibarettir.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların davacıya iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 09/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.