T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/82
KARAR NO : 2025/377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2022 (Karar)
NUMARASI : 2015/... Esas, 2022/529 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl dava dosyasına ilişkin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; işletmecisinin... Ticaret A.Ş, trafik sigortacısı ... Sigorta A.Ş olan ...plakalı kamyonetin sürücüsünün kusuru ile ... plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ... plakalı römorka arkadan çarpması sonucunda ...plakalı araçta seyahat eden müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin hayati tehlike atlattığını ve hayatını başkalarının yardımı ile devam ettirdiğini tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı... Ticaret A.Ş'den tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dosyasına ilişkin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 20/01/2015 tarihinde meydana gelen kazada müvekkil, ...plaka numaralı araçta yolcu sıfatı ile hareket halinde iken bu aracın ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plaka nolu römorka çarpması neticesinde ağır bir biçimde yaralandığını, ... plakalı aracın sürücüsü ... ve araç sahibi ise ... isimli kişi olduğunu, ... plakalı araç için davalı ... şirketine ilgili mevzuatlar uyarınca usulüne uygun bir şeklide gerekli başvuru yapıldığını, ayrıca müvekkilin zararına istinaden arabulucu başvurusu da yapılmış ancak anlaşma sağlanamadığını, yaşanan kaza nedeni ile ...plaka numaralı aracın kusuru nedeni ile dava açılmış olup halihazırda Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/... Esas sayılı dosya ile yargılamanın devam ettiğini, anılan dosyada belirtilen kazaya ilişkin tüm evrakların mevcut olduğunu, maluliyet raporu aldırmak üzere ek rapor için ATK'ya gönderildiğini, kusur raporunun aldırıldığını, bilirkişi raporları çerçevesinde tam olarak tespit edilmesine kadar HMK 107/2 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL'ye kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz de dikkate alınarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca müvekkilin manevi anlamda yaşadığı sıkıntılar dikkate alındığında 30.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz de dikkate alınarak davalı ... ve ...'tan tahsilini ve mahkememizin 2015/... Esas sayılı davası ile birleştirilmesini dava ve talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin 06/11/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini toplam 145.410,72-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Asıl davada davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. (... Ticaret A.Ş) vekili asıl dava dosyasına ilişkin cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine ...plakalı aracın işleteninin müvekkili şirketin olmadığı, hatır taşıması bulunduğunu ve davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu ve tüm bu açıklanan nedenler neticesinde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Asıl davada davalı ... (...) Sigorta A.Ş vekili asıl dava dosyasına ilişkin cevap dilekçesinde özetle; Dava konusunun iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düşmediğini, sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Asıl dava dosyasında davalı... A.Ş kendisinin kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, dava dışı...ile imzalanan sözleşme ile taşıt sahibinin 3. Kişilere verilecek zararlardan sorumlu olacağına ve trafik kazası gibi nedenlerle açılacak davlar nedeniyle doğacak tüm zararları gidereceğine dair anlaşma imzalandığını beyan etmiştir. 2918 sayılı KTK'nun 3. Maddesinde işleten sıfatı tanımlanmış olup; buna göre işleten ''Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.'' olarak tanımlanmaktadır. Davalı şirket tarafından sunulan tarihsiz kira sözleşmesine göre ...plaka sayılı aracın...tarafından... Paket Servisi A.Ş'ye kiralandığı, bu şekilde aracın davalı şirkete hizmet eder şekilde tahsis edildiği, kira sözleşmesinin süresinin 1 yıl olarak belirlendiği görülmektedir. Yukarıda belirtilen yasa maddesinde de belirtildiği üzere aracın uzun süreli kiralanması, ariyet veya rehin gibi hallerde işleten sıfatının kiracıya, ariyet alana ve rehin alan kişiye ait olduğu açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda kazaya karışan aracın 1 yıl süreyle davalı... Paket Servisi A.Ş'ye kiralanması nedeniyle işleten sıfatının bu davalı firmaya ait olduğu sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar davalı... A.Ş vekili, aracı kiralayan davalı şirket ile kiraya veren arasındaki sözleşmede taşıt sahibinin, sürücünün 3. Kişilere vereceği zararlardan sorumlu olduğunu her türlü yasal yükümlülüğün taşıt sahibine ait olduğunun kararlaştırıldığını, bu nedenle sorumlu bulunmadıklarını beyan etmiş ise de; taraflar arasında akdedilen bu sözleşme hükmü, sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup 3. Kişilere karşı ileri sürülemeyecektir. Bu nedenle davalı... A.Ş'nin işleten sıfatıyla meydana gelen kazada sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacıda kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen rapora göre, davacıda %15,2 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Mahkememizce alınan aktüerya hesap bilirkişi raporunda davacının sürekli maluliyet oranı %15,2 olarak dikkate alınmış ve buna göre hesaplama yapılmıştır.
Mahkememizce davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup; bilirkişi tarafından sunulan 28/10/2019 tarihli raporda davacının 145.410,72 TL tutarında maddi zararının bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bu rapor sonrasında davasını ıslah ederek maddi tazminat talebini 145.410,72 TL'ye çıkarmıştır. Dosyaya sunulan bu raporda PMF1931 yaşam tablosunun kullanılması nedeniyle, davacının geliri üzerinden yine davacıda oluşan geçici ve sürekli maluliyet oranlarına göre TRH2010 yaşam tablosu verileri üzerinden hesaplama yapılması amacıyla dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş ve düzenlenen raporda davacının 13.800,33 TL tutarında geçici iş göremezlik zararının bulunduğu, 255.002,98 TL tutarında sürekli iş göremezlik zararının oluştuğu belirtilmiştir. Asıl dava açısından davalılar meydana gelen bu zararın kusur oranlarına isabet eden %90 oranında sorumludurlar. İşbu davanın açılması sonrasında 01/05/2016 tarihinde SGK tarafından davacıya 87.068,00 TL tutarında ödeme yapıldığı mahkememize bildirilmiştir. Davacının davasını ıslah ederek maddi tazminat talebini 145.410,72 TL'ye çıkardığı da göz önünde bulundurularak dava tarihinden sonra SGK tarafından 87.068,00 TL tutarında yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye zararının 58.342,72 TL olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle 58.342,72 TL'nin asıl dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Yargılamanın devamı sırasında davacı vekili birleşen dosya yönünden davalı ... şirketi ile anlaştıklarını, sigorta şirketinin poliçe limiti oranında ödeme yaptığını belirterek birleşen davada maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir. Bu nedenle mahkememizce birleşen 2020/... esas sayılı dosyada maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Meydana gelen kazada davacının kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacıda %15,2 oranında maluliyetin oluştuğu, davacıda oluşan maluliyetin yaşamı boyunca devam edebileceği ve yaşam fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyeceği, bu haliyle kazada davacının yaralanması nedeniyle iç dünyasında elem ve ızdıraplar yaşadığı, davacının iç dünyasında oluşan bu huzursuzluk, elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi amacıyla manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmakla tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranları, davacıda oluşan maluliyetin derecesi dikkate alınarak davacının asıl dava ve birleşen davada manevi tazminat talebinin kabulü ile 65.000,00 TL tutarında manevi tazminatın asıl dava yönünden davalılar... Paket Servisi A.Ş'den, birleşen dava yönünden 15.000,00 TL tutarında maddi tazminatın ... ve ...'tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Yargılamanın devamı sırasında davacı tarafın talebi üzerine mahkememizce 24/11/2020 tarihli ara karar ile 6098 sayılı Borçlar Kanunun 76. Maddesi uyarınca 50.000,00 TL tutarında maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa geçici olarak ödenmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı... Paket Servisi A.Ş'den alınarak, davacıya geçici olarak ödenmesine karar verilmiş olup; mahkememizce kurulan hükümde davacı tarafa yapılan bu geçici ödeme tutarlarının toplam tazminat tutarlarından mahsubuna karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "
A: Asıl dosya yönünden
1-Davacının maddi tazminat davasının kısmen KABULÜ ile;
58.342,72 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... şirketi yönünden 15/05/2015 tarihinden, davalı... Paket Servisi San ve Tic A.Ş yönünden 20/01/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletimesine, fazlaya dair talebin reddine
2-Davalılar tarafından TBK'nun 76. Maddesi kapsamında 04/12/2020 tarihinde yapılan 50.000,00 TL tutarındaki geçici ödemenin TBK'nun 76/2 maddesi uyarınca toplam tazminat miktarından mahsubuna,
3-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen KABULÜ ile; 65.000,00 TL manevi tazminatın 20/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı... Paket Servisi San ve Tic A.Ş'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı tarafından TBK'nun 76. Maddesi kapsamında 23.12.2020 tarihinde yapılan 50.000,00 TL geçici ödemenin TBK'nun 76/2 maddesi gereğince tazminat miktarından mahsubuna, fazlaya dair talebin reddine,
B: Birleşen 2020/... Esas sayılı dosya yönünden
1-Davacının maddi tazminat davasının feragat nedeniyle REDDİNE
2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; 15.000,00 TL manevi tazminatın 20/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dava davacısı vekili, asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve asıl davada davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Asıl ve birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; son bilirkişi raporunda müvekkilinin zararının 268.803,31-TL olduğunun tespit edildiğini, mahkemece bu miktar dikkate alınmadan daha önce yapılmış olan tespite göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, beden güzü kaybı zararının hesaplanmasında rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen verilen nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zararının ise bilinen son gelir nazara alınarak her yıl %10 oranında artırılarak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanması gerektiğini, davanın 8 yıldır devam ettiğini, dava açılırken talep edilen manevi tazminat miktarlarının paranın satın alma gücündeki zayıflama ve ülkedeki yüksek enflasyonda eridiğini, bu hususlara rağmen manevi tazminat yönünden kısmi kabul kararlarının da müvekkilinin manevi zararlarını gidermekten uzak kaldığını ve hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen dava davalısı ... Sigorta A.Ş. yönünden ödeme yapıldığından bahisle sulh olunduğunu ve feragat nedeniyle adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verildiğini, tazminat hesaplamasında ... Sigorta A.Ş.'nin ödeme miktarının tespit edilmesi, yapılan ödemlerin tüm zararı karşılayıp karşılamadığının araştırılması ve şayet tüm zarar karşılanmış ise hesaplanan tazminatlardan ... Sigorta A.Ş.'nin ödemiş olduğu miktar mahsup edilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kazaya karışan diğer aracın kusuru hakkında ... Sigorta A.Ş. hakkında açılan davadan ödeme nedeniyle feragat edilmiş olmasına rağmen tazminat hesaplamasının müvekkil şirket yönünden %100 kusur oranı esas alınarak hesaplandığını, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına göre tazminat belirlenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, SGK tarafından ödenen ve rücu edilen 12.795,85-TL'lik geçici iş göremezlik tazminatının mahsup edilemeden toplam maddi tazminata hükmedilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, bu nedenle kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılmadığını, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılamasının eksik olduğunu, ATK raporlarında 2008 tarihli yönetmelik hükümlerine göre tespitler yapıldığını, ancak kaza tarihinde söz konusu yönetmeliğin yürürlükte olmadığını, sakatlık oranına ilişkin raporların çelişkili olduğunu, farklı üst kurullar tarafından aynı arazlar için farklı oranlar belirlenmesinin çelişkili olduğunu, bu raporlar dayanak alınarak kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne yüklenen kusur oranının olması gerekenden yüksek olduğunu, asli ve tali kusur ayrımında diğer araç sürücüsünün tali kusuru için en az %25 oranı belirlenmesi gerekirken kusurun rakamsal dağılımlarının ATK tarafından hazırlandığını, sigortalı araca yüklenen %90 oranındaki kusur oranının olması gerekenden yüksek olduğunu, dava açmak için başvuru ön şartının yerine getirilmemesine rağmen dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmanın hatalı olduğunu, başvuru şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz ile sorumlu tutularak aleyhe hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, tazminat hesaplamasında TRH 2010 bakiye yaşam süresinin teknik faiz %1,8 devre başı ödemeli rant hesaplama tekniği ile hesaplama yapılmadığını, TRH 2010 bakiye yaşam tablosunun prograsif rant hesaplama tekniğinde kullanılmasının hatalı olduğunu, BK'nın 76. maddesi uyarınca geçici ödeme tutarının toplam tazminat miktarından mahsubuna şeklinde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Asıl davada davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikat sırasında ısrarlı bir şekilde ileri sürdükleri beyanları, itirazları ve delillerinin dikkate alınmaksızın karar verildiğini, iş bu dilekçede belirttikleri ve mahkemece sorumluluk ve tazminatın belirlenmesinde dikkate alınan delillerin denetime elverişli olmadığını, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, mahkemece 2 defa sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verilmiş olmasına rağmen bu ara kararlarından dönerek yeniden tahkikat işlemlerine devam edilmiş olmasının mahkemenin özensiz bir şekilde tahkikatı yürüttüğünün, beyan ve itirazlarını dikkate almaksızın bir an önce dosyayı karara çıkarma gayretinde olduğunun bir göstergesi olduğunu, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, kazaya karışan ...plaka sayılı aracın işleteninin müvekkili şirket olmadığını, kaza anında aracın fiilen müvekkil şirketin ya da çalışanının kullanımında olmadığını, sadece müvekkil şirketin işlerinin yürütülmesi için kira sözleşmesi kapsamında faaliyet gösterdiğini, araç sürücüsünün de müvekkil şirket çalışanı olmadığını, kazaya karışan aracın tüm bakım, onarım, sigorta, yakıt ve sair giderlerinin müvekkil şirkete ait olmaıdğını, bu hususta da herhangi bir sorumluluk yükletilmesinin mümkün olmadığını, işletenin 3. kişilere vereceği zarardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, tüm bu nedenlerle müvekkili şirkete maddi tazminat talepleri yönünden husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, cevap dilekçelerinde belirttikleri savunmalarına ve taleplerine itibar edilmemiş olmakla hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, kazaya karışan araca yönelik olarak somut olaya ilişkin tüm şartların yeterince araştırılmadığını, kazaya karışan 3. kişiye ait araç ve sürücünün müvekkil şirket çalışanı olmadığını ve bu olayın bir iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğine dair beyan ve taleplerine karşın bu hususta yerel mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, davacının kazaya karışan araçta buluna nedeninin açıklığa kavuşturulmadığını, sözleşme uyarınca müvekkili şirkete ait emtiaların taşındığı araçta şoförden başkasının bulunmasının yasak olduğunu, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığını, zira hatır taşıması olması halinde hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 26/05/2017 tarihli raporunun denetime elverişli olmadığını, davacının mesleği belirtilmediğinden varsayıma dayalı bir hesaplama yapıldığını, meslekte kazanma gücü kaybının %8,2 olarak belirlendiğini, bu durumun kabul edilebilir olmadığını, bu yöndeki eksiklik giderilmeden eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, meslek grubunun belli olmamasının zaten hesaplanan oranları da anlamsız kılmakla birlikte hesap sonucu elde edilen oranın hatalı olduğunu, raporda baz alınan tarihin ne olduğunun yer almadığını, tarihin meslekte kazanma gücünden kayıp oranını etkileyeceğini, bu nedenle raporu kabul etmediklerini, Gr oranlarından hangisinin hangi sakatlık için baz alındığının belli olmadığını, 2015 yılındaki evrak üzerinden inceleme yapıldığından varılan sonucun hatalı olduğunu, zira kırığın iyileşme ihtimalinin yüksek olduğunu, beyan ve itirazlarının aksine ATK 2. Üst Kurulu tarafından tanzim edilen 05/02/2019 tarihli raporunda bu defa meslekte kazanma gücü kaybının %15,2 olduğunun rapor edildiğini, bu raporun da denetime elverişli olmadığını, 15/01/2019 tarihli ara karar ile davacının ATK'da hazır edilmesi suretiyle rapor alınmasına karar verildiğini, ancak 05/02/2019 tarihli raporun davacı hazır olmaksızın dosya ve evrak üzerinden yapılan inceleme neticesinde hazırlandığını, ara karara aykırı düzenlenen raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, aynı belgeler üzerinden inceleme yapılmasına rağmen her iki rapor arasında çelişki olduğunu, bu çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 23/..../2020 tarihli raporunun hatalı ve yanlış değerlendirme ile tanzim edildiğini, maktul ...'un %90 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, emniyet şeridinde durması gerekirken durmaması gereken yerde park halinde duran sürücü ...'ın hangi mantıkla %10 gibi düşük bir oranda kusurlu kabul edildiğinin izaha muhtaç olduğunu, aynı Dairenin 11/01/2016 tarihli raporunda ise maktul ...'un tali kusurlu, diğer sürücü ...'ın ise asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesinin talep edildiğini, bu deva aynı Daire'nin 24/05/2021 raporunda 23/.../2020 tarihli ikinci raporda belirtilen kanaatlerde bir değişiklik olmadığını, bu hali ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemiş olduğunu, dosyanın ihtisas dairesince genişletilmiş uzmanlar heyetince yeniden değerlendirilmesi gerekirken bu yöndeki itiraz ve beyanlarının dikkate alınmadığını, çelişkiler giderilmeksizin ortaya çıkan kusur oranının tazminat hesabında dikkate alındığını, dosyada mevcut evrakların 2015 yılına ait olduğunu, 2015 yılındaki raporlarla 2021 yılında iş ve güçten kalmanın hesaplanması kabul edilebilir olmadığını, davacının ısrarla ATK'nın muayenesinden kaçmasının anlaşılabilir ya da kabul edilebilir olmadığını, mahkemece bir tedbir alınmaksızın rapor tanzimine müsaade edildiğini, kabul etmemekle birlikte bir an müvekkil şirketin sorumlu olduğu düşünülürse ve sürücü maktul ...'un asli kusurlu olduğuna kanaat getirilecek ise; gerek davacının 100.000,00-TL'lik manevi tazminat miktarı, gerekse de mahkemece hükmedilen 65.000,00-TL'lik manevi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu, bu noktada manevi tazminatın bir zenginleşme aracı ya da cezalandırma aracı olmadığının gerek yasal düzenlemelerde gerekse de emsal kararlarda açıkça belirtildiğini, ancak hükmedilen manevi tazminat miktarının davacı yönünden zenginleşme aracı, müvekkili yönünden ise cezalandırma aracı niteliğinde olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, asıl dava ve birleşen dava trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, asıl dava yönünden; davacı vekilinin dava dilekçesinde; işletmecisinin... Ticaret A.Ş, trafik sigortacısı ... Sigorta A.Ş olan kamyonetin sürücüsünün kusuru ile çekici ve bu çekiciye bağlı römorka arkadan çarpması sonucunda ...plakalı araçta seyahat eden müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin hayati tehlike atlattığını ve hayatını başkalarının yardımı ile devam ettirdiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, birleşen dosya yönünden; Davacı vekilinin dava dilekçesinde; meydana gelen kazada ... plakalı aracın sürücüsü ... ve araç sahibi ise ... isimli kişi olduğunu, iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davalı... Ticaret A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde ...plakalı aracın işleteninin müvekkili şirketin olmadığını, hatır taşıması bulunduğunu ve davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde; dava konusunun iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düşmediğini, sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, asıl dosya yönünden maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne Birleşen dosya yönünden; maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;
-Mahkemece davacının bedel artırım dilekçesi dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak karar verilmesinin yerinde olmasına,
-Davalı ... (...) Sigorta A.Ş vekili tarafından hatır taşıması definin cevap dilekçesinde ileri sürülmemesine, yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususun istinaf aşamasında ileri sürülememesine, bu haliyle davacı açısından bu hususta usulü kazanılmış hak doğmasına, davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. (... Ticaret A.Ş) tarafından süresi içerisinde dosyaya ibraz edilen cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğu iddia edilse bile davacının kazaya karışan araç içerisinde çalışan olarak seyahat etmesi sebebiyle olayda hatır taşımasının olmamasına,
-Davacının olay sebebiyle maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesine, maluliyetin tespiti için tarafın hazır olmasının zorunlu olmamasına,
-Yargıtay içtihatları ile oluşturulan uygulama birliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün olmaması, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılmasının gerekmesine, (Yargıtay 4. HD 2022/422 E. 2023/5853 K.) bu hususun yerel mahkemece de doğru şekilde kararda değerlendirilmiş olmasına,
-Mahkemece 24.11.2020 tarihli ara karar ile karar verilen geçici ödemenin toplam tazminattan mahsubunun yerinde olmasına,
-Davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş.'nin (... Ticaret A.Ş) kazaya karışan ...plaka sayılı aracı olaydan önce uzun süreli olarak kiraya verdiğini ispat edememesine göre;
Davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili ve davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. (... Ticaret A.Ş) vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
a-6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
"Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece ... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararda mahkemece asıl dava ve birleşen davada manevi tazminat talebinin kabulü yönünde belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında gerek asıl dosyada gerekse birleşen dosyada davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde hüküm oluşturulmuştur. Davacının asıl ve birleşen dosyadaki manevi tazminat talepleri yönünden kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle yerinde görülmemiştir.
b-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince birleşen dosyada davacı tarafa dava tarihinden sonra davalı ...Ş. tarafından yeterli ödeme yapıldığı, davacının bakiye zararının bulunmadığı ileri sürülmüş, mahkemece ödemenin yeterliliği tartışılmaksızın SGK tarafından yapıldığı belirtilen 87.068,00 TL 28.10.2019 tarihli hükme esas alınan aktüer raporunda tespit edilen tazminat miktarından mahkemece mahsup edilerek sonuca gidilmiştir. Oysa ki davalı davalı ...Ş. tarafından yapılan ödeme nedeniyle ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesaplaması yapılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Ödemenin yetersiz olması halinde rapor tarihi itibariyle hesaplama yapılması, yapılan yetersiz ödemeye dava tarihinden sonra ödeme yapılması sebebiyle faiz işletilmeksizin ve hesaplanan miktardan indirilmesi gerekmektedir.
Ancak mahkemece belirtilen şekilde hükme elverişli rapor alınmadan karar verilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri (ödeme tarihindeki asgari ücret vs. gibi) dikkate alınarak hesaplama yapılması, dikkate alınacak verilerin raporda açıkça belirtilmesi. bulunacak tutarlardan kusur sebebi ile gereken indirimler yapıldıktan sonra ortaya çıkan miktar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak ödemenin yeterli olup olmadığının araştırılması; ödemenin yeterli bulunması halinde davacının bakiye zararı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi; şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez mahkemece yazılı olduğu şekilde (asgari ücret yönünden) (Yargıtay HGK 2015/22-1848 E. 2017/628 K. HGK 2014/4-70 E. 2015/1680 K. Yargıtay 4. H.D 2021/2235 E. 2021/8654 K. Dairemizin 2022/1384 E. 2024/764 K. Sayılı kararı) usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak tazminat miktarının hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı ...Ş. tarafından yapılan ödemelere dava tarihinden sonra olduğu için faiz uygulanmayarak hesaplanan tutarlardan mahsup edilmesi, bulunacak tutar yönünden de kusur sebebi ile gereken indirimler yapıldıktan sonra ortaya çıkan miktara karar verilmesinden ibarettir. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 2015/17938 Esas, 2018/12168 Karar sayılı ilamı). Mahkemece bu husus göz ardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
c-İş kazaları ve meslek hastalıkları ile trafik iş kazalarında, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, beden gücü kaybına uğrayan işçiye ve işçinin ölümü halinde haksahiplerine, “iş kazası veya meslek hastalığı sigortası” dalından “gelir” bağlanır. Bu gelirlerin “ilk peşin değerlerinin kusura isabet eden tutarları” hesaplanan tazminattan indirilir. Çünkü Kurum, bağladığı gelirlerden dolayı sorumlulara rücu edecektir.
b)SGK gelirlerinin indirimi ve dolayısıyla Kurum’un rücu hakkı, kaza sorumlusunun işveren veya üçüncü kişi olmasına göre farklı olacaktır.
İşveren sorumlu ise, Kurum’un bağladığı gelirlerin “ilk peşin değerinin kusura isabet eden tutarı” kadar tazminattan indirim yapılır (5510/ m.21, f.1).
Üçüncü kişi sorumlu ise, Kurum’un bağladığı gelirlerin “ilk peşin değerinin kusura isabet eden tutarının yarısı” kadar tazminattan indirim yapılır (5510/ m.21, f.4).
c)İşveren ile üçüncü kişilerin ortaklaşa sorumlu oldukları durumlarda, indirim tutarları farklı olduğundan, her bir sorumlunun ödemekle yükümlü olduğu miktarlar ayrı ayrı hesaplanmalı; ancak bu ayrı ayrı hesaplama, zarar görenlerin, davalıların kusur oranlarına bakılmaksızın, zararın tamamını her birinden isteme hakkını ortadan kaldırmamalıdır (TBK.m.61 ve m.163).
d)İş kazalarında Kurum’un bağladığı “gelir” ile “aylık” birbirine karıştırılmamalıdır. Sigortalının yeterli miktarda prim ödemiş olmasının karşılığı olan “aylıklar” hiçbir biçimde tazminattan indirilmez ve Kurum yönünden rücu konusu olmaz (TBK.m.55).
5510 sayılı Yasa’nın 21. maddesinde; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez.” düzenlemesi getirilmiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/3361 E. 2017/10116 K.)
İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında önemli olan davacı kazalı yada hak sahiplerinin fazla zenginleşmesi değil davalılardan yargılama konusu iş kazası nedeniyle mükerrer yani davalılardan fazladan tahsil olmamasıdır. Bilindiği üzere Kurum(SGK) 5510 sayılı yasa kapsamında sigortalıya veya hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini ve yine kazalının istirahatli kaldığı dönemde yaptığı geçici iş göremezlik ödemesini olayda kusuru bulunan işveren ve üçüncü kişilere rücu edebilmektedir. Burada hemen belirtmek gerekirse Kurumun ilgililerine henüz rücu etmemiş olmasının bir önemi yoktur. Zira Kurum yasal şartlarının varlığı halinde her zaman bu imkana sahip olup rücunun mümkün olmadığı haller yasada belirtilenler ile sınırlıdır. O halde kazalı işçi yada onun ölümü halinde hak sahiplerinin maddi zararları belirlenirken Kurumun kazalı işçi dışındaki kusurlu kişilerden(işveren veya üçüncü kişiler) isteyebileceği sosyal güvenlik ödemelerinin dikkate alınması esas olup böylesi bir değerlendirmenin ne davacı nede davalı yanlar aleyhine olmadığı, mahkemenin kabulü gibi hatalı olarak SGK tarafından davacıya ödenen 87.068,00 TL'nin belirlenen tazminat mahkemece re'sen indiriminin davacı aleyhine netice doğurduğu açıktır. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/17418 E. 2016/859 K.)
Bu durumda mahkemece dosya içerisinde bulunan Erzurum.... İş Mahkemesinin 2018...E. 2024/... K. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davacıya SGK tarafından olay sebebiyle bağlanan gelir yönünden rücu edebileceği peşin sermaye gelirinin 43.534,00 TL olduğu, olayın trafik iş kazası olduğu ve davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin rücuya tabi olduğu ve SGK tarafından yukarıda belirtilen iş mahkemesi dosyasında rücu istekli dava açıldığı ve yine SGK tarafından davacıya 12.795,85 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ve davacıya bağlanan gelirin rücuya tabi peşin sermaye değeri olan 43.534,00 TL dikkate alınmadan hesaplama yapılmış olduğu, bu haliyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dikkate alınarak 5510 sayılı Yasa'nın 21.madde hükmü değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması isabetli olmadığı anlaşılmakla mahkemece davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ve davacıya bağlanan gelirin rücuya tabi peşin sermaye değeri olan 43.534,00 TL hususu da değerlendirilerek (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) ek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde değildir.
d-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır. Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K. Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD 2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)
Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunun belirtildiği, 16.11.2021 tarihli ATK İkinci Üst Kurulu raporunda "... Hastanesinin 21/01/2015 yatış, 16/02/2015 çıkış tarihli, ...yatış protokol sayılı epikrizinde; AİTK sonucu acil serviste değerlendirilen hastanın sağ femur parçalı cisim kırığı ve sol tibia pilon kırığı ön tanılarıyla yatırıldığı; 21/01/2015 tarihinde hastanın genel anestezi altında parçalı femur kırığının redüksiyonun yapılıp kırık hattının fikse edildiği, ardından sol ayak bileği eklemi ve pilon kırığının kapalı redükte edilerek uzunluğunun sağlandığı, 02/02/2015 tarihinde sol pilon ve lateral malleol kırığına açık redüksiyon ve internal fiksasyon uygulandığı," anlaşılmaktadır.
Açıklanan vakıalar karşısında ilk derece mahkemesince KTK'nın 78. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanın takılmadığı ve bu durumun maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, BK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen yöntemine uygun şekilde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387 K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması şeklinde müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.)
e-6098 sayılı TBK'nın 74. Maddesine göre; Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücü ...'un asli kusurlu olduğunun, davalı sürücü ...'ın kusurunun olmadığının belirtildiği, mahkemece yargılama sırasında ATK'dan alınan 23.03.2020 ve 24.05.2021 tarihli bilirkişi raporlarında sürücü ...'un % 90 oranında, davalı sürücü ...'ın % 10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, soruşturma aşamasında ATK'dan alınan 11.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ...'un tali kusurlu, davalı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun belirtildiği, olaya ilişkin olarak ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 11.01.2016 tarihli ATK raporuna göre olayda ...'ın asli kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu, temyiz incelemesinde Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/3259 E. 2021/8923 K. Sayılı ilamında olayda; 11/01/2016 tarihli Adli Tıp Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporu ile ölen ...'un sevk ve idaresindeki kamyonetin hızını yol durumuna göre ayarlamaması sebebiyle tali kusurlu olduğu, sanığın ise çekiciye bağlı römorku, 2,50 metre genişliğindeki banket yerine virajlı ve tehlikeli eğimli yol üzerinde duraklatması sebebiyle asli kusurlu olduğu belirtildiği, hükme esas alınan bu raporun oluş ve dosya kapsamına uygun olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle uyuşmazlığa konu dosyada alınan bilirkişi raporları ile ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında çelişki bulunmaktadır. Mahkemece bu çelişki giderilmeden hüküm tesisi isabetsiz olmuştur. Bu durumda mahkemece, İstanbul ATK Üst Kurulundan önceki ATK raporlarının da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde ATK raporları arasındaki çelişki giderilerek tarafların olaydaki kusur durumunun hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespitine yönelik rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
f-Asıl dosyanın dava tarihinin 15.05.2015, birleşen davanın dava tarihinin 30.10.2020 olmasına rağmen ilk derece mahkemesince gerekçeli karar başlığında asıl ve birleşen davanın dava tarihlerinin hatalı olarak 16.11.2015 olarak belirtilmesinin sehven olduğu düşünülmekle bu hatanın mahkemesince mahallinde düzeltilmesi gerekmektedir.
HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, kararın HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile sair istinaf itirazlarının reddine, davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. vekili ve davacı vekilinin manevi tazminat ilişkin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Asıl davada davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve asıl davada davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine,
2-Kararın kaldırılma sebebi ve şekline göre asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin ve asıl davada davalı... ... Kargo Taşımacılığı A.Ş. vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.