T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/249
KARAR NO : 2025/306
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2019 (Karar)
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babaları ...'ın 17.07.2001 tarihinde dükkan satın almak suretiyle anlaşma yaptığını, muris ...'ın davalı kooperatife 40.000,00 TL ve diğer müvekkili ...'ın da 20.000,00 TL nakden ve defaten ödeme yaptıklarını, ancak davalı taraf bu yerleri müvekkillerine teslim etmediğini taşınmazların adlarına tescilini, ayrıca 5.000,00 TL de kira kaybının oluştuğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL kira alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Tüm dosya kapsamından; Davacı vekilince 26/01/2016 havale tarihli dilekçesinde özetle; müvekkil davacıların 17/07/2001 tarihli anlaşma ile davalı kooperatiften 5 adet daire, 2 adet dükkân alma konusunda anlaştıkları, ...'ın 40.000,00 TL, ...'ın 20.000,00 TL peşin ödeme yaptığını, sözleşmenin kooperatif adına imzalandığı, teslim tarihinin 40 ay olarak belirlendiği, davalı tarafın geçen süre zarfında satın alınan daire ve dükkânları teslim etmediğini beyanla, dükkân ve dairelerin davacılar adına mülkiyetin tespiti tescil, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL kira kaybından kaynaklı dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili talepli dava açıldığı, talimatla alınan 26/06/2019 tarihli bilirkişi rapor ve içeriği gözönünde bulundurularak Kooperatifler Kanunu 23.maddesinde " Tüm ortakların hak ve vecibelerde eşit olacağı... Eşitliğin nispi eşitlik niteliğinde olduğu " peşin ödemeli üye olarak kaydı yapılan ortağın finansman giderlerinden sorumlu olmayacağı, kooperatife ödeme yükümlülüğünün sadece genel yönetim giderlerinden ve alt yapı giderlerinden payına düşen miktarla sınırlı olacağı kabul edilmiş, yine tarafların dayandığı 17/01/2001 tarihli protokol tarihi itibariyle genel kurulca yönetim kuruluna daire satmak konusunda verilmiş bir yetki olmadığı, keza 30/06/2003 tarihli genel kurulda satın alınan kişilerce aidat ödenmemesine dair alınmış bir karar olmadığından, davacıların aidat ödeme yükümlülüklerinin devam etttiği, kooperatife borcu bulunan davacıların tapu tescil, kira kaybı talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından davacıların davasının reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle "Davacı tarafın davasının Reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece peşin ödemeli ortak olma için yönetim kurulunun genel kuruldan bu yönde bir karar alması gerektiği, bu yönde bir karar olsa dahi Kooperatifler Kanunun 23. maddesi uyarınca tüm ortakların hak ve vecibelerde eşi olacağı... maddesine dayanarak davanın reddedildiğini, ancak Kooperatifler Kanunun 8/2. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere kooperatife giriş isteminde kabul yetkisinin yönetim kurulunda olduğunu, yönetim kurulunun ortak olmak isteyenlerin ana sözleşmede gösterilen şartları taşıyıp taşımadıklarını araştırması gerektiğini, bu kapsamda yönetim kuruluna tanınmış bulunan kabul yetkisinin genel kurula devredilmesinin Kooperatifler Kanunun 8/2. maddesi ile bağdaşmayacağını, kaldı ki yapı kooperatiflerinde ortak sıfatının kazanılmasında genel kurulun yetkisinin konut, işyeri ve ortak sayısının belirlenmesi ile sınırlandırıldığını, yönetim kurulunun genel kurul tarafından belirlenen ortak sayısına uygun davranmak şartıyla ortak kabulünde tek yetkili olduğunu, peşin ödemeli ortak kabulünün genel kurul müdahalesine kapalı olan ve yönetim kuruluna ait bir yetki olduğunu, hal böyle iken peşin ödemeli ortak kabulü bakımından genel kurul kararının veya açıkça bu konuda yönetim kuruluna verilecek bir yetki aranmasının kanuna aykırı bir yorum faaliyeti olduğunu, ancak genel kuruldan alınmış bir karar olmamasına rağmen yönetim kurulunca alınmış bir karara istinaden peşin ödemeli ortak olduğunu iddia eden ortaktan uzun süre aidat alınmamasının bu ortağın farklı statüsünün kooperatifçe zımnen kabul edildiği anlamına geleceğini, mahkemece peşin ödemeli ortaklık kabul edilse bile genel kurulca satın alan kişilerce aidat ödenmemesine ilişkin bir karar alınmadığı için aidat borçlarının devam edeceğinin belirtildiğini, Kooperatifler Kanununda açıkça aidat diye bir kavramdan bahsedilmediğini, bunun yerine Kooperatifler Kanunun 27. maddesinde sair ödemlerden bahsedildiğini, sair ödemenin ortaklık payı dışında kalan ve kooperatifin amacını gerçekleştirmeye yönelik bir defalık veya dönemsel ödeme olduğunu, peşin ödemeli ortağın aidat borcundan sorumlu tutulamayacağını, tüm bunlara rağmen mahkemece aidat borcu olduğu bahsinden davalı kooperatiften tescil istenemeyeceğine karar verildiğini, ancak bir ticaret şirketi olan kooperatife ortak kabul edilmekle kişilerin bir ana sözleşmeyi kabul iradelerini gösterdiklerini, ana sözleşmenin ise çifte karakterli bir borç ve organizasyon sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmede karşılıklı menfaatleri ihtiva eden tipik borçlar hukuku sözleşmelerinden farklı olarak ana sözleşmeye borçlar hukukunun genel hükümlerinin istisnasız bir şekilde uygulanmasının mümkün olmadığını, bu sebeple ortak sıfatını kazanan, fakat bazı borçlarını ifa etmeyen bir ortağa karşı kooperatif konut tesliminden imtina edemeyeceğini, kooperatifin ifa edilmeyen borçlar için ancak icra takibi yapabileceğini, Yargıtay kararlarının bu yönde olduğunu, söz konusu taşınmazlar için kira alacağının 5.000,00-TL istendiğini, ancak mahkemece eksik inceleme yapılarak taşınmazların rayiç kira bedelleri için keşif ve bilirkişi hesaplaması yapılmadan dosyanın karara çıkarılarak eksik inceleme yapıldığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, kooperatife ait dairelerin ve dükkanların protokol uyarınca satışına dayalı tapu iptal ve tescil, geç teslim sebebiyle gecikme bedeli istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde müvekkillerinin babaları ...'ın 17.07.2001 tarihinde dükkan satın almak suretiyle anlaşma yaptığını, muris ...'ın davalı kooperatife 40.000,00 TL ve diğer müvekkili ...'ın da 20.000,00 TL nakden ve defaten ödeme yaptıklarını, ancak davalı taraf bu yerleri müvekkillerine teslim etmediğini, ayrıca 5.000,00 TL de kira kaybının oluştuğunu iddia ederek tapu iptal ve tescil ve kira alacağı talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut dava Asliye Hukuk Mahkemesi olarak görülüp karara bağlanmış olmakla genel hükümlere göre görülmekte olup 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi ile (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir.
Davacıların talebi tapu iptal-tescil ve kira kaybına ilişkindir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taraflarca dava konusu taşınmazın değeri belirtilmişse ve taraflar arasında da bu husus ihtilaf konusu değilse davacı tarafan belirtilen değer üzerinden belirlenecek nispi peşin harcı yatırması gerektiği, aksi halde yani davacı tarafça dava konusu taşınmazın değeri belirtilmemişse veya belirtildiği halde taşınmazın değeri taraflar arasında ihtilaf konusu ise mahkemece resen dava konusu taşınmazın değeri bilirkişi marifetiyle tespit edildikten sonra belirlenecek nispi harcı davacı tarafa 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca tamamlatması yasal zorunluluktur.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtildiği üzere dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle tespit edilen toplam değerleri üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanun'un 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra ve bu yapılmamışsa 30. maddesi uyarınca noksan tespit edilen değer üzerinden dava harcı tamamlatıldıktan sonra yargılamaya devam olunması gerekir. Bu hükmün aksine, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılamayacağını öngören aynı Kanun'un 32.maddesine aykırı olarak, davaya eksik harçla bakılması doğru değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş; Dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle tespit edilen toplam değerleri üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü tamamlattırıldıktan sonra yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir.
HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, kamu düzeni yönünden yapılan incelemeye göre, HMK'nın 355 ve 353/1-a/6 maddeleri uyarınca kararın re'sen kaldırılmasına, kaldırma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Yerel mahkeme kararının, dava dosyasının esası incelenmeksizin HMK’nın 355, 353/(1)-a-6. Maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA,
2-Kararın kaldırılma sebebi ve şekline göre davacılar vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Dava dosyasının HMK’nın 355, 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.